İSTANBUL (Medyascope) – Ekrem İmamoğlu tutuklanmasından 19 ay sonra 14 Ekim’de ilk kez savunma yaptı. Bugün Ekrem İmamoğlu’nun (17 Ekim) savunmasının son günü. Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır Silivri’den, editörleri canlı blogtan gelişmeleri size aktaracak.
- İmamoğlu İBB davasında savunma yapacak: İşte bilmeniz gerekenler
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (14 Ekim 2026): “Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (15 Ekim 2026): “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘tanık’ olarak dinlenmesini talep ediyorum”
- Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metni (16 Ekim 2026): “Biz cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet işi dönemini bitirdik, onun için buradayız”
- İmamoğlu’nun savunmasının ikinci gününden izlenimler: “Aklanması gereken kişi ben değilim”
Duruşma Ekrem İmamoğlu'nun savunmasıyla başladı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 53’ü tutuklu 435 kişinin yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına 37. günde devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri’de görülen duruşmaya, İmamoğlu’nun dört gündür devam eden savunmasıyla başlandı.
İBB davası başladı
İBB davasında duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının ardından avukatlarının savunmalarını tamamlamaları bekleniyor.
Medyascope muhabirleri Ali Deniz Çakır ve Furkan Karabay gün boyu Silivri'den gelişmeleri aktaracak.
Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu ve babası Hasan İmamoğlu, İBB davasını takip etmek üzere duruşma salonunda yerini aldı.
Fotoğraf: Ali Deniz Çakır
Ekrem İmamoğlu savunmasının üçüncü gününde ne dedi?
İmamoğlu, 16 Ekim’de savunmasına üçüncü günde devam etti. Ekrem İmamoğlu, Biz artık İstanbul’da adama, kişiye, gruplara, cemaatlere, vakıflara, derneklere, yandaşlarımıza hizmet işi dönemini bitirdik dedik. Onun için buradayız. Onların yirmi beş yılda kurduğu düzeni altı yılda değiştirdiğimiz, bu değişime halk 2024’teki seçimlerde güçlü bir onay verdiği için buradayız” diye konuştu.
“Hakkımda verilecek bir karar, hâkimlerin kariyerlerini belirliyor”
Ekrem İmamoğlu, hakkındaki davalarda hâkimlerin görev yerlerinin değiştirildiğini savunarak, “Bir ya da iki hâkimden söz etmiyoruz. Hakkımda açılan davalarda hâkimlerin görev yerlerinin değişmediği, hâkim değişikliği yaşanmayan bir dava yok. Bu mahkeme de benim için kurulmuş bir mahkemeye dönüştü. Bu davaya göre atamalar yapıldı. Dolayısıyla bu ülkede hakkımda verilecek bir karar, hâkimlerin kariyerlerini belirliyor. Yazık değil mi? Bana yazık değil mi? Bu ülkeye, bu ülkenin yargısına yazık” dedi.
İmamoğlu, tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan ilgili yer değişikliğini de anlattı. İmamoğlu, “Avukatımın gece saat 03:00’te burada olduğunu, Sayın Başkan’a ve heyete teşekkür ettiğimizi hatırlıyorum. Çorlu’dan yeniden buraya getirilmişti. Gece saat 03:00’te Kandıra’ya sürülüyor! Şimdi yine ara verilecek ve daha ara verilmeden yazı gönderiliyor: ‘Hemen Kandıra’ya yollayın!’ Bu nasıl bir şey? Yargı kin duyar mı, öfke duyar mı” diye sordu. İmamoğlu, “Devletin adaleti yurttaşın öfkesinden daha soğukkanlı, kalabalığın sesinden daha derin, siyasal çıkarların hesabından çok daha temiz olmalıdır. Yargı, günün gürültüsüne göre değil, hukukun kalıcı ışığına göre konuşmalıdır. Çünkü bugünün öfkesi geçer ama haksız kararın yarası kuşaklara kalır” diye anlattı.
Ekrem İmamoğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Anadolu Ajansı’na verdiği röportaj hakkında konuştu:
“Dün söyledim hâlâ Anadolu Ajansı’na verdiği röportajda bana, beni hitap ederken, yani beni konuşurken ‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü lideri’ diyor. Suç örgütü lideri kadar taş düşsün başına. Ayıp ya! Neymiş? Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Ekrem İmamoğlu hakkında sözlerinden dolayı soruşturma açtı. Bana ‘suç örgütü lideri’ diyorsun sen ya! Ey bakan! Bir kul, Allah’ın kulu, bir vatandaş, bir yurttaş bu kadar korunmasız olur mu ya yasa önünde, yargı önünde, hukuk önünde? Bu kadar korunmasız olur mu ya?”
İmamoğlu, savunmasında etkin pişmanlıktan yararlananların beyanlarını da eleştirdi. İmamoğlu, “İtirafçıların tutumları öyle bir noktaya geldi ki sayın başkan, sayın heyet, kusura bakmayın. Artık size değil, iddia makamına bakarak ‘Oldu mu, doğru mu, iyi söylüyor muyum?’ diye onay bekler hâle geldiler” dedi. İmamoğlu, itirafçıların ifadelerinden, “Ben önceki verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum, çıkmak için söyledim.”, “Bu ifademdeki konuların tamamı uydurmadır.”, “Gazetelerde boy boy çıkmıştı, ben de onun aynısını söylemek zorunda kaldım.”, “Bana falancayı vereceksin dediler.”, “Önüme geleni imzalamışımdır.”, “Konuşma kesilip montajlandı.”, “Duyuma dayalı her şey, herkes bilir.”, “Soruşturma aşamasında duyduğum bir bilgi.”, “Hissettim.” örneklerini sıraladı.
İmamoğlu, “İki ayrı itirafçı, farklı tarihlerde ifade vermiş. Bir sanık bu ifadeleri yan yana koydu. Noktasına, virgülüne kadar aynı beyanlar! İki farklı insan, iki farklı gün ama aynı cümleler… O cümleleri kim kurdu?” diye sordu.
Ekrem İmamoğlu savunmasının ikinci gününde ne dedi?
İmamoğlu, 15 Ekim’de savunmasına ikinci günde devam etti. Ekrem İmamoğlu, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘tanık’ olarak dinlenmesini talep ediyorum” diye konuştu.
Ekrem İmamoğlu, savunmasına İstanbul’daki sel felaketinde hayatını kaybedenleri anarak başladı:
“Yağmur ve sel olaylarında elektriğe kapılarak hayatını kaybeden iki genç evladımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Yine sabah izlediğim kadarıyla su baskını esnasında düşüp, başını sert bir yere çarparak hayatını kaybeden genç kardeşimize de yine Allah’tan rahmet diliyorum.”
Ekrem İmamoğlu, CHP binasının satın alınmasına ilişkin atanmış CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “tanık” olarak dinlenmesini talep etti. “Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?” diyen İmamoğlu, il binasının satın alınmasıyla ilgili para toplama ve ödeme sürecinin suç olarak değerlendirilmesine itiraz etti. İmamoğlu şunları söyledi:
“Bir siyasi parti binası aldı. Ne bütçe katkısı? Türkiye’nin gayrimenkul alım sektöründe olduğu gibi bir kısmı resmi ödenirdi, bir kısmı gayri resmi ödendi. Burada Mustafa Can Poyraz çıktı. Ben de diyorum ki Can Poyraz kim? Baktım meğerse bu konuyla ilgili gelmiş, sanık. O dönemde İl başkanımızın basın danışmanı. Dedi ki, bağış kampanyasını anlattı, insanlara bağış yaptırdı. Kişi başı 55 bin lira verenler olduğunu. İşte zaten verilen para toplasan işte 300 küsur kişi yapar dedi. Bunların toplandığını oraya götürüldü. Biz onun için ili temsilen oraya gittik deniyor. Hatta bununla ilgili tutanak alındı deniyor avukattan. Avukat belli vesaire. Ya buradan suç çıkarılmaya çalışılıyor. Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu’na bu olayın buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor her şeyi. Her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu madde ile ilgili buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır. Ayıptır ya. Sanki o il binası gökten zembille indi. Talep ediyorum. Tanık olarak dinletilmesini talep ediyorum. Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?”
“Parayla her şeyi yaparım zannediyorsun”
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yerel seçim öncesi para yolladığı belediyeleri kaybettiğini ileri süren Ekrem İmamoğlu, “Siyasetten uzaklaştın, milleti unuttun, parayla her şeyi yaparım zannediyorsun. O siyaset bu millette sökmez. Millet sandıkta karar verecek” dedi.
İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Yalvardılar. Birçok ilçe belediyesi.Altı sene boyunca. Dedim arkadaş bu doğru değil. Biz ilçelere hizmet edelim ama bu doğru bir yöntem değil yani. Ama bunu bu hükûmet, bu zihniyet yaptı, işte en somut örneği. Neymiş? Ekrem İmamoğlu iştirakleriyle fotokopi çekmiş falan filan. Ya Cumhurbaşkanlığının kasasından belediyelerine 45’er milyon lira para yolluyor. Niye? ‘Ula seçimi kaybediyorsunuz, bari biraz para yollayalım belki parayla kazanırsınız.’ Ekrem İmamoğlu’na karşı ne kadar fon biriktirirsen biriktir kazanamayacaksın, kazanamadın. üç tane Beylikdüzü’nde kaybettin, üç tane de İstanbul’da kaybettin. Bundan sonra da kaybetmeye mahkûmsun. Çünkü siyaset yapmayı unuttun. Milletten uzaklaştın. Parayla her şeyi yaparım zannediyorsun. ‘Korkutarak makamları alırım, belediye başkanlarını partime geçirtirim ya da boyun eğdirtirim ya da el öptürürüm, el öptürürüm’ zannediyorsun ama o siyaset bu millete sökmez, sökmeyecek.”
İBB iddianamesinin sekiz ayda yazılabildiğini söyleyen Ekrem İmamoğlu, “İddianame, Kasım 2005’te gözaltından tam sekiz ay sonra yazıldı. Mahkemeye sunulmadan önce gazetecilere dağıtıldı. Kabul edilmemiş bir iddianame şüpheyle bile paylaşılmaz. Bu iddianame, önce gazeteye gazetecilere verildi, yandaş gazetecilere. Bana ise üç ay sonra 22 Ocak’ta DVD’lerle ulaştırıldı. Rakamlara bakalım, 4 bin sayfa iddianame, 80 bin sayfa ek, cezaevinde haftada iki saat bilgisayar hakkı” dedi.
Ekrem İmamoğlu savunmasının ilk gününde ne dedi?
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart 2025’te gözaltına alınmasından yaklaşık 19 ay sonra, İBB davasının ikinci celsesinde dört gün boyunca savunma yapacak. 2 bin 500 yılı aşkın süreye kadar hapsi istenen İmamoğlu’nun bu süreçte üniversite diploması iptal edildi, hakkında farklı suçlamalarla davalar açıldı ve siyasi casusluk suçlaması yöneltildi. İmamoğlu, savunmasına bugün (14 Ekim 2026) başladı.
“Allah bu ülkeyi minik akıllardan korusun” diyen Ekrem İmamoğlu, Halk TV ofisine şafak operasyonunun ardından kayyum atanmasına tepki gösterip “Millet beğenirse izler, beğenmezse izlemez. Siz benim anacığıma hangi kanalı izleyeceğine karar mı vereceksiniz? Hadi oradan” diye tepki gösterdi.
Fon krizine değinen İmamoğlu, “Sosyal medya yasakları, gazetecilere olan baskı hani ‘Bilgi ulaşmasın, nasıl engelleriz?’ bakışı enteresan seviyeye ulaştı. Kuzey Kore’ye rahmet okuyacak seviyeye çıktı” diye konuştu. Tutuklu gazetecilerin isimlerini tek tek söyleyen Ekrem İmamoğlu, “Bu tutuklama kararını veren hakim bilmiyor ama ben biliyorum. Cumhurbaşkanı adayı olarak ben biliyorum” diye vurguladı.
Ekrem İmamoğlu, yasaklanan “Millet Şahidimdir” kitabı hakkında bandrollerin yasal yollarla temin edildiğini ve soruşturmanın gerekçesinin bandrolsüz baskıdan kitabın içeriğine kaydığını söyledi. İmamoğlu, “Aslında aranan delil benim kitabımdı ve yok edilmek için aranıyordu. Kitabımdan korktular” dedi.









