Türkiye “ikiz” hatta “üçüz” açık vererek büyüyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2016’nın 3. çeyreğinde Türkiye ekonomisinin %1,3 küçülmesinin yanısıra, yine aynı dönem ilkbaharında başkanlık sisteminin oylanacağı anayasa referandumu, iktidarı ekonomide hızlı bir toparlanmaya mecbur bıraktı. Referandumun başa baş olmasının beklendiği bir ortamda, ekonomide yaşanabilecek durgunluk iktidar için risk teşkil ediyordu. Söz konusu riski ortadan kaldırmak için ardı ardına açıklanan teşvikler, aflar, harcamalar ve istidham seferberliği işe yaradı. Türkiye ekonomisi 2016’nın son çeyreği ile 2017’nin ilk çeyreğinde beklentilerin ötesinde bir canlanma, ekonomik büyüme yaşadı. (Bu noktada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016’nın 3. çeyreğinden itibaren büyüme verisini hesaplanmasını değiştirdiğini, yeni hesaplamayla ilgili bazı soru işaretleri olduğunu belirtmemiz lazım.)

image-3

Peki bu büyümeyi sağlayan teşvikler nelerdi?

  • Firmaların nakit ihtiyacını gidermek adına kredi garanti fonuna (KGF) 250 milyar liralık kefaleti
  • KOBİ’lere 36 ay vadeli ilk yılı geri ödemesiz 50 bin TL’ye kadar kredi imkanı
  • Asgari ücret desteğinden yararlanan özel işletmelerin SGK prim ödemeleri 9 ay ötelendi. Ocak – Şubat – Mart 2017 ödemeleri, Ekim – Kasım – Aralık 2017’de yapılacak
  • İstihdam seferberliği: 1,5 milyon kişiye istihdam (Ne ölçüde hedefe ulaşıldı henüz netleşmedi)
  • 30 Haziran 2016’dan sonra ödeme zorluğuna düşen esnaf ve işverenlerin sigorta primi ve vergi borçlarına yapılandırma
  • Beyaz eşya ve elektrikli ev aletlerinde ÖTV sıfırlandı
  • Mobilyadaki KDV ise yüzde 8’e düşürüldü

İktidarın attığı bu ve benzeri birçok adım büyümeye pozitif katkı sağladı. Yine aynı dönemde Merkez Bankası’nın örtülü bir şekilde de olsa faizleri artırdığını, TL’nin dolar ve euro karşısında inişli çıkışlı bir grafik izlediğini ve son haftalarda dolar/TL’nin 3,50-3,60 arasında hareket ettiğini belirtelim. Bu koşullar altında ekonomi, beklentilerin ötesinde büyüdü ve belki de bunun da etkisiyle referandumdan “evet” çıktı. Ancak teşviklerin ekonomik yansımaları bugünlerde daha çok konuşulur oldu. Türkiye artık yeniden yükselmeye başlayan bir cari açık ve hızla artan bir bütçe açığı (ikiz açık) sorunuyla karşı karşıya.

İkiz açık nedir?

İkiz açığı en basit haliyle özetlemek gerekirse, bütçe dengesi ve cari dengenin her ikisinin de açık verdiği durumun adıdır. İkiz açık veren ülkeler ekonomilerini dengede tutabilmek için hem ek iç hem de ek dış finansman bulmaya ihtiyaç duyarlar. Ve bunu uzun süre sürdürebilmek oldukça güçtür. Bu noktada Mahfi Eğilmez’in üçüz açık kavramına değinmekte de fayda var. Mahfi Eğilmez, Türkiye ekonomisinin ikiz değil üçüz açık verdiğini şu ifadelerle özetliyor: “Özel kesim dengesi, bütçe dengesi ve cari denge. Bu üç dengeden birisinin açık olduğu duruma tekil açık, hem kamu kesimi iç dengesinin hem de cari açığın olduğu duruma ikiz açık deniyor. Ben, bunlara özel kesim açığının da eklendiği duruma üçüz açık adını veriyorum.”

Eğilmez bu sorun çözülmediği sürece dışarıyla bağımlı kalınmaya devam edileceğini belirtiyor.

“Yapısal reform çerçevesindeki en önemli meselelerden birisi ikiz açıkları dengeye getirmek ya da en azından sıfıra yaklaştırmaktır. Bunu yapamadığımız sürece ekonominin geleceği ya Fed’e ya Dolar Endeksine veya AMB’nin parasal genişlemesine ya da hepsine birden endeksli kalmaya devam edecektir.”

Önce bütçe açığı sonra cari açık şimdi de ikiz açık

Türkiye’nin yüksek büyümeyi yakalaması için bütçe açığı, cari açık ve/veya ikiz açık vermesinin kaçınılmaz olduğunu, bunun yapısal bir sorun olduğu uzun yıllardır üzerine konuşulan bir konu. 2001 krizinin ardından Türkiye bütçe açığını önemli ölçüde azaltıp cari açık ile büyümeyi tercih etti. Bu tercihin bir sonucu olarak 2005’den 2017’ye kadar geçen dönemde 2009’daki küresel kriz yılı hariç, cari açığı bütçe açığından hep az oldu. 2003-2016 yılları arasını incelediğimizde Türkiye’nin cari açığının 2010-2011 yıllarında rekor seviyelere çıktığını ve Türkiye’nin 2010’da %8,9, 2011’de %8,5 büyüdüğünü görüyoruz. 2013’den itibaren ise cari açık azalırken büyüme %3-4 arasında seyretti.

Ekran Resmi 2017-07-13 11.58.12Tablo: Mahfi Eğilmez

2017 yılına geldiğimizde Türkiye’nin cari açığında ve özellikle bütçe açığında belirgin bir kötüleşme olduğu gözleniyor. Cari açık Ocak – Mayıs 2016 döneminde 14,1 milyar dolar iken bu yıl aynı dönemde %19,7 artarak 16,8 milyar dolara çıktı. Ayrıca, Mayıs 2017’de geçen yılın aynı ayına göre %68,4 artarak 5,2 milyar dolara çıkan cari açık yıl içindeki en yüksek artışa ulaştı. Bütçe açığında da benzer bir durum söz konusu. 2016 yılı Ocak-Mayıs döneminde 9,1 milyar TL fazla veren bütçe, 2017 yılı Ocak-Mayıs döneminde 11,5 milyar TL açık verdi. Mayıs ayında gelen 6,4 milyar TL fazla bütçe açığını sınırladı. (Ocak – Nisan 2016: 5,4 / Ocak – Nisan 2017: -17,9) 

cari denge bütçe dengesi

Image-1Tablo: Mustafa Sönmez

Bütçe açığındaki artışın temel nedeni yukarıda bahsettiğimiz ekonomik büyümeyi destekleyici kararlar, teşvikler ve harcamalardır. Referandum öncesinde alınan bu kararlar bütçeyi zorlamaya başlasa da Maliye Bakanı Naci Ağbal “Ekonomide ortaya çıkan canlanma ve geçici uygulamaların sona ermesi ile birlikte bütçe açığındaki artış trendinin daha ılımlı bir seviyeye doğru gelişmesi bekleniyor” görüşünde. CHP Milletvekili ve Hazine Eski Müsteşarı Faik Öztrak ise “Referandum için, ekonomideki hem iç (bütçe, nakit dengesi) hem dış dengedeki (cari açık) hızlı bozulmaya Hükümet göz yumdu. Nisan ve Mayıs aylarındaki spekülatif sermaye girişlerindeki hızlanmaya rağmen 2017’nin ilk beş ayında resmi rezervler 5,4 milyar $ eridi” sözleriyle ortaya çıkan ekonomik tabloyu eleştiriyor. 2017 için yüksek büyüme öngören, arzulayan AKP iktidarının, bu büyümeyi, sözünü ettiğimiz açıkları büyütmeden veya en azından bu seviyede tutarak nasıl başaracağı merak konusu. Ayrıca, 2018’de erken seçim(ler) olması durumunda iktidarın ikiz, üçüz açıkları dert etmemesi, esas hedefinin seçimlere kadar yüksek büyüme olması kuvvetle muhtemel.

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus