İSTANBUL (Medyascope) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mutlak butlan kararı sonrası yaptığı ilk grup toplantısında hem AKP iktidarını hem de Kemal Kılıçdaroğlu cephesini sert sözlerle hedef aldı. Gezi tutuklularına selam gönderen Özel, “mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı” ifadelerini kullanırken, Erdoğan’a “Dolunun altında üstüne çıktığım TOMA’nın şoför koltuğunda sen oturuyorsun” diye seslendi.

CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, tartışmalı mutlak butlan kararının ardından yaptığı ilk grup konuşmasında AKP iktidarını ve atanmış genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu cephesini sert sözlerle eleştirdi.
Grup toplantısına oldukça yoğun katılım olurken, Meclis’teki salonun dışında da yüzlerce kişi toplandı. CHP’li milletvekillerinin grup toplantısı başlamadan bir-iki saat önce toplantı salonunu doldurmaya başaladığı gözlemlendi.
CHP’nin başına Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin atanmasının ardından “Grup Başkanı” sıfatıyla haftalık grup toplantısında konuşan Özgür Özel, “Bu bir grup toplantısı, o toplantıya katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir” dedi.
Gezi’nin 13. yıldönümü
Konuşmasının başında 13. yıldönümü nedeniyle Gezi direnişine yer veren Özel, hayatlarını kaybedenAli İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Ahmet Atakan’ı, Medeni Yıldırım’ı, Hasan Ferit Gedik’i ve Berkin Elvan’ı andı.
Gezi davasında tutuklu bulunan Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Can Atalay’a da selam gönderen Özel, AİHM ve AYM kararlarına uyulması zorunluluğunu hatırlattı.
“2023 seçimlerini başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik”
Konuşmasının devamında kaybedilen 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlatan Özel, üç yıl önce bu düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktıklarını belirterek şunları dedi:
“Üç yıl önceki seçimde Tayyip Erdoğan o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu. Çok kazanmamız gereken bir seçimi, üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk.
Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok.
İşte bu anlayış, ‘Bir daha kaybetmemeliyiz’ diyen anlayış, ‘Yeter artık’ diyen anlayış, ‘CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP’yi değiştireceğiz, sonra yönetimi değiştireceğiz. Gazi’nin partisini bir daha iktidara getireceğiz’ diyen anlayış, bu ülkede genciyle kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10’uncu Yıl Marşı’nda söylendiği gibi her yaştan genci ile, hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.”
“Mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı”
Karşılarında 5 Kasım Kurultayı’nı hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenler olduğunu söyleyen Özgür Özel, “Yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Değerli dostlarım, bir mahkeme kararı elde Genel Merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda, pavyonda bodyguardlık yapmış CHP’nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla, gelip de gençlik kollarının karşısına, direkt gençlik kollarının karşısına. Hani diyorlar ya ‘İçeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapattı.’ Açıkça söylüyorum, bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince, biz o kapıyı kapattırmasaydık bu gençlik kollarının evlatlarının karşısına o olmadık tipler bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. Ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk. Onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar.”
“Şu an orada başkaları oturuyor”
Şu an CHP’de başkalarının oturduğunu ifade eden Özel, şu üç örneği sıraladı:
“İftiracı, rüşvetçi, ‘Şu kişiye iftira atar bana da şu kadar para verirsen, savcı yolladı beni buraya’ diyen, benim suçüstü yaptığım Türkiye’den kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hepsini kaldırmışlar partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp ‘Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı’ diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor.
Bu partide ilk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan, canımız Ferdi’nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesine ‘Çarpıldı’ diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde.
Evladımız Gülşah’a ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyor alçaklar.”
“Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun”
Özgür Özel, konuşmasının devamında olağanüstü kurultaya gidilebilmesi için bir günde 1000’e yakın delegenin imza vermesiyle ilgili de “Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun, sonuna kadar yolları açık olsun” dedi:
“Dün, bütün kurultayları iptal edilip, 38’inci kurultayın delegeleri ayaktayken, Anayasa Mahkemesi de ‘delegenin yarıdan bir fazlası’ diyorsa kurultayın önünde hiçbir engel olamaz derken biz 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Dün sabah harekete geçmemizle birlikte, ‘15 günde 552 olur mu?’ sorusuna cevap aranırken, ben onlara inanan Genel Başkanları olarak ‘3 günde bile toplanabilir o sayı’ derken, 12.15’te 600 sayısına ulaştı delege.
Rakam hızla 800’ü aşıp 1000’e doğru ilerlerken bir soruşturma haberi daha. Aklınca gözdağı verecek. Aklınca korkutacak, diyor ki ‘Delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım.’ Bakın, elinizden geleni ardınıza koymayın. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz, bir şeyleri biliyor, ispat ediyor olmanız lazımdır. Anlaşılıyor ki yeni bakıyorsunuz. Buradan söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi dönem seçilmiş olursa olsun, hiçbir derecesi ne kendi iradesini sizin hani tek adaylı kongrelerinizde delege başına verdiğiniz o kol saatleri var ya o güzel saatler var ya dağıtıyorsunuz ya. ‘Kesin bunlar da yapıyordur’ diyorsunuz ya delegelerin hesapları ortada, yakınlarının hesapları ortada. Bütün hesap ortada. Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun, sonuna kadar yolları açık olsun.”
“Bu mesele CHP içinde bir mesele değil, Erdoğan’la, millet arasında bir meseledir”
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “CHP’de yaşananlarla ilgimiz yok” minvalindeki sözlerine de değinen Özel, CHP Genel Merkezi’ne yapılan polis baskını sonrası Meclis’e gerçekleştirdikleri yürüyüşü hatırlattı:
“Şunu söyleyeyim Erdoğan. Hani ‘Hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya. Önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA’ları dizdiğin… Dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 19 Mart’ta darbe yapan da 21 Mayıs butan darbesini yapan da ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye sokan da bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet başsavcının, ödüllendirdiğin bakanın. Tapuların hesabını veremeyen, o kadar malı ve mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladın elinde, talimatı sen verdin. ‘Kes bunların boynunu’ diye. Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan’la, rejim ile millet arasında bir meseledir.”
“Gün gelecek; bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim”
Özgür Özel konuşmasının devamında mutlak butlan kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin gerçekleştirdiği CHP Genel Merkezi’ndeki işten çıkarmalara değindi:
“Genel Başkan oldum, iki kişinin işine son verdim. Kurultay salonunda anonsumuzu yapmayan, şarkımızı çalmayanla o gün bizim arkadaşların tartaklanmasına vesile olan ikisini çağırdım. Öptüm, ‘Birlikte çalışacak yüzümüz kalmadı. Yüz yüze çalışamayız’ dedim. Daha önceden görüştüğüm iki kuruma; birine birini, birine birini. Aynı şartlarda işini vaat ettim. Dedim ki ‘Burada gerginlik olur ama çoluğunuz – çocuğunuz var. Tazminatınızı vererek sizi başka iki yere gönderelim.’ Bu kadar. Onun dışında tek emekçinin ekmeğiyle oynamadım, ekmeğine elimi sürmedim. Genel Başkan’la gelip onunla giden Özel Kalem gitmişti. Teklif ettim, ‘Büronuzda çalışabilir, maaşını biz öderiz’ dedim. ‘Ocak’a kadar dursun sonra tazminat alsın’ dediler, ‘Olur’ dedim. Ne araca, ne koruma araçlarına, ne bir başka şeye… Ta artık işler çığırından çıkıp bizim korumalarla birlikte bir tasarruf genelgesini bahane edip, bugünlere geldiklerini görüp, köprüleri atmaya vesile olana kadar bugün partiye bu kötülükleri yapan şahsi avukatın dahi görevini sürdürmesi için önceden nasıl maaş alıyorsa aynısını almasına devam ettim. Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı, gelmiş TGRT’ci, bu partide 24 yıldır çalışan, hepimize emeği olan, Baykal’a, Kemal Bey’, bana emeği, hizmeti olan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış. Kamuoyu tepki gösterince ‘Bir inceleyeceğim’ diyor. Gün gelecek; bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim.








