Medyascope.tv’ye nasıl destek olurum?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

[soundcloud url=”https://api.soundcloud.com/tracks/319269829″ params=”color=ff5500&auto_play=false&hide_related=false&show_comments=true&show_user=true&show_reposts=false” width=”100%” height=”166″ iframe=”true” /]

Yayına hazırlayan: Tania Taşçıoğlu

Herkese merhaba. “Medyascope.tv’ye nasıl destek olurum?” başlıklı yayınla karşınızdayız. Yanımda, yayın yönetmenimiz Ruşen ağabey var. Önce ona, “Buraya nasıl geldik? Medyascope.tv yirmi aylık süreçte neler yaşadı?” onu sorarak başlamak istiyorum. Bu arada, hemen hatırlatayım, sorularınızı ve desteklerinizi bekliyoruz.
Evet, bu uzun bir hikâye. Başka yayınlarda biraz özetlemiştik, ama sonuç olarak bu bir gönüllülük faaliyeti olarak başladı. İlk web sayfamızı ilan edişimiz: 20 Ağustos 2015. O zamandan bu zamana yirmi ay geçmiş, ama biraz daha öncesi var. Biz yirmi ay boyunca, büyük ölçüde ortada hiç para pul meselesi olmadan, tamamen kendi imkânlarımızla bir şeye giriştik. Ondan sonra olay, gördüğü ilgiye paralel olarak büyüdü. Ve stüdyoya geldik. Stüdyoya geldiğimiz andan itibaren, gönüllü genç arkadaşların katılımıyla beraber işler büyüdü. Daha sonra, o gönüllü arkadaşların büyük bir kısmını, kalmak isteyenleri, kadroya aldık. Bir şirket kurduk ve o şirket üzerinden gidiyoruz. Şu âna kadar kısmen yurtiçinden, ama özellikle yurtdışından fonlarla gittik. Hiç lafı bile edilmeyecek kadar çok az bir reklam geliri oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi, biz video ağırlıklı bir yayın yaptığımız için, bizim izlenirliğimiz, diğer haber sitesi iddiasındaki sitelere göre daha az. Ama en önemlisi de, siyasî nedenler. Bizim herhangi bir şekilde bir siyasî angajmanımız olmamasına rağmen, siyasî iktidarla da bir bağımlılık ilişkisi olmadığı için, kendimizi eklemlemediğimiz için, reklam verme potansiyeli olan kişiler ürküyorlar. Takdir etseler de, beğenseler de ürküyorlar. Dolayısıyla da, şu âna kadarki bütün gidişimiz, büyük ağırlıkla kendimiz, fedakârlıklarımız ve fonlar. Bazı vakıflar ve bunun için kurulmuş olan kuruluşlardan gelen fonlarla gidiyoruz. Ama bir yerden sonra bunu aşmamız lazım. Kendi kendini finanse eden ve hatta kâra geçen bir işletme olması lazım. Ama Türkiye’nin koşulları olağanüstü olduğu için, olağan bir şekilde yol alamıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye’nin bu olağanüstü koşulları sürdüğü müddetçe de, bizim olağandışı birtakım yollardan finansman bulmamız gerekiyor. Öyle söyleyebilirim.

Finansman konusunda desteğe ihtiyacımız var, ama aslında bizim temel olarak beklentimiz biraz etkileşim, değil mi?
Tabii. Her şeyden önce, çok ilginç bir şekilde, daha medyascope.tv’yi lanse etmeden önce, benim yaptığım Periscope yayınlarından beri, çok sayıda insandan, özellikle yurtdışında yaşayan kişilerden –yurtdışında da, genellikle bu son referandumda “Evet” oylarının yüksek olduğu bölgelerden, İngiltere, ABD, Kanada gibi yerlerden– çok sayıda e-posta ve sosyal medya mesajları geldi. İnsanların, burada yapılan işi hem bir gazetecilik faaliyeti olarak, hem de yurttaşlık faaliyeti olarak beğendiklerini gördük. Desteğe ihtiyacımız olduğunu düşündüler. Çok sayıda destek geldi. Bu desteklerin büyük bir kısmı, akıl fikir verenlerden oluştu. Özellikle teknik konularda destek olanlar oldu. Ama buradaki temel mesele şuydu bizim için; en önemli destek, bizi takip etmeleri, izlemeleri, bizi eleştirmeleri, bize yol göstermeleri, akıl vermeleri. Sen de biliyorsun, burada birçok yayını izleyicilerden gelen önerilerle yapıyoruz. Mesela, bilmediğimiz birilerini söylüyorlar: “Şu kişi şu konuyu bilir” diye. Hakikaten öyle çıkıyor, o kişiye ulaşıp onu yayına çıkartıyoruz. Böyle çok konu önerileri geldi. Daha sonra program önerileri geldi. Hatta kendileri program yapmak isteyen hiç tanımadığımız insanlar geldi — ki bazıları uzun zamandan beri programlarını yapıyor. Burada önemli olan; Medyascope.tv’nin en büyük ihtiyacı hâlâ –hep öyle ve bundan sonra da öyle olacak– insanların bizi izlemesi, takip etmesi, bize eleştirilerini, yorumlarını iletmesi ve bizi çevrelerine anlatmaları. Bizim burada yapmak istediğimiz şey, sivil, çoğulcu, bağımsız, özgür bir yayıncılık ve gazetecilik yapmak istiyoruz. İnsanların bunu anlaması, iyi niyetimize iyi niyetle cevap verip bize yol göstermeleri, bize destek olmaları. Öncelikli en önemli destek bu. Diğerleri çok sonra gelir. Bu anlamda, genel olarak baktığımız zaman, çok şükür şimdiye kadar tatmin edici bir ilgi var. Daha fazla olabilir, daha yaygın olabilir. Ama acelemiz yok, yavaş yavaş yol alıyoruz. Kısa zamanda çok şey yapmak yerine, orta vadede, daha kalıcı işler yapmak istiyoruz. O anlamda şikâyetçi değiliz; ama bunun daha gelişmesini bekliyoruz, umuyoruz. Öncelikli meselemiz, böyle bir destek.

Destek demişken, şu anda bizi izleyenler var, izleyemeyenler var. Bu yayını Scope üzerinden, YouTube üzerinden ve Facebook üzerinden yapıyoruz. Dolayısıyla, bizi daha sıkı takip etmek için bu hesapların hepsinden takibe alabilirsiniz. Hatta Instagram’da bile bir hesabımız var. Bu hesaptan, stüdyomuzda gelişen olaylardan, yeni programların tanıtımlarını paylaşıyoruz. Oradan da bizim hakkımızda bilgi edinebilirsiniz. En başından beri söylediğimiz gibi bütün bunlarda etkileşime çok açığız. Lütfen, iyi kötü gördüğünüzü bize yazın, biz de onun üzerinden hareket edelim.
Şöyle şeyler oluyor, onu söylemek lazım. Hata insana mahsus, hata yapabiliyoruz. Özellikle sosyal medyada, bazı kişiler maddî hatalarımızı kibar bir biçimde uyarıyorlar, düzeltiyoruz. Öyle çok oldu. Biz, yaptığı hatayı gizlemeye çalışan bir yapı değiliz, çok şükür. Mesela, tarihle ilgili hata oluyor, isim yazılışında hata oluyor, gününü şaşırmış oluyoruz. Mesela geçen gün, “olacak” diye yazdık. “O oldu” dedi hemen birisi. Baktık, gerçekten doğruydu ve hatayı düzelttik. Bunlar bizim için çok önemli. Tabii bazıları bunu kullanıp, onun üzerinden iyi niyetli olmayan şeyler yapabiliyor. Ama şu âna kadar gördüğümüz kadarıyla, çoğunlukla izleyicilerimiz bize kibar bir biçimde söylüyorlar, onlara teşekkür ediyoruz. Bu çok önemli. Artık yeni gazetecilik böyle bir şey zaten. Tamamen dijital ortamda ve interaktif yürüyen bir şey. Biz bir başlık attıysak ve o başlıkta bir hata varsa, onu hemen düzeltebiliyoruz. Eskisi gibi, matbaaya gidiyor vs. gibi şeyler yok. Bunları ânında yapabiliyoruz. O çok önemli bir husus. Zaten Medyascope.tv’yi anlayan insanlar, bu konulardaki uyarılarını yapıyorlar, özellikle sosyal medyadan duyuruyorlar. Bunun devamını çok ciddi bir şekilde arzuluyoruz. Senin de söylediğin, benim ve Medyascope.tv’nin adı Periscope’la özdeşleşti. O anlamda, insanlar öncelikle oraya bakıyor, ama YouTube ve Facebook canlı yayınlarımız var. Hatta YouTube ve Facebook’u önümüzdeki dönemde çok daha fazla aktif kullanmak istiyoruz. Periscope –ki Türkiye’de adı ‘’Scope’’ oldu; bu arada söyleyelim, ‘’Scope’’ bizim şirketimizin adı– bir şirket, Periscope uygulamasının adını, isim benzerliğinden dolayı şikâyet edip kaldırtmış. Biz böyle bir şey yapmayı düşünmüyoruz. Şimdi bizim adımızı kullanıyorlar. Bizim için bir zararı yok, sakıncası da yok. Periscope’tan sonra diğerlerine de daha fazla ağırlık vermek istiyoruz. Ama bunlar yavaş yavaş olacak şeyler. Bir de tabii, daha pratik, daha kullanışlı, daha yaygın yeni uygulamalar çıkacaktır. Onlar da çıkar çıkmaz herhalde ilk biz uygularız diye tahmin ediyorum.

Herhalde öyle olacak. Çünkü bizim altyapımız çok çok gelişkin. Broadcast’e uygun kanallar kadar iyi bir webcast altyapısı. Yani bizim altyapımız, internet yayıncılığına ve internet yayıncılığındaki bütün gelişmelere açık. Geliştikçe üzerine bir şeyler koymaya çalışıyoruz. Ama şunu unutmamak lazım; bizim buradaki işleyişimizin temeli hep amatör ruhla yürüyor. Profesyonelce iş yapmaya çalışıyoruz, ama işimizin temeli amatör. Diğer broadcast kanallarla bir yarışımız yok mesela.
Bir de şöyle bir husus var. Biz, bizden destek isteyenlere kapımızı sonuna kadar açıyoruz. Bu işe ilk başladığımız zaman, özellikle sesle ilgili çok sorunlar oluyordu. Hiç unutmuyorum, o zaman “Çapul TV” bayağı bir yol almıştı. Biz “Çapul TV”ye ulaşıp, onların teknik işlerinden anlayan arkadaşlardan akıl fikir almıştık. Çok sağolsunlar. Bir süredir bize başka değişik yerlerden, yurtiçinden ve hatta yurtdışından da soranlar oluyor. Her ne kadar teknik sorunlarımız tamamen çözülmediyse bile, bunu büyük ölçüde hallettik gibi.
İzleyicilere özellikle şunu vurgulamakta yarar var; Bizim yaptığımız bu iş, yani yeni teknoloji üzerinden yayıncılık, yeni bir iş ve bunun bir know-how’u yok. Yani önceden gelen bir bilgisi yok. Mesela, sen yıllarca haber kanallarında, özellikle prodüksiyon işinde çalıştın. Normalde, eğer biz burada yeni bir haber kanalı kuruyor olsaydık, senin işin çocuk oyuncağıydı. Yani, gelecektin, eskiden olduğu gibi kablolar vs. her şeyi belliydi. Rejiyi vs. bilen birkaç kişiyle birlikte, bir-iki günde kuracaktın. Ama bizim yaptığımız yayıncılık normal haber kanalları gibi olmadığı için, her gün yeni bir şeyler öğreniyoruz, sorun çıktıkça çözüyoruz. Biz bunu yapa yapa bayağı bir şey biriktirdik. Ve şu anda, benzer şeyleri yapmaya niyetlenen kişiler, kurumlar bizi arıyorlar. İlk başta çok kolay geliyor insanlara. “Ya nedir ki zaten?” diyorlar. Ama bayağı karışık bir şey, değil mi?

Çok karışık ve çok acayip değişkenler var. Referandum gecesinden örnek vereyim. Ben, referandum gecesi yaptığımız yayınla ve buradaki bütün arkadaşlarla gurur duyuyorum. O gece, burada yayın yürürken, yukarıda, rejideki arkadaşlarla ve Servet’le birlikte, adeta Apollo 13 macerası yaşadık. Bir sorunu çözüyoruz, başka bir şey çıkıyor arka arkaya. Ve bunu yayına yansıtmamaya çalıştık. Çünkü kullandığımız teknoloji yeni. Biz de burada altyapıyı yeni yeni oluşturuyoruz. Kullandığımız cihazların bir güncellemesi geliyor. O güncelleme geldiğinde diğer bütün cihazları onlara uydurmak gerekiyor. Arkada gözükmeyen bir savaş, devamlı bir çalışma var.
Şimdi, yavaş yavaş bu destek meselesine gelelim. Öncelikle, bu destek meselesinde olayın bir finansal boyutu var. Medyascope.tv’nin şu aşamada herhangi bir kâr elde etme gibi bir durumu yok. Tamamen kâr amacı gütmeyen bir şirket durumundayız. Bir sivil toplum kuruluşu, bir vakıf ya da dernek değiliz. Bir şirket, ama kâr amacı gütmüyor. Gelen fonların tamamı, altyapı masraflarına, kira, internet masrafları vs.ye gidiyor. Bir de, çalışanlara. Onların maaşları, sigorta primleri, yemek masraflarına gidiyor. Ama şöyle bir şey var; ilk başta tamamen gönüllülerle giden bir yapıyken, şimdi, otuza yakın kişinin düzenli gelir elde ettiği, kadrolu bir şekilde, yasal olarak çalıştığı bir yer haline geldik. Dolayısıyla bu, bizim masraflarımızı bayağı bir genişletiyor. Bunu artırmayı düşünüyoruz. Yeni programlar, yeni çalışanlar istihdam etmek istiyoruz. Biraz daha genişletmek, saatleri artırmak istiyoruz. Bir önceki yayında bunu söylemiştik. Yeni dönemde en çok yapmak istediğimiz; daha fazla yayın, yayınların hem sayısını, hem kalitesini artırmak ve buna bağlı olarak da, çalışanların sayısını artırmak gibi bir derdimiz var. Bu anlamda da ihtiyaçlarımız daha da artıyor. Bu fon olayında, genellikle bir yıllık fonlar bulunuyor ve her seferinde yenilenmek zorunda kalınıyor. Bir taraftan onları yenilemenin imkânlarını arıyoruz, bir taraftan da yeni fonlar bulmayı istiyoruz. Burada da tabii ki sorunu çözmenin en önemli ayağı, doğrudan gelir elde edebilmek. Bunun da yolu: İlan. İlan konusunda şu âna kadar çok ciddi bir şey yapamadık. Ama dediğim gibi, pek bir ilgi de olmadı. Bizim şöyle de bir özelliğimiz var; biz sadece web sayfasına ilan almak durumunda değiliz, aynı zamanda canlı yayınlarımıza da ilan ve reklam alabiliriz. Çok az sayıda da olsa, aldık da. Bu bizi diğer internet sitelerinden farklı ve daha avantajlı kılıyor. Düzenli programlarımız var, bunlar sponsor bulabilir. Bu konuda bize destek olmak isteyenlerin, hem web sayfasına, ama esas olarak da yayınlara ilan vermeleri. Bir de, varolan programlara –ki buna “Güne Bakış” gibi haftada beş gün olan ana haber bülteni de dâhil, 84.’sünü yaptığımız “Açık Oturum” da dâhil– artık markalaşmış “Ekonomi Sohbeti” programı ya da “Rominight” gibi programlara sponsor gelirse bu bizi bayağı bir rahatlatacaktır. Ama şu âna kadar bu konuda çok fazla bir şey olmadı. Öyle ki, insanlar bizim reklam almadığımızı bile düşünüyor olabilirler. Öncelikle bunu söyleyelim, reklam alıyoruz, almak istiyoruz. Her ne kadar nötr, tarafsız bir yayın politikamız olsa da, siyasî iktidara angaje olmadığımız için, reklam verenler reklam vermekten çekiniyorlar.

Bizim sayfamızda reklamlara baktığınız zaman başka internet sayfalarında olmayan bir şey var. Sayfaya girip bir şeylere baktığınızda, kocaman bir reklam çıkmıyor karşınıza. Bizim reklamlarımız küçük küçük. Yani, biz insanları ona basmaya zorlamıyoruz. Dolayısıyla, izleyicilerimizden ricamız, o reklamları arada sırada tıklamaları. Onlar o reklamlara tıkladıkça bizim reklam trafiğimiz artacak. Bu sayede belki YouTube ve diğer reklam sağlayıcılarından daha fazla reklam alma imkânımız da olabilir. Bu, kolayca yapabileceğiniz, bizim için önemli bir adım olur.
Bir diğer husus; You Tube sayfamızdan, çok az da olsa bir gelir geliyor. En son yaşadığımız bir olay var, bunu izleyicilerimize söylemekte bir mahzur yok. Levent Gültekin’le benim burada yaptığım yayın, ortalamanın çok üstünde bir ilgi gördü, özellikle de YouTube sayfamızdan. Sadece bizim Medyascope.tv sayfamızdan değil, YouTube’a da girip bakanlar oluyor. Bu arada birtakım kişilerin, bu yayını bizden habersiz bir şekilde, olduğu gibi indirip kendi sayfalarına yüklediklerini gördük. Tabii biz de hakkımızı kullanıp YouTube’a şikâyet ettik ve bunları kaldırttık. Hatta ilginç bir şekilde, bunlardan birisi, benim bir şekilde tanıdığım, yurtdışından bir kişi çıktı. Sitem etti, ama burada yapacak bir şey yoktu, ne olduğunu bilmediğimiz bir şeydi. Kimse bize sormadan yapmıştı.

