Yves Sintomer: “Her ne kadar yeni bir dalgayla tazelense de küreselleşme karşıtı hareketlerin soluğu kesildi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Paris-8 Üniversitesi’nde siyasal bilimler profesörü olan Yves Sintomer, liberal küreselleşme karşıtı hareketi araştırdı ve hareketin doruk noktasına vardığı 2005’te “Porto Alegre, Başka Bir Demokrasi Umudu”nu (Porto Alegre, l’espoir d’une autre démocratie, la Découverte) yayımladı. Sintomer ile Libération’dan Célian Macé, Hamburg’taki G20 Zirvesi protestoları hakkında konuştu. 7 Temmuz 2017’de yayınlanan söyleşiyi Haldun Bayrı çevirdi.

Hamburg gösterileri anti-kapitalist bir kitle protestosuna dönüş müdür?
Seferberliğin büyüklüğü Almanya için yeni bir hâdise: Berlin ya da Hamburg’daki 1 Mayıs’larda sokağa çıkanların sayısı birkaç bini nadiren aşar… Özünde, Avrupa ölçeği ve uluslararası ölçekte ekonomi,“Subprime” Krizi [1] öncesi dönemden pek farklı olmayan bir şekilde idare edilegeliyor. Şeklen ise, liberal küreselleşmeye karşı hareketin başlangıcı Seattle’daki karşı-zirve olmuştu. Barışçıl niyetli çok sayıda gösterici ve daha radikal gruplar vardı. O günlerde [29 ve 30 Kasım 1999, Libération’un notu], polisle çıkan çatışmalar göstericilerin büyük bir bölümünü daha kaba kuvvete dayalı bir eylemliliğe itmişti. Hamburg’da, belki de yeni bir ateşleyiciyle karşı karşıyayız.

Protestocu bir geleneği olan böyle bir kentte öngörülebilir değil miydi bu?
Şiddetin olması, kaçınılmaz. Yoğunluğu ise, kaçınılmaz değil. Fransız polisinin aksine, Alman polisinin alışılmış uygulaması, kademe kademe ilerleme stratejileridir; göstericilerin doğrudan karşısına çıkmadan şiddet düzeyini azaltmaya uğraşır. Oysa Hamburg’da, belki de sadece yerel bir asabîlikten ileri gelen bir sertleşmeye tanık olundu. Buraya “polis pataklamaya” gelmemiş militanları da güvenlik güçlerinin karşısına çıkmaya itti bu. Elbette “Black Blocs” [2] olayı tırmandırmaya oynadılar. Fakat çok sayıda Hamburglunun da göstericilerden yana tavır alıp polisi yuhaladıkları görüldü.

Küreselleşme-karşıtı hareketten 2017’de ne kalmış diyebiliriz?
Fazla bir şey değil. Dünya Sosyal Forumu güç bela ayakta duruyor. Dünyanın bütün ülkelerinden STK’ların, sendikaların buluşup görüştükleri yer hâlâ orası: Bunu azımsamamak gerek, ama artık bir kitle hareketi de değil bu. Buna karşılık, liberal küreselleşmeye karşıtlık, özellikle Latin Amerika’da, bazı siyasal dengelerde ağırlığını hissettirdi. Ama bir dönemin sonundayız. Daha solun Avrupa’daki seçim yenilgileri öncesinde, solukların kesildiği görüldü. 2000’li yılların başındaki coşku dinmişti.

Oysa Occupy Wall Street, Podemos, Nuit debout gibi hareketler bunun mirasçıları…
Konularda bir süreklilik var (sosyal adalet, iklimsel adalet, bir başka küreselleşme…) ama biçim çok farklı: Merkezdeki toplaşma büyük bir rol oynuyor ve dernekler nazarında muayyen bir güvensizlik var. Alternatif model ise örgütler arasında çok gevşek bir eşgüdüme dayanıyordu. Eski kuşak yeni protesto dalgasını, kalıcı bir yapılanma noksanlığını, bile isteye sözcü bulunmamasını vs. kavramakta zorlandı.

Alternatif küreselleşmeci harekette merkezî olan Kuzey-Güney mücadelelerinin aynı doğrultuya yönelişleri mi tarazlandı?
Alternatif küreselleşmeci dinamizmin doruk noktası Oxfam’dı, köylü sendikalarıydı, çevrecilerdi ve Attac’tı. Bu karışım kısmen dağıldı. Bir alan haricinde: İklim. COP21 seferberliği sırasında, “iklimsel adalet” talebi çok kuvvetli oldu. COP (Dünya İklim Konferansı) muayyen bir alternatif küreselleşmeci felsefeden açıkça etkilendi.

Yani alternatif küreselleşmeci hareketin sonuçlar elde ettiği tek alan iklim mi oldu?
Böyle düşünmüyorum: Şu son yıllarda, mesela yeni bir sosyal adalet gerekliliği konusuna kuvvetle geri dönüldü. Sanders’la ABD’de, Corbyn’le İngiltere’de, Podemos’la İspanya’da, seçim tartışmalarına damgasını vurdu bu konu. Alternatif küreselleşme hareketi yaşanmadan bu mümkün olmazdı. Almanya’da bu tipte bir hareket olmadı. Yıllardan beri hükümet geniş bir sol-sağ koalisyonundan oluşuyor: Sol eleştiri artık parlamenter sistem içinde ifade edilmiyor; tek istisna Die Linke Partisi, ama o da bir yaşlılık görüntüsü veriyor ve memnuniyetsizleri kendine çekmeyi beceremedi. Aşırı sağda, Pegida ya da Almaya için Alternatif (AfD) gibi hareketler oldu; ama radikal sol, siyasal alan bulamadı. Hamburg karşı-zirvesi kuşkusuz bunun bir dışavurumu.

Alternatif küreselleşmecilik Almanya’da hâlâ sağlam mı?
Alternatif küreselleşmecilerin sloganı –“Yerelde harekete geçmek, küresel düşünmek”– tipik olarak Almandır. Sivil toplumda inisiyatif alma kapasitesi var. Mültecilerin ağırlanmasında gördük bunu. Merkel “Wir schaffen das” [“bunu yapabiliriz”] demeseydi mümkün olmazdı bu. Ama sivil toplum seferberliği olmadan da olmazdı. Oysa alternatif küreselleşmeci hareket Almanya’da, Fransa veya İtalya’ya nazaran sayısal olarak zayıftı. Buna karşılık Black Blocs her zaman kalabalık olmuştur.

Black Blocs ile barışçıllar arasında dayanışma mı var, yoksa bir rekabet mi?
Gözeneklilik var. Stratejileri farklı; ama bağlarını koparmaya vardırmıyorlar işi. Hamburg’da, “barışçıllar” “ortalığı kırıp dökenler”i kınamadılar. Fransa’da çalışma yasasına karşı gösteriler sırasında, öğrencilerin bir kısmının ve genel olarak gençliğin radikalleşmesini hatırlatıyor bu. Hareketin artakalanı da onlarla dayanışmaya girmişti.

[1]Subprime krizi Amerikan emlak sektöründe başlayıp finans sistemine sıçrayarak başlayan süreçtir. ABD’deki emlak sektöründe kredileri kullananların gelir durumu kontrol edilmeksizin alt gelir grubuna (subprime) kullandırılan krediler, 2007 yılından itibaren geri ödenmemeye başlandı. Birçok mortgage kredisi kullandıran bankanın zor duruma düşmesiyle banka iflasları ardından, yatırım bankalarındaki birçok iflas ile bir anda sistem tıkanma noktasına geldi. ABD’yi ve dünyayı bu sürece sokan krizin başlangıcı Subprime Krizi’dir. Kriz daha sonra derinlik kazanarak kredi krizine dönüşmüştür. “Great Resession” diye de adlandırılmaktadır.

[2]Kara Blok siyah giyen, otonom küçük gruplar halinde hareket eden protesto gruplarının adıdır. Kara Blok`un bir çeşit uluslararası organizasyon olarak düşünülmesi sıkça yapılan bir hatadır; oysa kara blok, göstericilerin kullandığı herhangi bir taktikten fazlası değildir. Farklı amaca hizmete eden birçok kara blok bulunabilir ama genelde bunlar anarşist, anti-kapitalist, anti-faşist ve küreselleşme karşıtı gruplardır. Siyah giymelerinden dolayı kara blok olarak adlandırılmışlardır. Ayrıca birçoğu deşifre olmaktan kaçmak, göz yaşartıcı sprey ve biber gazından korunmak için maske takar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus