İSTANBUL (Medyascope) – İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, 59’u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 57. gününde savunmasına başlayarak 1 yılı aşkın süredir 12 metrekarelik hücrede tutulduğunu söyledi. Akgün, “Son bir yılımı hücrede, tecritte geçirdim” dedi.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, 57. gününde savunmasına başladı ve 12 metrekarelik hücrede tecrit altında kaldığını söyledi.
- Akgün, iddianamenin hayal ürünü olduğunu belirterek, İstanbul’un deprem tehlikesine karşı acil önlemler alması gerektiğini vurguladı.
- Yoksul halka yönelik yardım faaliyetlerine devam ettiklerini ve bütçeyi bu doğrultuda kullandıklarını ifade etti.
- Akgün, adil yargılanma hakkını savunacağını ve kamu yararını gözettiklerini dile getirdi.
- İstanbul, deprem tehlikesi nedeniyle zaman kaybetmeden önlem almalı, aksi takdirde kayıplar yaşanabilir.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının duruşması, 57. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin karşısındaki 1 No’lu Duruşma Salonu’nda devam ediyor.
Yayıncılar ve yazarlar İBB davasını takip etmek için Silivri’deki duruşma salonuna birlikte geldi. Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk, Doğan Kitap Yayın Yönetmeni Cem Erciyes, İletişim Yayınları Yayın Yönetmeni Erkan Akpınar, Altın Kitaplar Yönetim Kurulu Başkanı Batu Bozkurt, Say Yayınları Kurucusu Mehmet Ali Uçar, Metis Kitap Yayın Yönetmeni Semih Sökmen, Kırmızı Kedi sahibi Haluk Hepkon, Günışığı Kitaplığı Yayın Yönetmeni Müren Beykan ve yazarlar Adnan Özyalçıner, Yalvaç Ural, Yavuz Ekinci, Tahir Şilkan, Mustafa Köz, Kamil Tekin Sürek, Sunay Akın, Sinan Meydan, Gürsel Öğüt, Zeynep Oral, Vivet Uluç, Mustafa Balbay, Orhan Alkaya, Müjgan Özçay, Ozan Toker, Halil İbrahim Özcan salona giriş yaptı.
İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün savunmasına başladı. Akgün, gözaltı ve tutuklama sürecine dikkat çekip “9 Mart’ta başlayan mahkeme süreci ile bugün ilk defa hakkımda öne sürülen iddialara karşı bir söz söyleyebilme, kendimi ifade edebilme imkânı bulabiliyorum” dedi.
“Son bir yılımı hücrede, tecritte geçirdim”
“Görevini tertemiz ve layıkıyla yerine getirmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir memuru olarak ömrümün son bir yılı aşkın zamanını insanlık onuruna aykırı bir biçimde 12 metrekarelik bir hücrede tecritte geçirdim” diyen Akgün, “Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için ekmek gibi, su gibi gerekli olan adil yargılanma hakkını savunacağım” diye konuştu.
Gürkan Akgün, içerisinde bulunduğu hiçbir planlama çalışmasında kendisine mal, mülk, parsel, arazi, servet edinme derdine düşmediğini söyledi. “Yalnızca kamu yararını, yalnızca halkın, doğanın hakkını hukukunu korumayı gözettim” diyen Akgün, “Yurttaşlarımızın en temel anayasal hakları olan çevre hakkının, barınma ve konut hakkının, bu şehirde insanca yaşama hakkının savunuculuğunu yaptım” ifadelerini kullandı.
Akgün, yerel yönetimlerde şehir plancısı olarak çalışmaya, 2012 yılında AKP yönetimindeki Beylikdüzü Belediyesi’nde başladığını söyledi. Akgün, bu dönemde haksız bir şekilde işten çıkarıldığını, dava açıp işini geri aldığını anlattı.

“Bütün teftişlerden alnımın akıyla çıktım”
Akgün, şunları söyledi:
“O gün bugündür onlarca teftiş ve denetimden geçtim. Ve hepsinden de alnımın akıyla çıktım. Hakkımda tek bir olumsuz yargı kararı alınmadı. Memuriyetimde tek bir disiplin suçum dahi yoktur.
Daha o günlerde Türkiye’nin yeni yeni gündemine gelen kentsel dönüşüm konusuna eğildim, Beylikdüzü gibi yeni gelişen bir ilçede ilk kez kentsel dönüşüm bürosunu kurup, şefliğini üstlendim. Ancak dönemin Beylikdüzü yönetimi tarafından haksız, hukuksuz biçimde işten atıldım. Ekmeğimden edildim. Buna karşı dava açtım. İşimi de, memuriyetimi de geri aldım.
2014 yılında ise Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’na seçilmesi sonrasında, sırasıyla Planlama Büro Sorumlusu ve Plan Proje Müdürlüğü görevlerini yerine getirdim.”
“İstanbul kaybediyor”
İddianamenin hayal ürünü olduğunu söyleyen Gürkan Akgün, “Bizim meşguliyetimiz halkın sorunlarıdır. İstanbul’u deprem gerçeğine hazırlamak görevimizdir. Yoksulu unutmadık, ilave kira yardımları yaptık. Yalnızca kamu yararını, yalnızca halkın, doğanın hakkını hukukunu korumayı gözettim” dedi.
Akgün, İstanbul’daki deprem tehlikesi üzerine yaptıkları çalışmaları anlattı. Akgün, “Burada tek tek sayamayacağım kentsel dönüşüm projeleri, sosyal konut, altyapı, ulaşım ve lojistik gibi pek çok farklı alanda 45 milyar TL’lik bir bütçeyi İstanbul’u depreme dayanıklı hale getirebilmek için kullandık. O yüzden buradan bir yolsuzluk çıkmaz, çıkamaz. Biz bütçeyi İstanbul halkının ihtiyaçları için harcadık. Yoksulu unutmadık, kimseyi geride bırakmadık” diye konuştu.
“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin her kuruşunun gittiği yer bellidir, hesabı da verilir” diyen Akgün, Bir İstanbul, bir Marmara depreminin getireceği yıkım korkunçtur. Kaybedecek tek bir saniyemiz bile yoktur. Gerçek sorunumuz budur! Ama biz maalesef 15 aydır elimiz kolumuz bağlı burada vakit kaybediyoruz. İstanbul kaybediyor” dedi.
- İBB davasında 56. gün: Kağan Sürmegöz, iddianamedeki suçlamaları reddetti
- İBB davasında 55. gün: Sanıkların emekli maaşları üzerindeki tedbir kaldırıldı
- İBB davasında 54’üncü gün | Tutuklu Barış Kılıç: “13-14 ayda dört cezaevi değiştirdim”
- İBB davasında 9 kişi hakkında tahliye kararı
Gürkan Akgün, Zeytinburnu sahiline yapılan 16:9 kulelerine değindi. Akgün, “Bugün Sultanahmet’in o kalem gibi minarelerinin arasından baktığınızda, maalesef öyle 3 tane gökdelen görürsünüz. Orada İstanbul’a ihaneti görürsünüz” dedi.
Akgün, İstanbul’un siluetini bozacak ilk girişimin Etiler Polis Okulu arazisindeki plan değişikliğiyle yapıldığını, Danıştay’ın bu değişikliği iptal ettiğini belirtti. Akgün, “Sonrasında nedense kararı değiştirdiler ve maalesef silueti bozacak nitelikteki değişikliklerin önü açıldı” dedi.
Rüşvet aldığı iddiasına reddetti
Rüşvet istediği iddiasına yönelik konuşan Gürkan Akgün, “Hayatımda ilk kez gördüğüm, benden danışmanı vasıtasıyla görüşmen talep etmiş birini görür görmez para isteyeceğim. Kötü yalan! Bugüne kadar hakkımda bırakın şikâyeti, hakkımda parayla ilgili tek bir dedikodu bile çıkmadı” dedi.
Akgün devamında şunları söyledi:
“Kesinlikle, kendime veya bir başkasına yarar sağlanmasına yönelik hiçbir eylemim söz konusu değildir. Ne kişisel bir menfaatim ne de başkasına menfaat sağlanmasına yönelik herhangi bir yönlendirmem söz konusu değildir. Herhangi bir talebim, zorlamam, mecbur bırakmam, haklı bir işi yapmamam, bekletmem gibi bir husus kesinlikle söz konusu değildir. Resmî belgeler zaten bu durumu apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tüm bu işlemlerde herhangi bir kişiden talimat almam söz konusu bile değildir, bu iddia tamamıyla hayal mahsulüdür. Başından sonuna kadar tüm işlemler ‘kamu yararı’ gözetilerek gerçekleştirilmiştir. Kamunun işleyişini, güvenilirliğini, itibarını zedeleyecek ne bir eylem gerçekleştirilmiş, ne bir söz söylenmiş, ne de bir talepte bulunulmuştur. Tüm bu olgular bir bütün halinde değerlendirildiğinde; üzerime atılı olan icbar suretiyle irtikap suçlamasının gerçek dışı, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğu ortaya çıkmıştır.”






