Filmi için Yahudi yerleşim bölgesi Tekua’ya giden yönetmen: “İsrailli olmaktan utandım”

Batı Şeria’da bulunan, Jerusalem’in kuzeyindeki Tekua isimli yerleşim bölgesinde pek çok değişik sahneye şahit olmak mümkün; sokaklarda yoga dersleri, organik pazarlar ve üzerinde “sarılmak bedava” yazılı tabela tutan insanlar. Fakat belgesel yapımcısı Iris Zaki iki sene önce çekmeyi düşündüğü belgesel için Tekua’ya vardığında yerel halk tarafından sıcak karşılanmamış. Tekua sakinleri, internet sitelerinde hakkında Tel Aviv’den gelen sol görüşlü bir yönetmenin belgesel çekeceği, kayınbiraderinin işgal karşıtı ve seküler görüşlü Meretz partisinin lideri olduğu haberleri yayılan Zaki’nin gelişinden pek hoşlanmamış. Zaki’ye tepki gösteren sadece Tekua sakinleri olmamış. Yönetmen, Tel Aviv’deki arkadaşlarının da kendisini “Bölgede yaşayanları iyi gösterme” diye uyardığını söylüyor. Fakat Zaki, kimseyi iyi ya da kötü göstermek gibi bir motivasyonu olmadığını ve belgeselle farklı bir şeyi denemek istediğini belirtiyor.

“Her sabah masamı açtım ve benimle konuşmalarını bekledim”

Zaki, Tekua’da her sabah açtığı masasında kendisiyle görüşmek isteyen kimselerle röportaj yapmak için beklemiş. İlk başlarda uzun bekleyişlerin sıkıcı olduğunu ve kimsenin onunla konuşmak istemediğini ifade eden Zaki, zaman içerisinde insanların gelip ona hikayelerini anlattıklarını, bazı Tekualılarla yakınlaştığını hatta bir kişiyle arkadaşlıktan öteye geçtiklerini anlatıyor.

Çektiği belgeselde “klişe tiplemelerin” dışına çıkmak istediğini ve orada yaşayan insanları oldukları gibi göstermek istediğini belirtiyor. Dışarıdan gözüken tek tipleştirmelerin hepsinin yanlış olduğunu iddia etmiyor fakat bunun ötesinde, orada yaşayan insanların dini idealler dışında da motivasyonları olduğunu ve farklı sebeplerle burada olduklarını belirtiyor.

Bu insanların arasında, kendini sol görüşlü olarak tanımlayan ve eşi yüzünden Tekua’da yaşadığını ifade eden biri de var. Barışı sağlamak için Tekua’yı terk etmekte bir dakika tereddüt etmeyeceğini ifade ediyor.

Başka bir kadın ise, gençliğinde dini-milliyetçi topluluğa dini sebepler yüzünden katılmadığını, çadırlarda uyumak ve sürekli aktif olarak protestolarda yer almanın ona “romantik” gelmesi sebebiyle Tekua’ya  taşındığını söylüyor. Olayların Filistin tarafından nasıl algılanabileceğini anladığı zaman burayı bıraktığını söylüyor. Hebron’da yetişmiş bir arkadaşı ise açık bir şekilde Filistinlilere karşı hiçbir sempati beslemediğini söylüyor ve faşişt olduğunu kabul ediyor.

“Benim amacım bir şeylerin üstünü örtmektense konuyu tartışmaya açmaktı” diyor Zaki; “belgeselde yer alan insanlar sıradışı insanlar değiller. Çeşitli fikirler duydum ve sonunda en ilginç gözükenlere yer vermeye karar kıldım.”

İlk belgeselini otel müşterileriyle çekmiş

Kudüs’te yaşarken Londra’ya taşınan ve orada bir otelin resepsiyonunda çalışmaya başlayan Zaki, ilk belgeselini burada çekmiş. Sıcakkanlı ve girişken biri olması sebebiyle birçok müşterinin ona kişisel sorunlarından bahsettiğini ve farklı insanlara ulaşabilme şansı olduğunu fark eden Zaki, resepsiyon masasının arkasında koyduğu kamerayla insanları görüntülemeye başlamış. Kameranın elinde olması yerine arkasında durmasının insanları daha rahat konuşabilmeye ittiğini, insanların kameranın varlığını hissettiklerinde doğallıklarının azaldığını düşünüyor.

Daha sonra “yetim kamera” adını verdiği yöntemle, bu sefer Hayfa’nın, İsrail’in üçüncü en büyük şehrinin Arap bölgesinde bir kuaför salonunda saç yıkarken müşterilerin anlattıkları hikayeleri çekmiş. 2016 yılı başlarında ise Tekua’da aynı yöntemle belgesel çekmek için pizzacı dükkanında çalışmaya başlamış. Fakat kısa sürede yerel halkın kendi aralarında haberleşmek için kullandıkları sosyal medya gruplarında belgesel çekmeye geldiği ve kendisinden uzak durulması gerektiği haberleri yayılmış.

“Kâbus gibiydi. Hayatımdaki en sert deneyimdi”

Haaretz’e verdiği röportajda Zaki, çekim sürecinde yaşadıklarını anlatıyor. Bir gün Polonyalı görüntü yönetmeniyle yolda yürürlerken Tekualılar deliye dönmüş ve arabasına binmeye çalışan Zaki’yi engellemeye çalışmışlar. Tekua’da yaşayanların normalde bölgeye girip çıkan kişileri kontrol altında tuttukları ve bu kontrol hissini kaybedecekleri korkusuyla saldırganlaşabildiklerini  söylüyor.

Zaki, Tekua’da  geçirdiği zamanla ilgili “Kâbus gibiydi. Hayatımdaki en sert deneyimdi” diyor. Fakat bunun dışında ona çok iyi davranan insanlar da olduğunu ve arkadaşlar edindiğini, hatta romantik bir ilişki yaşadığını da ekliyor.

Zaki belgeseli çekerken, bölgede yaşayan insanların kadınlarla nasıl tanıştığı ve günlük hayatlarının nasıl olduğuna dair şeyleri işlemek istediğini fakat sonunda filmin fazlasıyla politik bir hale geldiğini ifade ediyor. Ayrıca bölgede geçirdiği zamanın kendisini fazlasıyla zorladığını, birçok kez sokaklarda yürürken veya Filistinlilerin yaşadıkları acıları gördükçe, İsrailli olmaktan utandığını, orada bulunmamaları gerektiğini hissettiğini belirtiyor.

Tekua’da yaşadıkları Zaki’nin kafasının biraz karışmasına da sebep olmuş: “İşgalin yanlış olduğunu biliyorum. Ancak, İsrailli ve Filistinlilerin birlikte yaşamalarını görmek kafamı karıştırdı. Ayrıca bölgede tanıştığım İsraillilerin, Tel Aviv’deki insanlardan çok da farklı olmadığını görmek beni İsrail’e yakınlaştırdı.”

Medyascope'a destek olmak ister misiniz?

Yayınlarımızı sürdürebilmek ve daha kaliteli kılmak için desteğinize ihtiyacımız var

Merhabalar!

Medyascope olarak Ağustos 2015’ten itibaren, çölleşen haber ikliminde her kesimden herkese su verecek bir vaha olmaya çalışıyoruz. Özgürlüğümüzden, bağımsızlığımızdan, ve çok yanlı habercilik anlayışımızdan taviz vermemekte kararlıyız. Çoğunlukla gençlerden oluşan kadromuzla, dijital medyanın olanaklarını kullanarak yayın yapıyor ve her geçen gün hem içerik hem de teknik olarak büyüyoruz. Hedefimiz yayın gün ve saatlerimizi artırmak; içeriklerimizi daha da zenginleştirmek. Bu da sizin desteklerinizle mümkün. Çok teşekkürler.  

Öne Çıkanlar