Seçim arefesinde Mülkiyeliler Birliği’nde yıkım tartışması

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin mezunlar derneği Mülkiyeliler Birliği (MB) önümüzdeki martta seçimlere gidiyor. Henüz adaylığını açıklayan iki grup var. Bunlardan biri mevcut yönetim, diğeri ise geçtiğimiz yılın ekim ayında MB yönetimine talip olduklarını duyuran, adını Mülkiye Marşı’nın dizelerinden alan ‘Yetiştik Çünkü Biz’ grubu. Bu grup, geçen hafta MB binasında bir forum düzenledi. Forumun gündeminde MB’nin Selanik Caddesi üzerindeki, 2008 yılına kadar misafirhane olarak kullanılan binasının yıkımı vardı. 

Kısaca hatırlanacak olursa, 2008 yılında depreme dayanıksız olduğu yönünde rapor verilen Mülkiye misafirhanesi, 2010 yılında Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınmıştı. Depreme dayanıksız olduğu için restore edilmeden kullanılmaması öngörülen binanın restorasyonu için gereken finansman sağlanamadığı için, bina yıllardan beri boş kalmış, yalnızca bir dönem alt katı Cafe M olarak kullanılmıştı.

Misafirhane, geçen yılın sonunda, yerine MB’ye bağlı bir kültür ve sanat merkezi inşa edilmek üzere yıkılmış, MB yönetimi yıkımın, Koruma Kurulu’nun onay verdiği proje çerçevesinde yeniden inşa edilmek üzere gerçekleştirildiğini açıklamıştı. Kendisi de bir SBF mezunu olan Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen ise MB ile birlikte alınan karar doğrultusunda gerçekleştirilen yıkımı kişisel Twitter hesabından şöyle duyurmuştu:

https://twitter.com/AlperTasdelen06/status/946301148322988032

MB’nin halihazırdaki yönetiminin (Önce Mülkiye) 2014’te katıldığı seçimlerin öncesinde binanın yıktırılmayacağı yönünde vermiş olduğu vaadleri hatırlatan sosyal medya kullanıcıları, yıkıma tepki göstermişti.

https://twitter.com/fusunckgl/status/950128354216247296

Mimarlar Odası Ankara Şubesi ise ‘Mülkiyeliler Birliği yık-yap kültürüne teslim oldu’ diyerek açıklama yapmıştı.

***

Medyascope adına Özgür Özdemir ile birlikte izlediğimiz forumda söz alan adaylar ve katılımcılar tarafından dile getirilen görüşlerden edindiğimiz izlenim, misafirhanenin yıkılmasıyla ilgili eleştirilerin esas olarak karar alım süreci üzerinde toplandığı ve bu eleştirinin yalnızca yıkımla sınırlı olmadığı oldu.

Konuyu daha iyi öğrenebilmek adına, Pınar Ecevitoğlu ile birlikte yönetime talip olan Dinçer Demirkent, foruma katılan eski MB Genel Başkanı Ali Çolak, daha önceki MB yönetimlerinde görev almış olan eski Mülkiye mezunlardan Salih Er ve Muharrem Kılıç ve mevcut yönetimde Genel Başkanlık görevini sürdüren Erdal Eren ile görüştük. Son olarak Mülkiye’nin son 8 yıldaki değişimine şahitlik eden yeni mezun bir öğrencinin görüşlerine yer ayırdığımız dosyamızda ne yazık ki, tüm çabamıza rağmen ulaşamadığımız Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’e yer veremedik.

Demirkent: ‘Yönetim kurulu karar verir ve tebliğ eder’ anlayışına karşıyız

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü’nde araştırma görevlisi olan Dinçer Demirkent, Yrd. Doç. Dr. Pınar Ecevitoğlu ile birlikte 7 Şubat 2016’da yayınlanan 686 sayılı KHK ile Fakülte’den ihraç edilen 23 akademisyenden biriydi. Bugün MB’nin yönetimine aday olan iki genç akademisyen, 2012-2014 yılları arasında, Sevilay Çelenk yönetiminde MB Genel Kurulu’nda çeşitli görevlerde yer almıştı.

Demirkent’in anlattığına göre, kendilerini MB yönetimine aday olmaya iten temel sebebin başında, daha önce Türkiye’nin içinden geçtiği kriz dönemlerinde toplumsal muhalefeti birleştirme rolünü tek başına üstlenebilmiş olan MB’nin, bugün kendisinden beklenen tavrı göstermekten uzak kalması geliyor. Birliğin 1984-1986 yılları arasında, Cevat Geray’ın genel başkanlığı döneminde ortaya koyduğu direnişten somut  örnekler veren Demirkent, aynı tutumun, bugün fakültenin öğretim görevlilerinin ihracında, anayasa referandumunda ve milletvekillerinin tutuklanmasında gösterilemediğini vurguluyor.

Misafirhanenin yıkımı konusunda ise Demirkent’in eleştirileri özellikle iki noktada toplanıyor: Mevcut yönetimin, 2014’te binayı yıktırmayacakları vaadiyle göreve gelmesine rağmen sözünü tutmaması ve yıkım kararının, genel kurulda tartışmaya açılmaksızın ve yapılan sözleşmenin tarafları ve içeriğiyle ilgili bilgi verilmeksizin Yüksek Danışma Kurulu’nda bildirilmesi. “Mülkiyeliler Birliği geleneğinde böyle bir şey söz konusu olamaz” diyen Demirkent, yönetim kurulunun, yapılacakların tartışıldığı bir platform olmaktan çıkarak kararların bildirildiği bir yere dönüşmesinin, günümüz siyasetinin MB’ye yansıması olduğunu söylüyor. 

“Anayasa üzerine, Mülkiyeliler Birliği hariç neredeyse her yerde konuştum”

Demirkent, yönetime gelmeleri halinde, atacakları ilk somut adımın, geçen yıl, 17 Kasım’da üniversite rektörlüğünce kapatılan Ankara Üniversitesi’ne bağlı SBF İnsan Hakları Merkezi’ni MB bünyesinde yeniden faaliyete geçirmek, bununla birlikte yine MB içinde bir Emek Araştırmaları Merkezi ve Demokrasi Araştırmaları Merkezi açmak olacağını söylüyor. Uzun vadede ise demokratik kitle örgütleriyle birlikte hareket ederek MB’yi yeniden toplumsal muhalefetin bir araya geldiği bir çatı platforma dönüştürmeyi amaçlıyorlar.

Demirkent, MB’de düzenlenmeye devam eden Geleneksel Çarşamba Söyleşileri’ni nasıl değerlendirdikleri şeklindeki sorumuza ise,  söyleşileri değerli bulduğunu belirtmekle beraber içeriklerinin çoğunlukla ülkenin siyasal gündemine ‘teğet geçtiğini’ söyleyerek yanıt veriyor. 7 Şubat 2016 tarihli KHK’nın yayınlanmasından sonraki ilk çarşamba gününden bu yana, Mülkiye’den ihraç edilen öğretim görevlilerinin neredeyse hiçbirinin bu söyleşilere davet edilmediğine dikkat çeken Demirkent, kendisi de bir anayasa hukukçusu olarak Türkiye’nin pek çok yerinde anayasa üzerine konuştuğunu, ancak MB’ye hiç davet edilmediğini belirtiyor.

https://www.youtube.com/watch?v=nI3ghdqdPtY

Ali Çolak: 20 milyon doları vermekten imtina eden firma 2 milyon lirayı karşılıksız verir mi?

Misafirhanenin yıkımıyla ilgili tartışmalar yeni değil. Görüşme yaptığımız Ali Çolak’ın, MB Genel Başkanı olduğu (mevcut yönetimde genel başkan olan Erdal Eren, Çolak döneminde ikinci başkandı) dönemde de misafirhanenin yıkılması gündemdeydi. MB ve Ankara Mimarlar Odası, bugün olduğu gibi yine karşı karşıya gelmiş, seçimlerden önce yıkım tartışmaları sertleşmişti.

O dönemde olduğu gibi bugün de misafirhanenin yıkılmasına karşı olmadığını söyleyen Çolak, itirazının iki noktada toplandığını belirtiyor: MB üyelerinin karar alım sürecine dahil edilmemesi ve sürecin şeffaf olmaması.  Yıkım kararının Yüksek Danışma Kurulu üyelerine danışılmadan ve üyelere önceden haber verilmeden alındığını savunan Çolak da Demirkent gibi, bu durumun, Türkiye’deki genel siyaset yaklaşımının tezahürü olduğunu söylüyor.

Görüşmemizde, sözleşmenin yapıldığı firmanın Özaltın şirketi olduğunu öğreniyoruz. Çolak, firmanın isminin özellikle açıklanmadığını savunuyor ve şirketin daha önce almış olduğu ihalelerden hareketle, misafirhanenin yeniden inşasının ‘karşılıksız’ olamayacağı yönündeki düşüncesini dile getiriyor. Çolak sözlerinin devamında YDK’nın bir üyesinin de (Başak Yılankırkan) şirketin eski çalışanı olduğunu belirtiyor. Görüşmenin ardından kendisine ulaştığımız Yılankırkan, daha önce Özaltın’da çalışmış olduğunu doğruluyor.

“Türkiye’ye söyleyecek sözünüz yok”

Çolak’ın MB yönetimiyle ilgili bir diğer eleştirisi ise, önceki dönemlerde sivil toplum örgütleri arasında ağırlığı olan ve bu örgütlerce görüşleri dikkate alınan MB’nin bugün topluma ‘söyleyecek bir sözünün’ olmaması. Anayasa referandumundan, OHAL düzenine, öğretim görevlilerinin KHK’larla işine son verilmesinden tutuklamalara, pek çok meselede MB’nin ‘Türkiye’ye söyleyecek sözünün olmadığını’ söyleyen Çolak, ağır dönemlerde korku duymanın anlaşılır olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Korkuyorsanız çekilin, sözü olan birileri gelsin.”

https://www.youtube.com/watch?v=YP85W6ODAkU

Muharrem Kılıç: Misafirhane, gruplar üstü bir mesele

Dosyamız için görüşlerine başvurduğumuz bir diğer isim, 1977 – 1982 yılları arası Mülkiye dekanı Cevat Geray’ın genel başkanlığı döneminde (1984-1986) MB Genel Sekreteri olan, Ali Çolak’ın yönetiminde de Onur Kurulu’nda yer almış olan Muharrem Kılıç’tı. Öğrencilik yıllarında SBF Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun iki dönem başkanlığını yapmış olan Kılıç, Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahirlerin dönemdaşı. Kendisine yalnızca MB’nin değil, fakültenin de değişimini soruyoruz.

Ali Çolak döneminde yapılan tartışmaları, Mimarlar Odası’nın önerisini ve projenin sonradan rafa kaldırılmasını anlatan Kılıç’a göre misafirhanenin ne yapılacağı meselesi, gruplar üstü bir anlayışla ele alınmalı. Ne var ki kendisi, her seçimden önce misafirhane konusunun yeniden açıldığını ve aday grupların birbirini rantçılık suçlamalarıyla yıprattığını söylüyor.

“Adalet Yürüyüşü’nde Mülkiyeliler Birliği’ni görmek isterdim”

60lı yılları ‘Mülkiye’nin zirvesi’ olarak tanımlayan Kılıç da, Çolak gibi, MB yönetiminin ihraçlarda ve anayasa referandumunda pasif kaldığı görüşünde. Adalet Yürüyüşü’ne katıldığını söyleyen Kılıç, yürüyüşte pek çok farklı grubu gördüğünü, ancak MB’yi göremediğini sitemle anlatıyor.

Bununla birlikte Kılıç’a göre meseleye tek taraflı bakmak doğru değil. MB’de yapılagelen ‘Çarşamba Söyleşileri’, ‘Edebiyat Günleri’ ve ‘Mülkiye Tarihi’ gibi etkinliklerin olumlu olduğunun altını çiziyor.

https://www.youtube.com/watch?v=BFrx16tvS_U

Salih Er: Mülkiyeliler Birliği dışa dönük işlevlerinde kendisinden bekleneni gösteremedi

Görüştüğümüz bir diğer isim Salih Er’di. Güngör Aydın (1980-1984) döneminde sırasıyla Yönetim Kurulu Yedek üyesi ve üye olan Er, Mehmet Siyam Kesimoğlu döneminde (1998-2000) de Onur Kurulu’nda yer almıştı. 2009-2010 yılları arasında Danıştay 5. Daire Başkanlığı görevine gelen Er, öğrencilik yıllarında Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun genel sekreterliğini üstlenmişti. Misafirhanenin tarihini ve MB’nin dönüşümünü bir de ondan dinliyoruz.   

Yıkım tartışmalarının Ali Çolak döneminde başladığını söyleyen Er, sonradan MB Genel Kurulu’ndan gelen itirazlar neticesinde yıkımın gerçekleşmediğini anlatıyor. 

MB’nin içe dönük ve dışa dönük işlevleri olduğunu söyleyen Er, derneğin dışa dönük işlevinin 1980 Genel Kurulu sonrasında önem kazandığının altını çiziyor. Bu dönemde MB’nin ‘soluk almak isteyen aydınların ve devrimcilerin sığınağı’ olduğunu söyleyen Er, derneğin mevcut koşullarda benzer bir tutum içinde olmadığı görüşünde.

“MB yönetimi kendinden beklenen tavrı gösterememiştir”

Döneme göre, Mülkiye’nin, içe dönük faaliyetlerin ağır basabileceğini söyleyen Er, bugün olması gerekenin dışa dönük faaliyetlerin öne çıkması olduğunu, ancak bunda yetersiz kaldığını söylüyor. Er de MB’nin KHK’lar karşısında, kendisinden beklenen tepkyi ortaya koyamadığı konusunda, görüşme yaptığımız diğer Mülkiyelilerle hemfikir.

Görüşmemizin sonunda Er’e, bir dönem Danıştay Daire Başkanlığı yapmış olmasından hareketle, öğretim görevlilerinin işine KHK’lar yoluyla son verilmesinin hukuki açıdan ne ifade ettiğini soruyoruz.

Türkiye’de yargının hiçbir dönem tarafsız ve yürütmeden bağımsız olmadığını söyleyen Er, Danıştay’ın 1402 sayılı kanunla ilgili almış olduğu, hükümün geçerliliğinin sıkıyönetim dönemiyle sınırlı olduğu yönündeki kararı hatırlatıyor ve ihraç edilen öğretim görevlilerinin durumunun hukuki değil siyasal çözümlerle gerçekleşebileceği yönündeki düşüncesini dile getiriyor.

https://www.youtube.com/watch?v=8FEj9_kprHg

Sevilay Çelenk: Tarihe tanıklık etmiş binaların yıkımına karşıyım

MB’nin 2012-2014 yılları arasında genel başkanlığını yapmış olan Sevilay Çelenk de, daha önce MB genel başkanlığı yapmış olan ve yıkıma tepki gösteren bir diğer isimdi. Çelenk, tarihi değeri olup olmadığına bakılmaksızın, genel olarak tarihe tanıklık etmiş binaların yıkılmasına karşı olduğunu söylüyor.

MB genel başkanlığı sırasında, binanın durumunun tespiti için Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği’ne başvurduğunu ve buradan gelen ekiplerin binaya gelerek incelemelerde bulunduğunu söyleyen Çelenk, araştırmanın sonucunda hazırlanan rapora göre binanın kullanıma açılmasının uygun olduğunu aktarıyor.

“Mülkiyeliler Birliği varlığını restoran olarak sürdürüyor”

MB’nin mevcut siyasi koşullar karşısındaki tavrını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz Çelenk sorumuzu, derneğin ‘müthiş bir pasiflik’ içinde olduğunu söyleyerek cevaplıyor. Bunun somut örneklerinden biri olarak, fakültenin 23 öğretim görevlisinin görevine bir gecede son verildiği 686 nolu KHK’nın yayınlanmasının ardından, Ankara 5 Nolu Eğitim-Sen Şubesi’nin yapmış olduğu çağrıyı hatırlatıyor ve ‘Bu çağrı Mülkiyeliler Birliği’nden yapılmalıydı’ diyor.

İhraç edilen öğretim görevlilerinin söyleşi yapmak ya da ders vermek üzere MB’ye davet edilebileceğini, emekliye sevk, KHK ile ihraç ve benzeri yollarla akademik kadroların yok edilmesine karşı forumlar düzenlenebileceğini söyleyen Çelenk, bunların hiçbirinin yapılmadığını, bu yüzden Mülkiyeliler Birliği’nin varlığını bir restoran olarak sürdürmek durumunda kaldığını söylüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=B3q6Q36vavk

Erdal Eren: Koruma uygulamasını rekonstrüksiyon yöntemiyle yapıyoruz

Yapılan eleştirileri nasıl değerlendirdiğini öğrenmek üzere görüştüğümüz Mülkiyeliler Birliği Başkanı Erdal Eren’e göre ithamlar haksız. Ankara Mimarlar Odası’nın, ‘misafirhanenin yıkılmasının kent hafızasına yönelik olduğu’ yönündeki açıklamasına karşı çıkan Eren, 2008’deki yeniden inşa tartışmalarını hatırlatıyor. Söz konusu dönemde Mimarlar Odası’nın, binanın yüzde 32’sini kullanmak karşılığında yeniden inşa edilmesini üstlenmeye talip olduğunu söyleyen Eren’e göre, kurumun bugün kentsel hafızanın zarar göreceği gerekçesiyle yıkıma karşı çıkması samimi değil.

Eren, 2012’deki seçim bildirgesinde misafirhanenin yıktırılmayacağı vaadinde bulunmuş olmalarına rağmen yıkımın niçin gerçekleştiğini sorduğumuzda, bildirgede geçen ‘yık-tır-ma-ya-ca-ğız’ ifadesiyle kastedilenin, misafirhanenin ‘ticari alan olmasının önüne geçilmesi’ olduğunu söylüyor ve bildirgenin devamını okuyor:

Binalarımız yıkılmaz, yıkılmayacaktır. Konur Sokak ile Yüksel ve Selanik caddelerine cepheli binalarımız yı-kıl-ma-ya-cak-tır.

Üç binamızı da kapsayan Koruma Kurumu’ndan onaylı restorasyon projeleriyle binalarımızın ve bahçelerimizin, Mülkiyelilere yakışır tarz ve işlevsellikte, üyelerimizin sosyal kültürel, bilimsel ve sanatsal etkinliklerine olanak verecek şekilde düzenlenmesi sağlanacaktır.

Böylelikle binalarımızın yıkılmasına dair beklentiler ve hayaller boşa çıkacaktır.

“Mülkiyeliler Birliği’nin danışmanlık hizmeti dışında ödeyeceği bir bedel yok”

Eren, binanın ticari alan olmasının önüne geçilmesinin, ancak söz konusu alanın kamusallaştırılarak kamu hizmetiyle açılması yoluyla gerçekleştirilebileceğini söylüyor: “Biz koruma uygulaması yapıyoruz. Ve koruma uygulamasını rekonstrüksiyon yöntemiyle yapıyoruz.”

Rekonstrüksiyonu üstlenen firmanın isminin özellikle gizlendiği ve yapılan sözleşmenin MB’ye yükümlülükler getirebileceği yönündeki iddialara karşılık ise, yapılanın bir ‘bağış sözleşmesi’ olduğunu belirten Eren, MB’nin yükümlülük altına girdiği iddialarını, “Mülkiyeliler Birliği’nin kontrol ve danışmanlık hizmeti dışında ödeyeceği bir bedel yok” diyerek kesin bir dille reddediyor.

Çelenk’in bahsetmiş olduğu rapordan haberdar olup olmadığını sorduğumuzda ise, Ankara Üniversitesi Yerbilimleri Araştırma Merkezi’nden gelen bir çalışmanın kendisine ulaştığını, ancak bu çalışmada, binada zayıflıklar olduğu ve araştırmanın derinleştirilmesi gerektiği görüşünün yer aldığını söylüyor. 

“İhraç edilen hocalarımız ilk günden itibaren Mülkiyeliler Birliği’ndeydi”

Görüşmemiznin devamında ihraçlarla ilgili olarak yeterince sert tepki ortaya koymadıklarına yönelik eleştirileri sorduğumuz Eren, fakültenin 23 öğretim görevlisinin ihraç edildiği 7 Şubat tarihli KHK’nın ardından okula giderek ilk açıklamayı kendisinin yaptığını hatırlatıyor. Derneğin, ilk günden itibaren öğretim görevlilerine kapılarını açtığını söyleyen Eren, ihraçlara karşı tepkisini en sert biçimde ortaya koyan örgüt olduklarını sözlerine ekliyor: “Ocaktaki ve şubattaki açıklamalarımıza lütfen baksınlar.”

https://www.youtube.com/watch?v=wqXL2yS1QJU

Neslihan Uyanık: Mülkiyeliler Birliği bizimle birlikte Cebeci’den Kızılay’a yürüyendi

Son olarak geçtiğimiz on yılda Türkiye’yle birlikte fakültenin ve MB’nin geçirmiş olduğu dönüşümün büyük bir kısmına şahitlik eden yeni mezun bir öğrencinin izlenimlerini almak istiyoruz.

neso

İki yıl önce İktisat bölümünü bitirerek mezun olan Neslihan Uyanık, Mülkiyeliler Birliği’nin son üç dönemine ve iki dekan değişikliğine tanık olmuş. Yalçın Karatepe’nin ardından Serpil Sancar’ın dekanlık görevine gelmesini, Mülkiye tarihinde ilk kez bir kadının dekan olması açısından olumlu bulduğunu söyleyen Neslihan, bununla birlikte Karatepe’nin aksine Sancar’ın ‘öğrencisini koruyamadığını’ ve ilk kez onun döneminde polislerin okula girebildiğini, öğrencilere soruşturma açıldığını anlatıyor. Sancar’ın istifasıyla dekan vekilliğine atanan Kadir Gürdal dönemi ise Neslihan’a göre ‘kara bir dönem.’

Öğrenciliğinin ilk yıllarında fakültede bir özgürlük ortamı olduğunu söyleyen Neslihan Uyanık’tan bu ifadeyi açmasını istiyoruz. Bizi şöyle yanıtlıyor: “Mesela kantinde çaya zam mı geldi? Hakkımızı arayabiliyorduk. Arka bahçede filmlerimizi izleyebiliyorduk, bağlamamızı gitarımızı çalıyorduk, şarkılarımızı türkülerimizi hep beraber söylüyorduk. Şimdi geldiğimiz noktada artık bunların hiçbiri yok. Müziği yok ettiler. Film gösterimlerine artık izin verilmiyor. İnsanların okuduğu kitaba bile karışan çeteler var. Afiş derseniz… O devir artık kapandı.”

Geçen yıl, metroda karşılaştığı bir arkadaşıyla yapmış olduğu sohbeti hatırlarken gözleri doluyor:  “Arkadaşım dedi ki: “Hatırlıyor musun? 1 Mayıs’larda afişlerden dolayı başımızı eğerek geçerdik. Şimdi okul bomboş. Tek bir afiş yok.”

Neslihan Uyanık’a MB’nin kendisi için ne ifade ettiğini soruyoruz.

Gezi döneminde MB’nin farklı görüşlerden insanlar için bir ‘sığınak’ haline geldiğini, bu yönüyle farklı fikirleri bir araya getiren bir çatı özelliği göstermiş olduğunu anlatan Uyanık, derneğin ihraçlar karşısında bu çatı özelliğini gösterememiş olduğu kanısında. MB’nin bu dönemde yalnızca açıklamalar yapmakla yetindiğini söylüyor ve ‘Mülkiyeliler Birliği bu değildi’ diyerek sitem ediyor. Kendisine Mülkiyeliler Birliği’nin ne olduğunu sorduğumuzda ise şöyle cevap veriyor: “Mülkiyeliler Birliği, Burhan Kuzu’ya yumurta atıldığında, fakültenin önüne gelerek ‘öğrencilerimiz yalnız değildir’ diyendi, Mülkiyeliler Birliği, bizleri önüne katıp Cebeci’den Kızılay’a yürüyendi.”

O günleri hatırlarken gözleri parlıyor ve kendinden emin bir sesle bu dönemin geçip gideceğini söylüyor: “Karanlık günler geçip gidecek, okulumuza yeniden bahar gelecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus