Af Örgütü Raporu: “Fırtınaya Göğüs Germek – Türkiye’deki Korku İkliminde İnsan Haklarını Savunmak”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Uluslararası Af Örgütü, “Fırtınaya Göğüs Germek – Türkiye’deki Korku İkliminde İnsan Haklarını Savunmak” başlıklı bir rapor yayınladı.

page_34evde-hazirda-bekleyen-bir-cantam-var-her-sabah-hala-disarida-oldugumu-soylemek-icin-iki-kisiyi-ariyorum34_068121380

“Türkiye hükümeti olağanüstü hali muhalif ve farklı görüşlerin alanını daraltmak için kullanmaya devam ederken, toplumun tüm kesimlerinde bir korku iklimi hâkim” denilen raporda “ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlükleri, kişi özgürlüğü ile güvenliği ve adil yargılanma haklarının hangi yollarla aşındırıldığına” dikkat çekildi.

Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri, “Keyfi Gözaltı ve Tutuklamalar”, “Terörle Mücadele Yasaları Kapsamında Hukuku İstismar Eden Kovuşturmalar”, “Muhalif Sesleri Susturmak Amacıyla Yapılan Tehdit, İftira ve Yıldırmalar”, “Toplanma Özgürlüğü Üzerindeki Haksız Kısıtlamalar” başlıkları altında incelendi.

“Bozulmuş bir hukuk sistemi”

Olağanüstü Hâl döneminde görülen davalardan söz edilen raporda, “genel ifadelerle kaleme alınmış muğlak terörle mücadele yasaları muhalif görüşleri kriminalize etmek için kullanıldı. Giderek artan yasal baskı ağına takılanların çoğu hakkında kovuşturma başlatıldı ve bu kişiler, ceza gerektiren bir suç işlediklerini gösteren maddi kanıtların mevcut olmamasına rağmen tutuklandılar” ifadeleri kullanıldı.

“Keyfi gözaltı ve tutuklamalar”

Raporda “keyfi gözaltı ve tutuklamalar” başlığı altında insan hakları savunucularına yönelik kısıtlamalardan ve OHAL sonrası yapılan gözaltı ve tutuklamalardan söz edildi. “Osman Kavala’nın hiçbir temellendirme olmadan aylardık tutuklu olması, Afrin’e düzenlenen askeri operasyona karşı çıkan kişilerin gözaltına alınması, gazeteci Deniz Yücel’in gözaltına alınması, Büyükada’da yapılan toplantı sonrası insan hakları savunucularının gözaltına alınması ve yargılanmaları, Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı olan Taner Kılıç’ın, telefonunda ByLock olmadığının belgelenmesine rağmen tutukluluğunun devam etmesi”, bu başlık altında örnek olarak gösterildi.

1030763167

 

STK ve derneklerin kapatılması

Raporda, KHK’larla kapatılan sivil toplum kuruluşları ve derneklere dikkat çekildi. Rapora göre 1300’den fazla sivil toplum örgütü, terör örgütleriyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle Olağanüstü Hâl KHK’larıyla kapatıldı ve kapatılan bu örgütler, haklarında verilen kararlara karşı idare mahkemelerinde etkili bir biçimde itiraz edemedi.

Raporda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 2016’nın Kasım ayında söylediği “Bağırıyorlar, çağırıyorlar. 370 dernek kapattık. Neden? Oralarda konaklayacaklar, pinekleyecekler, terör örgütüne destek sağlayacaklar, biz de onları meşru bir organ olarak göreceğiz. Vurduk kilidi, gitti. Hadi bakalım açın da görelim!” sözleri hatırlatıldı. Kapatılan derneklerle ilgili raporda şu ifadelere yer verildi: “Hedef alınan örgütler arasında Türkiye’nin önde gelen çocuk hakları örgütü Gündem Çocuk, 11 kadın hakları derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) gibi avukatlar tarafından kurulan örgütler ve yerlerinden edilen kişiler ile mültecilere insani yardım sunan örgütler de yer alıyor. 

Toplanma özgürlüğüne kısıtlamalar

Af Örgütü Raporu’nda, OHAL ile birlikte gelen toplanma yasakları da yer aldı. “Geçtiğimiz son beş yılda, toplanma özgürlüğü üzerindeki haksız kısıtlamalar ve protestoların bastırılması için aşırı güç kullanımı rutin bir hâl aldı” denilen raporda, LGBTİ+ etkinliklerine yönelik kısıtlamalar da hatırlatıldı. Son üç yılda İstanbul ve Ankara’da birden fazla onur yürüyüşü etkinliği yasaklanmıştı.

Ekran Resmi 2018-04-26 12.49.20

Türk yetkililerine ve uluslararası topluma tavsiyeler

Af Örgütü raporunun sonunda, Türk yetkililerine ve uluslararası topluma tavsiyeler yer aldı.

Türk yetkililerine tavsiyeler:

  • Bir suç işlendiğine dair inandırıcı kanıtlar olmaksızın terörle mücadele kanunları kapsamında tutuklanan Taner Kılıç, diğer insan hakları savunucuları ve sivil toplum aktörleri derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.
  • İnsan hakları savunucuları ve diğer sivil toplum aktörleri, meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle kovuşturmaya maruz kalmamalıdır.
  • İnsan hakları savunucularına ve diğer sivil toplum aktörlerine yönelen tehdit ve yıldırmalar soruşturulmalı ve sorumlular uluslararası hukuk ve standartlarla uyumlu olarak adalet önüne çıkarılmalıdır.
  • İnsan hakları savunucularını ve diğer sivil toplum aktörlerini karalayan ve bu kişilere karşı ayrımcılık teşkil eden dilin kullanılmasından vazgeçilmelidir.
  • İnsan hakları savunucularının ve diğer sivil toplum aktörlerinin çalışmaları kamu önünde kabul edilmeli ve bu kişilerce yürütülen faaliyetlerin meşruiyeti tanınmalıdır.
  • Olağanüstü Hâl kaldırılmalı ve ulusal güvenliğe yönelen tehditlerle mücadele edilmesi için uygulanan meşru tedbirlerin ötesine geçen kanun hükmünde kararnameler ilga edilmelidir.
  • Olağanüstü Hâl kapsamında keyfi olarak kapatılan insan hakları örgütlerinin yeniden açılmaları ve el konulan varlıklarının iade edilmesi güvence altına alınmalıdır.

Uluslararası topluma tavsiyeler:

  • Avrupa Birliği ve AB Üye Devletlerine: Tüm siyasi diyalog ve ikili müzakereler, sivil toplum üzerindeki baskıya dair kaygıların dile getirilmesi için kullanılmalı; AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi de dâhil olmak üzere Türkiye ile geliştirilen ikili ilişkilerde bu tartışmalar ve insan haklarıyla ilgili hükümlerin, uygun olan hallerde hayata geçirilmesi güvence altına alınmalı; Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (İPA) insan hakları ihlallerine katkı sağlamaması, Türkiye Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen projelerin askıya alınması da dâhil olmak üzere, güvence altına alınmalıdır.
  • Avrupa Konseyi’ne: Türkiye’de sivil toplum üzerindeki baskının ele alınması için Bakanlar Komitesi, acil toplantı ve AİHM tarafından verilen kararların uygulanmasını sağlamak da dâhil olmak üzere sahip olduğu tüm araçları kullanmalıdır. Nisan 2017’de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından kabul edilen genişletilmiş denetim mekanizması sıklıkla düzenlenen ziyaretler ve raporlamalarla fiili olarak uygulanmalıdır. Genel Sekreterlik bu kaygılarını yüksek düzeydeki siyasi diyaloglar vasıtasıyla kuvvetli bir biçimde dile getirmelidir.
  • Birleşmiş Milletler’in insan hakları ile ilgili organlarına: Ülkedeki durumla – özellikle olağanüstü hal ve sivil toplumla – ilgili raporlama ve bildirimlerde bulunma amacıyla Türkiye’ye gözetleme ziyaretlerine devam edilmeli ve izlemenin kapsamı genişletilmelidir.
  • İnsan Hakları Konseyi Üyesi Devletlere: İnsan Hakları Konseyi gündemi kapsamında, özellikle de 3. Başlık (Tüm İnsan Haklarının Teşvik Edilmesi ve Korunması) ve 4. Başlık (Konsey’in Dikkatini Gerektiren İnsan Hakları Durumları) altında, kollektif eylem de dâhil olmak üzere çabalara devam edilmeli ve bu çabalar artırılmalıdır.
  • Tüm Devletlere: Bu raporda yer verilen bireysel vakalar ve genel kaygılar, Türkiye ile olan ikili ilişkilerde net ve kuvvetli bir biçimde dile getirilmelidir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus