İSTANBUL (Medyascope) – Riyad Havalimanı’na düzenlenen saldırılarda ölü sayısı 14’e yükselirken Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman giderek daha büyük bir çıkmazla karşı karşıya. Askeri operasyonlar Husileri durdurmaya yetmiyor, müzakere masasına oturmak ise giderek zorlaşıyor. Peki Suudi Arabistan, ekonomik dönüşüm hedeflerini de tehdit eden saldırıları nasıl durdurabilir?
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na son bir haftada düzenlenen saldırılar, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı yıllardır çözmeye çalıştığı Yemen sorunuyla yeniden karşı karşıya bıraktı. Havalimanına yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 14’e yükselirken yüzlerce kişi de yaralandı.
The New York Times’ın analizine göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın önünde kolay bir seçenek bulunmuyor. On yıl önce Husilere karşı başlattığı savaşta istediği sonucu alamayan Veliaht Prens, bugün çok daha güçlü ve askeri açıdan deneyimli bir grupla mücadele etmek zorunda.
Husiler son bir haftada Riyad Havalimanı’na üç ölümcül saldırı düzenledi. 10 Ekim’deki saldırının ardından havalimanındaki faaliyetler durduruldu. Suudi yetkililer saldırının nasıl gerçekleştirildiğini açıklamazken olay hakkında bilgilendirilen bir Körfez yetkilisi ve bir ABD’li yetkili, Husilerin terminali seyir füzesiyle vurduğunu söyledi.
Saldırılar, yıllardır Yemen’de süren savaşın etkilerini Suudi Arabistan’ın başkentine taşırken Muhammed bin Selman’ın ülkeyi küresel bir ticaret ve turizm merkezine dönüştürme hedeflerini de tehdit ediyor.
Suudi Arabistan’ın önünde hangi seçenekler var?
Uzmanlara göre Riyad yönetiminin önünde üç temel seçenek bulunuyor:
- Husilere yönelik askeri saldırıları artırmak,
- Husilerle siyasi anlaşma arayışına girmek,
- ABD ile İran arasındaki diplomatik görüşmelerden sonuç çıkmasını beklemek.
Ancak bu seçeneklerin hiçbiri kısa vadede kesin bir çözüm sunmuyor.
Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nün Suudi Arabistan uzmanı F. Gregory Gause’a göre Riyad açısından en gerçekçi çözüm, ABD ile İran arasındaki savaşın sona ermesi. Gause, “Suudiler için tek gerçekçi çözüm, ABD-İran savaşının sona ermesi ve Washington’ın genel anlaşmanın bir parçası olarak İran’ın Husilerin çatışmaları durdurmasını sağlaması” dedi.
Uluslararası Kriz Grubu’nun Körfez ve Arap Yarımadası Projesi Direktörü Yasmine Farouk ise Suudi Arabistan’ın müzakere masasına oturmadan önce Husileri askeri açıdan zayıflatmaya çalışacağını düşünüyor. Farouk’a göre Husiler Riyad’a füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenleme kapasitesini koruduğu sürece Suudi yönetimi müzakerelere başlamayı erken buluyor.
Ancak askeri seçeneğin başarı ihtimali de sınırlı. Husiler, kendilerinden çok daha güçlü ordularla yıllarca savaşarak deneyim kazandı. Kontrol ettikleri Yemen topraklarının büyük bölümü ise zaten ağır yıkıma uğradı.

Husilerin saldırıları Muhammed bin Selman’ın ekonomik hedeflerini nasıl etkiliyor?
Suudi Arabistan açısından çatışmanın en önemli sonuçlarından biri, ülkenin yatırım ve turizm merkezi olma hedeflerinin zarar görmesi.
Riyad Havalimanı’na yönelik saldırılar, Muhammed bin Selman’ın her yıl düzenlediği ve dünya liderlerini, milyarderleri ve büyük şirket yöneticilerini bir araya getiren yatırım zirvesi öncesinde gerçekleşti.
Saldırılar nedeniyle uluslararası yatırımcıların ve üst düzey konukların Riyad’a seyahat etme konusunda tereddüt yaşayabileceği değerlendiriliyor. Gause, iki taraf arasındaki güç dengesizliğine rağmen Suudi Arabistan’ın saldırılardan daha fazla zarar gördüğünü belirterek şunları söyledi:
“Suudilerin sorunu, Husilerin altyapılarına yönelik saldırılarının kendilerine verdikleri zararın, karşı tarafa verdikleri zarardan daha büyük olması. Riyad Havalimanı’na düzenlenen bir saldırı, ülkeye yatırım yapmayı düşünen birinin kararını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.”
Husilerin kontrolündeki Yemen’in başkenti Sana’nın büyük bölümü zaten yıkılmış durumda. Bu nedenle uzmanlar, Husilerin Suudi Arabistan’a ekonomik açıdan daha ağır bedeller ödetebileceklerini hesapladığı görüşünde.

On yıl önce başlayan savaş neden Husileri durduramadı?
Husiler, 2014 yılında Yemen’in başkenti Sana’yı ele geçirerek uluslararası alanda tanınan hükümeti devirdi. O dönem 29 yaşında olan Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanı olarak göreve başladıktan kısa süre sonra Husilere karşı askeri müdahale başlattı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları, Yemen’de dünyanın en ağır insani krizlerinden birine yol açtı. Savaş, açlık ve hastalık nedeniyle yüz binlerce insan hayatını kaybetti. İnsan hakları örgütleri, koalisyonun saldırılarında sivillerin orantısız biçimde hedef alındığını belirtti.
2018 yılında bir Suudi savaş uçağının okul otobüsünü bombalaması sonucu 44 çocuk ve 10 yetişkinin ölmesi uluslararası tepkiye neden oldu.
Ancak yıllarca süren askeri operasyonlara rağmen Husiler yenilgiye uğratılamadı. Aksine, Yemen’in kuzeyindeki hâkimiyetlerini güçlendirirken askeri kapasitelerini de artırdılar.
2022’de sağlanan ateşkes çatışmaları büyük ölçüde durdurdu. Ancak ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a saldırmasıyla başlayan bölgesel savaş, Yemen’deki kırılgan barışı da sona erdirdi.
Temmuz ayında Sana Uluslararası Havalimanı’nın vurulmasıyla gerilim yeniden yükseldi. Husiler saldırıdan Suudi Arabistan’ı sorumlu tutarken Riyad destekli Yemen hükümeti operasyonu üstlendi. Hükümet, İran’a ait izinsiz bir uçağın inişini engellemeyi amaçladıklarını savundu.
Husiler bunun ardından “kuşatmaya karşı kuşatma” politikası ilan ederek Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını hedef aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatın İran savaşı nedeniyle aksaması, Kızıldeniz güzergâhını Suudi petrol ihracatı açısından daha da önemli hale getirdi.
Riyad neden normal hayatın sürdüğü görüntüsünü korumaya çalışıyor?
Artan saldırılara rağmen Suudi yetkililer, başkentte hayatın normal şekilde devam ettiği mesajını vermeye çalışıyor.
Riyad Havalimanı, ilk iki ölümcül saldırının ardından faaliyetlerini sürdürdü. Yetkililer havalimanını ancak cumartesi günü çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği saldırıdan sonra kapattı.
Yemen merkezli Sana Araştırmalar Merkezi’nin kıdemli araştırmacısı Abdulghani Al-Iryani, Suudi yönetiminin bu tutumunu eleştirerek şunları söyledi:
“Suudiler, büyük bir krallık olduklarını ve derme çatma bir milis gücünün güvenliklerini tehdit edemeyeceğini savunuyordu. Bu görüntü tamamen paramparça olmuş olsa da hâlâ sürdürmeye çalışıyorlar.”
Pazar günü Riyad’daki yabancı diplomatlara olası füze saldırısı nedeniyle sığınaklara gitmeleri yönünde uyarılar yapılırken kentteki enerji bakanları toplantısı planlandığı gibi devam etti.
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Abdülaziz bin Selman, güvenlik endişeleri nedeniyle toplantıya katılamayan konuklara değinerek “Bütün dostlarımızın burada olmaması üzücü ama aldıkları önlemler nedeniyle aramızda bulunamadıklarını anlayışla karşılıyoruz” dedi.
Washington merkezli Rapidan Energy Group Başkanı Bob McNally de cumartesi günü Riyad’a güvenli biçimde ulaştığını, ancak havalimanından ayrılmasından yaklaşık 30 dakika sonra saldırının gerçekleştiğini anlattı.
McNally’ye göre Suudi yönetiminin etkinlikleri iptal etmemesi şaşırtıcı değil:
“Suudi Arabistan bu işe hem maddi hem de manevi olarak çok büyük yatırım yaptı. Devam etmekte kararlılar.”
Bütün bu gelişmeler, Muhammed bin Selman’ın karşı karşıya olduğu açmazı ortaya koyuyor: Askeri operasyonlar Husileri durdurmaya yetmiyor, müzakere seçeneği giderek zorlaşıyor ve her yeni saldırı Suudi Arabistan’ın güvenli bir yatırım merkezi olduğu iddiasına zarar veriyor.






