3. Havalimanı işçilerinin avukatları açıklamalarda bulundu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

3. Havalimanı eylemi nedeniyle tutuklanan işçilerin avukatları, yaşanan süreçle ilgili bugün bir basın açıklaması yaptı. İstanbul Barosu Kültür Merkezi Toplantı Salonu’ndaki basın açıklamasında, işçilerin gözaltına alınmasından itibaren adil yargılama ve avukata erişim hakkının engellendiği vurgulandı.

Açıklama Avukat Songül Beydilli tarafından okundu. 3. Havalimanı inşaatında yaşananları özetleyen Beydilli, mahkeme safhasını şöyle anlattı:

“Gece 02:30 sularında TOMA ve panzerlerle işçilerin koğuş kapıları koç başlarıyla kırılmış, koğuşlar aranmış, jandarma ‘herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır’ diye tutanak tutmuştur. Sorgu hakimi tutuklama gerekçelerinde hiçbir somut veri, delil bulunmadan genel ve soyut beyanlarla tutuklama kararı vermiştir. 24 işçinin tutuklanmış olmasının hukuki temeli yoktur. Bu gözaltı ve tutuklamalar, hak talep eden işçilere verilmiş bir gözdağıdır.”

“Gözaltında işkence yapıldı”

Gözaltına alınan işçilerin konteynırlarda dövülerek, hakarete uğradığını söyleyen Beydili, patron temsilcileri ve polis tarafından işçilerin işkenceye maruz bırakıldıklarını söyledi. Gözaltı ve tutuklama sürecinde hak ihlalleri yaşandığına dikkat çeken Beydilli, işçilerin gözaltında tutulduğu Arnavutköy, Maslak ve Eyüp Jandarma karakollarında, avukatların işçilerle görüşme talebinin kabul edilmediğini belirtti.

Avukatların karakola alınmadığını belirten Beydilli, “Saatlerce dışarıda bekletildik. Daha sonra, serbest bırakılan işçilerin avukatlarla görüşmelerine izin verilmeden karakol önüne getirilen işyeri servis araçlarına bindirilmek suretiyle havaalanı inşaatına gönderilmiştir” dedi.

Beydilli serbet bırakılan işçilerin usule uygun hekim kontrolünün yapılmadığını da söyledi: “Hekimler önlerine Jandarma tarafından konulan sağlık rapor belgelerini imzalayıp mühürledi. Daha sonra işçiler hekimlerin önünden geçerek servis araçlarına bindirildi.”

Avukatlar değil, şirket yetkilileri sorguya girdi

Beydilli, “Avukatların alınmadığı ifade alma süreçlerine, aldığımız duyumlara göre Jandarma ifadelerine bizzat işverenler ve taşeronlar iştirak etmiş. Usulsüz ifade ve yüzleştirmeler yapılmıştır” dedi.

“Sorgu hakimi tarafımıza yanlış bilgi verdi”

Sorgu hakimliği tarafından işçilerin avukatlarına yanlış bilgi verildiğini öne süren Beydilli şöyle devam etti:

“Sorgu hakimi sadece bir klasörün olduğu söylemiş ve bu bir klasörü uygun oda, masa ve uygun bir inceleme ortamı sağlanmadan sorgu hakimliği duruşma salonunda ve adliye koridorunda çok kısa inceleme olanağımız olmuştur. Sorgu başladığı zaman bir klasör değil beş klasörün sorgu hakiminin önünde olduğu tarafımızdan tespit edilmiştir. Sorgu hakimi tarafından işçilerle avukat görüşü yapmamız kesilmiş; bu şekilde jandarmada olduğu gibi, sorgu hakimliğinde de avukat görüşü engellenmiştir. Saatlerce sorgunun başlamasını beklememize rağmen adliye koridorunda müvekkil görüşmesi yaptırılmamıştır. Saat 22:00 sıralarında başlayan sorgu ertesi gün sabah saatlerinde bitirilmiş ve hiçbir tutuklama nedeni olmadığı halde 24 işçi tutuklanmış, 19 işçi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır.”

“Tutuklama gerektiren delil yoktur”

İşçilerin tutuklanmasını gerektiren bir şey olmadığını söyleyen Beydilli, “İşçilere yöneltilen 2911 sayılı yasaya aykırılık, kamu görevini yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, çalışma hürriyetini engelleme suçlamaları gerçek olmadığı gibi, hiçbiri, tutuklama nedeni değildir. Dosyadaki deliller, işçilerin toplu halde durdukları, cep telefonuyla fotoğraf çektikleri, çamurlu ayak izlerinin bulunduğu arabalar ve jandarma tarafından koçbaşıları ile kırılan koğuş kapılarının resimleri, eylemden sonra aralarında haberleşmek için kurmuş oldukları ve hiçbir suç unsuru bulunmayan Whatsapp kayıtlarıdır. Bu delillerin hiçbirinde tutuklamayı gerektiren bir bilgi yoktur” dedi.

Fatih Altaylı hakkında suç duyurusunda bulunacaklar

Basında işçileri suçlayan haberlere ilgili suç duyurusunda bulunacakları bilgisini veren Beydilli şunları söyledi:

“Akit yazarı Mehtap Yılmaz’ın tüm insani değerlerden uzak, işçilere yönelik nefret suçu niteliğindeki sözleri ile, Fatih Altaylı, Hıncal Uluç’un işçilere yönelik aşağılamaları ve iftiraları suçtur. Müvekkillerimizin kişilik haklarını rencide eden bu kişilerin her biri hakkında gerekli yasal işlemleri başlatacağız, suç duyurusunda bulunacağız.

Birtakım yayın organında ‘zamanlama manidar’ türünden açıklamalar ise başka bir manipülasyon çabası olarak değerlendirilmektedir. Zira havaalanının 29 Ekim’de açılacağı belirtilmesine rağmen işçilerden aldığımız bilgilere göre 40 gün gibi bir süre kalmasına rağmen taşeronların ve işverenlerin bu tarihe iş bitimi yapamayacağı nedeniyle işçilerin protesto eylemlerini kendileri açısından bir fırsata çevirmeye ve gecikmenin asıl sebebi gibi sunmaya yönelik çabaları gözden kaçırılmamalıdır.”

“Sorunların çözülmesi için Çalışma Bakanlığı görevini yapmalı”

Sorgu hakimi olarak görevlendirilen hakimin yetkisinin olmadığı, sorgunun yapıldığı 2. Sulh Ceza Mahkemesinin görevli hakimi olmadığının tespit edildiği belirtilen Beydilli açıklamayı şöyle tamamladı:

“Bu durum ve sorgu sürecinde müvekkillerimize ve müdafilerine yaklaşımlarıyla bir arada değerlendirildiğinde yargıya müdahale kaygımızı oldukça güçlendirmektedir. Tutuklanan işçiler, normal koşullarda Metris ve Maltepe cezaevlerinde tutulması gerekirken Silivri’ye nakledilmiş ve çok sayıda cezaevinde farklı koğuşlara dağıtılmıştır. Bu uygulama ile cezaevi koşulları da işçiler ve aileleri için ikinci bir eziyet sürecine, avukata erişememe sürecine dönüştürülmek istenmiştir.

İşyerinde iş güvenliği başta olmak üzere çok ciddi sayıda usulsüzlükler ve ihlaller vardır. Çalışma Bakanlığı, İş Teftiş Kurulu, SGK başta olmak üzere tüm kamu kurumları veya bağımsız kurumları, bu işyerindeki eksiklikleri ve usulsüzlüklerin tespiti ve sorunların giderilmesi için göreve davet ediyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus