İSTANBUL (Medyascope) – Rûdaw’a konuşan Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin Suriye ordusuna katılım sürecinin bu ay tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi. Abdi, Kürtçe eğitimin devamından Türkiye ile ilişkilere, ABD ve Avrupa’nın tutumundan Rojava’daki siyasi geleceğe kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu.

Demokratik Suriye Güçleri (SDG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Rûdaw’a verdiği özel röportajda SDG’nin Suriye ordusuna katılım sürecinin bu ay içinde tamamlanmasını hedeflediklerini açıkladı. Abdi, sürecin geciktiğini belirterek gecikmenin hem Şam’dan hem de kendilerinden kaynaklandığını söyledi.
Abdi, 29 Ocak Anlaşması’nın Kürtler açısından tüm beklentilerini karşılamadığını ancak Suriye devleti içerisinde Kürtler için bir statü oluşturduğunu söyledi. Abdi, anlaşmanın anayasal güvenceye kavuşması için ise mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
“Kürt gençlerinin kendi bölgelerinde askerlik yapabilmesi hedefleniyor”
SDG’nin Suriye ordusuna katılımının “entegrasyon” olarak adlandırılmasına mesafeli duran Abdi, süreci 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanması olarak tanımladı. Anlaşmaya göre askeri güçlerinin Suriye ordusunun parçası olmasına karar verdiklerini belirten Abdi, Kürt komutan ve askerlerin orduda yer alacağını, Kürt tugaylarının oluşturulacağını söyledi.
Abdi’ye göre SDG tamamen ortadan kalkmayacak; mevcut yapı farklı bir isim, organizasyon ve askeri yapı içerisinde Suriye ordusunun parçası olacak. SDG komutanlarının da ordu içerisinde görev alacağını belirten Abdi, Kürt gençlerinin kendi bölgelerinde askerlik yapabilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Derik, Kamışlo, Haseke ve Kobani tugaylarının bulunduğunu belirten Abdi, Afrinli SDG mensuplarının da Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı bir tugay olarak Afrin veya çevresinde görev yapması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Abdi, anlaşmaya göre entegrasyonun şubat ayında tamamlanması gerektiğini, ancak sürecin uzadığını belirterek “bu ay içerisinde entegrasyonun tamamen bitmesini hedefliyoruz” dedi.
“En büyük hatam, 10 Mart Anlaşması için yeterli çabayı göstermemem”
Mazlum Abdi, röportajda kendi siyasi pratiğine ilişkin özeleştiride de bulundu. 10 Mart Anlaşması’nın uygulanması için yeterince çaba göstermemesini “en büyük hatası” olarak nitelendiren Abdi, anlaşmada üzerinde uzlaşılan maddelerin hayata geçirilmesi konusunda daha büyük bir mücadele verilmesi gerektiğini söyledi.
Abdi, yeni anlaşmanın da tüm taleplerini karşılamadığını ancak savaşın yeniden çıkmasını önlemek ve huzuru tesis etmek için anlaşmanın uygulanması konusunda bütün enerjisini kullanacağını ifade etti.
Röportajın başka bir bölümünde de SDG’nin geçmiş dönemde yaşadığı askeri geri çekilmeler konusunda özeleştiri yaptıklarını belirten Abdi, Şeyh Maksut başta olmak üzere bazı bölgelerde yaşananların kendi içlerinde soruşturulduğunu ve sorumluların birbirlerinden hesap sorduğunu söyledi. Ancak geri çekilme kararının, savaşın Kürt bölgelerine yayılması üzerine bu bölgeleri korumak amacıyla alındığını savundu.
“Kürtçe seçmeli ders olamaz”
Abdi’nin açıklamalarında öne çıkan başlıklardan biri de Kürtçe eğitimin geleceği oldu.
Kürtçe meselesinin Şam ile yürütülen müzakerelerde “ilk ve en temel gündem maddesi” olduğunu söyleyen Abdi, Rojava’da 15 yıldır Kürtçenin eğitim dili olarak kullanıldığını ve üniversite seviyesine kadar ulaştığını belirtti. Bu nedenle Kürtçenin yeniden yalnızca “seçmeli ders” haline getirilmesini kabul etmeyeceklerini söyledi.
Abdi, temel hedeflerinin Kürtçenin resmi eğitim dili olarak kalması olduğunu, bunun yanında Kürt öğrencilerin Arapça da öğrenmesi konusunda esnek olduklarını ifade etti. Bu konuların çözümü için karar yetkisine sahip kişilerden oluşan bir komisyon kurulduğunu ve son görüşmelerde ilerleme sağlandığını söyledi.
Kürt kimliği ve haklarının anayasaya girmesini istiyor
Abdi, yeni Suriye anayasasında Kürt kimliği, Kürtçe ve Kürtlerin haklarına ilişkin maddelerin yer alması gerektiğini söyledi.
Geçici anayasanın 10 Mart Anlaşması’ndan önce hazırlandığının kendilerine aktarıldığını belirten Abdi, bu nedenle üzerinde anlaşılan maddelerin mevcut metne dahil edilemediğini söyledi. Gelecekte yeni bir anayasa hazırlanması halinde Suriye Cumhurbaşkanı’nın imzaladığı maddelerin anayasaya girmesi gerektiğine dair söz verildiğini aktardı.
Abdi’ye göre bu kazanımların kalıcı hale gelmesinin en önemli güvencesi ise Kürt siyasi güçlerinin ve Kürt halkının birliği.
“Kürtlerin devletin inşasında yer alması için fırsat doğdu”
Abdi, mevcut siyasi tabloyu Kürtler açısından “iyi bir fırsat” olarak değerlendirdi. Suriye’nin kuruluşu ve bağımsızlık süreçlerinde Kürtlerin devletin bir parçası olamadığını belirten Abdi, şimdi ise yeni Suriye’nin inşasında yer alma fırsatı doğduğunu söyledi.
SDG’nin Suriye devlet kurumlarının parçası olma kararı aldığını belirten Abdi, Kürtlerin Suriye devletinin içinde yer almak istediğini söyledi. Şam’ın Kürtlere siyasi makamlar vermeye hazır olduğuna inandığını belirten Abdi, bunun için askeri birleşme sürecinin biraz daha ilerlemesinin beklendiğini aktardı.
“SDG sonrası siyasi boşluk oluşmamalı”
SDG’nin Suriye ordusuna katılmasıyla bölgede siyasi bir boşluk oluşabileceği uyarısında bulunan Abdi, bu boşluğu dolduracak siyasi bir temsilin hazırlanması gerektiğini söyledi.
Abdi, SDG’nin 15 yıldır bölgede siyasi bir iklim ve gündem oluşturduğunu belirterek askeri yapının değişmesinin ardından bunun ortadan kalkmaması gerektiğini ifade etti. Bu nedenle diğer Kürt siyasi güçleri ve şahsiyetlerle birlikte bir “siyasi üst kurul” oluşturma hedefinin sürdüğünü söyledi.
Abdi, söz konusu yapının parti, cephe, hareket veya başka bir oluşum şeklinde kurulabileceğini; kendisi açısından önemli olanın SDG’nin geçişi sonrasında oluşacak boşluğun siyasi yollarla doldurulması olduğunu belirtti.
“ABD ve Avrupa bize ihanet etmedi”
ABD ve Avrupa’nın SDG’ye sırtını dönüp dönmediği sorusuna da yanıt veren Abdi, “Bize ihanet ettiklerini söyleyemem” dedi.
ABD ve Avrupa’nın IŞİD’e karşı mücadele kapsamında kendileriyle birlikte olduğunu, ancak hiçbir zaman Kürt davasının tamamını destekleme veya Kürtler için bir statü oluşturma sözü vermediklerini belirten Abdi, kendilerinin de bu konuda bir söz almadığını söyledi.
Abdi, ABD ile ilişkilerin hâlâ sürdüğünü, ancak gidiş gelişlerin azaldığını söyledi. Avrupa ile de iletişimlerinin devam ettiğini belirten Abdi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un özellikle 29 Ocak Anlaşması konusunda önemli çaba gösterdiğini ve anlaşmanın siyasi garantörü olduğunu söyledi.
SDG’ye yönelik ABD yardımının ise uzun süredir devam etmediğini belirten Abdi, geçmişteki desteğin de kamuoyunda zaman zaman abartıldığını söyledi. ABD askerlerinin bölgede bulunduğunu ve bazı özel birimlere silah ve bütçe desteği sağlandığını, ancak SDG’nin tamamının aynı şekilde desteklenmediğini ifade etti.
IŞİD için uyarı: “Tehlike bitmedi”
Abdi, IŞİD tehdidinin sona ermediğini de söyledi. Örgütün yeniden organize olduğunu ve faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Abdi, IŞİD’in önceki dönemden farklı olarak Suriye’nin büyük şehirlerine de sızdığını söyledi.
Abdi’ye göre örgütün kapasitesi geçmişteki düzeyde olmayabilir ancak yayılım alanı genişledi ve şehirlerde de varlık göstermeye başladı.
Petrol Suriye devletine devredildi
Röportajda Rojava’daki petrol kaynaklarının geleceği de gündeme geldi.
Abdi, Rimeylan, Suveydiye ve diğer petrol bölgelerinin resmi olarak Suriye devletine devredildiğini ve Petrol Bakanlığı’na teslim edildiğini söyledi. Bu bölgelerde Amerikalı şirketlerin çalıştığını belirten Abdi, petrol dosyasının artık Suriye devletinin elinde olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte Haseke ve diğer Kürt bölgelerinin geçmişte ekonomik olarak ihmal edildiğini belirten Abdi, bu bölgeler için özel bir kalkınma planı ve bütçe ayrılması gerektiğini söyledi. Bu konuda Şam’la olumlu bir yaklaşım üzerinde uzlaşıldığını, ayrıntıların ise ilerleyen dönemde netleşeceğini aktardı.
Türkiye ile “açık kanallar” var
Türkiye ile ilişkilere de değinen Abdi, mevcut durumu bir yıl öncesine göre daha iyi olarak değerlendirdi.
Bir yıl öncesine kadar Türkiye tarafından sürekli bombalandıklarını ve altyapılarının hedef alındığını söyleyen Abdi, şu anda ateşkes olduğunu ve taraflar arasında açık iletişim kanalları bulunduğunu belirtti. Türkiye ile doğrudan görüşmeler yapıldığını ifade eden Abdi, ateşkesin ötesine geçerek bir uzlaşıya ulaşmayı istediklerini söyledi.
Abdi, Türkiye’ye gidip gitmeyeceği sorusuna ise bunun siyasi şartlara ve Türkiye’nin buna ne kadar hazır olduğuna bağlı olduğunu söyledi. “Olumlu sinyaller” bulunduğunu belirten Abdi, ilişkilerin daha üst bir düzeye taşınmasının hem Rojava ve Suriye Kürtlerinin hem de Türkiye’nin çıkarına olduğunu savundu.
Öcalan’la görüşme gerçekleşmedi
Abdi, Abdullah Öcalan ile doğrudan bir görüşme yapmadığını da açıkladı.
Kendisinin Öcalan’la doğrudan görüşmediğini, ancak arkadaşlarının görüşmüş olabileceğini belirten Abdi, Öcalan’ı görmek istediğini söyledi. Öcalan’ın geçmişte barış, ateşkes ve uzlaşı süreçlerinde önemli bir rol oynadığını belirten Abdi, gelecekte de olumlu bir rol oynayabileceğini ifade etti.
Türkiye’de yürütülen barış ve diyalog sürecinin Rojava üzerinde etkisi olduğunu söyleyen Abdi, mevcut ateşkesin ve Türkiye’nin bölgeyi bir yıl önceki gibi bombalamamasının bu süreçle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Sürecin ilerlemesi halinde olumlu etkinin artacağını söyledi.
“Kürdistan Bölgesi’ne her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var”
Irak Kürdistan Bölgesi ile ilişkilerinin iyi olduğunu ve mevcut dönemde ilişkilerin en iyi aşamasında bulunduğunu söyleyen Abdi, Erbil ve Süleymaniye ile iletişimlerinin sürdüğünü belirtti.
Abdi, yeni dönemde Kürdistan Bölgesi’ne savaş döneminden daha fazla ihtiyaç duyduklarını ifade etti. Ekonomik, yatırım, siyasi ve diplomatik alanlarda Erbil ve Süleymaniye’nin daha fazla rol oynayabileceğini söyleyen Abdi, Erbil, Süleymaniye ve Şam ile birlikte daha iyi işler yapılabileceğini söyledi.
“Merkeziyetçi sistem Suriye için çözüm değil”
Abdi, gelecekte nasıl bir Suriye görmek istediği sorusuna da yanıt verdi. Esad ve Baas dönemindeki totaliter ve merkeziyetçi yönetimin yaşanan zulmün temel kaynaklarından biri olduğunu belirten Abdi, merkeziyetçi sistemin yeniden denenmemesi gerektiğini söyledi.
Abdi, Suriye için en iyi sistemin “merkezi olmayan bir sistem” olduğunu düşündüğünü ifade etti.
“Artık üniformayı çıkarma vakti geldi”
SDG’nin Suriye ordusuna katılımının tamamlanmasının ardından askeri görevinden ayrılabileceği mesajını verdi.
2011 ve 2012 yıllarında siyasi çalışmalar yürüttüğünü, 2013’te savaş nedeniyle askeri üniforma giydiğini belirten Abdi, artık üniformayı çıkarma vaktinin yaklaştığını söyledi. SDG’nin entegrasyonu tamamlandığında eski işine, yani siyasi çalışmalara dönebileceğini ifade etti. “Askerlik gerekliyse asker olurum, siyaset gerekliyse siyaset yaparım” dedi.








