Polonya’da Anayasa Mahkemesi’ne gece yarısı baskını: Yargıçlar neden görevden uzaklaştırıldı?

İSTANBUL (Medyascope) – Polonya Anayasa Mahkemesi’nin yasal statüsüne ilişkin 10 yıldır süren anlaşmazlığın son perdesinde mahkemenin başyargıcının açığa alınmasının ardından 30 Ekim’de Anayasa Mahkemesi’nin önünde çevik kuvvet polisleri ve protestocular arasında gerilim yaşandı.

Hükümet tarafından atanan bir grup yargıcın, meşruiyeti tartışmalı olan Anayasa Mahkemesi Başkanı Bogdan Święczkowski ve yardımcısı Bartłomiej Sochański’yi görevden uzaklaştırma kararı alması üzerine çatışmalar çıktı. Karar, sağcı muhalefet Hukuk ve Adalet Partisi (PiS) tarafından sert tepkiyle karşılandı. PiS lideri Jarosław Kaczyński, kararı mahkemeye yönelik bir “saldırı” olarak nitelendirdi.

PiS destekli muhafazakar Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, cuma gecesi Senegal’e yaptığı resmi ziyareti yarıda keserek uçağını geri çevirdi ve mahkemedeki duruma müdahale etmek üzere Varşova’ya döndü.

Protestocular binanın çitlerini aştı, üç kişi gözaltına alındı

Aralarında muhalefet milletvekillerinin de bulunduğu yüzlerce protestocu, açığa alınan yargıçlara destek vermek amacıyla mahkeme binasının önünde toplandı. Polis, bazı protestocuların binanın çitlerini aşması ve memurlara cisim atması üzerine üç kişiyi gözaltına aldığını açıkladı.

Polonya'da darbe
Polonya’da darbe mi oldu? Anayasa Mahkemesi’ne gece baskını

31 Ekim’de saat 01:00 sularında mahkeme binasının önüne gelen Nawrocki’nin, polis kordonunu aşarak içeri girmeye çalıştığı ve güvenlik görevlileriyle arbede yaşadığı görüntüler sosyal medyaya yansıdı. Nawrocki, internette paylaşılan bir videoda, hükümet tarafından atanan kişilerin “anayasa mahkemesi yargıçları olmadığını” söyledi.

Sabah 05:00’te Nawrocki adına mahkeme önünde okunan açıklamada, “Polonya’nın anayasal düzeninin ihlal edildiği” belirtilerek, “anayasal bir kurum zorla ele geçirildi” denildi. Nawrocki, güvenlik güçlerine binayı terk etmeleri çağrısında bulundu.

Anayasa Mahkemesi krizinin kökeni ne?

Mahkemedeki kriz, 2015 yılına, görevden ayrılan merkezci hükümet ile göreve gelen sağcı hükümetin yargıç atamalarında kendi adaylarını yerleştirmek için karşılıklı olarak hukuki geçerliliği tartışmalı adımlar attığı döneme uzanıyor. Atamalardaki bu anlaşmazlık mahkemeyi felce uğratırken, PiS’in sekiz yıllık iktidarı boyunca Avrupa Birliği ile hukukun üstünlüğü konusunda yaşanan çatışmalar da süreci daha da zorlaştırdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, 2023’te iktidara gelmesinden bu yana Brüksel ile ilişkileri onarmak amacıyla tartışmalı yargı reformlarını geri alacağını taahhüt etmiş, mahkemenin mevcut yapısını ise tanımadığını açıklamıştı. Ancak Tusk’un çabaları, reformları engellemek için veto yetkilerini kullanan muhalefet yanlısı cumhurbaşkanları tarafından sekteye uğratıldı.

2025’te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini Tusk’un adayına karşı sürpriz bir şekilde kazanan Nawrocki, mevcut parlamento tarafından seçilen beş yargıca yemin ettirmeyi reddederek hukuki durumu daha da karmaşık hale getirdi. Avrupa Konseyi’nin hukukun üstünlüğü konusundaki danışma organı Venedik Komisyonu, bu ayın başlarında cumhurbaşkanının itirazının yargıçların göreve başlamasını engellememesi gerektiğini açıkladı.

Hükümet ve uzmanlar ne diyor?

30 Ekim gecesi mevcut parlamento tarafından seçilen bir grup yargıç, eski bir PiS bakanı olan Święczkowski’yi görevden uzaklaştırdı ve mahkemenin kontrolünü ele geçirdi. Nawrocki tarafından kabul edilmeyen beş yargıçtan biri olan Anna Korwin-Piotrowska, yargıda en uzun deneyime sahip olduğu gerekçesiyle en üst görevi üstlendiğini duyurdu.

Uzmanlar ise yargıcın görevden uzaklaştırılmasının yasallığı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Tanınmış bir hukuk uzmanı ve PiS eleştirmeni olan Marcin Matczak, Święczkowski’yi “savunacağı aklının ucundan geçmediğini” ancak görevden uzaklaştırmanın hukuki bir dayanaktan yoksun olduğuna inandığını söyledi.

Polonya'da darbe
Polonya’da darbe mi oldu? Anayasa Mahkemesi’ne gece baskını

Adalet Bakanı Waldemar Żurek, mahkemenin çalışmalarını engelledikleri gerekçesiyle Święczkowski ve Sochański’nin dokunulmazlıklarının kaldırılarak yargılanmalarını talep ettiğini açıkladı.

Tusk, “hukukun üstünlüğünü tesis etmenin görevleri olduğunu” vurguladı. Tusk, “PiS’in yıllar süren kanunsuzluğunun ardından bu zor, bazen acı verici bir süreç ve kararlı adımlar gerektiriyor. Başka yolu yok,” diyerek, mahkemenin yakında “insanlar istese de istemese de anayasaya uygun olarak çalışmalarına başlayacağını” vurguladı.

ABD ve Avrupa’dan tepkiler

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, G20 toplantısında yaptığı açıklamada, “Anayasa Mahkemesi’nin önceki hükümet döneminde siyasallaştığını” ve şu an yaşananların usulüne uygun olarak seçilmiş yargıçların mahkemeyi yeniden işler hale getirmesini sağlamak amacı taşıdığını söyledi.

Muhalefet liderleri ve mahkemenin sosyal medya hesabı ise hükümeti “darbe yapmakla” suçladı. İngiltere’de eski göçmen karşıtı Reform UK lideri Nigel Farage, “Polonya’daki durum çok ciddi. Demokratik olmayan AB’yi savunmak adına tutuklamalar ve Anayasa Mahkemesi’ne baskın düzenleniyor” diye yazdı.

Polonya’da darbe mi oldu? Anayasa Mahkemesi’ne gece baskını

İngiltere tarihinin en kısa süreli başbakanı ve eski Muhafazakar Parti lideri Liz Truss ise “Polonya’da demokrasiye yönelik şok edici bir saldırı” dedi.

Hollanda’dan aşırı sağcı lider Geert Wilders da “Tusk bir Nazi gibi davranıyor” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Polonya Büyükelçisi Tom Rose ise X hesabından yaptığı paylaşımda olayların “çok ciddi” olduğunu belirterek, her iki tarafın farklı açıklamalar sunduğunu ifade etti. Rose, “Polonya’nın ihtiyacı olan son şey, çok daha kötü bir duruma dönüşebilecek bir çatışmadır” uyarısında bulundu.

2027’de yapılacak parlamento seçimlerinde sağcı popülistlerin iktidara dönme şansını elinde bulundurduğu bir atmosferde, son yaşananların ülkeyi daha da kutuplaştırması bekleniyor.

Kaynak: The Guardian

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş