Savcıların WikiLeaks’ın kurucusu Julian Assange’la ilgili hazırladığı iddianame sızdırıldı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

The New York Times’ın haberine göre, ABD Adalet Bakanlığı’nın WikiLeaks’in kurucusu Jullian Assange’a karşı iddianame hazırladığının ortaya çıkması, Washington ve WikiLeaks adlı gizlilik karşıtı grubun arasındaki savaşın tekrar alevlendiğine işaret ediyor.

Federal savcıların iddianame hazırlığı, Alexandria’da bölge mahkemesinde süren bir taciz davasında sunulan iddianamede Assange’ın adının geçmesiyle ortaya çıktı. George Washington Üniversitesi’nden terörizm konusunda uzmanlaşmış Seamus Hughes, mahkeme kayıtlarını incelediği sırada karşılaştığı Assange dosyasını perşembe günü geç saatlerde Twitter üzerinden yayınladı.

İddianame asıl olarak Seuitu Süleyman Kokayi adlı bir kişinin reşit olmayan birini cinsel ilişkiye zorlamasıyla ilgili görünüşte ilgisiz bir dosyaydı. Kokayi, ağustos ayı başlarında suçlanmış ve 22 Ağustos tarihinde iddianamenin neden mühürlenmesi gerektiğiyle ilgili savcılar tarafından 3 sayfalık bir dosya yayınlanmıştı.

Mühürlü iddianamede Assange ismi

Kokayi davasıyla ilgiliymiş gibi başlayan dosyanın ikinci sayfası “Assange” isimli bir kişiyle ilgili gizli bir suçlama olarak, savcılar tarafından değiştirildi ve bu kişinin toplumun gözünün önünde bir kişi olduğu, yurtdışında yaşadığı ve suçlu iade programıyla geri alınması gerektiği gibi bilgiler yer aldı. Savcıların yazdığı metinde şu ifadelere yer veriliyordu:

“Davanın bu yapılandan başka bir şekilde mühürlenmesi kanunların uygulanması için gerekli olan şeyleri sağlamaya yeterli olmayacaktı. Davalının ve davalıyı çevreleyen kamuoyunun karmaşıklığı sebebiyle başka hiçbir prosedür Assange’ın suçlandığının gizli tutulması için yeterli olmayacaktı. Şikayet, şikayeti destekleyici beyannameler, yakalama kararının Assange ilgili suç duyurusuyla bağlantılı olarak tutuklanana kadar, zanlının tutuklanmadan ve suçlu iadesinden kaçma ihtimalini engellemek amaçlı mühürlü kalması gerekmektedir.”

Bunun üzerine bir açıklama yapan ABD mahkemesinin Doğu Virginia sözcülerinden Joshua Stueve, “Mahkemede dosyalama hatası yapıldı. Bu dosya için düşünülen isim değildi” dedi. Savcıların yanlışlıkla benzer bir dosyadan kopyalama yaptığı, Assange’ın isminin yanlışlıkla bu dosyaya eklendiği öne sürüldü.

“Demokrasi için tehlikeli bir yola girildi”

Assange’ın avukatı Barry Pollack ise olayı kınadı ve şu açıklamayı yaptı: “Assange’a karşı cezai suçlamaların olduğu haberi, bu bilginin son derece acı bir biçimde ortaya çıkmasından bile rahatsız edici. Hükümetin gerçekleri yayınladığı için birilerine karşı suç duyurusunda bulunması demokrasi için girilmiş tehlikeli bir yolu gözler önüne seriyor.”

Aslında Adalet Bakanlığı cephesinde, askeri belgeleri sızdırmaya başladıklarından bu yana, Assange ve WikiLeaks hakkında suçlama kararı çıkartılıp çıkartılmayacağı, çıkartacaksa bunun ne tarz suçlamalar üzerinden yapılacağıyla ilgili incelemeler uzun zamandır sürüyor. Savcılar Assange’ı, ulusal güvenlikle ilgili sırları WikiLeaks’e veren Chelsea Manning’in davasında azmettirici olarak yargılamayı düşünmüştü. Bu fikir ve Virginia’nın doğu bölgesindeki tahkikat heyetinin WikiLeaks’le bağlantısı olduğu düşünülen kişileri soruşturduğu kamuoyunda konuşulmuştu.

Buna rağmen savcıların Assenge aleyhinde suçlamalarda bulunup bulunmadığı tam olarak net değil. Senelerdir Londra’daki Ekvador Büyükelçiliğinde yaşayan Assange, bu suçlamalar nedeniyle Federal Mahkemeye çıkarılması gerekseydi zorlu bir diplomatik süreç sonrası tutuklanıp yargılanmak üzere ABD’ye getirilebilirdi.

Basın özgürlüğü tartışmasının fitili yeniden ateşlendi

Perşembe günü ortaya çıkan Assange’a yapılmış olası suçlamalar gizemini korusa da, savcıların kamu yararına yönelik bilgilerin yayınlanmasını engelleme girişimi, bilgiler Rus bilgisayar korsanlarından alınmış olsa bile, basın özgürlüğüne derinden etki edecek bir emsal oluşturuyor.

WikiLeaks’in yaptığı, günümüz koşullarında değerlendirildiğinde, Washington Post ile New York Times gibi geleneksel haber kuruluşlarının hükümetin gizli tutmak istediği bilgileri yayınlamasından ne derecede farklı değerlendirilebilir ve bu ikisi arasında yasal bir farklılık var mı? Bu soruyla ilgili tartışma sürüyor. Bu tür haber kuruluşları tarafından, WikiLeaks 2010 yılında ilk yayınladığından beri, Afganistan ve Irak’taki savaşla ilgili savaş günlükleri ve 2016 seçimleriyle ilgili sızdırılan e-postalar dahil olmak üzere birçok belgeyle ilgili çok sayıda haber yayınlandı.

Eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi daha önce görülmemiş sayıdaki sızıntılarla ilgili suçlamalar getirse de, Assange’ı açıkça hedef göstermekten geri durmuştu. Eski bir hükümet yetkilisinin yaptığı açıklamaya göre, Assange’ın gazeteci olarak görülüp görülmeyeceği üzerine yapılan tartışma Trump hükümeti başa geldiğinde de sürdürüldü. WikiLeaks, Demokratlara ait e-postaları yayınlaması sebebiyle saldırıların hedefi oldu. Nisan 2017’de, o zamanlar CIA’nın başında olan günümüzün ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, WikiLeaks’i Rusya tarafından desteklenen ‘düşman tavırlar içerisindeki istihbarat servisi’ olarak değerlendirip, Assange’ı bir diktatörle ortalık yapmakla suçlamıştı.

Assange: Şeffaflık talebinin kült figürü

Julian Assange, hükümet ve kurumsallaşmış alanla ilgili daha fazla şeffaflık talebi konusunda kült bir figür haline geldi. WikiLeaks’in ortaya çıkışı, gazeteciliğin sınırları ve dijital çağda ifade özgürlüğünün korunmasıyla ilgili birçok tartışmanın açılmasına vesile oldu.

Assange, WikiLeaks’in binlerce gizli devlet belgesini yayınlaması sebebiyle hedef tahtasına konulmuş durumda. Assange ve internet sitesi ilk olarak, düşük kademeli bir ordu istihbarat analisti olan Chelsea Manning’in Pentagon ve Dışişleri Bakanlığına ait binlerce gizli dokümanı 2010 yılından itibaren WikiLeaks’a teslim etmesiyle dikkatleri üstüne çekmişti.

Bütün bunlar olurken Assange, İsveç hükümeti tarafından cinsel tacizle suçlandı ve 2012 yazında Londra’daki Ekvador Büyükelçiliğine sığınmak zorunda kaldı. 6 yıldır büyükelçilikte yaşayan Assange, geçen ekim ayında, Ekvador Hükümeti’ne çevrimiçi aktivitelerini ve ziyaretçi sayısını kısıtladığı iddialarıyla dava açtı.

WikiLeaks 2016 ABD başkanlık seçimleri sırasında, Rus istihbaratı tarafından çalındığı iddia edilen, Demokratlara ait binlerce e-postayı yayınlamıştı. Rusya’nın 2016 ABD seçimlerine Donald Trump lehine müdahale ettiği iddiası halen Özel Yetkili Savcı Robert S. Mueller tarafından soruşturuyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus