Trump’ın, Ruhani ile hiçbir koşul öne sürmeden görüşme teklifi reddedildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

 

Mike Pompeo ve Ruhani’nin danışmanı, taraflar arasında görüşme gerçekleşmeden önce koşullar koymak konusunda birleştiler.

ABD Başkanı Donald Trump, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile hiçbir şart koşmadan kesinlikle görüşebileceğini söylemişti. Fakat bu teklif daha sonra hem Trump’ın kendi yönetimi hem de Ruhani’nin bir danışmanı tarafından reddedildi.

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Trump, İran ile “istedikleri zaman” görüşmeye hazır olduğunu belirtti ve “Herkesle görüşürüm, görüşme yapmakta yanlış bir şey yok” dedi.

Kendisine yöneltilen görüşme için herhangi bir koşulu olup olmadığı sorusuna “Hayır, hiçbir koşulum yok. Buluşmak istiyorlarsa istedikleri zaman buluşuruz. Bu; ülke için iyi, bizim için iyi ve dünya için iyi. Hiçbir ön koşulum yok. Buluşmak istiyorlarsa buluşacağım” diye cevap verdi.

The Guardian’da yer alan habere göre, Trump’ın bu apaçık spontane teklifi üslubunda belirgin bir değişikliğe işaret ediyor.

Trump yönetimi ise önümüzdeki aylarda 2015 yılı anlaşması kapsamında kaldırılan yaptırımları tekrar başlatmak için hazır ve ayrıca Trump yönetiminin İran İslami Cumhuriyeti’ne karşı rejim değişikliği isteği şüphesi uyandıran baskı kampanyası başlatması bekleniyor.

Yorumdan sonra ABD Dışişleri bakanı Mike Pompeo, açık bir şekilde Trump’la çelişen koşullar listesi öne sürdü. Pompeo, pazartesi günü CNBC’ye şunları söyledi: “İran hükümeti kendi insanlarına nasıl davrandıklarıyla ilgili esaslı bir değişikliğe gitme kararlığını gösterirse, kendi halkına kötü davranmayı bırakırsa, aslında yayılmacılığa karşı olan bir nükleer anlaşmaya girmeyi kabul ederlerse onlarla oturup konuşmaya hazırız.”

Başkanın Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Garret Marquis, daha sonra yaptığı açıklamada ABD’nin “Tahran politikalarında somut, kanıtlanabilir ve süreklilik gösterecek değişiklikler olmadığı sürece”, yaptırımların kaldırılmayacağını veya ticari ve diplomatik ilişkilerin tekrar kurulamayacağını belirtti ve “Rejim rotasını değiştirmezse yaptırımların sonuçları onlar için gittikçe acılaşacak” dedi.

Ruhani’nin danışmanlarından Hamid Abutalebi ise, Trump’la görüşmek için kendi koşullarını öne sürdü. Abutalebi, Trump’ın “büyük İran milleti”ne saygı duyması gerektiğini söyleyerek, görüşmenin gerçekleşmesi için ABD’nin nükleer anlaşmasına geri dönmesi gerektiğini belirtti ve takınılan düşmanca tavrın azaltılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Salı günü resmi web sitesinde yaptığı açıklamada Ruhani, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesinin “yasa dışı” olduğunu ifade etti. Ruhani, “İslam Cumhuriyeti bölgede hiçbir zaman gerginlik arayışına girmedi ve küresel su yollarıyla ilgili herhangi bir sıkıntı yaşamak istemiyor, ancak petrol ihracat haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Trump kendisini usta bir arabulucu olarak adlandırıyor ve yüz yüze yaptığı görüşmelerin en etkili olanlar olduğunu iddia ediyor. Her iki partiden de somut gelişmeler olmadığı eleştirisi gelse de Trump, Rusya Cumhurbaşkanı Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı görüşmelerin faydalı olduğunu iddia ediyor.

Trump geçtiğimiz hafta sosyal medya üzerinden İran’la ilgili yaptığı sert paylaşımlarda tehditkar konuştu. Bu paylaşımı Ruhani’nin uyarısı takip etti. Ruhani “Amerika bilmelidir ki İran’la barış tüm barışların anasıdır ve İran’la savaş da tüm savaşların anasıdır” dedi.

Trump daha sonra tehditkar söylemlerini azaltarak, yönetiminin İran’la tekrar müzakere masasına oturmaya istekli olduğunu belirterek “eski yönetimin yaptığı rezalet anlaşma yerine gerçek anlamda bir anlaşma yapmaya hazırız” dedi.

Trump’ın bu açıklamasına Capitol Hill’deki iki partiden de eleştiriler geldi. Senatör Dianne Feinstein bunun iyi bir fikir olduğunu belirtti.

Senato’nun Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi  Bob Corker, bu gelişmeyi “iyi” olarak tanımladı, ancak İran’ın gelecekte “normal” bir ülke olmayı kabul etmesini koşul olarak koydu.

Demokrat Bob Menendez, “kötü sonuçlar için başka bir reçete” gerektiğini ifade etti ve “Kuzey Kore ile aynı senaryo” olduğunu söyledi. Menendez ayrıca,  “Önkoşul yok, hazırlık yok. Ve ortaya koyacak neyimiz var? Elimizde Kim Yong-un var, uluslararası bir paryayı, meşru bir devlet adamı mertebesine yükseltmeye çalışıyoruz”ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus