ABD, İran’a uygulanan yaptırımları kullanarak Irak’taki etkisini artırabilecek mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bağdat yönetiminin petrol-doğalgaz teknoloji ve altyapısını Amerikalı şirketlerden alma garantisi vermesine karşılık, Trump yönetimi Irak’ın, yaptırım altındaki İran’dan doğalgaz ithalatına üç aylık süre için izin verdi.

Irak elektrik ihtiyacının yüzde 45’i, İran’dan ithal edilen doğalgaz tarafından karşılanıyor. Bu açıdan İran doğalgazının, yeni iş başına gelmiş Bağdat hükümetinin temel hizmetleri halka ulaştırılması için en önemli kaynaklardan biri olduğunu söylenebilir.

Uzmanlar Trump yönetiminin, Bağdat’ın İran doğalgazına olan bu bağımlılığını, Amerikalı petrol şirketlerini Irak pazarında Avrupalı rakiplerinin önüne geçirmek için araç olarak kullandığı konusunda hemfikir.

ABD’nin geçtiğimiz eylülde aralarında Türkiye ve Çin’in de bulunduğu altı ülkeye verdiği kısmi yaptırım muafiyetinin altı aylık olmasına karşın, Irak yönetimine verdiği muafiyet üç aylık.

Yaptırım muafiyetlerinin süreleri arasındaki bu farkın, Irak yönetimi üzerinde, anlaşmaların kısa sürede sağlanabilmesi için baskı kurma amacı taşıdığı söylenebilir. Trump yönetiminin, Irak hükümeti ve ABD şirketlerinin verilen süre boyunca yapacağı anlaşmalardan tatmin olması halinde süreyi uzatması bekleniyor.

Çeşitli kaynaklar Amerikan yönetiminin önceliğinin, dünyanın en önemli enerji şirketlerinden olan Chevron ve Exxon Mobil’in 60 milyar dolar tutarındaki rafineri, elektrik santrali ve Güney Irak’taki petrol sahalarının geliştirilmesi yatırımı olacağını belirtiyor. Yakın zamanda, General Electric ve Orion Gas gibi önde gelen enerji altyapı şirketlerinin de, Irak hükümetiyle masaya oturmasını bekleniyor. General Electric son dönemde, Irak elektrik şebekesinin inşası için Alman Siemens’le karşı karşıya gelmişti.

Geçtiğimiz hafta dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden ABD’li Schlumberger’in, Güney Irak’taki en önemli petrol sahası olan Mecnun’da üretim artırımı için Bağdat yönetimiyle anlaşması, sürecin başladığının kanıtı olarak görülebilir. İngiltere ve Hollanda sermayeli Royal Dutch Shell, geçtiğimiz yıl aynı sahadaki hissesini, Irak hükümetiyle bütçe ve üretim takvimi konularında anlaşamayarak, devletin sahibi olduğu Basra Oil Company’ye devretmişti.

Irak, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) Suudi Arabistan’dan sonraki en büyük petrol üreticisi konumunda. Ülke, altyapı eksikliği ve OPEC’in son üretim kesintisinden itibaren, kapasitesinin altında günlük 4 milyon varil (dünya üretiminin yaklaşık yüzde 7’si) üretim yapıyor.

Özetle, ABD yönetiminin İran’a uyguladığı yaptırımları, Irak’la olan ilişkilerinde iki yönlü kullandığı söylenebilir. Ekonomik olarak, Trump yönetimi Irak’ın İran doğalgaz kaynaklarına olan ihtiyacını kullanarak, ABD şirketlerini işgal sonrası Irak enerji altyapısının inşasında hâkim konuma getirmek amacında. Devam eden süreçte ise ABD’nin, Irak ekonomisinde, şirketlerinin oluşturacağı bu hâkimiyeti kullanarak, Irak’ta son dönemde artan İran ve Çin’in siyasi etkisini de azaltma amacında olduğu söylenebilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus