İSTANBUL (Medyascope) – 5 Soru 10 Cevap’ta bu hafta Kemal Can, Halk TV’ye kayyum atanmasını, iktidarın medya ve muhalefete yönelik politikaları çerçevesinde değerlendirdi. Can, gelişmenin münferit olmadığını belirterek muhalefetin iktidarın hamlelerine karşı etkili bir siyasi yanıt üretemediğini vurguladı.
Kemal Can “Halk TV’ye kayyum kararı: İktidar neyi hedefliyor?” başlıklı videoda, Halk TV’ye kayyum atanmasını değerlendirdi. Halk TV’ye yönelik müdahalenin önemli bir eşik olduğunu belirten Can şöyle devam etti:
“Bu sabah Halk TV kapatıldı, kayyum atandı. Bu haberle Türkiye uyandı. Aslında ‘Aa bu da olmuş’ denilerek uyanılan bir sabah daha. Çünkü daha önce pek çok olmaz denilen şeyin olduğu, ‘Bu olur mu?’ denilen şeylerin rahatlıkla sineye çekildiği pek çok vaka gördük. Daha önce başka medya organlarına benzer uygulamalar yapıldı. Tabii Halk TV özel de bir örnek. Çok büyük bir izleyicisi var. Ve onun kapatılma kararı önemli ve ciddi bir eşik olarak düşünülebilir.”

İktidar neyi hedefliyor?
İktidarın medya kuruluşları ve muhalefete yönelik hamlelerinin süreklilik taşıdığını nitelendiren Can, “Burada incelikli bir akıl, büyük bir siyasi deha falan yok. Ayrıca iktidarın abartılı bir özgüven gösterisi içerisinde olduğu, gösterdiği kadar kuvvetli olmadığı da doğru sma zaten bunları uygulamasının nedeni, tam tersine bu eski zeminin, yani çoğunluk desteğine yaslanmış olduğu eski meşruiyet zemininin kaybedilmesinden. Onun yerine başka bir şey ikame ediyor. O da yapabilirlik güç kapasitesini arttırarak oradaki konsolidasyonu arttırarak devam ediyor. Yani oylarını konsolide edemiyorsa gücünü konsolide ediyor.”
Muhalefetin tepkilerini yetersiz bulduğunu söyleyen Kemal Can, yalnızca seçim sonuçlarına güvenmenin yeterli olmadığını vurguladı. Can sözlerini şöyle sürdürdü:
“Muhalefet ve itiraz edenler, bunu değiştirebiliriz iddiasının devamı için bunun nasıl yapılabileceğini de göstermek zorunda. Açıkçası bunun yolu da siyah karanfil ya da Meclis’te siyah bant takma eylemi olmaz gibi geliyor bana. Ya da sandıkta halkın öngörülemez bir tepki vereceğini beklemek de pek yeterli bir beklemek değil.”
Osman Kavala’nın tutukluluğuna da değinen Can, “Bu hakikaten beni, sadece haberler olduğunda ‘Aa böyle de bir şey var, şimdi de böyle olmuş’ diye hatırlanan bir şey olması da vicdanen açıkçası yaralıyor. Herhangi bir sınırın olmamasının, ölçüsüzlüğün, fütursuzluğun bence çok güzel özetlenen örneklerinden biri” diye konuştu.