Üstelik sayfamızın dibine inildiğinde net bir şekilde görülüyor: “İzin almak kaydıyla ve kaynak gösterilmesi kaydıyla kullanılması serbesttir” diye.
Orada, içerik kaldırılan bir yerden bana acayip bir e-posta geldi. Çok terbiyesizce, küfür vs. Hiç unutmuyorum, şöyle bir laf kullanmıştı: Paragöz. Şunu insanların bilmesi lazım; YouTube’da reklamdan para kazanabilmek için bayağı bir izlenmek gerekiyor. YouTube’dan adeta damlıyor. Biz burada haftada ortalama 30-50 arası yayın yapıyoruz. YouTube sayfasında tıklanmayla gelen ilan geliri ile biz ancak hosting’i karşılayabildik. Yani, internet sitemizin trafiğini yaptığımız yurtdışındaki server’ın parasını karşılayabiliyoruz. Yani böyle paragözlük bir durum yok. Ama az da olsa bu gelir bizim için çok önemli. Bir diğer husus da, bu, bizim burada yaptığımız bir iş ve bunun sadece para değil, aynı zamanda telifi de var. Çünkü burada gördüğünüz her yayın geniş bir ekibin çabasıyla oluyor. Aynı korsan kitaplar gibi. Ben bir ara Metis Yayınları’nda editörlük de yaptığım için biliyorum. Siz bir emek veriyorsunuz, kitap yapıyorsunuz, hatta bunu matbaadan alıp basanlar bile var. Polise şikâyet ettiğinizde, size, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü üzerine nutuklar da atıyorlar. Sanki siz düşünce özgürlüğü karşıtıymışsınız gibi, onlar sanki insanların okumasına katkıda bulunuyormuş gibi. Halbuki şöyle bir şey var. Siz kitabı 50 TL’ye mal ediyorsunuz. O hiçbirisine, ne yayıncıya, ne şuna, ne buna para ödemediği için, onu 15TL’ye satabiliyor. Ondan sonra da bunu “Ben ucuza satıyorum ve okumayı teşvik ediyorum” diye açıklayabiliyor. Bu yalan, böyle bir şey yok. Bu tamamen korsanlık. Dolayısıyla, şunu izleyicilerin bilmesinde yarar var. Bu, her türlü ufak ufak olan şeylerin hepsi, burada, bu zor şartlar altında, Türkiye’nin bu zor koşullarında, her şeye rağmen özgür yayıncılık yapmak isteyen bizler için çok önemli. Az da olsa, hepsinin bir önemi var.

Bir de işin finansal kısmı var, oraya gelelim. Bize yardımcı olmanın bir yolu da, “Patreon.com” sitesinde bir kampanyamız var. Sabah programlarına başlamak istiyoruz ve onun için bir fon yaratmaya çalışıyoruz.
“Patreon.com” sitesine girip –arkadaşlarımız şu anda sayfayı gösterdiler– “Patreon.com/Medyascope.tv” sitesine girdiğinizde, İngilizce biliyorsanız sorun değil, oradaki önergeleri takip ederek bize destek olabilirsiniz. Bu, ayda 1 dolar bile olabilir. 1 dolar gerçekten çok küçük bir meblağ, ama bizim için toplamda gayet yüksek bir değere ulaşıyor. Siteye girdikten sonra sağ tarafta göreceğiniz “become a patron” sekmesine tıklayabilirsiniz. Daha sonra oradan aylık ne kadar bağış yapmayı düşünüyorsanız onu yapabilirsiniz. Buradaki aylık meselesi sizi korkutabilir. Yani, “Ben her ay bu parayı veremeyebilirim” diye düşünebilirsiniz. Orada da çözüm şöyle. Mesela, bu ay için 5 dolarlık bir yardım yaptınız. Ay sonu geldiğinde iptal ederseniz, bu ay için 5 doları ediyorsunuz, daha sonrası için herhangi bir ödeme yapmanıza gerek kalmıyor. Böyle küçük yardımlar da yapabilirsiniz. Bizim için 1 Euro’nun, 1 doların, 5 doların hepsinin önemi var. İsterseniz facebook hesabınızla sisteme giriyorsunuz. Ya da sıfırdan kendiniz de yaratabilirsiniz. Google hesabını da kabul ediyor sistem. Kredi kartı bilgilerinizi de girdikten sonra işlem tamamlanıyor ve bize aylık olarak bir desteğiniz oluyor.

Evet. Şu âna kadar bunu duyurmadık, az duyurduk. Genellikle sayfaya bir şey koyduk ve ben arada sırada twitter’da paylaşıyorum. İnsanlar paylaşıyorlar, ama sonra baktığımız zaman gelen, çok olağanüstü değil. Ama şunu söyleyeyim; şu âna kadar düzenli ödeme olarak bize gelen paraya baktığımız zaman, yaklaşık…

1.583 dolar şu anda.
1.583 dolar bizim için, birkaç arkadaşı daha istihdam etmemize imkân sağlayan bir para. Çok fazla değil, ama bunun artması durumunda, biz öncelikle yeni kişiler ve daha çok yayın –özellikle demin Tamer’in bahsettiği– hafta içi sabah yayınlarını başlatmayı, yayın saatlerini artırmayı düşünüyoruz. Çok daha fazla imkânımız olursa, hafta sonu yayınları da –şu anda sadece beş gün yapıyoruz– yapmaya niyetimiz var.
Şunu özellikle vurgulamak istiyoruz: Biz 7/24 yayın yapma derdinde değiliz. 7/24 yayın yapma derdi sizin özgürlüğünüzü kısıtlıyor. Biz daha rahat hareket edebilmek için imkânlarımızı biliyoruz, imkânlarımız çok yüksek değil. Dolayıyla, daha sakin bir şekilde yapmak için 7/24 gibi bir hedefimiz yok. Şimdi 5/8 gibi bir yayın yapıyoruz, değil mi? Haftada beş gün, yaklaşık sekiz saatlik bir yayın yapıyoruz. Aralarda boşluklar oluyor. Aralardaki boşlukları doldurmak gibi bir derdimiz de yok. Ama ileride bunu 5/12’ye çıkarabiliriz. Daha sonra da 7/12’ye çıkarabiliriz vs. Burada sorun şu: İlla 7/24 yayın yapalım ve bir şeyler dolduralım gibi bir derdimiz yok. Olduğu kadar, hak ettiğini düşündüğümüz şeyleri yapmak istiyoruz.
Referandum örneğini verdim, bir de, olağanüstü durumlarda “özel yayınlarımız” var. O zamanlarda sadece belli konularda –ki bunu daha önce yapmıştık, inşallah Türkiye bir daha öyle şeyler yaşamaz– mesela, çok daha az imkânlarla Ankara Katliamı’nın ardından çok etkili bir yayın yapmıştık burada. O zaman Skype bağlantısı da yoktu. Sadece telefon bağlantılarıyla ve stüdyo konuklarıyla, –Kadri Gürsel yayına katılmıştı mesela– çok etkili bir yayın yapmıştık. Medyascope.tv’nin değeri özellikle kriz anlarında daha fazla anlaşılıyor. Oralarda izlenilirliğimiz ve Medyascope.tv sayfasına girilme oranları da yükseliyor. Mesela, referandum zamanı yükseldi, şimdi, normalleşmeyle beraber sabitleniyor. Biz özellikle, insanların doğru habere, özgür ve özgün yoruma en çok ihtiyaç hissettikleri zamanda çok daha fonksiyonel olabiliyoruz. Ama bunların olabilmesi için, belli bir altyapıyı oluşturabilmemiz gerekiyor ve bunu da tek başına yapabilme imkânımız yok. Şunu özellikle vurgulamamız lazım; artık günümüzde dünyanın her yerinde bu gündemde. İnsanlar, doğru haber, özgür ve özgün yorum edinmek istiyorlarsa, bir anlamda, üretim süreçlerine hem gazeteci olarak katılmalı –“yurttaş gazeteciliği” denilen husus– hem de, bunu yapan kişilere katkılarıyla katılmaları gerekiyor. Yani iki olayı beraber telaffuz etmek gerekiyor. Bir tarafta “yurttaş gazeteciliği”, diğer tarafta “yurttaşların sahip çıktığı gazetecilik” diye söylemek gerekiyor.
Biz Medyascope.tv olarak, hem yurttaşların gazetecilik faaliyetlerine açığız ve onları teşvik ediyoruz. Ama aynı zamanda da, yurttaşların bu olaya sahip çıkmasını istiyoruz. Sadece bizim olayımız da değil aslında. Az sayıda da olsa, Türkiye’de bu tür, özgür, bağımsız yayıncılık yapmak isteyen mecralar var. Bunlara sahip çıkmaları gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü bunları yürütebilmek kolay değil. Kapanan çok internet sitesi oldu. Çok parlak yerler kapanmak durumunda kaldı. Bir şekilde onlara sahip çıkmaları gerekiyor. Yurtdışında yaşayanlar bunu bilirler, özellikle Batı ülkelerinde, birçok yer artık böyle dönüyor.

