İSTANBUL (Medyascope) – Muhalefet önümüzdeki dönemde nasıl bir yol izleyecek? Haftaya Bakış’ta bu hafta Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Medyascope yorumcusu Kemal Can, CHP’de kurultay tartışmalarını, parti içi dengeleri, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki krizi ve muhalefetin geleceğini değerlendirdi.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve yorumcu Kemal Can, CHP’deki mutlak butlan krizini ve partinin geleceğini tartıştı.
- Kemal Can, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının yeni bir siyasi etki yaratmakta zorlandığını belirtti.
- Ruşen Çakır, Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu muhatap almasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ve Medyascope yorumcusu Kemal Can, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki mutlak butlan krizini ve partinin geleceğini değerlendirdi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de katılacağı canlı yayının CHP tabanında ciddi tartışmalara yol açtığını belirten Ruşen Çakır, kanalın boykot edilmesi çağrılarının dahi başladığını söyledi.
CHP krizinde yeni mesajlar
Kılıçdaroğlu’nun bugüne kadar yaptığı açıklamalardan farklı bir çizgi izlemesini beklemediğini ifade eden Kemal Can, “Yine kendini haklı çıkaracak, bildiğimiz argümanları sıralayacak diye düşünüyorum” dedi. Can, kamuoyunda Kılıçdaroğlu’nun ne söyleyeceğinden çok, CHP’de yaşanan krize yönelik öfkenin öne çıktığını söyledi. Can’a göre eski genel başkanın açıklamaları artık yeni bir siyasi etki üretmekte zorlanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun dış politika paylaşımı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna doğrudan yanıt vermesini değerlendiren Çakır, Erdoğan’ın Özel’den çok Kılıçdaroğlu’nu muhatap almasının dikkat çekici olduğunu belirtti.
Kemal Can ise Kılıçdaroğlu’nun, kendisine yöneltilen eleştiriler sürerken dış politika konusunda açıklama yapmasının zamanlama açısından sorunlu olduğunu söyledi.
“Tam da böyle bir zamanda böyle bir şeyi söylemesi işi daha da sakil hale dönüştürüyor” diyen Can, dış politikanın artık iktidarın meşruiyet üretme araçlarından biri haline geldiğini ve Kılıçdaroğlu’nun açıklamasının bu tablo içinde farklı yorumlara yol açtığını söyledi.
Kemal Can, CHP’de yaşanan sürecin temel amacının kamuoyu ikna etmek değil, partinin hareket alanını daraltmak olduğunu savundu:
“Kılıçdaroğlu’nun ne siyasi bir hedef, ne CHP’yi yönetmek gibi bir misyon edinmeyip, operasyon yürütücüsü olarak fonksiyon gördüğünü ve böyle davrandığını görüyoruz.”
Disiplin süreçlerinin, görevden almaların ve ihraç girişimlerinin CHP’nin örgütsel kapasitesini zayıflatmaya yönelik adımlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kemal Can, bu nedenle tartışmanın yalnızca parti içi rekabet çerçevesinde ele alınamayacağını söyledi.
Ne olacak bu CHP’nin hali?
Ruşen Çakır, Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti kurabileceği yönündeki iddialar için şunları söyledi:
“Ben açıkçası Özgür Özel ve arkadaşlarının CHP’den ayrılıp ayrı parti kurmasını çok arzuladıkları kanısında değilim. Şimdi diyelim ki Özgür Özel ve arkadaşları ayrıldı, parti kurdu. CHP bu haliyle devam ediyor diyelim. O zaman Kılıçdaroğlu’nun değeri onları CHP içerisinde tutup hırpalamakla sınırlı kalır. İktidarın Kılıçdaroğlu’na destek verip yeni kurulan partinin oylarını azaltmak için önünü açması da bir sonuç doğurmaz. Bence oradan bir başarı çıkma ihtimali yok. CHP’nin bölünmemesi üzerine bir hesabın daha kârlı geldiğini düşünüyorum.”
Kemal Can ise sürecin yalnızca Kılıçdaroğlu’nun siyasi hesaplarıyla açıklanamayacağını savundu:
“Ben bu operasyonun bütününün karar iradesinin Kılıçdaroğlu’nun elinde olduğu kanaatinde değilim. CHP’ye bundan sonra ne olacağının da bu operasyonun karar noktası açısından çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Bana göre bu operasyonun kendisinde CHP’nin geleceğine dair bir siyasi hesap yok. Bu operasyonun tamamı iktidarın kurguladığı yeni dizayna bağlı ve onun geleceğiyle ilgili bir tasarımın parçası.”








