İSTANBUL (Medyascope) – Ruşen Çakır, TGRT Haber’de Özgür Özel’in ağırlanmasının CHP liderini zor durumda bırakmayacağını söyledi. Çakır, olası bir canlı yayının Özel açısından avantaja dönüşebileceğini ifade etti.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Özgür Özel TGRT Haber’e çıkarsa…” başlıklı son yayınında CHP’deki liderlik tartışmaları ve muhalefet-medya ilişkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Çakır, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iktidara yakın yayın politikasıyla bilinen TGRT Haber’e konuk olması halinde zor durumda kalmayacağını, aksine bunun CHP liderine avantaj sağlayabileceğini söyledi.
“Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV performansı hata oldu”
Çakır, CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’deki programının ardından oluşan tartışmaları hatırlatarak, söz konusu yayının Kılıçdaroğlu açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Çakır’a göre bu yayın sonrasında Kılıçdaroğlu’nun başka televizyon kanallarına çıkarılması yönünde arayışlar gündeme geldi ve TGRT Haber’in adı da bu kapsamda anıldı.
TGRT Haber’in özellikle 19 Mart sonrasında CHP’ye yönelik yayınlarıyla öne çıktığına dikkat çeken Çakır, kanalın son dönemde parti içi tartışmaları sürekli gündemde tuttuğunu ve CHP yönetimine muhalif isimlere sıkça ekran verdiğini söyledi.
“Özgür Özel’i köşeye sıkıştırmaları zor”

Çakır, TGRT Haber’de Özgür Özel’in karşısına kim çıkarılırsa çıkarılsın, CHP liderini zor durumda bırakacak bir yayın yapılmasının kolay olmadığını belirtti. Olası bir programda İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmaları ya da CHP kurultayına ilişkin iddiaların gündeme getirilebileceğini belirten Çakır, ancak bunların Özel’i siyaseten sıkıştırmaya yetmeyeceğini söyledi.
Özgür Özel’in mitinglerdeki performansına ve kamuoyuyla kurduğu ilişkiye dikkat çeken Çakır, “dik durması halinde” böyle bir yayını kendi lehine çevirebileceğini ifade etti.
“TGRT Haber’in daveti bile Özel’in önemsendiğini gösterir”
Çakır’a göre CHP liderlerinin iktidara yakın medya kuruluşlarında nadiren yer bulduğu bir ortamda, TGRT Haber’in Özgür Özel’i canlı yayına davet etmesi bile başlı başına siyasi bir anlam taşıyor. Çakır, böyle bir davetin iktidar çevrelerinin Özel’i ve CHP’yi dikkate aldığının göstergesi olarak yorumlanabileceğini belirtti.
Yayınında TGRT Haber’in Özgür Özel ile canlı yayın yapma fikrinden vazgeçebileceğini de öne süren Çakır, böyle bir program gerçekleşirse izlemek ve değerlendirmek istediğini söyledi.
Deşifreyi hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi haftalar ve tabii ki iyi sabahlar. Cuma günü Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV‘ye çıkmasının yankıları hâlâ sürüyor. Bu konuyu ben değerlendirdim ve bunun, Kılıçdaroğlu için bir hata olduğu düşüncesini dile getirdim. Büyük ölçüde bu görüşün yaygın olduğunu görüyorum ama aksini düşünenler de var, olabilir. Bir iddiaya göre, Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV‘de düştüğü kötü durumu telafi etmek için onun birtakım başka kanallara çıkartılması düşünülüyormuş ve ilk telaffuz edilen de TGRT Haber. Neden TGRT Haber? TGRT Haber, belli bir süreden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı siyasi iktidarın operasyonlarının ana karargâhı gibi bir işlev üstlenmiş durumda. Ne zamandan beri bunu yapıyorlar? Özellikle 19 Mart sonrası iyice başladı; 21 Mayıs’ın ardından tekrar TGRT Haber çok ciddi bir şekilde karşımıza çıkıyor. Öyle ki bir zamanların meşhur A Haber‘i gölgede kalmış durumda. Ama ben burada Kılıçdaroğlu’ndan ziyade Özgür Özel bahsini ele almak istiyorum. Çünkü bu olayın ardından, Sözcü TV olayının ardından, “O zaman Özgür Özel de başka kanallara çıksın” deyip TGRT Haber‘in adı telaffuz edildi ve hatta orada çalışan bazıları da kendisine açık bir şekilde “Gelsin, konuşsun” dediler. Doğrudan kendisine bir teklif yapıldı mı bilmiyorum; yapılmış da olabilir. Böyle bir olayın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyoruz ama ‘‘Gerçekleşirse ne olur?’’ üzerine bir şeyler söylemek mümkün. Ve ben bugün burada bunu denemeye çalışacağım.
Ama öncesinde biraz TGRT Haber‘den bahsedelim. TGRT nedir? İhlas Holding‘tir. İhlas Holding nedir? Şu anda Mücahid Ören Holding’in başında ama babası Enver Ören’di esas olayı yürüten kişi. O da kayınpederi Hüseyin Hilmi Işık’tan devraldığı bir mirasla yürüdü. Bu miras aslında sanıldığı gibi bir para değil, bir tarikat mirası; Nakşibendilik. Nakşibendiliğin bir kolunu Hüseyin Hilmi Işık’tan devraldı ve bu kolu ticari faaliyetlerinin ana gövdesi yaptı. Böyle, ticaretle tarikatın iç içe geçtiği Türkiye’deki ilk ve en çarpıcı örneklerden birisidir. Şu anda mesela TGRT Haber‘in X’teki sayfasına gittiğiniz zaman, 19 Haziran’da atılmış bir tweet var, diyor ki: “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahit Ören’i kabul etti.” Bunu “önemli görüşme” diye veriyorlar ve mesele neymiş? Kırgızistan’da bir enerji şirketi varmış İhlas Holding‘in; Orta Asya Investment Holding, onun yatırımları ile ilgili Erdoğan’la görüşüyormuş Mücahit Ören. Evet, işin içerisinde çok ciddi bir para var ve giderek büyüyen bir holding oldu İhlas Holding. Tabii ki bir başka olay da var, onun üstünü örtmeye çalıştılar. Epstein belgelerinde adı geçen az sayıdaki Türk’ten birisi Mücahit Ören. Bu konudaki yapılan haberlere vesaire erişim engeli getirdiler, onu da biliyoruz.
Sonuçta bir şirket var. Bu şirketin temellerinde dini bir yapılanma var ama onun ötesinde iyice uluslararasılaşmış bir holdingden bahsediyoruz. Ve bunun medyada hem TGRT diye bir kanalı hem de TGRT Haber‘i var. Ve TGRT Haber, misyon olarak kendine son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’ni seçti, hedef aldı. Burada biliyorsunuz çok sayıda eski CHP’li — ya da kendileri hâlâ CHP’li olarak görüyorlar — ama Özgür Özel yönetimine muhalif olan birtakım isimler; gazeteci olma iddiasıyla ya da siyasetçi olma iddiasıyla sürekli o kanalda yayınlara çıktılar. Şimdi bu yayından önce baktım, mesela yine bir Ankara İl Başkanını, atanmış Ankara İl Başkanını çıkartmışlar. Bir dönem gazetecilik yapmış, şimdi yapıp yapmadığını bilmediğim Özgür Özel karşıtı birisini çıkartmışlar ve sürekli konuşulan şey CHP. CHP’de açık bir şekilde Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu karşıtlığı ve Kemal Kılıçdaroğlu destekçiliği var. Niye bunu yapıyor? Yani şimdi iktidar yanlısı olduğu bilinen bir kanal niye böyle bir şey yapıyor? Bu bir operasyon belli ki, kararlaştırılmış bir operasyon, çalışılmış bir iş ve durmaksızın gidiyor, çok sayıda devşirme isimle orada sürekli yayınlar oluyor. Ve zaten biliyorsunuz, yayınlarda teşekkür ediyorlar atanmış CHP’nin yöneticileri. TGRT Haber‘in Ankara temsilcisi Fatih Atik birçok kez Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü, onunla haberler yaptı vesaire. Böyle garip bir ilişki var, Kılıçdaroğlu ekibiyle TGRT arasında. Garip diyorum ama çok da garip değil aslında.
Şimdi, Özgür Özel’i çıkartmak istiyorlar. Sahiden istiyorlar mı? Bence böyle bir şey istiyorlarsa kendilerinin, ne denir, ayağına sıkmak olur. Böyle bir şeyde Özgür Özel’in karşısına kimi çıkartırlarsa çıkartsınlar, onu haklamaya yönelik, onu köşeye sıkıştırmaya yönelik bir yayında ister tek kişi, ister dört kişi hiç fark etmez, başarılı olma ihtimallerini ben hiç ciddi görmüyorum. Yani böyle bir ihtimal, amaçlarına ulaşma ihtimali yok. Hatırlayın, bir ara Turgay Güler diye birisi Ülke TV‘de, 2019 seçimleri öncesi Ekrem İmamoğlu’nu çıkartmıştı, onu köşeye sıkıştıracaktı. Yaptığına pişman oldu. O zamandan beri adını pek duymuyorum; hâlâ çalışıyor mu, ediyor mu, program yapıyor mu bilmiyorum ama herhâlde bin kere pişman olmuştur. Burada bir kişi ya da birden fazla kişi Özgür Özel’e çıkıp ne diyecekler? En fazla İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesi ya da CHP kurultay davası iddianamesindeki şeyleri soracaklar. Oradaki birtakım gizli tanık ifadelerini ya da etkin pişman ifadelerini sormanın ötesinde ne sorabilirler? Siyaseten ne sorabilirler? Mesela baktım, geçen yayınlarında ‘‘FETÖ’’ demişler, işte ‘‘FETÖ ile iş birliği yapıyor.’’ Cuma günü Kemal Kılıçdaroğlu bile bu iddiasından geri adım attı ve 15 Temmuz’daki darbe girişimi gecesi Özgür Özel’in Meclis’teki performansı zaten ortada. FETÖ’den de yürüyemeyecekler. Yürümeye çalışabilirler tabii ama… Ve tabii ki böyle bir yayın eğer gerçekleşirse çok ciddi bir şekilde hazırlıklar yapıp birtakım iddiaları kendisine soracaklar.
Buradaki önemli olan husus, sorulan sorular ve verilen cevaplardan öteye soranların ve cevaplayanın duruşudur. Kılıçdaroğlu olayında çok net bir şekilde bunu gördük; Kılıçdaroğlu duruşuyla kaybetti. Yani orada “bilmiyorum” lafları mesela tek başına onun çok aleyhine oldu. Özgür Özel, ne kadar sıkıştırmaya çalışırlarsa çalışsınlar, eğer dik durabilirse, üste çıkarsa bu yaptıklarına pişman olacaklardır. Ve şu ana kadarki performansından; gerek yayın performansları, gerek miting ve gerek halkla kurduğu ilişkiler performansına baktığım zaman Özgür Özel böyle bir şeye karşı, — tuzak demeyeceğim — yani böyle bir meydan okumaya karşı onu pekâlâ kendi elinde bir silaha çevirecektir. Şunu unutmayın; CHP yöneticileri, hele CHP’nin liderleri, genel başkanları hiçbir iktidar yanlısı kanala çıkartılmazlar. Onların Meclis grup toplantıları bile doğru dürüst verilmez ya da çok kısa verilir geçilir. Onun dışında ortada durduğunu söyleyen yerler de dahil, bundan kaçarlar. Çünkü bilirler ki bu, iktidarın istediği bir şey değil. Şu hâliyle TGRT Haber‘in Özgür Özel’i köşeye sıkıştırmak için dahi olsa yayına davet edecek olması, eğer olursa, bu zaten baştan Özgür Özel’in ve onun birlikte hareket ettiği ekibin gücünün iktidar tarafından ve iktidar destekçileri tarafından kabul edildiği anlamına gelir, önem verildiği anlamına gelir ve bu onun propagandası anlamına gelir. Dolayısıyla yaparlarsa yapsınlar. Hani böyle atıp tutuyorlar “gelsin, soralım, edelim”, işte Sözcü televizyonundaki gazetecilerin kötü gazetecilik yaptığını söylüyorlar, gerçek gazetecilik yapacaklarını söylüyorlar vesaire, böyle atıp tutuyorlar ama öyle bir projeden, yani Özgür Özel ile canlı yayın yapma fikrinden vazgeçme ihtimallerini daha yüksek görüyorum. Umarım olur. Umarım olur ve izleriz ve ondan sonra da değerlendiririz.
Bugün çok büyük bir yönetmenimiz, çok erken aramızdan ayrıldı, neredeyse 21 yıl, evet 21 yıl olmuş; Ömer Kavur’dan bahsetmek istiyorum. Ömer Kavur, Türk sinemasının en, hani nasıl söyleyeyim, eğitimli… Şimdi sinemada bir çekirdekten yetişenler var, setlerden gelenler var, mesela Yılmaz Güney öyle birisi. Bir de okuyup edenler var. Ömer Kavur okuyup edenlerden, Türkiye’de de Fransa’da da bu konuda eğitim görmüş ve hani Türk sinema sektöründe yaşadığı yıllarda ortalamanın çok üzerinde — 74’te ilk filmini çekiyor — entelektüel düzeye sahip bir isim. İlk filmi ‘‘Yatık Emine’’. Refik Halit’in eserinden uyarlama ‘‘Yatık Emine’’. Zaten Ömer Kavur’un ilginç bir özelliği var; edebiyat uyarlamalarına çok yatkın. Mesela ‘‘Anayurt Oteli’’, daha önce Macit Koper’den bahsetmiştik. Bu da Yusuf Atılgan’ın. Yani şöyle bir şey; Ömer Kavur, Macit Koper ve Yusuf Atılgan, çok müthiş bir bir araya geliş diyeceğim, bu da çok olağanüstü güzel bir filmdi. ‘‘Ah Güzel İstanbul’’, Kadir İnanır, Müjde Ar oynamış, bu da Füruzan’dan uyarlama bir şey. Bir diğeri de ‘‘Gizli Yüz’’. Bunun da Orhan Pamuk kendi kitabından hareketle senaryosunu yazmıştı, öyle biliyorum. ‘‘Yusuf ile Kenan’’, bu da Onat Kutlar’ın senaryosu. Birlikte yaptıkları çok iyi bir filmdi. Onat Kutlar çok çok büyük bir isimdi ve kendisi bir terör saldırısında oturduğu kafede hayatını kaybetti maalesef yıllar önce, Yasemin Cebenoyan’la birlikte. İkisinin başka ortak filmleri de olduğunu hatırlıyorum ama şu anda aklıma gelmiyor. Evet, Ömer Kavur ödülleriyle, tevazusuyla kendini kanıtlamış, göstermiş ama 60 yaşında aramızdan ayrılmış bir büyük sinemacıydı. Onun sinemacılığı herhâlde hep bir şekilde kalacak. Özellikle onun filmlerinin, o eski filmlerin, mesela bir ‘‘Yusuf ile Kenan’’ın, ‘‘Anayurt Oteli’’nin yeni kuşaklar tarafından da izlenmesini gerçekten çok isterim. Evet, noktayı koyalım. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