Şimdi, üç tane soru var. Bir tanesi: “Bize bir banka hesabı verseniz biz oraya para yatırsak olmaz mı?”
O çok karışık. Ona girince işler çok karışıyor. En sağlamı Patreon.com. Onu yapamıyorlarsa da sorun değil. Ama şu var: Banka hesabı değil de, insanlar ilan vermek istedikleri zaman, öyle bir yöntemle onu yapabiliriz.

“Ücretli yayın yapmayı düşünür müsünüz?” şeklinde bir soru var. Biz pek o yöne bakmıyoruz, değil mi? Yani “Biz parayla bir yayın yapalım” gibi.
Yok. Burası herkese açık bir platform. Özellikle sivil toplum kuruluşlarına açık bir platform. Mesela, “İstanbul Hepimizin” Girişimi’nin yaptığı “Şehir Hepimizin” programı var. Kaçıncı program oldu bugün? 16., 17.? Onu yapıyoruz ve çok da hoşumuza gidiyor. Onlar her şeyini hazırlıyorlar, buraya geliyorlar. Biz altyapıyı sunuyoruz. Programı yapıp, kendi youtube sayfalarına koyuyorlar. Biz oradan alıyoruz. Böyle bir ortaklık oluyor. Sonuçta, onlara da, bize de hayrı olan bir şey oluyor. Şimdi “Helsinki Yurttaşlar Derneği” ile “Yurttaş Postası” diye bir programa başladık. Yeni başladı ama çok iyi gidiyor. Yani, bu tür şeylere açığız. Sponsorluğa açığız. Ama birisi gelecek, parası neyse verecek ve burada istediği yayını yapacaksa, böyle bir şey düşünmüyoruz. Böyle bir şey yapacak halimiz yok. O anlamda bir para arayışı içinde değiliz. Bunu yapan yerler olduğunu biliyoruz. Hatta geçenlerde, bizim “Kültür &Tarih Sohbetleri” programını yapan arkadaşlar twitter’da bunu paylaştılar. Kitap programı için bir yerden para istemişler, bölüm başına belli bir miktar. Hatta Cengiz Özdemir öyle bir tweet attı: “Medyascope.tv’ye bizden bu parayı istemedikleri için teşekkür ederiz” diye. Mesela, “Kültür & Tarih Sohbetleri” programı o anlamda çok çarpıcıdır. Cengiz Özdemir ve Ozan Sağsöz, Periscope’ta kendi başlarına bu yayını yapıyorlardı. Ben kendilerine “Gelin burada yapın” dedim ve o zamandan beri çok güzel ve örnek bir ortaklığımız var. Şu anda, bir yanlış anlamadan kaynaklanan YouTube’la ilgili bir sorun geldi başlarına, onu da çözmek üzereyiz diye düşünüyorum. Mesela, o programda da, onlar buraya gelip yapıyorlar, konuklarını kendileri buluyorlar, biz hiçbir şeye karışmıyoruz. Ama şöyle bir şey diyoruz: “Eğer sizin içinize siniyorsa, yapın”. Kimseye “Şunu çağırmayın, bunu yapmayın” dediğimiz yok. Böyle ilişkiler var. Ama onun dışında, içimize sinmeyen, ne olduğunu bilmediğimiz yerler bize para verecek diye… Tabii ki birileri bize maddi anlamda birtakım destekler verirse bunu reddedecek halimiz yok, ama bizim buradaki özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı korumanın yolu, inanmadığımız, istemediğimiz içerikleri buraya taşımak değil. Hiçbir zaman da olmayacak.

Son bir soru da, bize benzer bir platform üzerinden gelmiş. “Açık Radyo, izleyici destek haftaları düzenliyor, siz de böyle bir şey yapmayı düşünmez misiniz?” diye sormuşlar.
Bunu başkaları da söyledi. Oradaki şeyi nasıl yaptılar bilmiyorum. Biz bu işe ilk başladığımızda, bu konulara hâkim insanlarla konuştuk. Bu işler genellikle vakıf, dernek gibi şeyler üzerinden daha kolay oluyor. Galiba Açık Radyo da öyle bir şey üzerinden yapıyor. Biz ona girmek istemiyoruz, o tür vakıf, dernek gibi şeylere. Şirket olarak bunu yapabilme imkânının olmadığını duymuştum. Eğer şirket olarak bunu yapabilmenin bir formülü varsa, bunu deneyebiliriz. Açık Radyo yıllardır gerçekten çok takdire şayan bir şey yapıyor. Sen bir ara çalışmış mıydın orada?

Kuruluşunda vardım, en başında.
Evet, kaç yıl oldu?

1995’ti oranın ilk çalışmaya başlaması. 98’de sanırım yayına başladı. Neredeyse yirmi yıl olacak.
Evet, helal olsun. Açık Radyo da tamamen desteklerle yürüyen bir şey. Tabii onların deneyimleri çok önemli. Uyarlanabilirse uyarlarız ama şu haliyle sanki olmazmış gibi geliyor bana. Çünkü zaten zor bir dönemden geçiyoruz. Zor bir şey yapıyoruz. Bir yığın zorluk var, bir de ekstradan zorluk çıkartmak istemiyoruz. Kimsenin özel olarak başımıza musallat olmasını istemiyoruz. Onun için çok dikkatli, çok titiziz. Bütün yayınlarımızda da bunu yapmaya çalışıyoruz zaten.
Tekrar söyleyecek olursak; öncelikle insanların bizi izlemelerini, başkalarına bizden bahsetmelerini, bize eleştirilerini, önerilerini, yorumlarını iletmelerini, sayfamızdaki ilanlara bakarak, bizim o çok az olan reklamların biraz daha artmasına katkıda bulunmalarını, eğer imkânları varsa bize ilan vermelerini, senin de anlattığın gibi, ‘’Patreon.com”da düzenli olarak, karınca kararınca birtakım katkılarda bulunmalarını talep ediyoruz. Bizim de onlara vaat ettiğimiz şey, her şeyden önce, özgür, bağımsız ve şeffaf bir yayıncılık. O anlamda, sonuna kadar bütün kapılarımız açık. Zaten yaptığımız her şey ortada. Stüdyoda yapıyoruz, sayfamıza koyuyoruz. Stüdyoda olmayan bazı şeyler de sayfamıza giriyor. Medyascope.tv’nin her şeyi ortada. Bütün içerikleri zaten Medyascope.tv sayfasında var. Çok iyi işler de yaptık, eksik işler de yaptık. Yanlış da yapmışızdır. Ama yanlışlarımızın hepsini, uyarıldığımız zaman, yanlış olduğuna ikna olduğumuz zaman, hiç yüksünmeden özür dileyerek düzeltmeyi de bildik.

Evet. Yarım saati aştık, artık herhalde kapatmamız lazım. Ama kapatmadan önce, “Medyascope.tv’ye nasıl destek olurum?” sorusuna cevap aradığınızda yapmanız gerekenleri tekrar hatırlatayım. Medyascope.tv sitesine gidip –“Patreon.com’a gitmenize de gerek kalmadan–, arama butonuna “Medyascope.tv’ye nasıl destek olurum?” diye yazarsanız…
Ana sayfada “nasıl destek olurum?” sekmesi var.

Evet. Ana sayfadan da ulaşabiliyorsunuz. Zaten şu anda ekranda da görünüyor. Oradan hamle hamle Medyascope.tv’ye nasıl destek olacağınızı bulabilirsiniz. Bize, twitter üzerinden, Facebook üzerinden ya da YouTube üzerinden de bununla ilgili sorular sorduğunuzda, zevkle size yardımcı oluruz. Hem bize bugüne kadar olduğunuz destek için, hem bugün yayınımızı izlediğiniz için, hem de rejideki arkadaşlara çok teşekkür ederim. Başka bir yayında görüşmek üzere. İyi günler.
İyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus