Mia Farrow ve Woody Allen’ın MeToo haberciliği ile Pulitzer kazanan oğulları Ronan Farrow: “Her beyan esas değildir”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

The Guardian’dan Andrew Anthony, Mia Farrow ve Woody Allen’ın, geçtiğimiz ay Pulitzer ödülü alan 30 yaşındaki oğlu Ronan Farrow ile bir röportaj yaptı. Farrow, Weinstein skandalıyla başlayan ve ABD’de ünlü isimler arasında tacizin boyutlarını ortaya koyan ve sosyal medyada MeToo etiketiyle yayılan skandalla ilgili yapmış olduğu haber sayesinde, New Yorker ile birlikte ödüle layık görülmüştü.

Haberde; çocukluğuna, gençliğine, eğitimine ve ailesiyle ilişkilerine değinilen Farrow,  gazetecilik kariyerine başlamasıyla ilgili olarak, Weinstein skandalını bir kilometre taşı olarak gördüğünü söyledi. Harvey Weinstein’ın birlikte çalıştığı kadınları taciz ettiği yönündeki iddialar yankılandığı sırada bünyesinde çalıştığı NBC’nin, konunun araştırılması yönündeki talebine sıcak bakmaması üzerine haberi New Yorker için yapmaya karar verdiğini anlatan Farrow, bu çerçevede pek çok gazeteciyle ve pek çok kaynakla görüştüğünü, bunlar arasında bir gazetecinin ‘bu öykülerin (taciz deneyimleri) birbirinden ayrı öyküler değil, büyük bir hikayenin parçası olduğu’ yönündeki yorumuna büyük ölçüde hak verdiğini söyledi.

Tacize uğradığını savunan her bireyin doğru söylediğinin varsayılması fikrinde olmadığını söyleyen Farrow, gazeteci olarak sorumluluğunun, bu gibi iddiaları dikkatle araştırmak olduğunu söyledi. Farrow, babası Woody Allen ile ilgili bir soruya ise şöyle yanıt verdi :

“Bence, Harvey Weinstein, Woody Allen ya da uzun yıllardır Bill Cosby için de geçerli olduği gibi, mahkum edilmemiş kimseler karşısında, bu kişilerin suçunun mahkemede kanıtlanmamış olduğunun altının çizilmesi kesin olarak önem taşıyor.  Ben bu ayrıma hep dikkat ediyorum. İş hayatında bir kişinin boykot edilip edilmemesi meselesi ise kişinin kendi kararıdır. Açıkça ortada ki, kız kardeşimin de aralarında olduğu bazı kişiler, bu bireylerle çalışılmaması gerektiğini düşünüyor ve bu konuda hassaslar. Kurbanların böyle hissettiğini vurgulamakla beraber (…) ben şimdiye kadar herhangi bir kişiyle ilgili olarak boykot çağrısında bulunmadım.”

ABD diplomasisinin dönüşümünü anlatan ‘War on Peace: The End of Diplomacy and the Decline of American Influence’ adlı kitabı geçen ay yayınlanmış olan Farrow siyasete girmeyi düşünüp düşünmediği sorusuna ise “Gazetecilik kariyerinde fazlasıyla düşman kazanmış olduğunu”söyleyerek cevap verdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus