Birleşik Arap Emirlikleri’nin bir “casus imparatorluğu” yaratma gayretleri belgelendi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Amerikan Foreign Policy (FP) dergisinde, ABD ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) istihbarat alanında yaptığı işbirliğinin detaylı olarak anlatıldığı ilginç bir haber yayınlandı. “BAE, bir Casus İmparatorluğu yaratmak için eski CIA yetkililerine para ödüyor” başlığını taşıyan, Jenna Mclaughlin imzalı haberde, Batılı eski istihbarat mensuplarının, Abu Dabi Emirliği’ndeki yerleşkelerde BAE’lilere modern casusluk yöntemleri konusunda eğitim vermesi haberleştirildi. Haber, söz konusu eğitimde görev alan eski ABD’li istihbarat mensuplarına dayandırıldı ve bir kaynağın, BAE’nin rüyasının kendi CIA’ini yaratmak olduğu şeklindeki sözlerine de yer verildi. FP’ye konuşan kaynaklardan bir diğerinin söylediğine göre, bu göreve talim olanların asıl motivasyonunu, günde 1000 dolara varan yüksek kazançlar belirliyor.

Eski New York polis şefi başrolde

FP’nin altı farklı kaynağa dayandırdığı iddiaya göre, bu girişimin ardındaki isim, NYPD (New York Polis Müdürlüğü) eski Müdürü Larry Sanchez. Makalede, 11 Eylül saldırılarından kısa bir süre sonra, dönemin CIA Başkanı George Tenet tavsiyesiyle NYPD’ye atanan Sanchez’in, görevi sırasında yürüttüğü terörle mücadele operasyonlarında CIA ile yapmış olduğu işbirliğine değinildi. Yerel bir polis birimiyle ile ülkenin üst düzey sış istihbarat servisi arasında böylesi bir işbirliğinin ABD’de doğurmuş olduğu hukuk tartışmalarına yer verilen yazının devamında CIA’in NYPD ile yürüttüğü söz konusu programın daha sonra sonlandırıldığı; ancak Sanchez’in Ortadoğu’da çoktan kendi bağlantılarını kurmuş olduğu yorumu yer aldı.

Yazıda Sanchez’in NYPD’de iken BAE ile kurmuş olduğu ilişkilerin de daha sonradan haberlere konu olduğu hatırlatıldı ve bu bağlamda Abu Dabi Emirliği’nden NYPD’ye yapılmış olan 1 milyon dolarlık para transferine değinildi. Söz konusu transfer, 2015 yılında Intercept tarafından haberleştirilmişti.

Lawrence Sanchez, Mitchell Silber
Larry Sanchez

Blackwater da devrede

Öte yandan makalede, Sanchez’in bölgede aynı amaçla bulunan tek ABD’li istihbarat uzmanı olmadığı vurgulandı ve adı sıklıkla Irak başta olmak üzere, görevlendirildiği bölgelerde insan hakları ihlalleriyle gündeme gelen Blackwater adlı özel güvenlik şirketinin kurucusu Erik Prince’in da 2011 yılından beri bölgede bulunduğu hatırlatıldı. Prince’in, emirliğe sadık yabancı savaşçılardan oluşan bir ordu kurmak üzere BAE’ye gidişi, aynı yıl New York Times tarafından haberleştirilmişti.
Yazıda ayrıca, terörle mücadele alanında Beyaz Saray’ın danışmanlığını yapmış olan Richard Clarke’ın, daha sonra uzun süre Abu Dabi Emirliği’nin baş danışmanlığını yürüttüğü hatırlatıldı ve ABD ile BAE arasındaki istihbarat ve askeri alanlarda yapılan işbirliğinin yeni olmadığının altı çizildi. Devamla, Sanchez’in bölgedeki rolünün, “sözleşmeli personelin, ABD ordusu ve istihbarat teşkilatı tarafından on yıllar içinde geliştirilmiş olan bilgileri satmakta ne kadar ileri gidebileceğini” gösterdiği yorumuna yer verildi.

BAE ile Fahreddin Paşa atışması

Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz günlerde Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, “Medine Kahramanı” olarak bilinen Fahrettin Paşa’yı (Türkkan) “hırsız” olmakla itham eden bir tweet paylaşmıştı. Tweette ayrıca “İşte Erdoğan’ın dedelerinin Müslüman Araplarla ilişkisi buydu” yazıyordu.
Bu paylaşıma ilk tepki Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dan gelmiş, Kalın, “O zamanlar İngiliz planlarına karşı Medine’yi cesurca savunan Fahrettin Paşa idi. Ne pahasına olursa olsun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a saldırmak yeni moda mı?” demişti. Ardından Erdoğan da “Medine korumasını yaparken Fahrettin Paşa, ey bize bühtanda bulunan zavallı, senin ceddin neredeydi?” diye sormuştu.

foto 1

Tüm yönleriyle BAE

Arap Yarımadası’nın güneydoğusunda yer alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 7 emirlikten oluşuyor.
Devlet Başkanı 2004 yılından bu yana, Abu Dabi Emiri Şeyh Khalifa bin Zayed Al Nahyan.

foto 2

Başbakan ve Başkan Yardımcısı Muhammed bin Reşid El Maktum ise 2006 yılından beri görevde.
Nüfusu BM 2017 yıl ortası verilerine göre 9.400.145 olan ülkede yerliler nüfusta azınlığı teşkil ederken, ülkenin yarısından fazlasını ise Güney Asyalı göçmenler oluşturuyor.

foto 3

2015 itibariyle nüfusu oluşturanların tabiyeti:

BAE: yüzde 11.6
Güney Asya (38.2 Hindistan, 9.5 Bangladeş, Pakistan 9.4 Pakistan, 2.3 diğer): yüzde 59.4
Mısır: yüzde 10.2
Filipinler: yüzde 6.1
Diğer: yüzde 12.8

BAE’nin kuzeyindeki Abu Dabi, Dubai ve Şaryah emirlikleri, nüfusun yaklaşık yüzde 85’ine ev sahipliği yapıyor.
Başkenti Abu Dabi olan ülkenin ticari başkenti ise Raşid ve Cebeli Ali limanlarının bulunduğu Dubai.

foto 4

Umman ve Suudi Arabistan’a komşu olan BAE, 1971 yılına kadar dış ilişkilerinde ve güvenlikle ilgili meselelerinde İngiltere’ye bağımlıydı. İngiltere’nin 1971 yılında Basra Körfezi’nden çekilmesiyle bölgedeki emirlikler bir araya gelerek BAE federasyonunu oluşturdu. 2 Aralık 1971’de bağımsızlığını ilan eden ülke federal monarşiyle yönetiliyor, hukuk sistemi ise modern hukuk ve İslam hukukunun bir bileşimi.
Şehirleşme oranının yüzde 85’i bulduğu, kişi başı milli gelir seviyesinin AB ülkeleri ile başabaş gittiği BAE’de okuma yazma oranı da yüzde 94’lere ulaşıyor. Bu oran kadınlar için 93.1, erkekler için ise 95.8. Ülkedeki 15-24 yaş arası işsizlik oranı ise yüzde 12.

Petrol ve doğalgaza bağımlılığı aşmaya yönelik ekonomi politikalar

BAE, Körfez Ülkeleri İş Birliği Konseyi içinde, ekonomik olarak Suudi Arabistan’dan sonraki en büyük ülke. Bununla birlikte, ülkenin yüzde 97’si çöl olduğu için tarım ve hayvancılığın pek az gelişmiş durumda, ülke ekonomisindeki en önemli gelir kaynağını ise petrol ve doğalgaz teşkil ediyor. Ülke ekonomisinin bir diğer dayanağı ise uluslararası finans kapital.
ABD’deki emlak piyasasındaki çöküşün tetiklediği uluslararası krizden önemli ölçüde etkilenen BAE’de yönetim, ülkenin petrol ve doğalgaza bağımlılığını azaltmaya ve yabancı sermayeyi çekmeye yönelik politikalar izliyor. Bu politikaların meyveleri ise emirliğe adını da vermiş olan Dubai’de açıkça görülebiliyor. Şehrin gelirinin yüzde 95’ini ticaret ve turizmden elde ediliyor, emirliğin geri kalanında ise süreç görece ağır ilerlemekte.

Farklı yatırım alanları ve iş imkanlarıyla ülkenin petrol ve doğal gaza olan bağımlılığını yüzde 30 seviyelerine düşürmeyi başaran BAE’de, serbest ticaret bölgelerinin varlığı, (free trade zones) kambiyo kontrolünün bulunmaması, sınırsız sermaye ve kâr transferi imkanı, ithal ürünlerden alınan yüzde 4’lük gümrük vergisinin haricinde gelir ve tüketim vergilerinin olmaması gibi yabancı sermayeyi çekmeye yönelik pek çok düzenleme bulunuyor.

foto 5
2008 krizinin en şiddetli vurduğu ülkelerden biri olan BAE’de, ham petrol fiyatları yılın başında 147 dolar düzeyindeyken, bir yıl içinde 34 dolar seviyesine düşmüş; ülke, BAE Merkez Bankası’nın Dubai’ye yardım etmesi neticesinde krizi atlatabilmişti.

 

Serbest ticaret bölgelerinde iş ve üretim yapmanın yabancı yatırımcılar açısından avantajları arasında ise yüzde yüz yabancı mülkiyet imkanı, yerel sponsor bulma zorunluluğunun olmaması, ithalat ve ihracat vergilerinden yüzde yüz muafiyet, sermaye, kâr gibi kazançların transferinin tamamen serbest olması ve ticari vergiden yüzde yüz muafiyet sayılabilir.

Ülkenin doğal gaz ve petrol kaynaklarıyla ilgili istatistiki bilgiler ise şöyle:
BAE günde ortalama 3.1 milyon varil petrol üretiyor ve bunun ortalama 2.7 varilini ihraç ediyor. Ülkenin kanıtlanmış ham petrol rezervi ise 2017 verilerine göre 97.8 milyar varil. Bu rakam, dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’una karşılık geliyor.
Ülkedeki kanıtlanmış doğal gaz rezervi ile ise 6.1 trilyon metreküple dünya sıralamasında 7. sırada yer alıyor. BAE, 2016 verilerine göre ürettiği 3 milyon m3 doğal gazın, 2.7 milyon m3’ünü ihraç ediyor. (2014)

Ulusal güvenlik

Coğrafi konumu dolayısıyla silahlı örgütler için bir geçiş bölgesi durumunda olan BAE’de, Müslüman Kardeşler çizgisindeki El İslah ve benzeri İslami gruplar rejimin için bir tehdit algısı yaratıyor. 2001 yılında ABD’de gerçekleştirilen 11 Eylül saldırılarındaki intihar eylemcilerinden iki kişinin BAE uyruklu çıkması ise rejimin kaygılarını uluslararası bir boyuta taşıdı. Söz konusu kaygılar, komşularıyla ve bölge ülkeleriyle sorunlu ilişkilerinin yanı sıra bölgedeki istikrarsızlıklardan endişe duyan BAE yönetimini, güvenlik alanında Batılı ülkelerle işbirliğine itiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus