Denizli’de bir otelde 60 İranlının Hıristiyanlığa geçiş töreninden izlenimler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Fariba Nawa, Denizli’deki Evanjelik Hıristiyan cemaati arasındaki İranlı göçmenler üzerine bir haber kaleme aldı. Haberi siz okuyucularımıza Türkçe aktarıyoruz.

Denizli’de bir otelin konferans salonundayız. İçeride 60 İranlı hep birden, İsa’ya övgülerde bulunan Farsça bir pop şarkısına eşlik ediyor. Müzik durduğunda Amerikalı Pastör Karl Vickery, Farsça tercümanı eşliğinde vaaz vermeye başlıyor.

“Ne ünlüyüm ne de zenginim. Ama İsa’yı tanıyorum. İsa benimle” diyor Güneyli aksanıyla. İranlı taze Hıristiyanlar “Hallelujah!” (“Şükürler olsun”) diye bağırarak el çırpıyorlar.

Texas’tan Denizli’deki Pentacostal cemaatini ziyarete gelen Pastör, sonra teker teker salondaki herkesle ilgilenmeye başlıyor.

Saçları sarıya boyanmış, kısa etekli kadınlar ve tertemiz tıraş olmuş erkekler, ahenkle ibadet ediyor. Vickery elini bir kadının başına koyup bir şeyler mırıldanıyor. Öbür yanda bir adam, gözleri kapalı, gözyaşları döküyor. Ter kokan salonda başka bir kadının “İsa!” diye bağırdığı duyuluyor.

Kilise cemaatinden 37 yaşındaki Tahranlı kuaför Farzana “İyi hissediyorum. Tanrı’yla artık daha yakınız” diyor. İran’daki ailesinin başını beladan uzak tutmak istediği için Farzana’nın soyadını öğrenemiyoruz. Ailesi onun din değiştirdiğinden haberdar, bu yüzden İran’da başlarına bir şey gelmesinin korkusu içindeler.

İslamdan dönmenin yasak olduğu İran’da yüz binlerce Hıristiyan bulunsa da bunlar yerli Hıristiyan olan cemaatler. İran’da din değiştirenler, özellikle de tebliğ faaliyetinde bulunanlar, hapis cezasıyla karşı karşıya. Türkiye’deki din değiştirenlere göre İran rejimi misyonerlik faaliyetlerini bir Batı komplosu olarak görüyor.

Dini inancından ötürü baskıya uğrama sebebiyle Birleşmiş Milletler aracılığıyla Türkiye’de sığınma başvurusunda bulunabilseler de pek çok Hıristiyan, özellikle küçük şehirlerde havanın pek de hoşgörülü olmadığını düşünüyor. Yerel halkın Evanjeliklere ayrımcı davranması sık görülen bir durum. Fakat tüm bunlara rağmen Evanjelik pastörler “müjdeyi” tebliğ etmekte kararlılar, Türkiye Anayasası’nın kendilerine bu hakkı verdiğini belirtiyorlar.

“Temel motivasyon Batı’ya gidebilmek”

Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Şebnem Köser Akçapar, mülteciler arasında din değiştirme konusu üzerine çalışıyor. Köser Akçapar, din değiştirme olaylarının artışta olduğunu söylüyor:

“Son yıllarda din değiştiren İranlı mültecilerin sayısı ciddi oranda arttı. 20, 30 ailenin bağlı olduğu küçük kiliselerde sıradan bir pazar ayinine artık 80, 100 kişi katılabiliyor.”

Köser Akçapar, mültecilerin sadece çok azının inancını gerçekten değiştirdiği fikrinde. Ona göre, din değiştirmenin arkasındaki asıl motivasyon, dini inancından ötürü baskı görme sebebiyle Batı’ya göçmek.

13 yıldır Türkiye’de yaşayan Pentacostal Kilisesi temsilcisi Rick Robinson, talebe karşılık vermekte zorlandıklarını söylüyor. Toplam sekiz şehirde kiliseleri olduğunu ve mültecilerin daha fazla kilise açılması talebinde bulunduğunu da ekliyor.

Farzana, bilhassa İran’da İslamın kadına bakış açısının kendisini Hıristiyanlığa dönmeye ittiğini söylüyor. Kendisine kötü davranan kocasından boşandıktan sonra mahkeme, büyük çocuklarının babaya verilmesine hükmetmiş. İran’ın şeriat yasalarına göre yaşça büyük çocuklar babaya verilmek zorunda.

Bu olay Farzana’yı derinden etkilemiş.

“İşte bu yüzden İslam beni hayal kırıklığına uğrattı” diyor Farzana. “Orada oturan ve hükümler veren hâkim tamamen erkeklerin yanında. İran’da her yerde erkekler kadınlardan daha önde.”

Fakat bir yıl sonra şimdiki eşiyle evlenmişler ve Andya isminde bir çocukları olmuş. Liseden bir arkadaşını güzellik salonunda işe almış ve sonra Hıristiyanlığa dönmüş arkadaşı onu, Tahran’ın gizli kiliselerine götürmeye başlamış.

“Bir kere bana güvendikten sonra, bana bazı yazılar vermeye başladı ve “Bunları sana hediye ediyorum. Bunları oku. Bunlar Tanrı’nın sözleri” dedi.”

Kiliseyi takibe alan Devrim Muhafızları sonra onu arabasında İncil bulundurduğu için tutuklamış. Kocası onun bir daha kiliseye dönmeyeceğini taahhüt eden bir belgeyi imzalamış ve serbest bırakılmış. Kilise onlara iltica etme tavsiyesinde bulunmuş ve onlar da Denizli’ye gelmişler.

Farzana burada bir güzellik salonunda çalışmaya ve Batı’ya yerleşmeyi beklemeye başlamış.

Pastörler Karl Vickery ve Rick Robinson, Denizli’de bir hamamda, 22 yaşındaki İranlı mülteci Sabah Allahverdi’yi vaftiz ederken.

Pastör: “Türkiye’de kalsalar daha iyi”

Mültecilerin umutları Batı’da yükselen göçmen karşıtı politikalar karşısında gittikçe eriyor. ABD Başkanı Donald Trump ve yardımcısı Mike Pence, 2016’daki seçim kampanyalarında Hıristiyan mültecileri ABD’ye kabul edeceklerini açıklasalar da Trump, aralarında İran’ın da olduğu yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına seyahat yasağı getirdi. Hatta, bir grup İranlı yerli Hıristiyanın ülkeye girişi engellendi.

Pastör Robinson, Trump’ın duruşunu destekliyor ve Türkiye’nin, İran’a yakınlığından ötürü İranlılar için daha uygun bir ülke olduğunu savunuyor:

“Buradakilere söylediklerimi size de söyleyebilirim. Bu ülkede, ki kötü bir ülke de değil, bir yaşam kurabiliyorsanız … ailenizi her yıl görebilmeniz neredeyse garanti.”

Denizlili taksici Yasin Sarıkaya, mahallesindeki göçmen sayısı karşısında dehşete düşmüş durumda. Kimi göçmenlerin Hıristiyanlığa dönmesi onu öfkelendiriyor:

“İslamı, İslamın ne kadar açık, ne kadar latif bir din olduğunu bilip de başka dine dönmek bir hata” diyor Sarıkaya.

Kilise cemaati iş yerlerinde ayrımcılığa uğramaktan şikayetçi. Farzana’nın patronu, onun Hıristiyan olduğunu öğrenince onun mola yapmasına izin vermemeye başlamış:

“Hıristiyan olduğumu öğrenmeden önce bana farklıydı. Çok daha iyi davranıyordu.”

Farzana nihayetinde istifa etmiş ve yeniden iş aramaya başlamış.

Tüm bunlara rağmen İranlılar kilisenin onların acılarını hafiflettiğini, onlara bir topluluğa dahil olma hissi verdiğini söylüyor. Fakat kilise, güvenlik kaygılarından ötürü kendini gizli tutuyor. Türkiye’de bazı kiliseler polisten koruma talebinde bulunuyor.

Sığınma başvurusunda bulunmak için göçmenlerin önce vaftiz olmaları elzem. 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Sabah Allahverdi, vaftiz olacağı için heyecanlı. O ve dokuz diğer İranlı, vaftiz havuzundan çıkıp başka bir ülkede özgür yaşama umuduyla din değiştirme belgelerini alıyorlar.

“İran’da böyle bir şey yaşayacağımı hiç düşünmemiştim, ama şimdi gerçekten mutluyum, çünkü hayatım değişiyor” diyor Allahverdi, utangaçça.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus