İSTANBUL (Medyascope) – LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerinin de aralarında bulunduğu kişilere yönelik 12 ili kapsayan “Ailem Güvende” operasyonu düzenlendi. Çok sayıda kişi gözaltına alındı. Operasyonlara LGBTİ+ dernekleri ve siyasiler tepki gösterdi.
İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere LGBTİ+’lara yönelik “Ailem Güvende” operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alındı, derneklerin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi, İstanbul’da, Taksim, Cihangir gibi semtlerde mekanlara denetim yapıldı.
LGBTİ+ dernekleri, siyasetçiler de operasyonlara tepki gösterdi. Peki kim, operasyonlar hakkında ne dedi?
“Ailem Güvende” operasyonuna tepkiler
DEM Parti Kadın Meclisi, LGBTİ+ dernekleri, hak savunucuları ve dijital yayın mecralarına yönelik gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme operasyonlarına tepki göstererek, “Toplumun güvenliği baskıyla ve yasaklarla değil, eşitlik, özgürlük, adalet ve yaşam hakkının güvence altına alınmasıyla mümkündür” dedi:
“LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz. ‘Ailem Güvende’ isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Aileniz sizin olsun. Kimin nasıl yaşayacağına, kimin kiminle yan yana duracağına, kimin örgütleneceğine sizin düşmanca ahlak anlayışınız karar vermeyecek” diye yazdı.
LGBTİ+ derneklerine ve aktivistlerine yönelik bu operasyonları kabul etmiyoruz.
Suç uyduruyorsunuz. Uydurma suçlarla insanlara, dayanıştıkları mekanlara saldırıyorsunuz.
Hedef aldığınız derneklerin, insanların ortak noktası sizin dayattığınız aileci, ahlakçı ve nefret üreten… https://t.co/WKZSBt0RB8— Özgül Saki (@ozgulsakii) September 13, 2026
DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerine yönelik “Ailem Güvende” operasyonuna tepki göstererek, “Aleladе bir operasyon değil. Faşizmin kurumsallaşmasında yeni bir eşik operasyonu” dedi.
EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, “LGBTİ’lerin yaşam ve örgütlenme hakkını savunmak, bu ülkede herkesin haklarını ve özgürlüğünü savunmaktır. Gözaltılar bir an önce serbest bırakılsın. LGBTİ örgütlerinin ve basınının yakasından artık düşün” diye yazdı.

YENİ Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“LGBTİ+ hakları savunucularının hedef alınması, aynı anda hem kimliklerin ve varoluşun cezalandırılması, hem de meclisten geçirilememiş iki yasanın birden uygulamaya konmasıdır. Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirmeyasası geçmedi. Geçmemelerinin de bir sebebi vardı. Hukuk dışı değil gibi görünen, iktidarın çelişkilerini ortaya çıkarmayan, kendi vakıflarının yurtdışından aldıkları kaynakların sorgulanmasına ve başka devletlerle görüştüklerinde sorunlara sebep olmayacak bir yasa formülü henüz bulunamamıştı. Ama şimdi olmayan bir yasa uygulanıyor. Bu bakımdan konu sadece ilgili derneklerin değil, tüm milletvekillerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorunudur.”

TİP LGBTİ+ bürosunun sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamada “Hak savunuculuğunu suç sayan bu keyfi kararları reddediyoruz” denildi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, “Yolunu sarayla kesiştirmeyenleri yargıyla, sopayla, sansürle ‘terbiye etmek’ istiyorlar. Ellerinde olsa ‘iktidara muhalif olma’ suçunu yasalaştırıp rahatlayacaklar’ dedi.
Komedyeninden gazetecisine, işçisinden emeklisine, belediyesinden derneğine, şimdi de LGBTİ+ların insanca yaşama ve varolma mücadelesi yürüttüğü mecralara dönük saldırıların ortak noktası şudur: Yolunu Saray'la kesiştirmeyenleri yargıyla, sopayla, sansürle “terbiye etmek”… https://t.co/KxPdsBnplS
— Erkan BAŞ (@erkbas) September 13, 2026
İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı, “LGBTİ+ hakları alanında yürütülen meşru ve yasal faaliyetlerin fuhşa aracılık, müstehcenlik, uyuşturucu ve benzeri suç isnatlarıyla yan yana getirilerek kriminalize edilmesi kabul edilemez” dedi.
Birlemiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Andrea Bolaños Vargas, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Yetkililerden, yalnızca meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle gözaltına alınan herkesin derhal serbest bırakılmasını ve LGBTİQ+ savunucularının ve derneklerinin haklarını suçlu muamelesi, yıldırma veya misilleme olmaksızın kullanabilmelerini sağlamalarını rica ediyorum” diye yazdı.
🇹🇷# Türkiye
— Andrea Bolaños Vargas (@AndreaBV_SR_HRD) September 13, 2026
I am deeply concerned by reports of mass raids and detention of LGBTIQ+ human rights defenders across Türkiye, alongside searches of LGBTIQ+ associations and seizure of digital equipment.
I urge the authorities to ensure the immediate release of all those detained… pic.twitter.com/4ZT7uDAuvZ
Paris Belediye Başkanı Emmanuel Grégoire, LGBTİ+’ları hedef alan “Ailem Güvende” operasyonuna tepki göstererek operasyonların sonlandırılması ve gözaltındakilerin serbest bırakılması çağrısı yaptı, “Türkiye’de şu anda LGBTİ+’ları hedef alan baskı dalgasını şiddetle kınıyorum” dedi.
İnsan Hakları Derneği “Bu derneklerin hedef alınması, insanları test ve tedaviden uzaklaştırır, kamu sağlığını tehdit eder ve HIV ile yaşayanların son derece hassas kişisel verilerini devlet müdahalesine açık hâle getirir” dedi.
DİSK Basın-İş’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “Demokratik bir toplumda hiçbir kimlik, hiçbir hak savunucusu ve hiçbir yayın organı, düşüncesi veya kimliği nedeniyle erişim engeliyle, gözaltı ve tutuklama ile cezalandırılamaz” denildi.
🏳️🌈 12 Eylül tarihinde, çok sayıda LGBTİ+ örgütünün, yayın organının, öğrenci topluluğunun, hak savunucusunun ve aktivistin internet sitesi ile sosyal medya hesapları hakkında erişim engeli kararları verildi. 50’ye yakın hak savunucusu gözaltına alındı.
— DİSK Basın-İş (@diskbasinis) September 13, 2026
Bu kararlar, Anayasa'nın… pic.twitter.com/OodRzpgkZT
Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, “Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+’ların yanındayız” dedi.
Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından yapılan açıklamada “Bu operasyonla yalnızca LGBTİ+ bireyler değil, HIV ile yaşayan kişilerin haklarını, sağlığını ve yaşam kalitesini korumak, toplumsal farkındalığı geliştirmek ve damgalanmaya karşı mücadele etmek için faaliyet gösteren dernekler de hedef alınmıştır” denildi.
Türk Tabipleri Birliği (TTB), cinsiyet kimliği ile cinsel yönelim çeşitliliğinin suç gibi gösterilmesinin insan hakları ihlali olduğunu vurgulayarak, ayrımcı politikalara ve baskılara derhal son verilmesi çağrısında bulundu.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, hak savunucularına ve LGBTİ+ derneklerine yönelik baskıların son bulması gerektiğini belirterek “Ailem Güvende” operasyonu kapsamında gözaltına alınan aktivistlerin serbest bırakılması için çağrı yaptı:
“Siyasal iktidar, ‘Ailem Güvende’ diyerek LGBTİ+ derneklerini ve kurumlarını hedef göstererek, ayrımcılık yasağını ihlal etmektedir. Örgütlenme özgürlüğü, ifade özgürlüğü, özel hayatın korunması ve masumiyet karinesi ihlalleri kabul edilemez. İktidar; nefret söylemleri ile örgütlenme özgürlüklerini ve hak savunuculuğu faaliyetlerini engellemeye yönelik tüm baskılara derhal son vermelidir. Hukuksuzca gözaltına alınanlar serbest bırakılmalı, web sayfaları ve sosyal medya hesaplarına erişim kısıtlaması kaldırılmalıdır!”
114 kadın örgütünden tepki
114 kadın örgütü, yayınladıkları ortak açıklama ile LGBTİ+ derneklerine ve aktivistlere yönelik “Ailem Güvende” operasyonuna tepki gösterdi; mücadeleyi büyütme çağrısı yaparak “Biz kadın örgütleri olarak LGBTİ+ hareketiyle dayanışma içindeyiz, erkek egemen ve otoriter politikalara karşı ortak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!” ifadelerini kullandı.
LGBTİ+ hak savunuculuğunun ve örgütlenmenin suç olmadığını belirten kadın örgütleri, “aileyi güvende tutmak” adı altında yürütülen operasyonlara karşı olduğunu açıklayarak şöyle dedi:
“Bugün 12 Eylül’ün yıldönümünde, LGBTİ+ hareketine yönelik olarak LGBTİ+ derneklerinden aktivistlerin, bağımsız hak savunucularının gözaltına alındığı haberleriyle uyandık. Bu operasyonlar LGBTİ+’ların örgütlenmesinin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç haline getirilme çabalarının fiilen uygulanmasından başka bir şey değildir. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dair politika yapmak ve örgütlenmek suç değildir. Kadınlar olarak, “aileyi güvende tutmak” adı altında yürütülen bu operasyonların karşısındayız.”
Kadın örgütleri, gözaltına alınan hak savunucularının serbest bırakılması için çağrı yaptı; erkek egemen ve otoriter politikalara karşı ortak mücadeleden vazgeçmeyeceğini söyledi:
“Biliyoruz ki bedenlerimiz, hayatlarımız, kimliklerimiz ve örgütlenme hakkımız üzerindeki baskılar aynı otoriter siyasetin bir parçasıdır. Ne LGBTİ+ olmak ne de LGBTİ+ örgütlenmesi suçtur! Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın, LGBTİ+ örgütlerine yönelik baskınlara, erişim engellerine ve kriminalizasyon politikalarına son verilsin. Biz kadın örgütleri olarak LGBTİ+ hareketiyle dayanışma içindeyiz, erkek egemen ve otoriter politikalara karşı ortak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz!”







