New York Times: İstanbul yakınlarında, gazdan kaynaklı depremler bölge için yeni riskler oluşturabilir

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times’ta 3 Mayıs 2018 çıkan Shannon Hall imzalı haberi Mert Doğruer çevirdi.

Ayasofya’nın solgun duvarlarından birinde, kubbenin zemininden tepesine kadar uzanan dev bir çatlak mevcut. Bu hasar, şehrin çeşitli yerlerindeki antik duvar, kubbe ve minarelerin yaralarından yalnızca biri. Nedeni de, Türkiye’yi ve bölgeyi sürekli sallayan depremler.
Yaklaşık 15 milyonluk nüfusuyla İstanbul, gezegenin en aktif sismik fay hatlarından birine sahip. Şehrin hemen güneyindeki Marmara Denizi’nin turkuaz sularının altında yatan bu fay hattının yakın zamanda kırılması ve büyük bir depreme yol açması bekleniyor.
Bu da bilim insanlarını Kuzey Anadolu Fay Hattı’nı daha derinlemesine araştırmaya sevk ediyor. Scientific Reports’ta geçtiğimiz Salı günü yayınlanan bir haberde, Ifremer’deki Fransa Deniz Keşif ve Araştırma Enstitüsü’nden Louis Géli ve meslekdaşları, mevzubahis fay hattının, yakınlarındaki doğalgaz rezervlerini sarstığını gösterdi. Bu sonuç, bilim insanlarının deprem risklerini daha isabetli değerlendirmelerine yarayabilir.

2011’deki artçı sarsıntılar

Bulgular, 25 Temmuz 2011’de Marmara Denizi’nin batı kısmında meydana gelen depremden sonraki haftalarda görülen artçı sarsıntılara dayanıyor. Genellikle, bu küçük sarsıntılar iyiye işarettir. Fay hattının sıkışan enerjiyi salıverdiğini gösterir. Ama fay hattı hareketsiz kaldığında bilim insanları endişe duyarlar, çünkü bu hatlar kilitlendiklerinde aniden kırılabilirler.
Bununla birlikte, Dr. Géli ve arkadaşları bu artçı şokları analiz ettiklerinde tuhaf bir şeyle karşılaştılar. Artçılar, ana depremin konumu olan, derinlerdeki temel kayayla aynı derinlikte değil, denizin sığ sularındaki çamurlu çökeltilerde meydana gelmişlerdi. Bu sürpriz, tektonik gerilimden başka bir mekanizmanın devrede olduğu anlamına gelebilir.
Araştırmacılar şimdi bundan yeraltı gazlarını sorumlu tutuyor. Büyük deprem yakınlardaki bir gaz rezervini vurduğunda, buradan boşanan gazlar yukarı çıkarak daha zayıf depremlere yol açtılar. Bu bulgu, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın artçı depremlerin doğrudan sorumlusu olmadığını söylüyor ve Dr. Géli’ye göre bu da fay hattının daha önce sanılandan çok daha büyük risk oluşturduğu anlamına gelebilir.

Fay hattının kilitlendiği görüşüne itiraz

Kuzey Anadolu Fay Hattı’nı araştırmış olan, ama bu çalışmada bulunmayan Pasifik Kıyı ve Deniz Bilimleri Merkezi’nden jeofizikçi Tom Parsons ise bundan o kadar emin değil. Son bulguların gaz hareketleriyle kesinlikle ilişkilendirilebileceğini kabul eden Parsons, fay hattının kilitlendiği fikrineyse mesafeli. Marmara Denizi’nin suları, kırılma hakkında daha geniş çalışmalar yapılmasına engel oluyor.
Her halükarda, bulgular ek bir hasara dikkat çekiyor. Araştırmanın ortaklarından biri olan, Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi GFZ çalışanı Marco Bohnhoff, eğer büyük bir depremde doğalgaz rezervi etkilenirse, sonuç olarak gaz sızıntıları ve hatta patlamalar bile görülebileceğini savunuyor. “Bu sismik tehlike, yetkililer tarafından henüz dikkate alınmadı” diyor Bohnhoff.

Tsunami endişesi

Dr. Parsons da, 2011 depreminin büyük miktarda yeraltı gazı salıvermesinden ötürü, daha büyük bir depremde daha da fazla metan gazı çıkma ihtimalinin yüksek olduğunda hemfikir. Aynı zamanda böyle bir depremin Marmara Denizi’nde denizaltı heyelanlarını tetikleyip tsunami meydana getirebileceğinden de endişeli.
Birçok açıdan, bu bulgular konu hakkında ne kadar fazla bilinmez olduğunu ve bölgenin deprem tehlikeleri hakkında daha derinlemesine çalışılma ihtiyacını sergiliyor. “Bölgede özel bir durum var ve olabilecekler hakkında fikir veren bir model bulunmuyor” diyor Dr. Bornhoff.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus