Medyascope.tv

Loulouwa al Rachid: “Irak’ta 2003’ten beri yolsuzluk ittifakı hüküm sürüyor”

Orient XXI’de yayınlanan Haldun Bayrı’nın medyascope.tv için çevirdiği “Musul geri alınsa da Irak’ın geleceği parlak değil” başlıklı yazının yazarı Irak uzmanı araştırmacı Loulouwa Al-Rachid’le Irak’ın geleceği üzerine telefon bağlantısıyla konuştuğumuz 19 Ekim Çarşamba günü canlı yayınımızın Türkçe metnini aşağıda bulabilirsiniz.

Herkese merhaba, hoşgeldiniz. Bugün, araştırmacı ve Irak politikası uzmanı Loulouwa Al-Rachid ile konuşacağız. Irak’ın geleceğini ele almaya çalışacağız. Sayın Al-Rachid hoşgeldiniz.

Loulouwa Al-Rachid: Teşekkürler, iyi günler.

Şu soruyla başlamak istiyorum. 2003’ten beri Irak’taki tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Loulouwa Al-Rachid: 2003’te Amerikalıların gelmesinden itibaren olan politik süreç, bu kurumlar, ülkeyi yöneten ve Irak kurumlarının çoğunluğunun bulunduğu Yeşil Bölge ile sembolikleşen bu siyasi sınıf… Ben bu süreci, kurmaca bir siyasi süreç olarak nitelendiriyorum. Demokrasi, seçimler, kurumlar, seçilmiş parlamenterlerle görünen bir demokrasi var ama aslında tamamen kilitlenmiş, ölü, yolsuzluklarla dolu bir siyasi sistem ve bu siyasi sistem, siyasi arenayı ve şiddeti tekeline almakta ve ülkeyi barışçıl bir şekilde yönetmekte başarılı olamıyor. Bu siyasi tıkanmışlık, 2014 Haziran’ındaki felakete, ülkenin en büyük ikinci kenti olan Musul’un IŞİD savaşçıları tarafından ele geçirilmesine yol açtı. 2003’ten sonra Sünnilerin siyasi sisteme entegre olamamaları sorunu, hala çözülebilmiş değil ve söz konusu sorun, bu felakete yol açtı. Şimdi gördüğümüz şey şu ki; Irak, işgal sırasında Amerikalıların yaptığı hataların bedelini ödüyor. Özellikle, aşırı derecede bir Baas’tan arındırma politikası vardı ve bu, devleti felce uğrattı ve devlet, kamu personeli insan kaynaklarından mahrum kaldı. Ve tabii, Amerikalıların affedilemez bir hatası olarak 2003-2004’te Irak ordusunun dağıtılması. 2003’ten itibaren ülkeyi milislerin şiddetine terk ettiler.

Makalenizde bir terim kullanıyorsunuz; “başsız bir rejim”. Bu terimini neden kullandığınızı açıklayabilir misiniz?

Loulouwa Al-Rachid : Irak’ta 2006 yılındaki referandumla anayasanın kabulünden bu yana, kurumların özellikle de seçilmiş parlamentonun yer alması sonrasında Irak’ta mecliste çoğunluk ele geçirilemedi. Hep koalisyonların, ittifakların olduğu bir siyasi sistem var. Zira Amerikalıların orantılı temsiliyet temelli bir rejim oluşturma fikri vardı. Böylece Irak halkının her bileşeninin yönetimden payını aldığı bir temsil düşünülüyordu. Ki Saddam zamanındakine benzer bir diktatörlüğe dönmekten kaçınılabilsin. Yani Kürtlere, Sünnilere güç alanlarını vermek lazım ama Irak’ta 2003’ten bu yana oluşan Şiilerin demografik çoğunluğu da korunmalı ancak diğerlerini marjinalize etmemek kaydıyla…

Yapılan siyasi mühendislik hiç de iyi işlemedi. İnsan haklarını savunmayı gözetmek yerine, kendi kaynaklarını, güç paylarını koruyarak hareket edildi. Benim adlandırdığım şekilde etnik ayrım, mezhep ayrımı gözetmeyen, kesimler arası bir ‘’yolsuzluk milisi’’ var. 2003 itibariyle Amerikalılarla beraber gelen politikacıların, tekelleştirdikleri ganimeti paylaşmaya yönelik bir yönetimleri var. Irak geniş petrol kaynakları olan bir ülke ve çok yüksek seviyede yolsuzluk yapılıyor. Bu yüzden herkes, iktidardaki payını korumak için bu sistemi, bu koalisyonlar ve ittifaklar sistemini korumak istiyor. Yani bu sadece bölünmeyi zapt etmek için kurulmuş bir sistem. Eski Başbakan Nuri El-Maliki, Irak’ın güçlü lideri, rejimin başı rolünü oynamaya çalıştı. Diğerlerinin güçlü direnişiyle karşılaşınca başarılı olamadı. Kimse birinin diğerlerine hakimiyet kurduğu bir sistem istemiyor, bu sistemde ısrar ediyorlar. Güçlerini korumak adına bu koalisyon, ittifak ve parçalanmışlık üzerine kurulu sistemde ısrar ediyorlar. Kürt, Şii, Sünni herkes, kendilerine güç ve kaynak garantisi veren bu sistemde mutabık.

Felluce ve Ramadi gibi şehirler askeri operasyonlarla tahrip olurken Musul’un geleceği nasıl olacak?

Loulouwa Al-Rachid : Bir şey söylemek için henüz zamana ihtiyacımız var, büyük bir bilinemezlik var. Buradaki bilenemezlik şu; Musul’da çevrilen IŞİD militanları sonuna kadar savaşacak mı? Savaşacaklar mı yoksa Rakka’ya doğru çekilip Musul’un tahribinden kaçacaklar mı? Unutulmaması gereken önemli birşey var, orada savaşan IŞİD askerlerinin çoğu Musul’lu. Kalan güçlerini korumak isteyebilirler ve şehrin tahrip edilmesinden kaçınabilirler. Özellikle Musul’un tahribinden kaçacaklardır. Savaşacaklar mı yoksa Felluce de yaptıkları gibi direnişin sembolü için savaşıp ardından gizli öldürme stratejilerine dönüp kentsel alanlarda dikkat çekici saldırılar mı yapacaklar? (IŞİD’in ortaya çıkmasından önce El Kaide’nin yaptığı gibi)

Başka bir bilinmeyen de koalisyon güçlerinin IŞİD’in kaçmasına izin verip vermeyeceği. Başkanlığının son günlerindeki Obama psikolojik ve sembolik değer taşıyan Musul’dan kaçmalarına izin vererek hızlıca bir zafer ilan etmek isteyebilir. Aynı zamanda Irak Başbakanı İbadi için de hızlı bir zafer kazanmak önemli.

Ayrıca koalisyona katılan rakipler için de hesaplar çok büyük. Mesela Fransa için. François Hollande, Musul’da IŞİD’e karşı alınacak bir zaferi sahiplenmek isteyecektir.

Musul’un özgürleştirilmesi çok fazla bir şey değiştirmeyecektir. Musul sivil şiddet çarkı içinde dönmeye devam edecektir. İki buçuk yıllık IŞİD idaresinden sonra hesaplaşma ve büyük bir öç alma isteği olacaktır. IŞİD’le bağlantılı ya da IŞİD’den fayda sağlamış kişiler cezalandırılmaya çalışılacaktır.

Bunlar da ilginizi çekebilir: