Trump İran savaşında hedeflerine ulaşabildi mi?

Donald Trump İran

İSTANBUL (Medyascope) – ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırılar başladığında balistik füze kapasitesinin yok edilmesinden nükleer programın durdurulmasına, İran’ın bölgesel nüfuzunun kırılmasından rejim değişikliğine kadar birçok hedef ortaya koymuştu. Üç aydan uzun süren savaşın ardından ön anlaşma masada. Peki Trump İran savaşında hedeflerine ulaşabildi mi?

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • İran’ın füze ve İHA kapasitesi ciddi zarar gördü ancak tamamen ortadan kalkmadı.
  • ABD, İran ordusunun bölgesel askeri gücünü önemli ölçüde zayıflattığını savunuyor.
  • İran’ın nükleer programı savaşa rağmen varlığını sürdürüyor.
  • Hamas, Hizbullah ve Husiler savaşta sınırlı rol oynadı.
  • Trump’ın dile getirdiği rejim değişikliği hedefi gerçekleşmedi.

ABD ve İsrail’in İran’a 28 Şubat’ta başladığı saldırılar sonra Donald Trump, İran’ın askeri ve nükleer kapasitesini kalıcı biçimde zayıflatmayı amaçladığını açıklamıştı.

Ön barış anlaşmasının imzalanmasına günler kala ortaya çıkan tablo ise bazı alanlarda başarıya, bazı alanlarda ise sınırlı sonuçlara işaret ediyor.

İran’ın füze ve İHA kapasitesi yok edildi mi?

Kısmen.

Savaş öncesinde İran’ın elinde 2 bin 500 ila 6 bin arasında değişen balistik füze bulunduğu tahmin ediliyordu.

ABD’li yetkililer savaşın ilk ayında cephaneliğin yaklaşık üçte birinin imha edildiğini, bir başka üçte birlik bölümün de hasar gördüğünü veya kullanılamaz hale geldiğini açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise İran’ın füze ve uzun menzilli İHA üretim kapasitesinin yıllarca geriye gittiğini savunuyor.

Ancak İran savaşın son dönemlerinde İsrail’e, Kuveyt’e ve Bahreyn’e füze saldırıları düzenlemeyi sürdürdü. Bu da ülkenin kapasitesini tamamen kaybetmediğini gösteriyor.

İran ordusunun bölgesel gücü kırıldı mı?

ABD ordusuna göre evet, İran’ın bölgesel askeri caydırıcılığı ciddi ölçüde zayıflatıldı.

Washington, İran donanmasına ait 161 geminin vurulduğunu ve hava savunma sistemlerinin yüzde 82’sinin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Savaş öncesinde günde yaklaşık 100 sorti yapan İran hava kuvvetlerinin artık operasyon gerçekleştiremediği belirtiliyor.

Bununla birlikte İran, Hürmüz Boğazı’nı aylar boyunca fiilen kapalı tutmayı başardı. Bu nedenle askeri kapasitede ciddi bir gerileme olsa da ülkenin bölgesel baskı araçlarını tamamen kaybettiği söylenemiyor.

Trump’ın en önemli hedefi olan nükleer program durduruldu mu?

Hayır.

Trump’ın en sık dile getirdiği hedef, İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemekti.

Ancak ABD istihbaratının son değerlendirmeleri, İran’ın savaş öncesinde olduğu gibi hâlâ bir yıldan kısa sürede nükleer silah üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor.

Bu nedenle savaşın İran’ın nükleer programında kalıcı ve belirleyici bir değişiklik yarattığı söylenemiyor.

Tam da bu nedenle nükleer dosya, cuma günü imzalanması beklenen çerçeve anlaşmanın ardından başlayacak yeni müzakerelerin merkezinde yer alacak.

İran’ın vekil güçleri zayıflatıldı mı?

Evet.

Trump yönetimi, İran’ın yıllardır desteklediği Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi örgütlerin etkisinin kırılmasını hedeflediğini açıklamıştı.

Bu konuda Washington’ın elindeki veriler olumlu.

Hamas savaş boyunca Gazze’den İsrail’e karşı kayda değer bir rol üstlenemedi.

Husiler Kızıldeniz’deki deniz ticaretini önceki dönemlerdeki kadar etkileyemedi.

Hizbullah ise savaşa dahil olmasına rağmen geçmiş yıllardaki kapasitesinden uzak bir görüntü sergiledi.

Uzmanlara göre bu sonucun önemli bölümü savaş öncesinde yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyor. Hamas’ın lider kadrosunun büyük ölçüde tasfiye edilmesi, Hizbullah’ın ağır kayıplar vermesi ve Suriye’de Beşar Esad yönetiminin devrilmesi İran’ın bölgesel ağını zaten zayıflatmıştı.

İran’da rejim değişikliği gerçekleşti mi?

Hayır.

Trump savaşın ilk günlerinde İran halkına açık çağrılar yapmış ve ülke yönetiminin devrilmesi gerektiğini savunmuştu.

Hatta savaşın ancak “koşulsuz teslimiyet” ve yeni bir yönetimle sona ereceğini söylemişti.

Ancak İran’daki siyasi sistem ayakta kaldı.

Ülkenin dini liderliği Ali Hamaney’den oğlu Mücteba Hamaney’e geçmiş olsa da rejimin yapısında köklü bir değişiklik yaşanmadı.

Trump son haftalarda rejim değişikliği söylemini de büyük ölçüde terk etmiş görünüyor.

Sonuç: Trump kazandı mı?

Trump yönetimi İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesine ve bölgesel nüfuz ağlarına ağır darbe vurulduğunu savunuyor.

Buna karşılık savaşın temel gerekçesi olan nükleer program konusunda somut bir sonuç alınmış değil.

İran’ın füze kapasitesi azaltıldı ancak tamamen ortadan kaldırılamadı. Rejim değişikliği hedefi ise gerçekleşmedi.

Bu nedenle ortaya çıkan tablo, Washington açısından tam bir zaferden çok, önemli kazanımlar ile eksik kalan hedeflerin iç içe geçtiği karma bir sonuç olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: Reuters

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş