İSTANBUL (Medyascope) – Aliyev Türkiye’ye neden gelmedi? Rivayet Muhtelif programının bu bölümünde Hilmi Hacaloğlu’nun konuğu Siyaset bilimci Doç. Dr. Hakan Güneş oldu. Güneş, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki diplomatik gerilimi değerlendirdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmamasının iki ülke ilişkilerindeki soğukluğun göstergesi olduğunu belirten Güneş, “1990’lardan bu yana, yaklaşık 35 yıllık dönemde Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin en negatif noktasındayız” dedi.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, son dönemde karşılıklı açıklamalar ve diplomatik gerilimlerle gündeme geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmaması, iki ülke arasındaki krizin boyutuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Rivayet Muhtelif programında Hilmi Hacaloğlu’nun sorularını yanıtlayan siyaset bilimci Doç. Dr. Hakan Güneş, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde 1990’lı yıllardan bu yana yaşanan en ciddi gerilimlerden birinin söz konusu olduğunu söyledi.
Güneş, krizin yalnızca İsrail’in Azerbaycan üzerindeki etkisiyle açıklanamayacağını belirterek, “Azerbaycan sadece Türkiye ilişkilerinde değil, genel olarak dış siyasetinde yeni bir denge dönemine geldi. Yeni bir denge, yeni bir sözleşme, yeni bir ayar yapıyor” dedi.
“Azerbaycan daha eşit bir yerde durmak istiyor”
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki gerilimin temelinde, Azerbaycan’ın egemenlik ve eşitlik vurgusunun bulunduğunu belirten Güneş, Türkiye’deki bazı siyasi ve dini çevrelerin Azerbaycan’ın iç siyasetine yönelik açıklamalarının Bakü’de rahatsızlık yarattığını söyledi.
Güneş, Azerbaycan yönetiminin yaklaşımını şöyle anlattı:
“Biz ayrı bir devletiz ve bu devletin de iç işlerine karışmanız, özellikle biraz yüksek bir perdeden karışmanız dostane ilişkilere yakışmıyor. Dolayısıyla da bunu düzeltmenizi bekliyoruz.”
Azerbaycan yönetiminin bu rahatsızlığını önce iktidar partisi üzerinden dile getirdiğini belirten Güneş, daha sonra bazı isimlerin istenmeyen kişi ilan edilmesi, haklarında soruşturma açılması ve sosyal medya paylaşımlarının kaldırılması gibi taleplerin gündeme geldiğini ifade etti. Güneş, iki ülke arasındaki ilişkilerde uzun süredir devam eden “ağabey-kardeş” söyleminin de Azerbaycan’da artık sorgulandığını söyledi.

“Türkiye’nin girdiği riskleri üstlenmek istemiyor”
Azerbaycan’ın dış politikasında daha bağımsız bir çizgi izlemeye yöneldiğini belirten Güneş, Bakü’nün Türkiye’nin bütün bölgesel hamlelerinde kendisini otomatik olarak Ankara’nın yanında konumlandırmak istemediğini söyledi.
Hakan Güneş, “Azerbaycan, Türkiye’nin bir yan kolu, bir türevi, Türk dış politikasının bir uzantısı gibi değil, müstakil bir varlık olarak, bir devlet olarak ilişki kurmayı tercih ediyor” dedi.
Türkiye’nin son dönemde Suriye, İsrail ve bölgesel savunma anlaşmaları üzerinden attığı adımların Azerbaycan açısından risk oluşturduğunu belirten Güneş, şöyle devam etti:
“İşbirliğimizi sürdüreceğimiz yerde sürdürelim. İlişkilerimiz bitecek değil. Ama her adımınızda bizi otomatik olarak yanınızda da sayamazsınız mesajını dosta düşmana, içeriye dışarıya vermiş oldular.”
Güneş, Azerbaycan’ın İsrail’le ilişkilerinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Bakü’nün Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimlere dahil olmak istemediğini söyledi.
Azerbaycan’ın İsrail’e yakınlaşmasını yalnızca İsrail lobisinin etkisiyle açıklamanın doğru olmadığını savunan Güneş, “Azerbaycan ordusunu İsrail ordusu veya Mossad yönetmiyor, yahut eğitmiyor. Bunun Türk ordusu yapıyor” diye konuştu.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki siyasi gerilime rağmen ekonomik, askeri ve enerji alanlarındaki karşılıklı bağımlılığın sürdüğünü belirten Hakan Güneş, iki ülkenin ilişkilerini tamamen koparmasının mümkün olmadığını söyledi.








