İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Aziz İhsan Aktaş davasının karar duruşmasında soruşturma sürecinden itirafçı beyanlarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Dosyada somut delil bulunmadığını belirten Akpolat, kendisi ve diğer sanıklar için beraat talep etti.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Aziz İhsan Aktaş davasında beraat talep etti ve dosyada somut delil bulunmadığını vurguladı.
- Akpolat, gözaltına alındıkları süreçte kamuoyunda suçlu ilan edildiklerini belirtti.
- Soruşturmanın siyasi bir niteliği olduğunu ve yalnızca CHP’li belediyelere yönelik yürütüldüğünü ifade etti.
- Akpolat, tutukluluk sürecinin aileleri üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ve hukukun ihlal edildiğini söyledi.
- Savunmasında, suç işlemediğini ve beraat talep ettiğini belirtti.

İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın liderliğini yaptığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” ile bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla 7’si tutuklu 200 kişi hakkında İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce açılan dava devam ediyor.
Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin tutuklu olmak üzere 7 belediye başkanının yargılandığı davanın karar duruşmasının 27’nci günü, Silivri’de yeni inşa edilen duruşma salonunda başladı.
Savunması alınmayan tek sanık olan Rıza Akpolat, karar duruşmasında saat 10.50 itibarıyla kürsüye geldi. Şair Nâzım Hikmet’in “Ben içeri düştüğümden beri Güneş’in etrafında 10 kere döndü Dünya” dizesiyle savunmasına başlayan Akpolat, “Benim tutukluluğumun üzerinden 18 ay geçti. Yani 1,5 tur atmış Dünya” dedi.
“Şafak operasyonuyla götürüldük”
Gözaltı, emniyet, adliye ve cezaevi süreçlerini anlatan Akpolat, tutukluluk sürecinin ne kadar devam edeceğinin belirsiz olduğunu belirterek, haklarındaki davanın somut delillere değil, soyut beyanlara dayandığını vurguladı.
Davanın siyasi olduğu yönündeki önceki açıklamalarının arkasında olduğunu söyleyen Akpolat, altı yıllık belediye başkanlığı boyunca Sayıştay ve Mülkiye müfettişleri tarafından defalarca denetlenmelerine rağmen haklarında soruşturmaya konu olabilecek herhangi bir bulguya rastlanmadığını ifade etti. İfadeye çağrılmaları halinde gideceklerini belirten Akpolat, buna rağmen ailelerinin gözü önünde “şafak operasyonuyla” gözaltına alındıklarını söyledi.
“İlk günden suçlu ilan edildik”
Akpolat, soruşturmanın ilk gününden itibaren kamuoyunda suçlu ilan edildiklerini söyledi. Dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen soruşturma tamamlanmadan bilgi ve belgelerin basına yansıdığını, avukatları dahi dosyaya erişemezken gelişmeleri sosyal medyadan takip etmek zorunda kaldıklarını belirtti.
Dört gün boyunca emniyette ifadeleri alınmadan bekletildiklerini, ardından adliyeye sevk edildiklerini ve görüntülerinin kamuoyuna servis edildiğini ifade eden Akpolat, Metris Cezaevi’ne götürülecekleri söylenmesine rağmen önce Paşakapısı’na, aynı gece ise Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildiklerini anlattı. İtirafçıların beyanlarının doğruluğu araştırılmadan bazı basın organlarına sızdırıldığını, yakınlarına ait görüntülerin de suç deliliymiş gibi kamuoyuna sunulduğunu aktaran Akpolat, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini söyledi. İlk savunmasında da bu hukuksuzlukları dile getirdiğini belirten Akpolat, kendisi, çalışma arkadaşları ve aile bireylerine yönelik gözaltı ve tutuklama işlemlerinin geri dönülmez izler bıraktığını söyledi.
“Kayınbiraderimin eşi çocuğunu düşürdü”
Akpolat, tutukluların sağlık sorunları yaşadığı bir süreçte gözaltı işlemlerinin ailesini de olumsuz etkilediğini belirterek, yıllardır tedavi gören ve çocuk sahibi olmaya hazırlanan kayınbiraderinin eşinin yaşananlar sırasında bebeğini kaybettiğini söyledi.
Soruşturmanın yalnızca CHP’li belediyeler ve yöneticilerine yönelik yürütüldüğünü belirten Akpolat, bu nedenle soruşturma sürecini siyasi olarak değerlendirdiğini ifade etti. İktidar partisi mensuplarına benzer işlemler uygulanmadığını ifade eden Akpolat, tek taleplerinin anayasanın öngördüğü eşitlik ilkesinin kendileri için de geçerli olması ve masumiyet karinesinin korunması olduğunu dile getirdi.
Süreç boyunca sabırla hareket ettiklerini belirten Akpolat, iddianame hazırlanana kadar yargı üzerinde baskı oluşturmamak adına hiçbir basın kuruluşuna demeç veya röportaj vermediklerini söyledi.
“Eşim iki kez gözaltına alındı”
Akpolat, eşi iki kez gözaltına alınmasına rağmen bunu kamuoyuyla paylaşmadığını belirterek, süreç boyunca sorumlu bir siyasetçi ve kamu yöneticisi gibi hareket ettiğini söyledi. Haklarında her gün çok sayıda haber yapılarak itibarsızlaştırılmaya çalışıldıklarını aktaran Akpolat, soruşturma aşamasındaki hassasiyetlerini kovuşturma sürecinde de sürdürdüklerini ifade etti. Dava boyunca sanıkların disiplinli davrandığını belirten Akpolat, davayı kamuoyu önünde tartışmaktan kaçındıklarını, kendilerini izlemeye gelen aileleri, dostları ve partililerin de yalnızca alkışlayıp el sallayarak destek verdiğini söyledi. İlk savunmasında hem suçlamalara hukuki yanıt verdiğini hem de davanın niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlattı.
“Lehimize olanlar gözardı edildi”
Akpolat, kendisinden sonra savunma yapan sanıkların ve itirafçıların beyanlarının ilk savunmasını doğruladığını ifade ederek, dosyada somut delil bulunmadığını ve suçlamaların yalnızca beyanlara dayandığını belirtti. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tanıkların dinlendiğini, savcılığın esas hakkındaki mütalaasını sunduğunu hatırlatan Akpolat, mütalaada bazı hususların yanlış değerlendirildiğini ve lehlerine olan delillerin göz ardı edildiğini belirtti. Akpolat, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde yüzde 73 oyla belediye başkanı seçildiğini de hatırlattı.
“Bütçenin 7 katı borçlu devraldık”
Akpolat, Beşiktaş Belediyesi’ni bütçesinin yaklaşık yedi katı borçla devraldıklarını belirterek, bunu polemik konusu yapmadan göreve başladıklarını söyledi. İlk görev döneminde pandemi başta olmak üzere birçok olumsuzluğa rağmen personel maaşlarını aksatmadıklarını, belediye hizmetlerinde kesinti yaşanmasına izin vermediklerini ifade eden Akpolat, Halk Market, Halk Mağaza, aşevi, 65 yaş üstüne yönelik hizmetler ve yeni parklar gibi sosyal projeleri de bu dönemde hayata geçirdiklerini anlattı.
“Yalanla ikna etmek zorundalar”
Akpolat, iddianame hazırlanıp mahkeme önüne çıkıncaya kadar kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda dikkatli davrandıklarını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ve dosyadaki gizlilik kararına rağmen bilgilerin basına sızdırıldığını belirtti. Kendisi, çalışma arkadaşları ve ailesine yönelik uygulamalara ilişkin yanıtlarını mahkeme salonunda verdiklerini söyleyen Akpolat, süreç boyunca her sabah yeni bir operasyon haberiyle uyandıklarını ve ayrıntıları bazı basın organlarından öğrendiklerini ifade etti.
Hakkında önce “itirafçı olduğu”, ardından da savcıya giderek ifade vermeye çalıştığı yönünde haberler yapıldığını hatırlatan Akpolat, cezaevi kayıtlarının bu iddiaların doğru olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Daha sonra avukat göndererek bazı isimleri suçlamaya çalıştığı yönünde yeni iddialar ortaya atıldığını belirten Akpolat, yol arkadaşları ve avukatlarının duruşma salonunda bulunduğunu hatırlatarak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını dile getirdi. “Yalanla ikna etmek zorundalar” diyen Akpolat, kendisine yönelik bu haberlerin ihanetin üzerini örtme amacı taşıdığını ifade etti.
“Mahalle dedikodusu yapmıyorum”
Akpolat, belediye başkan yardımcıları ya da bürokratları suçlayarak tahliye olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, kendisine CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında konuşması hâlinde Beşiktaş dosyasının kapatılacağının söylendiğini ifade etti. Bu sözleri kimin söylediğini yalnızca mahkeme huzurunda açıklayacağını belirten Akpolat, kamuoyu önünde “mahalle dedikodusu” yapmak istemediğini, adaletin yerinin mahkeme salonu olduğunu dile getirdi.
“İradeleri sakatlandı”
Akpolat, itirafçı olan bazı sanıkların yakınlarının gözaltına alınması, ailevi ve sağlıkla ilgili sorunlar yaşamaları gibi nedenlerle baskı altında kaldıklarını düşündüğünü belirterek, bu nedenle ilk savunmasında iradelerinin sakatlandığını söylediğini hatırlattı. Ancak duruşma sürecindeki tutumlarını gördükten sonra bu değerlendirmesini değiştirdiğini açıklayan Akpolat, söz konusu kişilerin kendi iradeleriyle itirafçı olduklarını düşündüğünü ve bunun tutanaklara bu şekilde geçmesini istediğini söyledi.
İtirafçılara tepki gösterdi
Akpolat, ilk savunmasını yaptığı gün bazı sanıkların gözlerinin içine bakamadığını, bu nedenle onlar adına üzüldüğünü söyledi. Daha sonraki duruşmalarda ise aynı kişilerin davranışlarının değiştiğini belirterek, bu nedenle ilk değerlendirmesini geri aldığını ifade etti. Aziz İhsan Aktaş ile Mustafa Mutlu’nun aynı anda ifade verdiğini ve sürecin bu şekilde başladığını anlatan Akpolat, daha sonra ifadeler zincirleme şekilde diğer isimlere yöneldiğini söyledi. Duruşmada ise birbirleri aleyhine ifade veren kişilerin birbirleri hakkında konuşmadıklarına dikkat çeken Akpolat, dışarıda uzlaştıkları izlenimi edindiğini belirtti. Aziz İhsan Aktaş’ın mahkemede, aralarında rüşvet ilişkisi, pazarlığı ya da anlaşması bulunmadığını söylediğini hatırlatan Akpolat, dosyanın başından bu yana karşılıklı ifadelerin de bu doğrultuda olduğunu kaydetti.
“Aktaş, ‘Rüşvet anlaşması yapmadım’ dedi”
Akpolat, soruşturma sürecinde itirafçı beyanlarının zincirleme şekilde ilerlediğini belirterek önce Ozan İş’in, ardından Alican Abacı’nın, daha sonra da Emirhan Akçadağ’ın ifade verdiğini anlattı. Süreç ilerledikçe tarafların birbirleri aleyhine ifadeler verdiğini ancak duruşmada birbirleri hakkında herhangi bir suçlamada bulunmadıklarını söyleyen Akpolat, mahkeme heyetinin de bu duruma dikkat çektiğini ifade etti. Dosyanın başından bu yana kendisi ile Aziz İhsan Aktaş’ın birbirleri hakkında suçlayıcı beyanda bulunmadığını belirten Akpolat, Aktaş’ın itirafçı olduktan sonra verdiği ifadeleri mahkemede de tekrarladığını söyledi. Akpolat, Aktaş’ın duruşmada, aralarında rüşvet ilişkisi, rüşvet pazarlığı ya da rüşvet anlaşması bulunmadığını açıkça dile getirdiğini de aktardı.
“Değişimi gerçekleştirdik”
Akpolat, siyasette üstlendiği her görevde halkın iradesini esas aldığını belirterek, belediye başkanlığı ve parti görevleri boyunca hem seçmenlere hem de CHP’ye karşı sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini söyledi. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin verdiği görev kapsamında 20’den fazla ilde çalışma yürüttüğünü hatırlatan Akpolat, seçimlerin ardından toplumda oluşan değişim talebine kayıtsız kalmadıklarını ve CHP’de genel başkan değişimini gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Bu sürecin ardından partinin Türkiye’nin birinci partisi hâline geldiğini belirten Akpolat, yerel yönetimlerde hayata geçirilen projelerle toplumdaki memnuniyetin arttığını söyledi. Değişim sürecinde aktif rol üstlenmesi nedeniyle hem iktidarın hem de kurultayı kaybedenlerin hedefi hâline geldiğini dile getiren Akpolat, daha sonra peş peşe operasyonların başladığını, İstanbul İl Kongresi ve kurultay davalarında da şüpheli ve sanıklar arasında yer aldığını kaydetti.
“Millet yeni bir yol açtı”
Akpolat, siyaset hayatı boyunca aldığı en önemli dersin halkın tercihlerini rehber edinmek olduğunu belirterek, siyasetin yalnızca milletin menfaatleri için yapılması gerektiğini söyledi. Toplumun her kesiminde eşitsizliklere ve haksızlıklara yönelik itirazların büyüdüğünü ifade eden Akpolat, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bu sürecin öncüsü olduğunu ve yeni bir siyasi yol açtığını dile getirdi. Bu mücadeleye destek verenlere selam gönderen Akpolat, Pir Sultan Abdal’ın “Ne mutlu eğri zamanda doğru yerde durana” sözünü hatırlattı.
“Partimin yönetimine adeta çökülmüştür”
Akpolat, karar duruşması öncesinde daha temkinli konuşması yönünde telkinler aldığını ancak doğruları söylemekten vazgeçmeyeceğini belirtti. Ailesinden ayrı kalmanın üzüntüsünü yaşadığını ifade eden Akpolat, CHP’nin il başkanlığı ve genel merkez binalarına polis müdahalesi yapıldığını, parti yönetiminin fiilen işlevsiz bırakıldığını ve yol arkadaşlarının plastik mermi ile biber gazına maruz kaldığını söyledi. Ailesinin ve partililerinin yaşadığı acılar ortadayken farklı bir tutum sergilemesinin beklenmemesi gerektiğini dile getirdi.
“Kimse kendimi inkâr etmemi beklemesin”
Akpolat, cezaevinde bulunduğu sırada CHP Genel Merkezi’ndeki gelişmeler nedeniyle duyduğu endişeyi anlatırken, avukatının kendisine parti örgütündeki arkadaşlarının iyi olduğunu söylemesinin kendisini duygulandırdığını ifade etti. Bu dayanışma nedeniyle hiçbir koşulda kendisini ve siyasi mücadelesini inkâr etmeyeceğini belirten Akpolat, süreçte bazı kişilerin itirafçı olduğunu, bazılarının sessiz kaldığını, bazılarının ise kendi çıkarlarını öncelediğini söyledi. Halkı ve yol arkadaşlarını yalnız bırakanların hesabı eninde sonunda yine halk tarafından sorulacağını dile getirdi.
“Suç işlemedim ve ispatladım”
Savunmasının sonunda Akpolat, vicdanının rahat olduğunu belirterek suç işlemediğini ve bunu yargılama sürecinde ortaya koyduğunu söyledi. İddianame ve esas hakkındaki mütalaada kendisi, çalışma arkadaşları ve aile bireylerinin suç işlediğini gösteren tek bir somut delil bulunmadığını ifade eden Akpolat, tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.
“Genel başkandan haber bekliyorum”
Akpolat’ın savunmasını tamamlamasının ardından izleyici sıralarından “Beşiktaş’ın Başkanı Rıza Akpolat” sloganları yükseldi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı izleyicilerin salondan çıkarılması talimatını verdi ve öğleden sonraki oturumda yalnızca sanık yakınlarının salona alınacağını bildirdi. Duruşma salonundan ayrılırken gazetecilerin CHP’den istifa edip etmeyeceğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Akpolat ise, “Genel başkandan haber bekliyorum” dedi.








