“Kaşif Kozinoğlu” soruşturması: Selahattin Günday neden tutuklandı?

İSTANBUL (Medyascope) – Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturmada, gazeteci Selahattin Günday ve iki sağlık görevlisi tutuklandı. Silivri Başsavcılığı gerekçesiz sevk yazısı yazarken Silivri Sulh Ceza Hakimliği de zamanaşımı süresi dolmasına ve olay tarihinde olmayan MİT Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında tutuklama kararı verdi. Kozinoğlu’nun görüntüsünü dahi almayan muhabir Selahattin Günday’ın avukatları, süreci “hukuk garabeti” olarak nitelendirdi.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması
Kaşif Kozinoğlu soruşturması: Selahattin Günday neden tutuklandı?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Faili meçhul dosyaları aydınlatacağız” iddiasıyla başlatıldığını duyurduğu dosyalardan Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin açılan soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı.

Ergenekon soruşturmasında, 2011’de tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşamını yitiren eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin açılan soruşturmada ikinci dalga operasyon yapıldı.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Selahattin Günday ile acil tıp teknisyenleri Özlem Uslu ve Emre Atmaca tutuklandı, altı kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Gazeteci Günday, 2011’de Kaşif Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne girdiği sıradaki görüntüleri haberleştirdiği iddiasıyla, 2011’de yürürlükte dahi olmayan MİT Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında tutuklandı.

Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, tutuklama kararı sonrası yaptığı açıklamada, süreci “hukuk garabeti” olarak niteledi. Peki süreçte neler yaşandı, gazeteci Günday “hukuk garabeti”nde nasıl tutuklandı?

Selahattin Günday’a, “Kaşif Kozinoğlu’nun görüntüsünü çektin” suçlaması

Gazeteci Selahattin Günday, 10 Eylül’de, kameraman İdris Tiftikçi ve yedi sağlık çalışanıyla gözaltına alındı. İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’ndaki gözaltı sürecinin ardından dokuz isim Silivri Adliyesi’ne savcılık ifadeleri için sevk edildi.

Günday, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki ifadesinde, jandarma komutanlığında verdiği ifadesini tekrar ettiğini söyledi. Günday, jandarmada verdiği ifadesinde, görüntülerin kendisi tarafından çekilmediğini belirterek, “Gazetecilik etiğine sıkı sıkıya bağlı bir gazeteciyim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

Günday, Kozinoğlu’nun Beşiktaş Adliyesi’ne geldiği gün adliye muhabiri olarak görev yaptığını belirtti. Günday, Kozinoğlu’nun adliyeye geleceği bilgisinin basında yer aldığını belirterek, “MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ifade vermek için adliyeye geleceği basında haber olarak yer almıştı. Adliyeye geleceği saati bilmediğimiz için beklemeye başladık” dedi.

Günday devamında, “Burada bulunan bütün gazeteciler bu girişi kayda aldı. Ancak İdris Tiftikçi’nin görüntü alıp alamadığını hatırlamıyorum. Ben hemen haber merkezini arayarak içeri iki araç girdiğini ve araçtan inenleri kayda aldığımızı ancak Kaşif Kozinoğlu’nun adliyeye giren bu kişilerin içerisinde olup olmadığını tanıyamadığımı ilettim. Bu esnada benim olmadığım arka kapıda bir koşuşturma bilgisi geldi” dedi.

Suçlama konusu görüntüyü Cihan Haber Ajansı muhabiri çekmiş

Selahattin Günday, Kaşif Kozinoğlu’nun adliyeye gelişinin ardından gazetecilerin arka kapıya yöneldiğini belirterek, “İki kişinin adliyenin arka kapısına geldiğini girişte bariyerli olan dar bir koridordan yürüyerek adliyeye girmek istediğini, burada bulunan adliye polisi tarafından ‘Kimsiniz’ diyerek durdurulduklarını” söyledi.

Polisin ardından iki kişiyi gazetecilerin bulunduğu bölgeye yönlendirdiğini anlatan Günday, “Gazetecilerin dikkatini çektiğini ve konuşmaya kulak kabartarak biraz daha yanlarına yaklaştıklarını” belirtti. Günday, polise gelen kişilerin savcılıkla görüşeceklerini söylediklerini aktardı.

Günday, Kozinoğlu’nun adliyeye geldiği bilgisini haber merkezine bildirdiğini, görüntünün kendisi tarafından çekilmediğini söyledi. Günday, görüntünün başka gazetecilerden temin edilmiş olabileceğini belirtti.

Günday, “Haber merkezi o arada başka basın görüntüsünde daha almış olabilir. Daha önce hatırlarsanız veya biz arka kapıda çekim yapan diğer gazetecilerden bu görüntüyü alıp haberleştirmiş olabiliriz” dedi.

Günday ayrıca, kendisine gösterilen OdaTV YouTube sayfasındaki ekran görüntüsünde Kozinoğlu’nun görüntüsünün Cihan Haber Ajansı gazetecisi Osman Arslan’a ait olduğunu söyledi.

“O alanda bir kamera kaydı gerçekleştirilmemiştir”

Selahattin Günday’ın savcılık ifadesinde avukat Hüseyin Ersöz ve Enes Ermaner, Günday’a yöneltilen suçlamanın dayanağı olarak gösterilen görüntülerin müvekkilleri tarafından çekilmediğini belirtti. Avukatlar, Kozinoğlu’nun 2011’de Beşiktaş Adliyesi’ne gelişine ilişkin görüntülerin farklı basın kuruluşlarında bulunduğuna da dikkat çekti.

İfadede, “Söz konusu alana müvekkilimiz tarafından gidilmemiş, ifadesinde de açıkça belirtildiği üzere o alanda bir kamera kaydı gerçekleştirilmemiştir” denildi. Günday’ın avukatları, müvekkilleri tarafından çekilmiş herhangi bir görüntünün bulunmadığını belirterek, dosyaya sundukları haberlerde de gözaltı veya yakalama sırasında kamuya açık olmayan bir görüntünün yer almadığını söyledi.

Avukat Ersöz ve Ermaner, “Müvekkilimiz tarafından çekilmiş herhangi bir görüntünün olmaması yanında açıkladığımız ve dosyaya sunmuş olduğumuz haberlerde de gözaltı veya yakalanma sırasında kamuya açık olmayan bir görüntünün olmaması” hususuna dikkat çekti.

Savcılık, kalıp cümlelerle gerekçe sunmadan tutuklama talep etti

Savcılıktaki ifade işlemlerinin ardından iki sağlık çalışanı “kasten öldürme”, Selahattin Günday, “istihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek”, “kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamalarıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Savcılık sevk yazısında, “Şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla” şeklinde kalıp cümleyle tutuklama talep etti.

Sağlık görevlileri olay anını anlattı

Silivri Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan sağlık görevlilerinden Emre Atmaca, Kozinoğlu’nun hayatını kaybettiği gün iki aylık memur olduğunu, henüz hizmet içi eğitimleri tamamlamadığını söyledi.

Atmaca’nın avukatı, “Müvekkil ve ekip arkadaşları yemek yerken hastayı bildiriyorlar ve bu bildirimi yalnızca ‘Fenalaşan bir hasta var’ diyerek bildiriyorlar. Sonrasında müvekkil ve arkadaşları olay yerine gidiyorlar ve müdahalede bulunuyorlar. Müvekkilin kişinin kim olduğu konusunda dahi hiçbir bilgisi yoktur. Kalp atışı olmadığını görünce müvekkil ve arkadaşları doktor ekibi istiyorlar, durumun ciddi olduğunu söylüyorlar ancak ekipler tarafından doktorlu ekibin olmadığı belirtiliyor. Sonrasında paramedik geliyor, müvekkil tarafından kalp masajı yapılıyor ve hiçbir şekilde kalp masajını bırakmıyor” dedi.

Bir diğer sağlık görevlisi Özlem Uslu, “Normalde cezaevi içerisinde bulunan 2 No’lu ambulansın içerisinde doktor da olması gerekirdi ancak o gün doktorun tayini çıkmıştı. O yüzden ambulansımızda doktor yoktu. Yeni bir doktor da görevlendirmemişlerdi” dedi.

Uslu, “Yemek yemeye başladığımız sırada anons geldi. Biz de yemeklerimiz yarım bırakıp çıktık. Cezaevi mahkum kabul bölümüne gittik. Biz gittiğimizde hastada yaşam belirtisi yoktu ancak hastanın biz gelmeden hemen önce konuşur vaziyette olduğunu söyledikleri için biz hastayı hayata döndürmeye çalıştık” diye konuştu.

“Ben muhabirim, kameraman dahi değilim”

Selahattin Günday ise hakimlik sorgusunda, “Ben olay yerinde dahi değildim, maktulün çekildiği yerde ben de bulunmaktaydım, ancak çekim yapmadım” dedi. Kendisinin muhabir olduğunu, kameramanlık yapmadığını belirten Günday, “Ben muhabirim, kameraman dahi değilim, ne üst tarafta ne alt tarafta çekim yapmadım” diye konuştu.

Günday, Kozinoğlu’nun adliyeye geleceği bilgisinin medyada yer aldığını ve gazetecilerin bu nedenle adliye önünde beklediğini söyledi. “Ben gazeteciyim, ben bu istihbaratı bir yerden almadım medyadan gördüm” diyen Günday, olay günü adliye önünde görev yaptığını belirtti.

O gün bölgede çok sayıda gazeteci ve kameraman bulunduğunu belirten Günday, “O dönemde çekim yapan 30-40 tane kameraman vardır, o gün tüm medya herkes oradaydı, ben de görevim gereği oradaki olayı haber yapmak için oraya gittim” diye devam etti.

“Suçlamalara ilişkin zamanaşımı süresi doldu”

Selahattin Günday’ın avukatı Hüseyin Ersöz, müvekkilinin neden tutuklanmasının istendiğine ilişkin sevk yazısında gerekçe bulunmadığını söyledi. “Sevk yazısında hiçbir gerekçe bulunmamaktadır, neden tutuklanmaya sevk edildiğine dair hiçbir ayrıntıya yer verilmemiştir” diyen Ersöz, Günday’ın herhangi bir istihbari bilgiyi hukuka aykırı şekilde elde etmediğini veya yaymadığını belirtti.

Ersöz, suçlamalara ilişkin zamanaşımı süresinin de dolduğunu belirtti. Günday’ın olay tarihinde Doğan Haber Ajansı’nda çalıştığını belirten Ersöz, “Olay tarihinde müvekkil tarafsız ve bağımsız bir şekilde gazetecilik faaliyeti yürütmektedir” dedi. Kozinoğlu’nun adliyeye geleceğinin o dönem yaygın biçimde haberleştirildiğini belirten Ersöz, farklı medya kuruluşlarından gazeteci ve muhabirlerin de olay yerinde bulunduğunu söyledi.

Avukat Ersöz ayrıca Günday’ın FETÖ aleyhine yaptığı haberlerle tanındığını belirterek, Kozinoğlu’nun şüpheli ölümüne ilişkin ilk haberleri de 2011’de avukatı Hüseyin Derin Yarsuvat’ın açıklamalarından haberleştiren gazetecinin Günday olduğunu söyledi.

Günday’a iki ayrı suç isnat edildiğini belirten avukat Enes Ermaner ise “Müvekkil muhabirdir, kameraman değildir, herhangi bir kişisel veriyi kaydetme veya yayma durumu söz konusu değildir” dedi. Kozinoğlu’nun adliyeye geleceğinin kamuoyunca bilindiğini ve çok sayıda gazetecinin bu nedenle adliye önünde bulunduğunu belirten Ermaner, “50 gazeteci orada beklerken müvekkilin orada bulunması suç oluşturmaz” dedi.

Kalıp cümlelerle tutuklama kararı

Sorgularının ardından Silivri Sulh Ceza Hakimliği, gazeteci Selahattin Günday, sağlık çalışanları Emre Atmaca ve Özlem Uslu’nun atılı suçlardan tutuklanmasına karar verdi. Günday, 2011 yılında yürürlükte dahi olmayan MİT Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında tutuklandı.

Hakimlik, “kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması, delil karartma, kaçma ve saklama şüphesi” gibi kalıp gerekçelerle tutuklama kararı verdi.

TGC’den açıklama

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesine ilişkin 15 yıl sonra yeniden başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan gazeteci Selahattin Günday’ın serbest bırakılmasını istedi.

TGC, Günday’ın olay tarihinde adliye muhabiri olarak görev yaptığını, kendisine yöneltilen “istihbarat faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” ile “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlamalarının dayanağı olan görüntüyü kendisinin çekmediğini belirtti. Cemiyet, bu iddiayı çürüten herhangi bir teknik delilin kamuoyuna yansımadığını vurguladı.

Açıklamada, Kozinoğlu’nun kimliği ve adliyeye geleceği bilgisinin olay tarihinde basında zaten yer aldığı belirtilerek, “Kamuoyunca bilinen bir bilgi istihbarat sırrı sayılamaz” denildi. TGC, bir kamu görevlisinin adliyeye gelişinin kamuoyunu ilgilendiren ve haber değeri taşıyan bir olay olduğunu ifade etti.

Günday’ın avukatının, tutuklamaya dayanak gösterilen kanun maddesinin suçun işlendiği öne sürülen tarihte bugünkü haliyle yürürlükte olmadığını belirttiğine dikkat çekilen açıklamada, isnat edilen fiil bakımından zamanaşımı süresinin de dolduğu savunuldu. TGC, tutuklama kararında yer alan kaçma, delil karartma ve baskı ihtimallerinin ise somut olgulara dayandırılmadığını kaydetti.

Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünü güvence altına alan 26 ve 28. maddelerine de dikkat çeken TGC, Türk Ceza Kanunu’nun 26. maddesindeki “hakkını kullanan kimseye ceza verilmez” hükmünü hatırlattı. Açıklamada, haberin kamu yararı taşıması, güncel olması ve meslek ilkelerine uygun biçimde yapılması halinde hukuka uygun kabul edilmesi gerektiği belirtildi.

TGC, “Bir muhabirin, çekmediği bir görüntü nedeniyle, yürürlükte olmayan bir kanun maddesiyle ve zaman aşımına uğramış bir iddiayla özgürlüğünden yoksun bırakılması kabul edilemez” diyerek Günday hakkındaki tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesini ve serbest bırakılmasını talep etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş