Nouriel Roubini: “Neden Merkez Bankası Dijital Paraları, kripto paraları yok edecek?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Nouriel Roubini’nin 19 Kasım 2018 tarihinde Project Syndicate’te çıkan yazısını Okan Yücel çevirdi.

Nouriel Roubini

Dünyadaki merkez bankası yöneticileri, “Merkez Bankası Dijital (elektronik) Paralarını” (MBDP) tartışıyorlar. IMF Direktörü Christine Legarde bile bu fikrin artıları ve eksileri üzerine açıkça fikir beyan ediyor. Nakit para artık iyice değerini kaybetti ve İsveç, Çin gibi ülkelerde neredeyse hiç kullanılmıyor. Dijital ödeme sistemleri -PayPal, Venmo ve Batı’daki diğer bankalar ile; Çin’de Alipay ve WeChat; Kenya’da M-Pesa; Hindistan’da ise Paytm- bir zamanlar geleneksel ticari bankalar tarafından ortaya konulan alternatiflerden daha çekici öneriler sunuyorlar.

Yeni finans teknolojisini kullanan pek çok kurum hâlâ geleneksel bankalara bağlılar ve hiçbiri kripto paralara veya blok zincirine (blockchain) mecbur değiller. Yine de romantik kripto fanatikleri, politikacıların MBDP’yi değerlendirmeye almasını, merkez bankalarının dijital para oyununa girmesi için blok zinciri ve kripto paralara ihtiyacı olduğunun kanıtı olarak yorumluyorlar. Bu oldukça anlamsız: Bilakis MBDP, kripto paralara veya geleneksel bankalara bağlı olup olmamalarından bağımsız olarak, bütün dijital ödeme sistemlerinin yerini alacak gibi görünüyor.

Sadece ticari bankaların, merkez bankalarının denge bilançolarını inceleme yetisi var. Ve merkez bankalarının rezervleri de çoktan dijital hale dönmüş durumda. Merkez bankalarının, bankalar arası ödemeleri ve ikraz (borç verme) işlemlerini takip etmekte uygun maliyetli ve verimli olmasının en büyük sebebi de bu. Çünkü bireyler, şirketler ve banka harici finansal kuruluşlar aynı veriye erişebilme yetisine sahip değil. Dolayısıyla kendi işlemlerini sürdürebilmek için ticari bankalara güvenmek zorundalar. Buna bağlı olarak, banka mevduatları da banka harici finansal kurumlar arasında kullanılan özel paraların bir formu haline gelmiş durumda. Bunun sonucu olarak da, Alipay ve Venmo gibi tamamıyla dijital sisteme sahip olan kuruluşlar bile bankacılık sisteminden bağımsız hareket edemiyorlar.

Bireylerin merkez bankaları aracılığıyla işlem gerçekleştirmeleriyle birlikte MBDP bu düzenlemeleri baş aşağı hale getirerek, nakit paraya, geleneksel banka hesaplarına ve hatta dijital ödeme servislerine olan ihtiyacı azaltabiliyor. Daha da iyisi, hiçbir merkez bankası kara zincir sisteminde olduğu gibi keyfi bir şekilde sağlam bir sistemi baypas edemiyor.

Eğer MBDP, basılabilen kağıt para olsaydı, ne ucuz ne de güvenli olan, ölçülebilir olmayan ve merkeziyetten tamamıyla uzak olan kripto paraları yerinden edebilirdi. İlgililer, yine de kripto paraların ismini vermek istemeyen kullanıcılar için çekiciliğini koruyacağını iddia edebilirler. Ancak günümüzdeki banka mevduatları gibi, MBDP işlemleri de anonim şekilde yapılabilir; tıpkı ticari bankalarda olduğu gibi, hesap sahiplerinin bilgileri gerekli durumlarda yargı kurumlarının ve regülatörlerinin erişimine açılabilir.

Bunun yanında tıpkı Bitcoin gibi, kripto paralar da aslında anonim değil; bireylerin ve organizasyonların kullandığı kripto para cüzdanları dijital ortamda iz bırakmaya devam ediyor. Ve meşru yollardan suçluları ve teröristleri takip etmek isteyen yetkililer, yakında kripto paraların tamamen özelleştirildiği bir ortamda ciddi yara alacaklar.

Ödemelerin özel bankalardan merkez bankalarına aktarılmasıyla MBDP, finansal kazanımlar için momentum artırıcı bir unsur oldu. Bankalarda hesabı bulunmayan milyonlarca insan neredeyse tamamen ücretsiz ve verimli bir şekilde ödemelerini cep telefonları vasıtasıyla yapabiliyorlar.

MBDP ile ilgili en büyük sorun; ticari bankaların likidite olarak tuttukları paranın dışarıya borç olarak verdiklerinden daha az olması nedeniyle mevcut kısmi-rezerv bankacılık sistemini bozabilecek olmaları. Bankalar borç verme ve yatırım yapmak için mevduata ihtiyaç duyarlar. Eğer bütün banka mevduatları MBDP’ye aktarılıyor olsaydı, geleneksel bankaların “borç verilebilir fonlar aracısı” haline gelmeleri beklenirdi. Mortgage gibi uzun vadeli borçlar için uzun vadeli fonlar ödünç alırlardı.

Başka bir deyişle, genellikle merkez bankaları tarafından yönetilen dar bankacılık sistemi, kısmi rezervli bankacılık sistemlerinin yerini alırdı. Bu ise finansal devrim anlamına gelir. Ve pek çok yararı da beraberinde getirebilir. Merkez bankaları; ödenemeyen tüketici kredilerini kontrol etme, bankaların ödeme yapma sorunlarının önüne geçme, vade uyumsuzluğunu engelleme ve özel bankalar tarafından alınan riskli borç verme kararlarını düzenleme açılarından çok daha güçlü bir pozisyona sahip olabilirler.

Muhtemelen insanların özel bankalardan fonlarını çekip doğrudan yatırım yapmaya geçecekleri kaygısıyla, şimdiye kadar hiçbir ülke bu yoldan gitmeyi tercih etmedi. Merkez bankaları için bir alternatif MBDP’ye yönlendirilen mevduatları özel bankalara yeniden kiralamak olabilir. Ancak eğer hükümet, bankanın tek verimli mudisi ve fon sağlayan kurumu ise, o zaman ikraz işlemlerindeki karar mekanizmasına devlet müdahaleciliği son derece açık hale gelir.

Legarde ise üçüncü bir çözüm yolunu savunuyor: Merkez bankaları ve özel bankalar arasındaki kamu-özel işbirliği. Singapur’daki Finansal Teknoloji Festivali’nde yaptığı konuşmada şöyle demişti: “Bireyler, düzenli mevduatlarını finansal şirketler aracılığıyla koruyabilirler, ancak nihai olarak şirketler arasındaki banka ve ticaret işlemleri elektronik paralarla yapılabilir. Mevcut duruma yakın, ancak çok daha hızlısı”. Bu düzenlemedeki avantaj ise ödemelerin “çabuk, güvenli, ucuz ve potansiyel olarak yarı anonim” olması. Dahası, “Merkez bankaları kesin olarak ödemelerde iz bırakmaya devam edecek”.

Bu akıllıca bir uzlaşı, ancak bazıları bunun mevcut kısmi rezerv bankacılık sistemindeki sorunları çözemeyeceğini ileri sürüyorlar. Hâlâ mevduat sigortasına ve son kredi mercii desteğine ihtiyaç duyulacak ki bu da manevi zarar oluşturabilir. Ödenemeyen tüketici kredilerini kontrol etme, bankaların ödeme yapma sorunlarının önüne geçme, vade uyumsuzluğunu engelleme ve özel bankalar tarafından alınan riskli borç verme kararları gibi meselelerin; regülasyonlar ve banka teftişleri ile yönetilmesi gerekebilir. Hatta bu bile gelecekteki bankacılık krizlerini önlemeye yetmeyebilir.

Zamanı geldiğinde, MBDP temelli bir dar bankacılık sistemi ve borç verilebilir fon aracıları, daha iyi ve istikrarlı bir finansal sistem sağlayabilirler. Eğer alternatifler, kriz çıkartmaya yatkın kısmi rezerv sistemi ve kripto-distopya ise, bu fikre açık olmalıyız.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus