ABD’nin yeni nükleer stratejisi “Yeni Soğuk Savaş”ı başlatabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Twitter’daki son paylaşımlarına bakılınca Uluslararası Atom Enerji Kurumu eski başkanı Muhammed El Baradey’in son derece endişeli olduğu anlaşılıyor.
2005 yılında nükleer enerjinin askeri amaçlı kullanımını geriletip, barışcı kullanımını yaygınlaştırmak için gösterdiği çabalardan ötürü Nobel Barış ödülüne layık görülen El Baradey’i endişelendiren ABD’nin Trump dönemindeki yeni nükleer silah politikası ile ona verilen tepkiler:
“ABD’nin yeni nükleer stratejisi savunmada nükleer silahların rolünü genişletiyor ve daha kolay kullanılır hale getiriyor. Rusya ABD’nin ‘savaş çığırtkanlığı’ndan ve ‘gerilimi düşürmek için önce tırmandırma’ konseptinden bahsediyor. Çin ABD’yi ‘soğuk savaş zihniyeti’ne dönmekle suçluyor. Küresel güvenlik için ne kadar da güven verici bir ortam!”

Nükleer silahlarını çeşitlenecek, kullanımları konusundaki kısıtlamalar gevşetilecek

Geçen haftaki ilk Ulusa Sesleniş konuşmasında, “her tür saldırganlığı caydıracak kadar güçlü ve etkili” bir nükleer cephanelik inşa etmeyi vaat eden ABD Başkanı Donald Trump sözünü tuttu. Savunma Bakanlığı Pentagon’un Cuma günü açıkladığı ‘Nükleer Durum İnceleme Belgesi’ne göre, nükleer silahların aşamalı olarak azaltılmasını hedefleyen ve kullanımlarına çeşitli sınırlamalar getiren Obama dönemi politikası sona ermiş bulunuyor. ABD bundan böyle nükleer silahlarını çeşitlendirecek, kullanımları konusundaki kısıtlamaları da gevşetecek.
ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’e göre bu değişiklik dünyayı gerçekçi bir bakışla değerlendirmenin kaçınılmaz sonucu. “Çünkü” diyor Mattis, Rusya ilk başta ABD ile birlikte nükleer silahsızlanma programına katıldıysa da daha sonra stratejik olmayan nükleer silahlarının büyük çoğunluğunu tekrar devreye soktu.” Ve işte bu bakışla ABD, yeni silahlanma hamlesini Çin, Rusya, Kuzey Kore ve İran’ı nükleer tehdit ilan ederek gerekçelendirmiş durumda.

nuclearweapons

Öngörülen adımlar

ABD’nin “nükleer silahların nükleer saldırıları caydıracağı ve nükleer güçler arasındaki geniş kapsamlı konvansiyonel savaşları engelleyeceği” tezi üzerine oturttuğu yeni nükleer silah politikasında öngördüğü adımlardan bazıları şöyle:

-Kıtalararası füze fırlatma kapasitesine sahip Trident D5 denizaltılarındaki balistik füzelerin başlıkları yeni tip “düşük verimli” nükleer başlıklarla değiştirilecek. Uzmanlar “düşük verim” ifadesinin füzenin yol açacağı yıkımın boyutlarıyla ilgili olmadığının, “düşük verimli” füzelerin boyutlarının küçülmesine rağmen Hiroşima ve Nagasaki’ye atılanlar kadar etkili olacağının altını çiziyor.
– ABD’nin Soğuk Savaş sırasında kullandığı denizden fırlatılan nükleer seyir füzeleri modernize edilerek yeniden envantere katılacak.
– Dünyanın dört bir yanındaki ABD üslerine nükleer füze taşıyabilen F-35 uçakları konuşlandırılacak.
-Denizaltılardan atılan füzelerin, karada konuşlanmış balistik füzelerin ve havadan sevk edilen füzelerin modernizasyonu programı devam edecek.

Rusya ve Çin’den tepkiler

Washington’ın yeni nükleer politikasına Rusya ve Çin’in tepkisi gecikmedi. Rus Dışişleri ABD’yi “savaş çığırtkanlığı” ile suçlarken, Çin de dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine sahip bir ülke olarak ABD’nin tehdit algısının gerçekçi olmadığını savundu. Çin Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Umarız ABD Soğuk Savaş zihniyetinden bir an önce çıkar, silahsızlandırma konusundaki kendi sorumluluklarını ciddiyetle yerine getirir ve Çin’in stratejik niyetlerini doğru anlayıp ülkemizin ulusal savunma anlayışına ve askeri takviyelerine objektif bakış geliştirir.”

“Karşılıklı yıkım garantisi”

Yeni bir nükleer silahlanma yarışına girildiğini gösteren bu açıklamalar karşısında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Muhammed El Baradey uyarıyor:

“Nükleer silahların ‘barışın’ köşe taşı olması fikri dehşet verici. ‘Karşılıklı yıkım garantisi’ne dayalı bir barış aşırılıkçılar için anlamsızdır; ‘sahip olabilenler’ ‘sahip olamayacak olanlar’ ayrımına ve insan hatasına dayalı bir küresel güvenlik sistemi sürdürülemez, ölümcül ve naiftir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus