Ursula K. Le Guin: Daima

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bilimkurgu ve fantastik yazının ustalarından Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin, 88 yaşında hayata veda etti. 9 yaşından bugüne aralıksız üreten Le Guin, düşlerle gerçekler arasında köprüler kuran kısa hikâye, deneme, şiir, çocuk kitapları ve roman türlerindeki eserleriyle Ulusal Kitap Ödülü, beş kez Hugo ve beş kez Nebula Ödülü, Kafka Ödülü ve PEN/Malamud Ödülü dahil çok sayıda edebiyat ödülüne layık görülmüştü.

1929 yılında antropolog Alfred Kroeber ile yazar Theodora Kroeber’in üç erkek evlattan sonra tek kız çocuğu olarak Kaliforniya’da dünyaya gelen Ursula Kroeber Le Guin, ilhamını Kızılderili efsaneleri ve masallarından aldığı ilk öyküsünü dokuz yaşında yazmıştı. 11 yaşında ilk bilimkurgu hikâyesini basılması için ‘İnanılmaz Bilimkurgu’ dergisine gönderen ancak ret yanıtı alan Le Guin, yazmaktan hiç vazgeçmedi.

Radcliff ve Columbia üniversitelerinde edebiyat eğitimi gören Amerikalı yazarın, ilk bilimkurgu öyküsü 1962’de yayımlandı. Bu öykü Yerdeniz serisinin ilk parçasıydı. Ardından Le Guin’in ilk büyük başarısı olarak kayıtlara geçen romanı 1966’da yayınlanan Rocannon’un Dünyası geldi. Rocannon’un Dünyası gelecekte Hainli Döngüsü olarak adlandırılacak sekiz kitaplık serinin ilki kitabıydı.

Feminizmi bilimkurgu dünyasına taşıdı

Yazara dünya çapında başarı getiren 1970 tarihli romanı Karanlığın Sol Eli, herkesin çift cinsiyetli olduğu dolayısıyla cinsiyete dayalı üstünlük anlayışını ortadan kaldıran bir dünya tasavvuruyla feminist teoriyi bilimkurgu dünyasına taşımıştı. Le Guin’e ilk Nebula ve Hugo edebiyat ödüllerini kazandıran Karanlığın Sol Eli, bugün hâlâ yazılmış en iyi bilimkurgu romanlarından birisi olarak kabul ediliyor.

Le Guin’e ikinci Hugo ve Nebula ödüllerini getiren kitabıysa 1974 tarihli Mülksüzler oldu. Birisi anarşist, diğeri kapitalist totaliter iki gezegenin hikâyesini anlatan kitap, edebiyattaki en önemli kapitalist sistem eleştirilerinden birisi olarak kabul ediliyor. Le Guin’in kendisi de Mülksüzler’i bir anarşist ütopya olarak tanımlıyordu.

ursula2

“Özgürlüğü hayal etmezsek özgür olmayacağız”

Hayal gücünü temel düşünme yolu, insan olmanın ve insan kalmanın esaslı bir aracı olarak niteleyen Le Guin, denemelerinin derlendiği Zihinde Bir Dalga’da ne demek istediğini şöyle açar: “Adaleti hayal edemezsek kendi adaletsizliğimizi görmeyeceğiz. Özgürlüğü hayal etmezsek özgür olmayacağız. Adalet ve özgürlüğün erişilebilir olduğunu hayal etme şansına sahip olmamış birinden bunlara erişmeye çalışmasını talep edemeyiz.”

Le Guin’in 1983’te Mills College’de yaptığı “Solak Mezuniyet” başlıklı konuşması, 1999 yılında Wisconsin ve Texas A&M Üniversitesi tarafından 20. yüzyılın en iyi 100 Konuşması arasında gösterildi. Hitap ettiği mezunlara “neden üniversite mezunu özgür bir kadın bir maçoyla savaşmak veya ona hizmet etmek zorunda kalsın ki? Neden hayatı kendi kuralları ile yaşamasın? Umarım hayatınızda domine etmek veya domine edilmek zorunda kalmazsınız” demişti.

“Yazdıklarımla hatırlanmak isterim”

Hikâye anlatıcısının “hakikat anlatıcısı olduğunu” söyleyen yazar, Temmuz 2004’te verdiği bir mülakatta ; en iyi eseriniz hangisi sorusuna şöyle yanıt vermişti: “En iyi kitap daima bir sonrakidir. En kötüsü de tam ortasında olduğunuz kitaptır. Kitabın ortasına geldiğinizde şöyle düşünürsünüz: “İmdat! İmdat! Bunun içinden nasıl çıkacağım? Ne yapıyorum? Ne yapmayı planlamıştım?” Ama bir süre sonra işler yine yoluna girer”. Aynı mülakatta “hangi yönünüzle hatırlanmak istersiniz?” sorusunu, “yazdıklarımla” diyerek yanıtlayan Ursula Le Guin, tarih profesörü Charles Le Guin’in eşi ve üç çocuk annesiydi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus