İSTANBUL (Medyascope) – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Süleymancılar’a operasyon düzenlendi. Operasyonda aralarında cemaatin lideri Alihan Kuriş’in de bulunduğu 30 kişi gözaltına alındı. Başsavcılık, soruşturmanın MASAK raporundaki tespitlere dayandığını açıkladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Süleymancılar’a yönelik başlatılan soruşturma kapsamında 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. 17 ilde 123 adreste düzenlenen operasyonlarda aralarında Süleymancı yapının lideri Alihan Kuriş’in de olduğu 30 kişi gözaltına alındı.
Başsavcılık tarafından yapılan açıklamaya göre sözkonusu adreslerin 43’ünün doğrudan adres, 80’inin ise 33 şirkete ait farklı yerlerden oluştuğu belirtildi.
Süleymancılar’a operasyon MASAK raporuna dayanıyor
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın MASAK raporuna dayandırıldığını açıkladı. Başsavcılık, “suç örgütüne ait olduğu değerlendirilen” şirketlerin 2020’den sonra finansal işlem hacimlerinde ve mal alım-satım işlemlerinde dikkat çekici artışlar tespit edildiğini ileri sürdü.
Açıklamada, şirketlerin büyük bölümünün bölünme ve devir işlemleri gerçekleştirdiği, yeni kurulan şirketlerin farklı illerde ve farklı faaliyet alanlarında faaliyet gösterdiğinin belirlendiği ifade edildi.
Bazı şirketlerin aktif ticari faaliyetlerinin bulunmamasına rağmen yüksek sermayeli iştirakler kurduğu, bu yöntemle finansal işlemlerin izlenmesinin zorlaştırılmasının amaçlandığı öne sürüldü.
Başsavcılık, şirket hesaplarında yüksek miktarda nakit hareketliliği tespit edildiğini, ortaklar tarafından kaynağı açıklanamayan yüksek tutarlı para girişleri yapıldığını ve bu kaynakların sermaye artırımlarında kullanıldığını ileri sürdü.
Açıklamada, şirketler arasındaki yüksek tutarlı para transferlerinin ve mal alım-satım işlemlerinin sahte fatura düzenlenmesi açısından dikkat çekici bulunduğu kaydedildi.
Başsavcılığın açıklamasında şirket hesaplarına, ticari kayıtlarla uyumlu olmayan yurtdışı kaynaklı döviz transferleri yapıldığının da tespit edildiği iddia edildi.
Açıklamada, bazı şirketlerin yüksek tutarlı vergi iadeleri aldığı ve söz konusu finansal işlemlerin organize biçimde gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmelere yer verildi.
Gözaltına alınanlar
Süleymancılar’a operasyon kapsamında gözaltına alınan 30 kişi şöyle:
- Alihan Kuriş (İstanbul)
- Fahri Candemir (İstanbul)
- Süleyman Kahraman (İstanbul)
- Recep Okumuşlar (İstanbul)
- Şeref Toprak (İstanbul)
- Mehmet Hilmi Molla (İstanbul)
- Nezih Murat Büyükgöze (İstanbul)
- Metin Güder (İstanbul)
- Hilmi Şenol (İstanbul)
- Süleyman Hilmi Dinç (İstanbul)
- Yunus Aslan (İstanbul)
- Yusuf Büyükgöze (İstanbul)
- Ahmet Gökçen (İstanbul)
- Muharrem Hilmi Akbulut (İstanbul)
- Mehmet Aksu (Ankara),
- Muhammed Dağ (Ankara)
- Mehmet Bozpınar (Ankara)
- Mehmet Akbacaoğlu (Ankara)
- Ahmet Şimşek (Kayseri)
- Ömer Yılmaz (Karabük)
- Abdulkerim Emrah (Ağrı)
- İsa Çardak (Antalya)
- Cevat Bağcı (Sivas)
- Zeki Altınel (Aydın)
- Ahmet Efe (Denizli)
- Hüseyin Türker (Kütahya)
- Mehmet Kurban (İzmir)
- Mehmet Tekin (İzmir)
- Mustafa Gökduman (Erzurum)
- İsmail Hakkı Akgün (Kütahya).
Süleymancılar hakkında
Süleymancılar ya da cemaatin kendi tanımıyla Süleymanlılar, kökeni Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1920’li yıllarda başlattığı dinî eğitim faaliyetlerine dayanan, Nakşibendi geleneğinden etkilenen bir dinî yapılanma olarak biliniyor. Cemaat adını, mensuplarının “üstad” olarak nitelendirdiği Süleyman Hilmi Tunahan’dan alıyor.
1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte medrese eğitiminin sona ermesinin ardından Tunahan, farklı yöntemlerle dinî eğitim faaliyetlerini sürdürdü.
1949’da Kur’an kurslarının yeniden açılmasına izin verilmesinin ardından cemaat kurumsallaşma sürecine girdi. İlk Kur’an kursu 1951’de İstanbul Çamlıca’da açıldı. 1950’li yıllarda hızla büyüyen cemaatin kurduğu Kur’an kurslarının sayısının 1960’a gelindiğinde 1000’i aştığı belirtiliyor.
Süleyman Hilmi Tunahan’ın ölümünün ardından cemaatin liderliğini damadı Kemal Kacar üstlendi. Daha sonra yönetim, Tunahan’ın torunlarından Arif Ahmet Denizolgun’a geçti. Denizolgun’un 2016’daki ölümünün ardından ise cemaatin lideri Alihan Kuriş oldu.
1971’de yapılan yasal düzenlemelerin ardından cemaat, faaliyetlerinin ağırlığını öğrenci yurtlarına kaydırdı. Yurtlar, ilerleyen yıllarda cemaatin temel örgütlenme alanlarından biri haline geldi.
Yıllar içinde Türkiye genelinde ve yurtdışında yaygın bir örgütlenme ağı kuran cemaat, yurtlar, Kur’an kursları, dernekler, vakıflar ve şirketler aracılığıyla faaliyetlerini sürdürdü. 1960’lı yıllarda Almanya’ya yönelik işçi göçünün ardından Avrupa’da da örgütlenen cemaat, İslam Kültür Merkezleri aracılığıyla faaliyetlerini farklı ülkelere yaydı.
BBC Türkçe’den Mahmut Hamsici’nin haberine göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu belirtilen ve 2019’da kamuoyuna yansıyan bir raporda, cemaatin faaliyetlerini öğrenci yurtları, özel eğitim kurumları ve Kur’an kursları aracılığıyla sürdürdüğü ifade edildi.
Cemaatin, kuruluşundan bu yana farklı dönemlerde sağ siyasi partilerle yakın ilişkiler kurduğu biliniyor. Cemaat mensuplarının geçmişten bugüne Millet Partisi, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, Doğru Yol Partisi, Refah Partisi ve AKP ile ilişki içinde olduğu belirtiliyor.
Örneğin mevcut lider Alihan Kuriş’in dayısı cemaatin önceki lideri olan Arif Ahmet Denizolgun’du. Arif Ahmet Denizolgun, 28 Şubat sürecinin ardından Mesut Yılmaz’ın başbakanlığında kurulan ANASOL-D olarak bilinen koalisyon hükümetinde (55. hükümet) bağımsız milletvekili olarak Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptı.
Kaçak yurdunda 11’i çocuk 12 kişi ölmüştü
Adana’nın Aladağ ilçesinde, 29 Kasım 2016’da Süleymancılar cemaatine ait kaçak yurtta 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirmişti.
Yangının çıktığı kız öğrenci yurdu, Süleymancılar cemaatiyle bağlantılı olduğu belirtilen bir dernek tarafından işletiliyordu. Olayın ardından yurdun ruhsat durumu, bina güvenliği, yangın önlemleri ve denetim süreçleri kamuoyunda geniş tartışmalara neden olmuştu.
Dava sürecinde yurt yöneticileri ve dernek yetkilileri yargılanmıştı. İstinaf mahkemesi, 2022’de verdiği kararla sanıklara 4 yıl 2 aydan 15 yıla kadar değişen hapis cezaları vermişti. Sanıklar, “olası kastla öldürme” yerine “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırılmıştı.
Yangında çocuklarını kaybeden ailelerin avukatları arasında, bugün Türkiye İşçi Partisi’nden Hatay Milletvekili seçilmesine rağmen, Gezi davası nedeniyle hâlâ cezaevinde tutulan Can Atalay da yer almıştı. Atalay, dava boyunca kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılması ve sanıkların daha ağır suçlamalarla yargılanması gerektiğini savunmuştu.
Yurtta cinsel istismar ve intihar
Süleymancılar cemaati, 2019’da Denizli’de ortaya çıkan bir çocuk istismarı davasıyla da gündeme geldi. Cemaate ait olduğu belirtilen Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan 12 yaşındaki bir öğrencinin, yurtta görevli bir belletmenin cinsel istismarına maruz kaldığı ortaya çıkmıştı.
Öğrenci okulda durumu bir arkadaşına anlatarak yaşamına son vermek istediğini söylemişti. Ertesi gün sınıfta yalnız kaldığı sırada bir not yazan ve başından geçenleri anlatan öğrenci hayatına son vermişti.
Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayın ardından açılan davada sanık hakkında hapis cezası verilmişti.
Ruşen Çakır 1980’lere dikkat çekmişti
Gazeteci Ruşen Çakır, “Ayet ve Slogan” kitabında, 1980’li yılların ortalarından itibaren Süleymancı yurtlarında olup bitenlere basının yakın ilgi gösterdiğini aktarmıştı.
Çakır, pansiyonlarda yaşanan intihar, şüpheli ölüm, dayak ve kaçma olaylarıyla ilgili yayınların Süleymancıları çok zora soktuğunu, cemaat liderlerinin basından kaçma veya soruları yazılı yanıtlama yoluna gittiğini belirtmişti.






