Başkanlık sistemi ve ülkücüler: Prof. Ümit Özdağ ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/296707998″ params=”color=ff5500&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba iyi günler. Teknik bir sorun nedeniyle Skype yayını yapamıyoruz Prof. Ümit Özdağ’la telefonla da olsa bir yayın gerçekleştireceğiz. Ümit Bey merhaba.

İyi günler, iyi yayınlar diliyorum.

Kusura bakmayın, önce ben çok alâkasız bir şeyle başlayayım: Siz artık bağımsız milletvekilisiniz; Gaziantep’ten öyle değil mi? MHP’den ihraç edildiniz.

Başkanlık demokrasisinin ilk kurbanı ben oldum galiba.

Henüz başkanlığa geçmedik ama siz ilk kurbanı verdik diyorsunuz Meclis’te. Ümit Bey, siyaset konuşmadan önce hafif özel bir şey; anladığım kadarıyla siz yeni bir medyaya girmeyi düşünüyorsunuz. Onu bir anlatır mısınız?

15 Temmuz’dan sonra büyük bir ambargo başladı ve bana, benim gibi başkanlık sistemine karşı olan tüm milliyetçilere, ülkücülere yönelik olarak başlatıldı. Tabii sadece bize yönelik değil, ama bize yönelik çok büyük bir şekilde başlatıldı. Bunun üzerine biz de halka hiç olmazsa sanal ortamda ulaşabilelim diye, biraz da sizden esinlenerek internet üzerinden yayın yapalım dedik. İşi konuştuk, bir arkadaşımız harika bir isim önerdi: Ambargotv.

Hadi bakalım!

Ambargotv’yi bugün ilk yayınını benim Meclis konuşmamı, basın toplantımı vererek başlattık. Yakında bir logomuz olacak ve hiç olmazsa bu ortamda başkanlık konusundaki ve diğer konulardaki görüşlerimizi halkla paylaşmak için mücadele edeceğiz.

Hayırlı olsun. Siyasete girelim: En geç Cuma deniyor Adalet ve Kalkınma Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak inisiyatifiyle yeni Anayasa değil de Anayasa değişikliği paketi Meclis’e gelecek ve normal şartlarda öngörülen, daha sonra referanduma gidecek. Hatta referandumun tarihinin 23 Nisan 2017 olacağı da telaffuz edildi. Bu takvim, sizce gerçekleşebilir bir takvim mi?

Evet, gerçekleşebilir. Neden? Çünkü AKP ancak MHP’den onay aldıktan sonra getirecek. Bu demektir ki aslında ölçüt olarak AKP-MHP ortak taslağı olarak geçecek Meclis’ten. Fakat Meclis’e AKP-MHP ortak taslağı gelmesi de aslında AKP-Bahçeli ortak taslağı anlamına geliyor. Çünkü MHP içerisinde şu anda ben ihraç edildim, 14 milletvekili arkadaşımız çok açık bir şekilde “hayır” dediler. Fakat sayı bunun çok daha üzerinde, bundan dolayı 330’u bulması çok ciddi bir risk diye görüyorum ben. Ama bu riskin, bakın bu önemli husus, bu riski AKP’nin de Erdoğan’ın da gördüğü anlaşılıyor ki son günlerde AKP ile HDP arasında bir temas sürecinin başladığı anlaşılıyor.

Yani HDP’yi de buraya mı katmak istiyor diyorsunuz?

Öyle adımlar atıldığı anlaşılıyor. Bakın, Faruk Çelik HDP milletvekillerinin içeride kalmasının kabul edilemeyeceğini açıkladı. Bugün yine ilginç bir açıklama eski Gaziantep Belediye Başkanı HDP İstanbul Milletvekili Celal Doğan’dan geldi. Şöyle söylüyor Doğan, MHP ve AKP Anayasa görüşmelerini kastederek “Meclis’e yeteri kadar bilgi verilirse, yolda itirazım yok, saygı duyarım” diyor. Çok ilginç bir açıklama bence. Burada sorun o zaman şöyle çıkacak: Devlet Bahçeli, 10 seneden bu yana başkanlık rejimi Türkiye’yi bölen bir rejimdir dedikten sonra, HDP ile MHP asla aynı çerçeve içine oturmaz dedikten sonra, HDP ile birlikte, HDP’lilerin belirli milletvekilleriyle birlikte aynı Anayasa taslağına evet diyebilecek mi?

Peki Ümit Bey, geçti diyelim ya da sorunlar olacak, fireler olacak belki AKP’den de fire olacak, belki AKP ve MHP dışındaki partilerden de destek olacak. Bu Anayasa oylaması olacağı için de bunlar hep tartışmalı olacak. Diyelim ki, 23 Nisan ya da başka bir tarihte referandum sandığı kuruldu, bizim de yayınımızın başlığını başkanlık sistemi ve ülkücüler diye verdik. MHP değil de daha genel. Çünkü ülkücüler sadece esas olarak MHP’deler ama birçok yerde küskünleri de var vs. O konuda ne denebilir? Tabii sizin kendi kişisel gözlemlerinize dayanarak sormak istiyorum; ülkücüler ne diyecekler?

Şimdi MHP, kurumsal bir yapısıyla “evet” dese bile ülkücü hareketin % 98-99’u “hayır” diyecek, bu bir. İki, MHP’den AKP’ye gitmiş olan bir oy var, bu da küçümsenecek bir oy değil. Bu oyu veren ve köken olarak ülkücü olan seçmen de AKP’nin anketlerinde başkanlığa karşı çok mesafeli duruyor. Bundan dolayı şunu biliyoruz, Türkiye bugün Anayasa’nın askıya alındığı ve her türlü anti-demokratik baskının medya üzerinde, muhalefet üzerinde gerçekleştirildiği ve muhalefetin kendisini halka anlatmasının engellendiği bir ortamda çalışmak zorunda bırakılıyor ve bu baskı ortamında bir referandum sürecine gidilecek. Bu bir eşitler arasındaki mücadele, programlı çalışması olmayacak, bu ancak tek-partili, aslında Doğu Almanya’daki siyasal propaganda sürecine dönüşecek. Buna rağmen şu anda anketlerde “hayır”lar yukarıda görülüyor, doğal da bu; ülkücülerin %95’in 96’sının ‘hayır’ diyeceğini düşünüyorum, AKP’dekilerle ilgili bu programın sonucunda ne olduğunu bilmediğimi söyleyeyim, ama MHP’nin kendi tabanı başkanlığın federasyon getireceği konusunda çok açık bir bilgiye sahip. Bundan dolayı da muhalefetini ortaya koyacak.

Peki, burada bir tartışma var biliyorsunuz: OHAL koşulları altında gidip gidilmemesi meselesi. Bu konuda Bahçeli çok rahat bir şekilde gidilebileceğini söyledi, ama parti içerisinden Başbakan Binali Yıldırım’ın da rahatsız olduğu söyleniyor. Tuğrul Türkeş’in bir açıklaması var biliyorsunuz, Başbakan Yardımcısı. Sizin buradaki pozisyonunuz nedir?

Herhalde Recep Tayyip Erdoğan’ı başkan yapmak konusunda Sayın Bahçeli, Sayın Yıldırım’dan daha hevesli. Açıkça söyleyeyim; bir referandum OHAL koşulunda yapılırsa meşru olmaz. Zaten anti-demokratik koşullarda yapılacak bir referandum. Zaten toplumda büyük bir gerginlik üretecek bir referandum. Bunu bir de OHAL koşullarında yaparsanız bu kabul edilir bir husus olmaz. Ben burada sağduyu herhalde bu ölçüler içerisinde hakim olur da, referandum bir OHAL rejimi içerisinde değil de daha “Türkiye daha normal hâldeyken”, o şartlar altında yapın diyorum. Ama bunun için de bir hafta önce OHAL bitti bir hafta sonra referandum yaptık değil, bütün bir program dönemi boyunda OHAL’in kalkmış olması lazım.

Peki Ümit Bey, Tuğrul Türkeş’ten bahsetmişken, Hürriyet gazetesine verdiği röportajda biliyorsunuz, Bahçeli hakkında söylediği bir şey var. Bunun bir oyun olabileceğini, Bahçeli’nin bir oyunu olabileceğini söylüyor. Siz anladığım kadarıyla buna katılmıyorsunuz?

Ben ona katılmıyorum. Ben partiden neden ihraç edildiğimi biliyorum, parti içerisinde nasıl bu konunun teşkilatlara empoze edilmeye çalışıldığını görüyorum. Söz konusu bile değil benim gördüğüm çerçevede.

Yani, “Devlet Bahçeli bu duruma angaje olmuş durumda” mı diyorsunuz net bir şekilde? Sadece Meclis’ten geçmesi değil, aynı zamanda referandum sürecinde de değişikliklerin yanında duracağını mı düşünüyorsunuz?

Zaten bakın, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’ın yapmış olduğu konuşmada da bunu çok net görüyoruz. 2017 Bütçe konuşmasında da görüyoruz, MHP yönetiminin tavrı çok açık.

Peki bu ülkücü hareketi nereye götürür? Stratejik bir dönemden geçiliyor; Türkiye geçiyor ama özel olarak bunun taşıyıcısı olan MHP, çok ciddi, şaşırtıcı ve tarihi bir tercih yapıyor Devlet Bahçeli liderliğinde. MHP’nin, ama onun ötesinde ülkücü hareketin geleceği anlamında ne ifade ediyor bu? Bir anlamda, varlık nedenini kendi kendine yok ediyor gibi bir durum değil mi bu?

Tabii ki öyle. Bir defa; çok büyük ideolojik-politik çelişkidir bu. Siz Türk milletine 10 seneden beri diyorsunuz ki: “Federasyona ve Türkiye’yi bölünmeye götürür başkanlık sistemi” ve şimdi son bir ayda da “hayır olmaz” diyorsunuz. Ya o zaman yalan söylüyordunuz, ya şimdi. Ya o zaman görmüyordunuz, doğru tahlil yapamıyordunuz, ya da şimdi. Bütün ülkücüler kendi kendilerine bugün sokakta Türkiye’de bunu soruyorlar. Ne olduğunu bilmiyorum ama beni sonuç ilgilendiriyor ve sonuçta gördüğüm şey, bunun aşamalı olarak Türkiye’yi özerk bölge üzerinden federasyona ve bölünmeye götüren bir yaklaşımı temsil ettiğidir başkanlığın. Her zaman böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olmuştur. Yani 10 seneden beri politik yaklaşımlarını temsil ederken MHP doğru söylüyordu; karşımızda iki gün sonra kabul etmiş bir iktidar var. Karşımızda büyükşehir belediye yasasını Türkiye’yi böleceğini söylememize rağmen idari federasyonun altyapısını nasıl kabul eden bir iktidar var karşımızda. Avrupa Birliği yerel yönetimler özerklik şartnamesinin 12. Maddesini kabul ettiğini deklare etmiş bir AKP var. 2013’te Anayasa’nın ilk dört maddesi değişmediği halde bunların değiştirilmesi için TBMM’ye dilekçe vermiş bir AKP var. Karşımızda PKK ile müzakere yapmış, İmralı’da anayasa yazmış bir AKP var. Şimdi siz bu çerçevede bütün bu geçmişe sahip ve bu siyasal gündeme sahip bir kişiye başkanlık veriyorsunuz ve başkanlık konusunda yardımcı oluyorsunuz. Bunu Türk milliyetçilerine izah etmeniz mümkün değildir.

Peki bu hareketi nereye götürecek o zaman? Yeni partiler, yeni bölünmeler vs.‘mi olacak? Yoksa nasıl bir şey? Henüz erken mi?

Ben ülkücü hareketin büyük bir politik ve ideolojik sağduyu göstererek Bahçeli’nin sürüklemek istediği bu çizgiyi reddedeceğini ve Atatürkçü Türk Gençliğinin çizgisinde kalacağını düşünüyorum.

Ümit Bey, burada noktayı koyalım. Bir dahaki sefere Skype konusunda iyi çalışalım. İlk yaptığımız başarılı olmuştu bu sefer nereden kaynaklandıysa başaramadık. Ama daha konuşacak çok şey var. Size yeni mecranızda, Ambargotv’de başarılar. Siyasi hayatınızda da başarılar. İyi günler.

Sağolun. İyi günler.

Evet, Bağımsız Gaziantep Milletvekili Prof. Ümit Özdağ’la başkanlık konularını ele aldık. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Şimdilik bu kadar. İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus