Medyascope.tv

Raşid Gannuşi: “Müslüman demokrasisine girmek için siyasî İslam’dan çıkıyoruz”

Raşid Gannuşi: “Müslüman demokrasisine girmek için siyasî İslam’dan çıkıyoruz”

Frédéric Bobin
Le Monde – 19 Mayıs 2016
Çeviri: Haldun Bayrı

Tunus’ta şimdiye dek İslamcı diye nitelenen Ennahda Partisi, 20-22 Mayıs tarihleri arasında kongresini yapmaya hazırlanırken, başkanı olan 74 yaşındaki Raşid Gannuşi, doktrinde yaşanan gözden geçirme sürecinin kapsamını Le Monde’a açıkladı. Tunus Meclisi’ndeki en büyük gruba sahip olan hareket, kendini artık “sivil” bir siyasî parti olarak tanımlıyor. Gannuşi, 2011 Devrimi ve 2014 Anayasası’nın kabulünden beri siyasî İslam’a Tunus’ta artık gerek kalmadığını belirtiyor.

Ennahda 20-22 Mayıs’ta tarihinin dönüm noktası olabilecek bir kongre düzenliyor. Doktrinine yeni bir formülasyon getireceği ilan ediliyor. Ne olacak bu?

Raşid Gannuşi

Tunus’taki ılımlı İslamcı siyasi parti Nahda Hareketi’nin genel başkan olan Raşid Gannuşi’nin siyasi düşüncesinin temelinde, devlet otoritesi karşısında halkın güvenliğini sağlamak bulunuyor.

Gannuşi: Bu kongrenin gündem maddelerinden biri, partinin siyasî boyutu ile dinî boyutu arasındaki bağı tartışmak olacak. Ennahda’nın Müslüman ve modern uygarlık kaynakları olan siyasî, demokratik ve sivil bir parti olduğunu ileri sürüyoruz. Bu kaynaklar, modernlik ile kimlik arasındaki o karma anlayışı yansıtan 2014 Anayasası’nda bulunmaktadır. Sadece siyasî faaliyetlerde uzmanlaşan bir parti olma yönünde ilerliyoruz.

Öyleyse Ennahda tarihî kaynak olarak İslam’la arasına mesafe mi koyuyor?

Gannuşi: Bizim söylediğimiz, siyasî faaliyet ile dinî faaliyet arasındaki farklılığı açık bir biçimde iyi belirlemek gerektiğidir. Siyasî faaliyetin yeri cami değildir. Cami halkın toplandığı bir yerdir, dolayısıyla tek bir partinin faaliyetlerinde camiyi kullanması için bir sebep yok. Dinin Tunusluları birleştiren bir unsur olmasını istiyoruz; bölen değil. Bu yüzden bir imamın hiçbir siyasî partiye yönetici ya da üye olmamasını istiyoruz. Gündelik sorunları, ailelerin ve kişilerin yaşamını söz konusu eden bir parti olmak istiyoruz; kıyamet gününü ya da cenneti vs.’yi söz konusu eden değil. Dinî faaliyetin siyasî faaliyetten tamamen bağımsız olmasını istiyoruz. Siyasetçiler için çok iyi olur bu; zira böylece, dini siyasî amaçlarla kullanma suçlamasıyla karşılaşmazlar. Din için de çok iyi olur bu; böylelikle siyaset tarafından rehin alınmaz, siyasetçiler tarafından kullanılmaz.

Böyle bir sıçrama neden? Sizi bunu yapmaya iten etkenler neler?

Gannuşi: Muayyen bir olgunluk yönündeki safhaların biri bu. Batı kökenli bir adlandırma olduğu için buna muayyen bir ihtiyatla yaklaşsak bile, siyasî İslam’ı iki unsura karşı bir tepki gibi telakki ediyoruz. Bu unsurların biri diktatörlüktü. Diğeri de laik aşırılıkçılıktı. 2011 Devrimi sadece diktatörlüğe son vermekle kalmayıp laik aşırılıkçılığı da bitirdi. Tunus günümüzde demokrasiyi yaşıyor. 2014 Anayasası laik aşırılıkçılığa da dinî aşırılıkçılığa da sınırlar dayattı. Tunus’ta artık siyasî İslam’a gerek yok. Kaldı ki, bu siyasî İslam kavramı da  El Kaide ve IŞİD tarafından tanınmaz hale getirilmiştir. Bu yüzden bizim savunduğumuz Müslüman demokrasisi ile aramıza daha da mesafe koymak istediğimiz aşırılıkçı cihadcı İslam arasındaki farkı iyi göstermek lüzumlu hale gelmiştir.

Sizi iyi anlıyorsak, Ennahda siyasî İslam’dan çıkıyor mu?

Gannuşi: Müslüman demokrasisine girmek için siyasî İslam’dan çıkıyoruz. Artık siyasî İslam’ı temsil iddiasında olmayan Müslüman demokratlarız.

Bu kongre, 2011 sonunda iktidara gelişiniz ile 2014 başında ana gövdesini Ennahda’nın oluşturduğu üçlü koalisyon hükûmeti içindeki konumunuzun teşhisini de yapacak. Şimdi dönüp geriye baktığınızda, bu iktidar imtihanındaki başarısızlıklar ya da yetersizlikler ne oldu?

Gannuşi: Öncelikle, bu üçlü koalisyon dönemi fazla uzun sürdü. Anayasa’nın yazılması için bir yıl taahhüt etmiştik ve bu dönem üç yıl aldı. Hükûmete sol partileri de dahil edebilmiş olsaydık, aşırı bir kutuplaşmadan kaçınabilirdik. Geçiş dönemi demokrasisinin, istikrar dönemi demokrasisiyle aynı olmayan kendine özgü mekanizmaları olduğunu anladık. Bunu geç keşfetmemizin faturası da çok ağır oldu. İstikrar dönemi demokrasisinin basit çoğunluğa ihtiyacı vardır; oysa geçiş dönemi demokrasisi, basit çoğunluğun hayli ötesinde, mümkün olabilecek en büyük katılımı gerektirir. Sert kutuplaşmalara ve ideolojik konumlanmalara tahammülü yoktur.

Ennahda’nın Tunus’ta kadın haklarındaki kazanımlar hususunda tavrı nedir?

Gannuşi: 2014 Anayasası kadın haklarını muhafaza edip savunarak bu tartışmaya son vermiştir. Bu artık bir konu değil. “Tunus’ta kadın sorunu” diye bir mesele kalmadı. Tek sorun, kadın katılımının hâlâ sınırlı olması. Kongremizde hareket içindeki kadın katılımını artırma çağrısı olacak.

Tunus’ta kadın-erkek eşitliği üzerine bir yasa teklifi de halihazırda tartışmalara yol açıyor. Sizin tutumunuz nedir ?

Gannuşi: Halk bunu tartışmıyor, elitler arasında bir tartışma bu. Halk ise bundan daha öncelikli konular olduğunu düşünüyor. Tunusluların çoğu, elitten olanlar içinde bile, bu sorunu bir oyalanma gibi telakki ediyor. Burgiba döneminden günümüze kadar bütün siyasî liderler, Kur’an tarafından, kimliğimiz ve uygarlığımız tarafından dile getirilmiş o ilkeye sâdıklar. Mirasta kadının erkeğin yarısı hissesi olması kuralını karikatürleştirmemek gerek; çok daha karmaşık.

Eşcinselliğin yasaklanmaması da Tunus’taki bazı çevreleri çalkalayan bir başka tartışma. Bunu destekliyor musunuz?

Gannuşi: Biz Tunus yasasına saygılıyız; o da bireysel özgürlüklerle kamusal alan arasında fark gözetir. İnsanların özel yaşamına ne yasa ne din karışabilir. Kamusal alanda ise yasa uygulanır. Özel alan bireysel özgürlüktür.

2015 başından beri, eski rakibiniz Nida Tunus Partisi tarafından yönetilen bir koalisyon hükûmetinde yer alıyorsunuz. Basit bir hükûmet ortaklığı mı bu, yoksa stratejik bir ittifak mı söz konusu?

Gannuşi: Şimdilik bir hükûmet ortaklığı, ama stratejik bir ortaklığa doğru evrilebilir. Henüz o noktaya gelmedik. Hükûmete bu katılım ülkenin çıkarına. Farklı çıkarların idaresini öğreniyoruz; özellikle de bizimki gibi, siyasî kararların çok uzun zaman boyunca tek bir yerden alındığı bir ülkede. Dolayısıyla birlikte varolmayı ve farklılıkla birlikte yaşamayı öğrenmeye ihtiyacımız var.

FransizKultur

Bunlar da ilginizi çekebilir: