Mesut Yeğen ile söyleşi: AKP’nin Kürt tabanı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Söyleşinin tam metni:

Yayına hazırlayan Sahra Atila.

Medyascope TV özel yayından merhaba. Bu özel yayında “AKP’nin Kürt Tabanı” başlığından hareketle Türkiye’deki Kürtlerin tercihlerini konuşacağız. Konuşacağımız isim ise Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Yeğen. Hocam hoş geldiniz.

 Mesut Yeğen: Hoş bulduk!

Hocam şununla başlamak istiyorum: Siz Türkiye’de Kürt meselesine –ki Türkiye’nin en önemli bu sorununa – kafa yoran ender akademisyenlerdensiniz. Bu konuda ciddi bir külliyatınız var. En son “Kürtler Ne İstiyor?” başlıklı bir araştırmadan yola çıkmış bir kitabınız var. Hemen şunu sormak istiyorum: AKP ve MHP ittifakı -isimlerine “Cumhur İttifakı” diyorlar- daha önce AKP ile aidiyet ilişkisi kurmuş, bunu oya dönüştürmüş seçmen nezdinde nasıl bir etki uyandırıyor sizce?

Yeğen: Demin sözünü ettiğiniz araştırmayı 12 Kürt şehrinde yaptık. Dolayısıyla oraya dair bir veri var elimizde, oraya dair söyleyebileceklerim daha veriye dair şeyler olabilir ama diğer taraflara yani metropollere dair de Kürt meselesi üzerine çalışmış biri olarak tabi ki bir şeyler söyleyebilirim. Şimdi bu ittifakın AK Parti’ye oy veren Kürtlerin bir kısmı nazarında hoş karşılanmadığına kesinlikle emin olunabilir. Bunun işaretleri bir sürü düzeyde alınabiliyor. Bir kere o kesimi temsil eden kanaat önderlerine, entelektüellerine baktığımızda önemli bir kesiminde bir hoşnutsuzluk olduğu zaten belli ki bu insanların tabandaki bu hoşnutsuzluğu temsil ettiğini söylemek çok yanlış olmaz. Zaten işin tabiatı gereği MHP’ye yanaşmış AK Parti, AK Parti’ye oy vermiş, sempati besleyen Kürtleri AK Parti’den uzaklaştıracaktır. Çünkü biz şunu biliyoruz: MHP aşağı yukarı 65’den beri Türkiye sahnesinde ve Kürtlerin en uzak olduğu parti olageldi şimdiye kadar. En son seçimler de   gösteriyor ki Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerde MHP’nin oranı yüzde bir, iki, üç. Bunları geçemiyor ki onların da büyük kısmı ya oradaki Kürt olamayan seçmenlerden ama çok daha muhtemel olarak orada yerleşik olan güvenlik görevlileri ve onların ailelerinden geliyor. Dolayısıyla doğal bir uzaklık var Kürtler ve MHP arasında. Bu uzaklığa rağmen AK Parti’nin bu ittifakı yapmış olmasının tabanda hoş karşılanmadığına emin olabiliriz. Ayrıca bir ölçü var biraz uzak tarihte gerçekleşmiş olan o zamanki Islahatçı Demokrasi Partisi, MÇP filan…

1991 ittifakı.

 Yeğen: O zamanki Refah Partisi miydi ya da Fazilet Partisi miydi? Tam hatırlamıyorum ama.

Refah Partisi evet.

 Yeğen: Orada mesela önemli bir tartışma koptu hatırlayacaklasınız: Kürt dindarlarla, Türkiyeli dindarlar ya da diyelim ki o zamanki Refah Partisi geleneğini destekleyen dindarlar arasında ve önemli bir hoşnutsuzluklar yaşandı. Bunun hükmünde benzer bir şeye ulaştığına emin olabiliriz ancak bugünkü Türkiye o günkü Türkiye’den şu itibarla farklı: Göstergelere ulaşmamız zor. Bu yürüyen baskı rejiminden, olağanüstü hal durumunda vs. o şeyleri ölçecek araçlar çok elinizde yok, en azından doğrudan kullanımımıza açık değil. Ama yine de yapılan basına sızan kamuoyu yoklamaları gösteriyor ki bir hoşnutsuzluk var ya da en azından tersi bir yerden bakarsak HDP’ye oy vermiş Kürtlerin bağlılığı büyük oranda devam ediyor, kamuoyu yoklamaları bunu gösteriyor.

 Peki o zaman şöyle bir tanımlama sorsam–ki sosyologsunuz- AKP’ye oy veren Kürt sosyolojisi nasıl bir sosyoloji? Dindar, muhafazakar deniyor, liberal deniyor, büyük kentlerde yaşayanlar deniyor. Daha çok hangi sosyoloji AKP’ye oy veriyor?

 Yeğen: Şimdi bu araştırmaya dayalı söyleyebileceğim temel şey: En belirgin olarak HDP’li Kürt’ü AKP’li Kürt’ten ayıran nedir? Dediğimizde; bir düzeyde dindarlık ama esas ölçü o değil çünkü biz dindarlığı bu 12 ilde üç, dört kategoriye bölerek ele aldık ve mutaassıp diyebileceğimiz kesimde evet AK Parti, HDP seçmeninin önünde yani mutaassıp Kürtler arasında. Ama şöyle bir önde olmak: Yüzde 20, yüzde 80 değil de, yüzde 35’e, yüzde 65’lik gibi önde olmak yani mutaassıp dindar diyebileceğimiz Kürtlerin de önemli bir kesimi HDP’ye de oy veriyor. Orta düzey dindar diyebileceğimiz kesim de ise HDP önde Kürtler arasında. Çünkü HDP Kürt seçmen dediğimiz de 12 Kürt şehrinde açık ara ile AK Parti’nin önünde yani yüzde 60’a ulaşıyor, yüzde 60’a, 40 filan Kürtler söz konusu olduğunda. Ama sembolik dindar, seküler dediğimiz kesimlerde HDP açık ara önde. Dolaysıyla dindarlık evet biraz ayrıştırıyor. Fakat daha büyük ayrıştıran ölçüt biraz eğitimle, gelirin yan yana gelmesinden oluşan ortak ölçüt. Orada da söyleyebileceğimiz şey şu: Az eğitimli, çok gelirli Kürtler AK Parti’nin yanında duruyor –ki bunlar daha çok esnaf, biraz kendi işi gücü olan insanlara denk düşüyor-   Buna mukabil az gelirli, çok eğitimli Kürtler HDP’nin yanında ve çok gelirli ve çok eğitimli Kürtler de HDP’nin yanında. Böyle bir sosyoloji var ortada. Ama daha makro düzeyde, daha Cumhuriyet tarihine genelleyerek konuşmak gerekirse, AK Partili Kürtler aslında her zaman bildiğimiz en azından 1950’den beri bildiğimiz sistemle bir şekilde entegre Kürtler var. Sistemin bildiğimiz şekilde devamını kendi çıkarına, durumuna uygun gören Kürtler ve bu türden Kürtler tahminim o ki yani çok büyük konuşmak istemem ama her zaman önemli düzeyde Kürtler arasında var olmaya devam edecektir çok büyük alt üst oluşlar olmazsa. Buradan şunu çıkarıyorum: Yüzde 30 civarında Kürt seçmen sistemde hangi parti temsil ediyorsa etsin o partinin yanında olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Kimlik talebi olamayan bir Kürt bloğu.

 Yeğen: Biraz öyle, biraz statükonun devamından yana. Kimlik haklarını tanısa da olur ama tanımasa da uzaklaşmayacağı bir parti AK Parti bir kısım Kürt seçmen nazarında. Yine bu araştırmaya dayalı olarak konuşacak olursam: Biraz biz AK Parti ve HDP seçmenini partilerine sadakatleri üzerinden de anlamaya çalıştık o araştırmada. Şunu görmek mümkün: Sadakat söz konusu olduğunda HDP seçmeninin sadakati çok yüksek partiye. “Hangi durumda asla partiye oy vermezsiniz?” Dendiğine en çok cevap işaretlenen seçenek; “parti çizgisini değiştirdiğinde ve mevcut pozisyonunu bıraktığında” oluyor ki bu da partinin çizgisi ile taban arasında bir güçlü bir bağ olduğunu gösteriyor.

Memnuniyet ilişkisi mi?

 Yeğen: Evet. HDP’li seçmenin hepsi böyle demiyor, yüzde 50’si falan. AK Parti tabanında ise, partiye sadakat böyle güçlü değil, ama “Ne olursa AK Parti’den vazgeçersiniz?” sorusuna AK Partili Kürtler, “hizmet siyasetinden vazgeçerse”, o zaman gündemde olan “çözüm sürecinden vazgeçerse” diyorlardı. Yüzde 15-20 civarında çözüm sürecine geçerse diyen vardı. Daha büyük kısım ise hizmet siyasetini öne çıkardı. Aslında sistemin kendisine bir şeyler getirmesinden memnun bir Kürt var ve ondan vazgeçerse sistem, beni dışlarsa vs. o zaman tercihimi yenileyebilirim diyor. Ama bu kimlik hakları çözüm süreci vs. bunlarda önemli AK Partiye oy veren bir kısım Kürtler açısından, bunlardan vazgeçerse de “Ben parti tercihimi değiştiririm” diyen Kürtler var. Çok değil ama önemli bir kesimi oluşturuyor yüzde 30 kadar ve tahminim o ki MHP-AK Parti ittifakından dolayı tercihini değiştiren Kürtler de bunlar arasından çıkacak.

O zaman ciddi bir kayıptan bahsedebiliriz.

 Yeğen: Ciddi bir kayıp dediğimizde sadece Kürtler için söylüyorum: Kürt şehirlerinde Kürtlerle beraber Türkler, Araplar, Zazalar yaşıyor. Zazalar ile Kürtleri ne kadar ayrı tutmak gerekir? Ayrı bir soru ama sadece kendisine Kürt diyenler üzerinden baktığımızda -2014’de yaptık biz bu araştırmayı Dolaysıyla aradan çok zaman geçtiği için bazı şeyler değişmiş olabilir- yüzde 60 civarında Kürt HDP’yi destekliyor, yüzde 40 çıkmıyor biraz daha azı değilim ki AK Partiyi destekliyor. Bu yüzde 40’nın da yani yüzde 30’u hareket halinde diyebiliriz. Bu da ne demek? Yani işte demin yaptım şeye yakın bir sonuç çıkar. Kürtlerin yüzde 30’u her halükarda AK Parti’yi desteklemeye devam edecek demek.

Küskün diye tariflersek bu kitleyi daha önce AK Partiye oy vermiş Kürtler için HDP bir adres mi? Çünkü HDP milletvekili Altan Tan, bu oyların HDP’ye geleceği garanti değil diyor.

 Yeğen: Çok haksız bulmam yani çok temelsiz bulmam böyle bir öngörüyü, böyle bir tahmini. HDP mevcut imajını koruyarak girerse önümüzdeki seçime.

En yakın 2019 Mart yerel.

Yeğen: Büyük bir ihtimalle Altan Tan’ın dediği sonuç ortaya çıkar. Neden? Çünkü…

Küskün AKP’lilerin adresi HDP olmayacak mı sizce de?

Yeğen: Öyle koymak istemem. 2015’de yaptığına benzer bir yenilenme yaparsa HDP özetle, hem söylem düzeyinde hem de gösterdiği adaylar düzeyinde bir kısmını çekebilir. Ama bence sürprizi asıl Saadet Partisi yapabilir. Yani onun bölgede ne yapacağı önemli, nasıl adaylar göstereceği, ne türden bir söyleme başvuracağı. AK Parti’den kopacak Kürtlerin ilk adresi bence de Saadet olur, bir kısım belki çok az bir kısım İYİ Partiyi tercih edebilir, ama “Buradan HDP’ye gidecek hiç oy yok mu?” derseniz ona hayır demem. Yani muhakkak bir kısım HDP’ye gider. Ama şunu da hesap etmek gerekir ki, 2015’de HDP’ye oy vermişlerin de bir kısmı HDP ile yollarını ayırmış durumda. Onların da nereye gideceği önemli.

Aslında elimde şöyle rakam var: Diyarbakır oylarını baz aldım; 7 Haziran’da yüzde 79 almış HDP ve 1 Kasım’da 73, 16 Nisan Referandumda “Hayır” oranı yüzde 68’e düşmüş. Bakıldığı zaman son üç seçimde -“Hayır”ı da HDP’ye yazarsak- bir düşüş söz konusu. Şiddet, gerilim olduğu zaman HDP’den bir kaçış mı var, bunu söylemek mümkün mü?

Yeğen: Tabii ki çok açıkça var.

 Bu şiddetin günahı HDP’nin boynuna mı yükleniyor?

Yeğen: Bir kısım HDP’li kesin öyle yaptı, en azından HDP’ye oy vermişlerin yüzde 20’i bu çözüm sürecinin bitmesinden işte kimi sorumlu olduğuna dair nasıl bir kanaate sahipler bilmiyorum ama muhakkak bir kısmı bunu PKK’ye ve HDP’ye, dolayısıyla HDP’ye atfetti ve o itibarla da tercihlerini değiştirdi. Biz 2014’deki araştırmalarda “Ne olursa HDP’ye oy vermekten vazgeçersiniz?” diye de sormuştuk. Çok sadık bir seçmen var; ne olursa olsun vereceğim diyen yüzde 30 filan civarında bu, ama bir de tam rakamlar buradaki kitaplar içinde var ama vakit yok bakmayayım galiba yüzde 20 falan civarında da çözüm sözünden vazgeçerse, silahlı çatışmaya dönülürse vazgeçelim diyen var. Dolayısıyla bir kısım seçmen AK Parti’den uzaklaşabildiği gibi bir kısım seçmende HDP’den uzaklaşabiliyor ve büyük ihtimalle uzaklaşmıştır. Ama onların nereye gideceği konusu hakkında hakikaten deminki kadar net konuşamam.

Peki o zaman HDP’ye oy vermiş, vazgeçmiş sonuçta HDP’ye çok da mesafeli olmayan bir seçmenden bahsedebiliriz -ki Diyarbakır’ın yüzde 80’e ulaştığı zaman var. Onların kafalarında nasıl bir HDP profili var?

Yeğen: Araştırmada sorduk. Yani bir kere HDP tabanını yekpare bir taban değil heterojen bir taban. Şöyle diyenler var mesela: “En çok HDP de eksik gördünüz özellikler nedir ya da HDP’nin mevcuttan daha fazla ne yapmasını istersiniz?” sorusunu sorup bir takım seçenekler verdik, orada en fazla aldığımız cevap; “daha dindar bir kimliğe kavuşması gerekir” diyordu taban. Ama bu yüzde yüz değil yüzde 40 falan. Bunun yakınında ne var? “Daha fazla Türkiyeli olsun” var. Daha biraz altında ne var? “Çatışmadan biraz uzak dursun” var. Ama HDP tabanı içinde şunu söyleyenler de var: “Sert bir parti istiyoruz. ” Çok değiller ama böyle de bir tabanı da var. Heterojen bir tabanı var HDP’nin. Tabii siyasi liderlik denen şey, bütün bu heterojen talepleri aralarında bir ihtilaf yokmuşçasına bir araya getirebilmekle ilgili. 2015’de HDP bunu yaptı. O itibarla 2019’da da bunu yapmasının önünde bir engel yok. Bir araştırmaya dayanarak söylemiyorum ama öngörülerime, alandaki bilgime, görgüme dayanarak şunu söyleyebilirim: HDP eğer biraz bu 2015’de olan sürecin doğru bir özeleştirisini verebilirse ve yeniden Kürt şehirlerindeki heterojenliği temsil etmeye soyunursa, bugün gördüğümüz yüzde 10 civarında kilitlenmiş HDP’yi biraz daha yukarıya taşıyabilir. HDP’nin yüzde 10’un altına çok düşebileceğini zannetmiyorum.

Heterojenlikden kastınız tam olarak nedir?

Yeğen: Yani bu işte dindarlık meselesi, silahlı çatışma yanında olmak olmamak meselesi. Biraz partiye yabancılaşmış temsilcilerle, daha organik ilişkisi bulunan temsilciler arasında bir ayrım gözetiliyor. Bütün bunları kuşatan bir şeyden söz ediyoruz. Bir de tabii HDP’liler bunu çok kabul etmeyecektir, çünkü kendini çok demokratik parti olarak görüyorlar, bir formal bir süreç işletmek açısından dedikleri doğru olabilir ama sonuçta kararlar genellikle fikri kararlar birden alınıp bildirilen kararlar olabiliyor ve biraz HDP tabanının, Kürtlerin büyük bir kısmı sineye çekerek bu kararları kabul ediyor, çünkü alternatif yok. HDP’den memnuniyetsizliğini ifade edebileceği bir zemin kanalı yok çünkü diğer Kürt partileri dökülüyor resmen hiçbir karşılıkları yok. AK Parti çözüm sürecine uzaklaşmış ve Kürtleri nerdeyse reddeden bir pozisyona çekilmiş durumda. Dolayısıyla bu memnuniyetsizliğe rağmen HDP’ye oy vermiş Kürtlerin önemli bir kısmı HDP civarında kalmaya devam ediyor.

Siz telaffuz ettiniz ; Saadet Partisi faktörü. Şöyle bir ihtimal görüyor musunuz 2019’daki milletvekili seçimlerinde bir Saadet-HDP seçim ittifak’ını? Bu ittifak bölgede nasıl bir etki yaratır?

Yeğen: Yani siyaseten olası görmüyorum. Şundan: Saadet daha büyük bir projenin kilit partisi olmaya hazırlanıyor gibi geliyor bana, o itibarla bunu yaparsa o büyük projenin partisi olamaz. O büyük projede aslında büyük Türkiye’de muhalefetin AK Parti ve MHP dışında kalan siyasi partileri bir araya getirecek merkez, yani cüssesinin küçüklüğüne rağmen Saadet Partisi öyle bir merkez olmaya hazırlanıyor gibi görünüyor. Dolayısıyla böyle bir ittifak yaparak bunu heder edeceğini zannetmiyorum ama bu olmazsa o dediğiniz ittifak çalışabilir mi? Bence olabilir, olursa da kesinlikle işe yarar, kesin iki partinin de işine yarayabilir. Ama doğrusu HDP’nin buna çok ihtiyaç duyacağı kanısında değilim. Seçim zamanı HDP’nin biraz daha moral kazanacağını ve yüzde 10 barajının kendisi açısından bir sorun olmayacağını düşünüyorum. O itibarla, o ittifakı HDP çok zorlamak istemeyecektir.

Saadet Partisi, İYİ Parti ya da CHP’yi mi iyi bir seçenek olarak görünüyor?

Yeğen: Kesinlikle. İYİ Parti ve CHP birlikte olabilir.

Söylediklerinden şunu anlıyorum: Eğer HDP var olan pozisyonunu, tutumunu korursa, az önce tanımladığınız seçmendeki kaygıları gidermezse, AK Parti’ye mesafe koyan Kürtler için Saadet Partisi bir adres olarak şu an belirmeye başladı diyebilir miyiz?

Yeğen: Doğru kesinlikle doğru.

Saadet Partisi’ne neden kayıyorlar, dindarlık mı, yoksa ötesinde başka bir şeyler de var mı?

Yeğen: Bir kere AK Parti’nin boşalttığı daha reformist çizgiye Saadet Partisi çekilebilir, en azından şimdiye kadar ki AK Parti gibi şiddet dilini Saadet Partisi kullanmaktan imtina etti. Bu Kürtler için çekim noktası. Yani öyle ki hani bunu CHP kullansa tekrar Kürtler 1980 öncesi olduğu gibi CHP’ye de yüzlerini dönebilir.

1994’de Refah Partrisi adayı Ahmet Bilgin Diyarbakır Belediye Başkanı seçilmişti.

Yeğen: Tabii. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni Refah Partisi aldı. Bir de zaten sadece 80 sonrasına değil, Erbakan’ın 70’lerde aldığı oylara da bakarsanız çok önemli bir kesimini Kürtlerden ve Kürtçeyi bilenlerden alır ve hatta Fehmi Çalık mıdır “Erbakan’ın Kürtleri” diye kitap yazan? O kitaba bakarsınız Erbakan bunu teslim eder zaten. Yani kendilerini sürekli bir yerlere taşıyanın büyük oranda bir Kürt dinamizmi olduğunu o da teslim eder.

Şu andaki HDP karar vericileri az önce bahsettiğiniz heterojenliği yönetecek politikalara dönmeye niyetli görünüyorlar mı?

Yeğen: Olmak zorunda. Kürt dinamiklerine ve realitesine sırt çeviremez. -ki  şu  anda herhalde izlemişsinizdir Kürtlerle birlik tartışması zaten  yürüyor- Çünkü önümüzdeki yani 2019’un büyük sorusu artık Türkiyelileşme, Türkiyeli liberaller ve solcularla ittifak yapmak olmayacaktır. Bu ittifak yapıldı, sonuçları alındı ve  oradan gelen işte desteğin bir kısmı bir daha asla bence asla HDP’nin yanına uğramayacaktır. Ama o ittifak hasebiyle HDP’nin yanında  hep kalacak bir kitle olacaktır. Daha profesyonel solculardan, daha devrimci soldan, biraz alevi tabanından gelen bir destek HDP’nin yanında kalmaya devam edecektir. Dolayısıyla burada yeniden 2015 dilini kullanarak HDP’nin mevcuttan daha fazla destek alabileceğini zannetmiyorum. Yeni bir dil tesis etmesi gerekiyor -ki onun işaretlerini zaten HDP’liler bizzat kendileri veriyorlar-  daha çok bölgedeki Kürtlere dönmüş durumdalar. Şu anda onlarla birlik yapmanın  peşindeler. Dolayısıyla hani demin söylediğim Kürdistan’ın kendi  heterojenliğini gözeten bir  yerel aday ve milletvekili aday profili ve ona uygun bir söylem tutturursa HDP büyür.

Biraz Afrin’i konuşsak, Afrin Harekâtı’nda oraya Türk bayraklarının çekilmesi, bir zafer edasıyla sunulması Güneydoğu’daki Kürtler nezdinde nasıl bir halet-i ruhiye oluşturmuştur?

Yeğen: Bunun da çok olumlu bir halet-i ruhiye oluşturmadığını tahmin edebiliriz. Türkiye devleti söylem düzeyinde böyle çok yaralayıcı olmaktan kaçınmış olmakla birlikte, oradan gelen fotoğraflar, orada o işi icra eden güvenlik kuvvetlerinin ve orduya yardım eden ÖSO’nun verdiği manzaralar Kürtlerin büyük bir kısmında büyük bir hayal kırıklığı kesin üretmiştir. Ama Afrin’den önce tabii bir Irak Kürdistanı faciası var, büyük kırılmalardan biri de orada yaşandı.

Referandum sürecinde Türkiye’nin aldığı tutumdan bahsediyorsunuz sanırım.

Yeğen: Hem tutum, hem “ambargo uygularız” diyen ve orayı hakir gören bir takım tabirlerin kullanılmış olması. Bu da demin söylediğim yani AK Parti’ye sadakati görece zayıf olan Kürtlerin oradan uzaklaşmasını kolaylaştırmıştır. Ama bu türden insanların gidebileceği yer yine bence daha ziyade Saadet Partisi olur.

 2019 için Türkiye’nin tarihi seçimi deniyor, yerel seçimler de var. PKK’nın bir ateşkes ya da Türkiye’de silah bırakma türü kararları söz konusu olabilir mi? Böyle beklentiniz var mı şu andaki iklimde?

Yeğen: Valla o olsa tabii ki iyi olur ama olur mu, olabilir mi? Derseniz çok bir ihtimal var gibi görünmüyor. Ama bu PKK’dir her zaman her şey olabilir ama bu 2015’de keşke olsaydı. 2015’deki seçim sonuçları üzerine PKK bunu yapmış olsaydı büyük ihtimalle bugün yaşadığımız şeylerin bir kısmını hiç yaşamamış olacaktık. Ortadaki durumu düşünce özellikle Suriye’deki durumu bu çok olası görünmüyor. Çünkü ABD ile YPG üzerinden yürüyen bir ittifak ilişkisi var ve Suriye’de henüz işler tamamlanmadı gibi galiba. Batı’yla, Rusya arasındaki gerilimin yeniden yükselmesine bağlı olarak Suriye’de bir kez daha her şey yeniden başlayacak gibi görünüyor -yani bunda yanılıyor olabilirim ama- sanki kıyamet yeniden kopacak gibi görünüyor. Suriye’de bir yandan bitime doğru ilerlerken bir yandan başka bir dinamik çalışmaya başladı. O çalışmaya başlarsa da PKK gibi silahla hareket eden unsurlar için yeniden oyun alanları açılacak demektir. Ancak şunu bilemeyiz tabii: Saha ile nasıl bir irtibatı var PKK’nin bunu bilebilecek durumda değilim. Yani Türkiye Kürtlerini dinliyorsa eğer oraya kulağını kabartmışsa oradan gelen bu yöndeki talep kuvvetli hakikaten.

Tabanda bu talep dillendiriliyor mu?

Yeğen: Şimdi bunu afaki konuşabilirim. Araştırmaya dayanarak söyleyebilirim yüzde 20-25’lik HDP’li özetle genç bir kesim açısından ne olursa olsun tabi ki HDP civarda kalınır, ister silah bırakılsın, ister silah bırakılmasın. Çoğunluk güven içinde çoluk çocuğuna ekmek götürebildiği bir hayat istiyor. Dolayısıyla silah bırakma Türkiye’ye karşı silah kullanmama türünden bir karar bu açıdan Kürtleri çok rahatlatır tabi.

HDP içinde bu talebi dillendirme imkanları ne kadar diye sorsam size?

Yeğen: Hani kamuoyu çok takdir etmedi ama bu hendek savaşları denen süreç başladığında bir kısım -Selahattin Demirtaş’ta dahil olmak üzere- HDP’li bu işi durdurmak için epey bir çaba sarf etti ama güçleri yetmedi. Ben HDP yöneticilerinden önemlice bir kısmının bu olan bitenden hiç memnun olmadığından çok eminim. Güçleri o kararları geri çevirmeye yetmedi. Fakat yaşanan bu yıkım Afrin’de de geri çekilme hali Türkiye’de sivil Kürtlerin, asker Kürtlere, PKK’ye yönelik daha güçlü bir ses çıkarmasına biraz uygun vasat üretmiş durumda. Yani bugün HDP’li olup da PKK’ye “Silah bırak” diyebilmenin meşruiyeti daha yüksek artık bu çok açık.

Önümüzdeki dönem bu talebi yüksek sesle duymamız mümkün mü?

Yeğen: Şundan dolayı belki yüksek olmayabilir. Zaten çok yüksek bir çalışma profili yok şu anda. Yeniden bahar geliyor yükselir mi bu durum? Ondan çok emin değilim. Çok da zannetmiyorum açıkçası. Birincisi zaten çatışmalar pek yakında PKK açısından kötü netice vermiş durumda. Bu teknolojinin kullanımı falan PKK’yi zorlamış durumda. İkincisi çözüm sürecinin hemen bitmesinin ardından PKK’nin yaptığı eylemler epey bir tepki yarattığı özellikle bombalama vs. eylemler. Dolayısıyla kendi adıma çatışmada bir yükselme çok beklemiyorum

Son olarak biraz da Selahattin Demirtaş’ı konuşursak. Demirtaş’sız bir HDP, Demirtaş’ın yönetiminde olmadığı bir HDP, HDP’ye gönül vermiş oy kişilerde bir burukluk yaratıyor mu?

Böyle bir şey olduğuna kesin kaniyim kendi adıma yani hiç tereddüttüm yok bu konuda. Selahattin Demirtaş, sadece Kürtler açısından değil, Türkiye’nin diğer seçmenleri nazarında da son dönem Türkiye’sinde hiç rastlanmayan bir figürdü o itibarla -yani benzetmem yanlış olmaz umarım – Türkiye siyaseti bir Recep Tayyip Erdoğan çıkardı bir de Selahattin Demirtaş’ı çıkardı son 10 -15 yılda. Dolayısıyla Selahattin Demirtaş hem mutedil Kürtleri hem de Kürdün hakkı, hukuku teslim edilsin diyen daha liberal Türkleri HDP’nin etrafında biriktirebilen bir figürdü. Unutmayalım HDP yüzde yediden, yüzde 13’e çıktı, ilk önce Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 9’u buldu sonra yüzde 13’ü. Dolayısıyla Demirtaş’ın lider kaldığı bir HDP ve PKK’nin de silah bıraktığı bir Türkiye’de HDP büyük bir ihtimalle yüzde 20’lere doğru ilerleyen bir parti olacaktı. Bu yeniden yapılabilir mi? Zor. Demirtaş’ın liderliği bunun olmasına çok büyük katkıda bulundu. O itibarla Demirtaş’tan kopmuş bir HDP esas olarak dibe vurmayacaktır, büyük zorluklar yaşamayacaktır ama Demirtaş’lı bir HDP’den de farklı olacaktır bu açık.

Çok teşekkürler Mesut Yeğen. Evet bugünkü özel yayınımızda Prof. Mesut Yeğen’i konuk ettik. Kendisi ile AKP’ye oy vermiş Kürtler üzerinden genel Kürt seçmeninin halet-i ruhiyesini dinledik. Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz, hoşça kalın!

 

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus