Gülnar Hajo ile Türkiye’nin ilk Arap kitabevi olan Pages Bookstore’u konuştuk

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Gülnar Hajo ve eşi Samer El Kaadri’nin birlikte açtığı Arap kitabevini Gülnar Hajo ile konuştuk. Söyleşimizde, Hajo hayatın tüm mücadele alanlarıyla birlikte devam ettiğini şu sözlerle açıkladı:  “Gerçekten çok zor fakat şu an hiçbir şeyin beni yıkamayacağını da biliyorum. Bunu gördüm çünkü. Geride bıraktık birçok şeyi. Problemi olan insanlara ‘bunların çok küçük sorunlar olduğunu bilin ve Suriye halkının yaşadıklarına bakın’ diyorum. Herkesin kendince çok sorunu var. Depresyon, ekonomik sıkıntılar… Bunlar elbet olacak fakat insanın içindeki güce inanıyorum. O çok güçlü bir duygu. Ayrıca bu zor zamanlarda içimizdeki o, diğerini düşünme hissiyatı yükseliyor. Birbirimizi daha kolay anlayabiliyoruz. O kadar çok şeye üzülmemeyi öğreniyoruz. Şimdi bakıyorum birçok şeyi duymak, anlamak için duruyorum. Bu durum gerçekten çok etkiledi bizi.”

Aşağıda söyleşinin tüm metnini bulabilirsiniz:

Medyascope.tv’den merhabalar. Bugün Pages Bookstore kitabevindeyiz. Pages kitap kafe, Gülnar Hajo ve eşi Sameer El Kaadri tarafından 2014 yılında açıldı.  Aslında kendileri mülteci olarak bulunuyorlar Türkiye’de. Buradaki Suriyeli genç insanlar için bir şeyleri değiştirmek amacıyla yola çıkmışlar. İstanbul’da hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da Suriyeli insanlar için kültür, eğlence ve müzik üretiyorlar.  Gülnar Hanım bugün konuğumuz.

Gülnar Hanım ile Pages Kitabevi’ndeyiz. Kendileri üç yıl önce İstanbul’da bu kitapevini açtılar. İstanbul’a ne zaman geldiniz?

2013 yılında geldik İstanbul’a. Anlaşılıyor ki 3 yıl kadar olmuş.

İstanbul’a gelmeden önce, Suriye’deki durum nasıldı?

2012 yılında Suriye’den ayrıldık.  İlk olarak Ürdün’e gittik. Rejime karşı olduğumuz için Suriye’den ayrıldık.  O zamanlar orada kalmak çok zordu. Çocuk kitapları basan bir yayınevimiz vardı. Biz ilk olarak Abu Dabi kitap fuarına katılmak için ayrılmıştık Suriye’den. Orada güvenlik görevlileri geldi ve bize bir daha Suriye’ye gidemeyeceğimizi söylediler.  Biz de oradan Ürdün’ün başkenti Amman’a geçtik.

Buraya gelmek istemiş miydiniz yoksa biraz da zorunda mı kaldınız?

Hayır aslında biz gelmek istemiştik ama turistik gezi için gelmiştik. Türkiye’yi çok sevdik. Burada kızlarımız için okul olduğunu da gördük. Sonrasında burada kalmaya karar verdik.

Buraya gelmek sizin geleceğiniz için planladığınız bir girişim değildi aslında değil mi? Biraz da olayların kendisi sizi burada olmanızı sağlamış galiba.

Evet buraya gezmek için geldik Ürdün’den fakat daha sonra burada yaşamaya karar verdik. Olumlu da oldu bizim için.

Kitabevi açmaya nasıl karar verdiniz?

Sizde de söylediğim gibi bizim Bright Fingers  (Parlak Parmaklar) adında çocuk kitapları basan bir yayınevimiz vardı. Biz zaten yayıncılık sektörünün ve ortamının içindeydik. Türkçeye ve başka dillere de çevrilmiş kitaplarımız vardı. Bu kitabevi ise eşimin hayaliydi. O, Suriye’de açmak istemişti. Sonrasında da İstanbul’da hiç Arap kitapevi olmadığını gördük. Pages İstanbul’da açılan ilk Arap kitabevi.

Belki de Türkiye’deki ilk Arap kitabevidir.

Belki de. Ayrıca sadece Suriyeliler değil birçok farklı ülkeden gelen Araplar da yaşıyor İstanbul’da. Öncelikle bu yeri bulduk sonrasında da kitabevini açtık. Burası sadece kitabevi değil; birçok etkinlik düzenleyebildiğimiz bir kültür merkezi haline geldi. Burada müzik geceleri, dil dersleri, sinema, çocuklar için atölyeler düzenliyoruz.  Ben sanat-terapi başlıklı bir çocuk atölyesi düzenliyorum. Birlikte çizim ve okumalar yapıyoruz. Burası sadece bir kitabevi değil aynı zamanda bir kütüphane, kitap-kafe ve kültür merkezi.

Sizi burayı açmaya iten sebep neydi peki, neydi sizi harekete geçiren şey?

Bildiğiniz gibi birçok Suriyeli var İstanbul’da. Biz özellikle genç Suriyelilere ulaşmayı hedefledik. Burayı açarken mottomuz “ Burası Sizin Eviniz”di. Buraya gelip birlikte vakit geçirebiliyorlar. Sohbet edebiliyorlar. Aslında burası kimliklerini korumak için yeni fırsatlar sunuyor genç insanlara. İnsan ülkesinden ayrılırken kimliğinden de çok şeyi kaybediyor ve kendisini kaybolmuş hissediyor. Pages’de ise Suriyeli olduğumuzu hatırlayıp mutlu oluyoruz. Suriyeliyiz ve mutluyuz. Öyle çok da üzülecek bir şey değil Suriyeli olmak.

Suriyeli insanların kendileri ile ilgili algılarını değiştirmek istediniz mi? Böyle bir amacınız var mıydı burayı açarken?

Evet, tabii. Biliyorsunuz, böylesi bir durumda olmak çok zor. Pages’e geldiklerinde rahatlıyorlar, daha sakin bir ortam burası. Burada okuyabiliyorlar, zaman geçiriyorlar. Savaşın o trajedisini biraz olsun unutabiliyorlar. Ayrıca Türkler de geliyor buraya Avrupa’dan da birçok insan geliyor. Türklerle Suriyelilerin birbirlerini tanıdığı bir yer Pages.

Bu girişiminiz nasıl yankılar buldu? Suriyeli gençlerin tepkileri nasıl oldu?

Çok şükür ki, birçok insan tekrar tekrar geliyor buraya. Her zaman diyorum burası Suriye’nin çok daha pozitif bir şekilde yansıtılmış hali. Suriyeli insanlar da normal insan. Bizim de sanatımız, müziğimiz ve edebiyatımız var. Biz bu sanatı da dünyaya sunuyoruz aslında.

Peki bu amaçladığınız değişikliği Türklerin Suriyeli mültecilere ilişkin algısında da görme şansınız oldu mu? Bu konuda bir değişiklik olduğunu düşünüyor musunuz?

Değiştiğini umuyorum, buraya geldikten sonra tabii değişiyordur. Zamanla da olsa işe yarıyor. Küçük adımlarla olacağını düşünüyorum. Herkesin olumlu şeyler yapabileceğini düşünüyorum. Sadece Suriye’nin değil herkesin bu güzel düşünme şekline ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Savaş her şeyi daha da kötüleştiriyor ve bu ortamda sanat ve güzellik üreten insanlar umut veriyor.

3 milyondan fazla Suriyeli mültecinin Türkiye’de yaşadığı biliniyor. Bunların büyük bir çoğunluğu İstanbul’da yaşıyor. Bu genç insanlara nasıl ulaşmayı düşünüyorsunuz? Sanırım birçok faaliyetiniz var bu konuda. Bunların içinde Türkçe dersleri de var.

Evet, başarmak istediğimiz şey de bu. Çocuklar ve gençleri hedefliyoruz daha çok. Birçok farklı kesimden de insan buraya geliyor.

Pages’i açmak için hiç fon desteği aldınız mı?

Hayır, tüm masraflarını kendimiz karşıladık.

Suriye’ye dönmek gibi bir fikriniz var mı peki?

Evet, tabii. Esad rejimi devrildikten sonra gitmeyi biz de istiyoruz.

Peki genç okuyucular için neler düşünüyorsunuz? Onlar için de aktiviteleriniz olduğunu söylediniz.

Biz gençlerle birlikte olmayı çok istiyoruz. Gençlerin yanı sıra çocuklarla da atölyeler düzenliyoruz. Her hafta Pazar günleri saat 2’de atölyelerimiz var. Çocukların kendilerini normal hissetmelerini istiyorum.

Suriyeli insanların geleceğine dair ne umut ediyorsunuz? Nasıl beklentiler içerisindesiniz?

Buradaki yerleşme ve konut sıkıntısını aşmalarını diliyorum. Bu her zaman bizim için hukuki sorunlar yaratıyor. Benim her zaman umudum var.  Ayrıca Suriye sadece toprak değildir; insanlardır önemli olan. Bu yüzden aslında amacımız insan olmanın getirdiği ilişkileri bir arada tutmak. Kültürümüze ihtiyacımız var.  Sadece yemekler ve kıyafetlerden oluşmuyor kültürümüz; edebiyat, müzik ve sanatımız da var.  Bu savaş bittiğinde Suriyeliler ülkelerine dönecek ve o zaman bu kültüre ihtiyacımız olacak.

Suriye’de yaşamış bir entelektüel olarak, bu savaşın genel olarak Suriyeliler üzerindeki etkisini nasıl açıklarsınız?

Gerçekten çok zor fakat şu an hiçbir şeyin beni yıkamayacağını da biliyorum. Bunu gördüm çünkü. Geride bıraktık birçok şeyi. Problemi olan insanlara ‘bunların çok küçük sorunlar olduğunu bilin ve Suriye halkının yaşadıklarına bakın’ diyorum. Herkesin kendince çok sorunu var. Depresyon, ekonomik sıkıntılar… Bunlar elbet olacak fakat insanın içindeki güce inanıyorum. O çok güçlü bir duygu. Ayrıca bu zor zamanlarda içimizdeki o, diğerini düşünme hissiyatı yükseliyor. Birbirimizi daha kolay anlayabiliyoruz. O kadar çok şeye üzülmemeyi öğreniyoruz. Şimdi bakıyorum birçok şeyi duymak, anlamak için duruyorum.  Bu durum gerçekten çok etkiledi bizi.

Teşekkür ederim Gülnar Hanım.

Rica ederim.

 

Kitabevinin ziyaretçilerinden biriyle de konuşma fırsatı bulduk:

Ziyaretçi:  Burada olmak beni evimde gibi hissettiriyor. İlk defa buraya geldiğimde, müzik gecesi vardı ve ağlamak üzereydim.  Tüm o geleneksel şarkılar evimi ne kadar özlediğimi hatırlattı bana.

Burada olmak ve buranın dışında olmak, bu iki durumu kıyasladığınızda davranışlarınızın değiştiğini görüyor musunuz?

Kesinlikle farklılık oluyor. Burası evim gibi. Söyledikleri gibi, Pages bizim evimiz. Önceden buraya ilk geldiğimde müşteriydim ama şu an kahvemi kendim yapıyorum.

Pages’e gelmek size kendinizi nasıl hissettiriyor?

Burası güzel bir yer. Birçok etkinlik var. Ben de ücretsiz gitar kursu ilanını gördüğümde haberdar oldum buradan. Gitar çalmayı seviyorum o yüzden de buraya gelmek istedim. Birçok farklı heyecan verici şey buldum burada. Kitaplar, kafe ve insanlar iyi hissettiriyor.

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus