İBB davasında 9 kişi hakkında tahliye kararı

İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının 53. gününde dokuz kişi hakkında tahliye kararı verildi. Hakkında tahliye kararı verilenler arasında Yavuz Saltık ve İpek Elif Atayman da yer aldı.

İBB davasında 52. gün | Buğra Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı
İBB davasında 9 kişi hakkında tahliye kararı

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 53’üncü günde devam edildi. Duruşma İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’in savunmasıyla devam etti. Gülten’in ve avukatlarının savunmasının ardından her ay yapılan tutukluluk incelemesi için duruşma savcısı mütalaasını açıkladı.

Savcı iş insanı Yunus Göçer, reklamcı Hasan Yalaz, eski Medya A.Ş. Genel Müdürü İpek Elif Atayman, iş insanı Alper Aydın ve Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak hakkında tahliye talep etti.

İBB davasında 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

Tahliye edilen isimler şöyle:

Firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun çalışanı Ahmet Güldü, iş insanı Yunus Göçer, Yapımcı ve Yönetmen Hasan Yalaz, Kültür A.Ş. Bilgi Teknolojileri Müdürü Erdinç Çolak, Reklamcı Alper Aydın, İBB Medya A.Ş. Eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman, İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu ve eski Kültür AŞ İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan.

Bir sonraki tutukluluk incelemesinin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından sonra yapılması bekleniyor.

Duruşmada neler yaşandı?

Duruşmada ilk olarak Ekrem İmamoğlu söz aldı. Gülten ile İBB’de göreve başlamadan önce herhangi bir kişisel ilişkisi bulunmadığını belirten İmamoğlu, tek doğrudan temaslarının Üsküdar Salacak Sahili’ndeki kaçak yapıların yıkımı sırasında Gülten’in saldırıya uğramasının ardından yaptığı geçmiş olsun telefonu olduğunu söyledi.

Salacak Sahili’ndeki kaçak yapıların kaldırılması sürecini hatırlatan İmamoğlu, kamu alanlarının işgalden kurtarılması için yürütülen çalışmalar sırasında belediye ekiplerinin ciddi baskılarla karşılaştığını savundu. Bir büfenin kaldırılmasını engellemek amacıyla yüzlerce polisin görevlendirildiğini öne süren İmamoğlu, “Türkiye tarihinde görülmemiş bir durumdur. Bir kaçak yapının kaldırılmaması için günlerce yüzlerce polis nöbet tuttu. Zabıtalarımız saldırıya uğradı, Ramazan Bey ağır şekilde yaralandı” dedi.

İstanbul’un kıyılarında ve meydanlarında yürütülen çalışmalarla çok sayıda kamusal alanın halkın kullanımına açıldığını savunan İmamoğlu, “Kadıköy’den Beşiktaş’a, Kartal’dan Bakırköy’e, Beykoz’dan Üsküdar’a kadar onlarca noktada işgaller kaldırıldı. İstanbul önemli ölçüde arındırıldı” diye konuştu.

“Kamusal alana saygı gösterilen başka bir dönem olmadı”

Gülten’e yöneltilen suçlamalara da değinen İmamoğlu, imar ve ruhsat süreçlerinde dosyaların bekletildiği ya da belirli kişiler lehine işlem yapıldığı iddialarını reddetti. Belediye Başkanı olarak hiçbir bürokrata belirli bir dosyanın bekletilmesi veya imzalanmaması yönünde talimat vermediğini vurgulayan İmamoğlu, “Size herhangi bir dosyayı engellemeniz, imzalamamanız, bekletmeniz ya da bir kişi lehine işlem yapmanız yönünde doğrudan ya da dolaylı talimat verdim mi” diye sordu.

Gülten’in olumsuz yanıtı üzerine İmamoğlu, “Bu ülkede namuslu insanlar, namussuzlar kadar değil; onlardan bin kat daha cesur olmak zorundadır” dedi.

Ekrem İmamoğlu, konuşmasının sonunda Gülten’e hitaben, “İyi ki birlikte çalışmışız, iyi ki bu millete fayda sağlayan işlere imza atmışız. Ancak yaklaşık iki yıldır planlanarak yürütülen bu süreç nedeniyle büyük üzüntü duyuyorum. İyi ki varsın Ramazan Bey” dedi.

Ramazan Gülten bu duruşmada savunmasına devam etti. Önceki gün 16 gökdelen projesinin özelliklerini anlattığını söyleyen Gülten, Zeytinburnu’ndaki bir projeyi anlatarak savunmasına başladı.

“İlber Ortaylı Hoca’nın ‘İstanbul böyle, öyle güzel ki 100 yıldır ne yaptıysak çirkinleştiremedik’ dediği İstanbul için bir şeyler yapılmalıydı” diyen Gülten, şöyle devam etti:

“Tarihi yarımadanın silueti tartışması basına yansıyan bir fotoğraflarla yüzeye çıktı. Sultanahmet ve Ayasofya’nın minareleri arasından görünen 16:9 adlı proje, bu yüksek yapılara bir sınırlama getirilmesi, herkesin istediğini yapamaması gerektiği tartışmalarını başlattı. Bu tartışmanın basındaki yansımalarından örnekleri görüyoruz. Milletvekilleri bir toplantıda dönemin Başbakanı’na binadan yakınıyorlar. Başbakan Erdoğan ‘Benim her şeyden haberim olamaz, bana bilgi verin. Sahibiyle konuştum, tıraşlamıyor. Tıraşlamıyor. Kırıldım, konuşmuyorum’ diyor. ‘Yıldızları da sayamam’ diyor. ‘Bana haber verin’ diyor. Vekiller ‘Biz sizden habersiz yapamayacaklarını düşündük, sizin izniniz olduğunu düşündük’ diyorlar. Daha sonraki süreçte ‘Biz İstanbul’a öyle bir ihanet ettik ki…’ açıklamaları geliyor.”

Gülten, iddianamede silüet onaylarının irtikap yöntemi için kullanılan bir araç gibi gösterildiğini söylerken, hazırlanan bilirkişi raporunda hukuka aykırı işlem bulunmadığının açıkça ortaya konduğunu belirtti.

“Kızımın doğduğunu avukattan öğrendim”

Ramazan Gülten kendisine isnat edilen “örgüt üyeliği” suçuna iddianamede tek delilin HTS kayıtları olduğunu dile getirdi. Üsküdar Sahili’ndeki kaçak kafelerin sahipleri tarafından saldırıya uğramasını hatırlatan Ramazan Gülten, “O gün Ekrem İmamoğlu beni arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti. Bu telefon görüşmesi örgüt üyeliğine delil olarak sunulmuştur” dedi.

ramazan gülten
Ramazan Gülten savunma yaptı.

Kızı Maya’nın doğumunda yanında olamadığını anlatan Gülten süreci şöyle anlattı:

“Eşim riskli bir gebeliğin yükünü tek başına taşıdı. Oysa bir eşin hayat arkadaşının yanında olması insani bir gerekliliktir. Eşim yeni doğan bebeğimizle birlikte her hafta cezaevine gelmek zorunda kaldı. Kızımın dünyaya geldiğini doğumdan 10 saat sonra avukat kabininde öğrendim. 1 hafta sonra kızımla 1 saatliğine tanışabildik.”

Bir hafta sonra yapılan açık görüşte, henüz bir haftalık bebeğini ilk kez görebildiğini belirten Gülten, “Biberonunun içeri alınabilmesi için bile mücadele etmek zorunda kaldık” diye konuştu.

Bugün 11 aylık olan kızı Maya’nın büyüme sürecindeki pek çok anı kaçırdığını söyleyen Gülten, “Kızımın ilk gülüşünü, ilk emekleyişini, birçok ilkini kaçırdım. İlk kez ‘baba’ dediğini ise mahkeme salonunda eşimin haykırışıyla öğrendim” dedi. Önümüzdeki pazar günü ilk Babalar Günü’nü karşılayacağını belirten Gülten, “İlk yaşını, ilk adımlarını ve daha nice ilklerini kaçırma korkusuyla yaşıyorum” diye konuştu.

Dosyadaki tanık ve müşteki ifadelerine de değinen Gülten, hiçbir ifadede adının geçmediğini vurgulayarak, “Dosyada ihale anına ilişkin somut bir anlatım yok. Tanık beyanlarında ismim yok. Bana isnat edilen herhangi bir davranış ortaya konulamamış durumda” dedi. Ramazan Gülten, yalnızca encümen üyesi olması nedeniyle suçlanmasının görev ve yetki sistematiğiyle bağdaşmadığını söyledi.

İddianamede, rüşvet, fesat, rekabetin engellenmesi veya kamu zararı oluştuğuna ilişkin de somut delil bulunmadığını savunan Gülten, daha önceki sanık savunmalarında da bilirkişi ve tevdi raporlarının hukuki değer taşımadığının ortaya konulduğunu ileri sürdü. “Olmayan bir şeyin neden olmadığını açıklamamız isteniyor” diyen Gülten, iddianamede yer almayan bir fiilin varmış gibi kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını ifade etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş