İSTANBUL (Medyascope) – Murat Aksoy, CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizini Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a değerlendirdi. Partide yaşanan gelişmelerin yeni bir siyasi kırılmaya yol açabileceğini söyleyen Aksoy, Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreçten habersiz olmasının mümkün olmadığını belirtti. Murat Aksoy, “Kılıçdaroğlu, kurultayı olabildiğince geciktirecektir” dedi.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Murat Aksoy, CHP’deki ‘mutlak butlan’ krizini ve sonuçlarını Medyascope için değerlendirdi.
- Kılıçdaroğlu’nun süreçten haberdar olmadığı mümkün değil, ancak olağanüstü kurultayı geciktirmeye çalışabilir.
- Genel Merkez’in boşaltılmasıyla ilgili tebligatın sabah erken saatlerde gelmesi dikkat çekti.
- Aksoy, mevcut yönetimin olağanüstü kurultayı engelleyebileceğini ve erken seçim ihtimalinin güçlendiğini belirtti.
- Özgür Özel’in durumu kritik, yeni parti seçeneği ciddi şekilde değerlendiriliyor.
Bilmeniz gerekenler
Murat Aksoy, mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Merkezi’nde yaşananları değerlendirdi.
- Mutlak butlan ardından yol haritası: Yeni parti gündemde mi, Özgür Özel ve yönetimi partiden tasfiye edilebilir mi?
- TOMA’ya çıkarak barikatları aşan Özgür Özel: “Yeni Genel Merkezimiz benim Meclis’teki odam”
- CHP’ye polis müdahalesi dünya basınında: “Erdoğan’ın rakiplerine yönelik baskısının son halkası”
Genel Merkezi boşaltma tebligatının sabahın erken saatlerinde geldiğini belirten Aksoy, “Dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleşiyor, ardından bugün saat 12:00’de CHP’den Kemal Bey’e yakın iki isim, Orhan Sarıbal ve Mahir Polat’ın buluşacağı bilgisi geliyor. Tam bunun üzerine sabah saatlerinde ‘Genel Merkezi boşaltın’ şeklinde bir tebligat haberi ortaya çıkıyor. İlginç olan sabah 07:30’da gerçekleşmesi. Biz Türkiye’de 07:30 saatlerini hep gözaltı operasyonlarıyla biliriz. Şimdi böyle olunca insan ister istemez düşünüyor. Demek ki siyasi partilere yönelik müdahaleler de artık sabah 07:30 operasyonlarıyla yapılıyor” dedi.
Kılıçdaroğlu’nun kurultay stratejisi nedir?
CHP’de mevcut yönetim ile Kemal Kılıçdaroğlu ekibi arasındaki ayrışmanın daha da derinleşeceğini söyleyen Aksoy, olağanüstü kurultay ihtimalinin de kolay görünmediğini vurguladı. Aksoy, “Ben öyle görüyorum ki mevcut yönetim bu olağanüstü kurultayı da imza toplansa bile bir hukuki gerekçeyle engelleyebilir. Çünkü artık geldiğimiz noktada gerekçe bulmak çok zor bir şey değil” dedi.
Sürecin erken seçim ihtimalini de güçlendirdiğini söyleyen Murat Aksoy, bu aşamada seçimin sonbaharda gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olmadığını ifade etti.
Aksoy baskın seçim beklediğini söyleyerek, “Bu aşamada Özgür Özel’in ne yapacağı meselesi çok daha önemli. Şu anda hukuki olarak beğensek de beğenmesek de Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bu aşamada grup toplantılarını da Genel Başkan olarak o yapacak” diye konuştu.
Özgür Özel ekibinin parti içinde yalnızca sembolik bir konuma düşebileceğini söyleyen Aksoy, yeni parti seçeneğinin ciddi şekilde değerlendirildiğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu ne hissetmiştir?
CHP Genel Merkezi’nde yaşanan olayları aktaran Aksoy şunları söyledi:
“Üzüntüyle izledim. O partinin etrafının sarılması, kim olduklarını bilmediğimiz, siyah giymiş ve şapka takmış insanların adeta bir koruma gibi oraya gelmesi, bir yanda sivil polisler, bir yanda kim olduğu tam netleşmeyen yapılar ve içeride Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin de olduğu bir tablo vardı. Ama en çok insanı etkileyen kısım, kapıların kesilerek, gaz bombaları ya da plastik mermilerle içeri girilmesi ve gazetecilerin bu koşullar altında haber geçmeye çalışmasıydı. Bu görüntü, hem bir partinin kurumsal yapısı açısından hem de gazetecilik mesleğinin içinde bulunduğu durum açısından gerçekten düşündürücüydü. Bir de en son, herkes çıktıktan sonra genel başkanın partiden ayrılırken yaptığı açıklama, o beyaz gömleğiyle çıkması, içeride Atatürk fotoğraflarının ve CHP bayraklarının tutulması da sembolik olarak çok güçlüydü. Ama insan ister istemez şunu da düşünüyor: Kemal Kılıçdaroğlu bütün bu olup biteni izlerken ne hissetmiştir? Mutlu olmuş mudur? Bunu çevresine, ailesine nasıl anlatacaktır? Ya da anlatma ihtiyacı hissedecek midir?”
Video deşifresi
Murat Aksoy ile söyleşi: “Kılıçdaroğlu, kurultayı olabildiğince geciktirecektir”
Hazırlayan: Gülden Özdemir
Ruşen Çakır: Sen, Kemal Kılıçdaroğlu’nu çok çok yakından tanıyorsun. Ben de az buçuk tanıyorum ama sen çok daha yakından tanıyorsun. Bu sabah saat 07.30’da o kişiler oraya Kemal Kılıçdaroğlu’nun bilgisi olmadan gitmiş olabilir mi Murat?
Murat Aksoy: Yok hocam. Artık böyle bazı şeyleri daha açık konuşmakta yarar var. Hatta daha ilginci şu; dün telefon konuşması oluyor aldığımız bilgilere göre ve bugün 12.00’de iki tane milletvekili, yani CHP’den iki milletvekili; Kemal Bey’e yakın iki ismin ki bir tanesi milletvekili bildiğim kadarıyla. Yoksa ikisi de mi milletvekili? Yani Sayın Orhan Sarıbal ve Mahir Polat buluşmak üzere karar veriyorlar. Dün akşam gerçekleşiyor bu. Sabahleyin, ‘‘Genel merkezi boşaltın!’’ tebligatı… Ve ilginç bir biçimde sabah 07.30’da, bu 07.30 şeyini ya da biraz daha erkeni biz gözaltılar için hep konuşuyoruz, biliyoruz ya; böyle 07.30’da olunca insan düşünüyor, demek ki siyasi partilerin gözaltına alınması da 07.30’da başlıyormuş yani.
Ruşen Çakır: Sonuçta Özgür Özel ve arkadaşları, destekçileri Genel Merkez’i terk etti. Kılıçdaroğlu taraftarları girdiler ve çikolata yiyip kutladılar. Genel Merkez Kılıçdaroğlu’nun denetimine geçti. Bugün gelmeyecekmiş ama yarın öbür gün gelip orayı kullanacaktır. İki CHP mi var? Nasıl olacak? Yoksa Özgür Özel ve arkadaşları ayrı bir parti mi kuracak? Kurultay meselesi… Mesela çok ilginç, bu Kılıçdaroğlu ile ilgili ve mutlak butlan ile ilgili haberleri nedense iktidar medyası veriyor. TGRT Haber‘in Ankara Temsilcisi Fatih Atik, biliyorsun bu konuda en cevval isim oldu. Dedi ki; ‘‘Kurultay uzun bir süre olmayacak, CHP seçime Kemal Kılıçdaroğlu’yla girecek.’’ Bu kadar olabilir mi?
Murat Aksoy: Evet, bu kadar olacak hocam. Yani şu anda Özgür Bey ve ekibi, hani biz şu anda 38. kurultaya giden delegelerden imza toplamaya başlıyoruz ve belli bir imza da toplayacaklar muhtemelen. Ama ben öyle görüyorum ki, Fatih Atik’in dediğine çıkan, bence mevcut yönetim bu olağanüstü kurultayı da imza toplansa bile bir hukuki gerekçeyle, atıyorum Yargıtay kararı çıkmadı diye mesela… Yani çünkü artık geldiğimiz noktada gerekçe bulmak çok zor bir şey değil. Bence, Özgür Bey’in ifade ettiği gibi 6 ay sonra, 45 günde ya da dün Gürsel Tekin’in dediği gibi 7 ay sonra olağanüstü kurultay yapılacak falan, ben bunun artık bu şartlarda kolay olduğunu düşünmüyorum. Hatta ben şunu da söyleyeyim. Geçen seninle mi konuştuk? Bence artık bu aşamada sonbaharda bir seçim de çok uzak bir ihtimal değil bu şartlarda.
Ruşen Çakır: Yani baskın seçim bekliyorsun.
Murat Aksoy: Evet, baskın seçim bekliyorum ben. Ve bu noktada da, belki konuşacağız, ‘‘CHP ne yapmalı?’’ ya da ‘‘Özgür Bey ne yapmalı?’’ sorusu bence bu aşamada çok daha önemli. Şimdi Özgür Bey dedi ki, ‘‘Artık tamam, Meclis’te de bir odamız var’’ ve orada kendini muhtemelen genel başkan şeyiyle konumlayacak ya da partinin merkezi. Ama şu anda hukuki olarak — beğensek de beğenmesek de — Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve bu aşamada grup toplantılarını da genel başkan olarak o yapacak ve dolayısıyla da Özgür Özel ve ekibinin de CHP içinde varlıkları sadece sembolik bir şeye düşecek. Hani meydanlara çıktıklarında CHP bayrakları altında mı yapacaklar bunu, onu bilmiyorum. O yüzden bence, hatta ben bunu bugün kendi YouTube kanalım için çektiğim bir şeyde anlatmıştım. Ekrem Bey 28 Mayıs’tan sonra ‘‘değişim’’ sloganıyla çıktığı zaman, ben Ekrem Bey’e yakın, ikimizin de tanıdığı ortak isimle, birden fazla isimle konuştum; hani ‘‘Neden yeni parti değil de CHP’de değişim zorlanıyor?’’ diye. Onların bana verdikleri cevap çok klasikti: “CHP’nin %15-%20 kemikleşmiş oyu var.” Şimdi evet, onun için yeni bir parti değil burada. Ama bir de şöyle bir şey var; bu devlet dediğimiz yapı da o kadar, nasıl diyelim? Pardon, devlete gelmeden önce de risk almadılar yani; ‘‘değişim’’ dediğimiz hikayeyi Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde kurumsal olarak uzun süreli götürme şansınız yok. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bir biçimde cumhuriyeti kurmuş, çok önemli işler yapmış ama toplum açısından da hâlâ aşılamamış – ki Kılıçdaroğlu bunu aşma konusunda çok önemli şeyler yaptı – tarihsel bagajı bazı toplumsal kesimler için çok dolu bir parti. Sayın Erdoğan da bu bagajı sonuna kadar bu kimlik siyasetiyle sürekli üretti. Kemal Bey’in çabalarına rağmen üretti ve bunda başarılı oldu. O yüzden ben Özgür Özel ve ekibinin, başka bir seçenektense ayrı bir parti kurmasının ve yola öyle devam etmesinin daha anlamlı bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki benim aldığım bilgiye göre de bu anladığım kadarıyla kendi aralarında da konuştukları ve ciddi ciddi değerlendirdikleri bir durum. Bu belki bayramdan sonra hemen olmaz ama bir süre sonra da böyle bir şeyin gerçekleşmiş olmasını görebiliriz. Nitekim bu sabah bazı milletvekilleri bunu açık açık sosyal medya paylaşımlarıyla “biz bu yönetimle devam edemeyiz” mesajını da verdiler. Hani bunu da bir parantez olarak ifade etmiş olayım.
Ruşen Çakır: Peki bugüne baktığın zaman seni en çok ne şaşırttı? Birçok ayrıntı var tabii. Değişik değişik olaylar yaşandı 07.30’dan şu saate kadar. Biraz önce Meclis’in önündeki konuşmayla en azından bugün noktalandı gibi gözüküyor. Neredeyse 12 saatlik falan bir süreç yaşandı. Tahmin ediyorum sen de benim gibi başından itibaren bütün detayları görmeye, anlamaya çalışmışsındır. Neler şaşırttı seni?
Murat Aksoy: Ben tabii üzüntüyle izledim. O partinin etrafının sarılması, kim olduklarını bilmediğimiz siyah giymiş şapkalı insanların böyle koruma gibi gelmesi…
Ruşen Çakır: Onlar sivil polis. Siyah şapkalılar sivil polis.
Murat Aksoy: Efendim.
Ruşen Çakır: Siyah şapkalılar sivil polis. Ayırt edilmesi için siyah şapka takmış hepsi. Onun dışında birtakım Kılıçdaroğlu taraftarları vardı. Siyah şapkalılar sivil polis.
Murat Aksoy: Tamam ama sonuçta bu tablo… Ama en önemlisi de ben biraz da üzüldüm yani; şu kapıların kesilerek gaz bombalarıyla ya da plastik mermilerle içeri girilmesi ve orada gazeteci arkadaşlarımızın zor koşullarda yayın yapıp olanı biteni bizlere anlatması. Bence herhalde bu hem bir partinin kurumsal kimliği hem de bizim meslektaşlarımızın düştüğü durumu — hani siyasileri, onları söylemiyorum bile — göstermesi açısından gerçekten beni çok üzen bir durum oldu. Tabii bir de şu; Genel Başkan’ın en son herkes çıktıktan sonra partiden çıkması, çıkarken bir açıklama yapması, o beyaz gömleğiyle, bazı insanların Atatürk’ün fotoğraflarını, CHP’nin bayraklarını falan orada tutması da gerçekten sembolik olarak bence çok önemliydi. Ama ben tabii içimden de en çok şu soruyu sordum: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu izlediği şeylerden mutlu olmuş mudur? Ailesine, sevdiklerine, çevresindekilere bunu izah etmekte ne kadar zorlanacak ya da izah etme gereği duyacak mı? Yani gerçekten bir iktidar hırsı ya da bu ‘‘kazık yedim’’ meselesi… Çünkü ben artık şuna inanıyorum, bunu da yazdığım için rahatlıkla ifade ediyorum: Yani bu kişisel hırsı ancak şununla açıklayabiliriz; yani ‘‘38. Olağan Kurultay’da ben bazı akçeli işlerle vesaire kaybettim ve ben bunun intikamını alacağım.’’ Şu anda geldiğimiz nokta da bu; bu intikam alma duygusu. Yani onun dışında bu kadar hayat tecrübesi olan; bir taraftan devleti iyi bilen, Adalet Yürüyüşü yapmış, bu kadar genel başkan yardımcısı, milletvekili, farklı farklı MYK üyeleriyle çalışmış bir insanın partisine bu şekilde girmesi ya da ona yakın isimlerin girmesini izlerken ne düşünmüştür, ne hissetmiştir bilmiyorum. Çünkü ben başından beri bu konuda Özgür Özel ekibinin de çok hatalı olduğunu da yazıyorum, söylüyorum. Başından beri bu meselenin tek çıkış yolunun, hukuki olarak bu süreci engelleyemese bile siyaseten en büyük tek çıkışın bu iki liderin bir araya gelmesi olduğunu, birbiriyle konuşması olduğunu söyledim. Ve bu konuda da Özgür Özel’e daha fazla sorumluluk düştüğünü ifade ettim. Yani burada da Özgür Özel eğer bu 4-5 Kasım 2023 sonrasında da Kemal Bey’e yakın olan işte eski milletvekillerine, belediye başkanlarına bu kadar mesafeli değil, onları da kucaklayan bir siyaset izleyebilseydi ya da siyasi tercihlerini biraz o yönde yapabilseydi bu süreci çok farklı atlatabilirdik. Ama şu anda geldiğimiz noktada işte sabahtan beri izlediğimiz, üzülerek izlediğimiz bir tablo var. Bir de bu tablo sadece CHP meselesi değil artık yani. Yani bugün bütün muhalefet partisinin Özgür Özel’i desteklemesi bu açıdan çok tesadüf değil. Bu artık siyasetin sıfır noktasına iyice yaklaştığı bir nokta ve artık iktidar bloku ve devlet — bunun içinde Erdoğan da var — yerli ve milli muhalefet istiyor. Topluma yaklaşan, toplumu temsil eden, toplumsal talepleri siyasete taşımak isteyen hiçbir partiye artık bu tarihten sonra çok fazla müsamaha gösterilmeyeceğini de ben bugün yaşadığımız olayla birlikte gördüm. Bu da ayrı bir tartışma.








