İSTANBUL (Medyascope) – Toplum ve Siyaset’in bu bölümünde Gülener Kırnalı, siyaset bilimci Prof. Dr. Murat Somer ile çerçeve yasa oylamasının Türkiye siyasetinde ortaya çıkardığı yeni dengeleri, YENİ Parti’nin ilk önemli siyasi sınavını, çözüm süreci ve muhalefetin otoriterleşme karşısında izlemesi gereken stratejileri konuştu.
Programın ikinci bölümünde ise Lena Salaymeh’in Türkiye’de laikliğin Batılı güçlerin baskısı ve sömürgeci ilişkiler üzerinden şekillendiği yönündeki tezinden hareketle laiklik, Cumhuriyet ve Türkiye’nin modernleşme tarihi üzerine yürüyen tartışma değerlendirildi.
“Siyasi rekabet bugün çok daha sert otoriter koşullar altında”
Somer’e göre çerçeve yasa tartışmasını yalnızca tek bir oylama veya muhalefetin doğru ya da yanlış oy kullanması üzerinden değerlendirmek yeterli değil. “Çerçeve yasa ne gösterdi” sorusuna yanıt veren Somer, Türkiye’de özellikle 2024 sonrasında muhalefet açısından “saha şartlarının” belirgin biçimde değiştiğini söyledi. Somer, daha önce de eşitsiz olan siyasi rekabetin bugün çok daha sert otoriter koşullar altında yürüdüğünü vurguladı.
Bu nedenle muhalefetin yalnızca kritik oylamalarda doğru pozisyon almakla yetinemeyeceğini belirten Somer, otoriterleşmeyi durduracak ve demokrasiye dönüşü mümkün kılacak yeni bir siyasal kimlik, söylem ve strateji geliştirmesi gerektiğini savundu.

Cumhuriyet, laiklik ve eşit vatandaşlık
Söyleşinin ikinci bölümünde Lena Salaymeh’in Türkiye’de laikliğin gelişimini Batılı güçlerin baskısı ve yeni sömürgeci ilişkiler üzerinden açıklayan yaklaşımı tartışıldı. Somer, Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki laiklik, din-devlet ilişkileri ve kimlik gibi temel meselelerin günümüzde yeniden gündeme gelmesini Türkiye’nin içinde bulunduğu daha geniş rejim dönüşümüyle ilişkilendirdi.
Laikliğin Türkiye’ye bütünüyle dışarıdan dayatılmış bir model olduğu tezine karşı çıkan Somer, laik hukuk ve tek bir hukuk sistemi arayışının Osmanlı’nın son döneminden itibaren yerli siyasi ve düşünsel aktörler tarafından da savunulduğunu söyledi. Lozan müzakerelerinin de laikliğin sömürgeci güçler tarafından Türkiye’ye empoze edildiği iddiasını desteklemediğini belirtti.








