Saraybosna’da savaş otelinde tatil: “Burada uyumak delilik”

The New York Times’ta yer alan habere göre, Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da bulunan War Hostel’ın (Savaş Hosteli) yöneticisi Arijan Kurbasic, misafirperverlik anlayışının herkes için aynı olmadığı düşüncesinden yola çıkarak otelinin kurallarını gevşetmeye hazır olduğunu açıkladı.

Kurbasic örneğin oteldeki müzik sesini kısarak yerine silah ve patlama sesleri yayınlıyor.

Otelde uyumak da bir mücadeleye dönüşüyor; misafirler yatak, yastık ve çarşaf olmadan sadece ince minderler üzerinde ağır ve kaşındıran battaniyelerin altında uyumaya çalışıyor.

Otelin dekorunun da yatıştırıcı olduğu söylenemez; odalardan birinde pek çok silah var ve duvarda “Ölüm” ve “Son” yazıyor.

Diğer oteller müşterilerine, lüks konaklama olanakları ve nefes kesici şehir manzaralarıyla keyifli tatil anıları sunarken Kurbasic’in oteli kendini zorlamak isteyenler için “sığınak” adı verilen penceresiz bir zindan odasında kalma “imkanı” sunuyor. Odanın dizaynı o kadar rahatsız edici ki Kurbasic orada uyumanın “delilik” olduğunu söylüyor.

Eskiden tur rehberliği yapan 27 yaşındaki Kurbasic, turistlerle geçirdiği vakit sırasında turistlerin asıl isteklerinin Bosna’da 1992-95 yılları arasında yaşanan acıları öğrenmek olduğunu fark ettiğini ve insanlara istediklerini vermeye karar verdiğini söylüyor.

Konaklama endüstrisinin deyimiyle “karanlık turizm”, korkunç şeylerin yaşandığı yerlere odaklanmasıyla soru işaretleri oluştursa da büyümekte olan küresel bir pazar olarak görülüyor.

Bu tarz “karanlık turizm” yerleri arasında ABD eski  Başkanı John F. Kennedy’nin suikasta uğradığı Dallas’taki Dealey Plazası, Polonya’daki Auschwitz Nazi toplama kampları gibi katliamların yaşandığı yerler de var.

Saraybosna’da ise 1914’de bir Sırp milliyetçisinin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Arşidük Franz Ferdinand’ın suikastiyle 1. Dünya Savaşına kadar giden olay örgüsünü başlattığı yer ve 1994’de bir havan mermisinin 70’den fazla kişinin ölümüne sebep olduğu pazar da dahil olmak üzere bu tarz mekanlardan birkaç tane var.

Bosna’da “karanlık turizm” anlayışı daha karanlık bir noktaya doğru ilerliyor. Savaş turistleri, çoğunluğunun Rus ve Yunan Ortodoks Hristiyanlar olduğu iddia ediliyor, eskiden beri savaş alanlarında para karşılığında silahlarla birlikte poz verip hatıra fotoğrafları çekiliyorlardı.

Turistlerin ilgisini çeken başka bir yer ise savaş sırasında Sırp askerleri tarafından ele geçirilip şehri ele geçirmek için kullanılan ve şu an harabe haline gelmiş Yugoslavya’nın ilk özel oteli.

Kurbasic, oteli açarken amacının Avrupa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşen en kanlı savaşlarından birinin nostaljisini yapmak olmadığını, aslında bunu gençlere yönelik yaptığını ve onların savaşın yarattığı zorlukları anlamaları için böyle bir konsept yarattığını ifade ediyor.

Kurbasic, milenyum doğumluların otele geldikleri zaman ortamı “çok havalı” bulduklarını fakat savaşın “havalı” bir tarafı olmadığını, savaşın bir oyun olmadığını ve gençlerin savaşı bir oyun olarak görmesinin kötü seçimler yapmalarına sebep olabileceğini ekliyor.

Otelin 6 kişilik bir odası ve özel olarak isteyen müşteriler için “sığınak” olarak adlandırılan bir odası da mevcut ve askerlerin kaldıkları koşulları yaşatan odaların zemini kurumuş çamurdan yapılmış. Ayrıca bu odalarda cep telefonu, saat ve mücevherler yasak. İçeride bir saat var fakat bu saat de bozuk olduğu için zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün değil.

Odada pencere ve ışık yok, müşterilere verilen pili bitmek üzere olan el fenerleriyle görebiliyorlar fakat bunu çok uzun süreli kullanamadıkları için karanlıkta oturmaya alışıyorlar.

Kurbasic müşterileri askeri üniformayla karşılıyor ve kendisini babasının savaş sırasındaki kod adı olan “Zero One”(Sıfır Bir) olarak çağırmalarını istiyor.

Müşterilerin çoğu Avrupa, Avustralya ve Amerika’dan geliyor, yaşları Sırp kuşatması altındaki Saraybosna’daki tüyler ürperten savaş görüntülerini hatırlamak için çok küçük.

Savaş sırasında küçük bir çocuk olan Kurbasic yerelde yaşayan kişilerin otelle kesinlikle ilgilenmediklerini belirtiyor. Birçoğu için savaşın anıları hala taze ve onlar yaşanan acıları unutmak istiyorlar.

Fakat bu sektörde kar imkanının yüksek olduğunu fark ettikçe yereldeki işletmecilerin de savaş turizmine sıcak bakmaya başladıkları görülebiliyor.

Saraybosna Havalimanı yakınlarında oturan Müslüman bir aile, evlerinin savaş sırasında kazılan ve daha sonradan Umut Tüneli olarak adlandırılan tünelin girişinde bulunduğunu ve turistlerin bilet alarak bu tünele girmek için para verdiklerini söylüyor ve bu sayede para kazanmak için bu işi yapmaya başlıyorlar.

Ne var ki savaş üzerinden para kazanmak her zaman için riskli bir iş, çünkü hala savaş sırasında komşu ülkeler arasında kimin kime ne yaptığı tartışması devam ediyor ve bu yüzden hassas bir konu.

Tur rehberliği yapan Bay Yusufoviç, kendisini ibadet etmeyen bir Müslüman olarak tanımlıyor, Saraybosna’daki yetkililerin sadece tek bir şeye odaklandıklarını söylüyor, kendilerinin kurban olduğu ve diğerlerinin suçlu olduğu.

Otelin işletmecisi Kurbasic ise bu tarz tartışmalardan sıkıldığını ve bu tarz dehşetlerin insanların olduğu her yerde yaşanabileceğini düşündüğünü ifade ediyor.

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar