Petrol piyasası son 30 yılın en önemli krizinde: Fiyatları koronavirüsün yayılımı etkileyecek

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Birinci Körfez Savaşı’nın ilk gününden bu yana, küresel ham petrolün varil fiyatının bir günde yaşadığı en büyük düşüş, Suudi Arabistan ve Rusya’nın arz kesintisinde anlaşamamaları üzerine geçen pazartesi günü gerçekleşti.

Ham petrol ve petrol ürünlerine küresel talep, ABD–Çin ticaret savaşları ve dünyanın en önemli petrol tüketicilerinden olan Çin’in düşük iç talebinden olumsuz yönde etkilenmişti. Buna ek olarak, koronavirüsün etkisinin önce Çin, sonra da küresel düzeyde görünmeye başlamasıyla birlikte, küresel ticaretin hacminin daha da düşmesi, hava ve deniz taşımacılığının azalması, piyasaların yaşadığı belirsizliği artırarak ham petrole olan talebi önemli oranda geriletmiş, varil fiyatını baskılamıştı.

Temel makroekonomik arz-talep ilişkisi doğrultusunda üretici ülkeler, azalan talep karşısında arz kesintisinde anlaşarak, petrol ve petrol ürünleri satışından elde edecekleri gelirin mevcut koşullarda azalmamasını sağlayarak, bütçeleri için daha uygun bir piyasa yapısına ulaşmayı hedeflerler.

Bu aşamada belirtilmesi gereken, küresel petrol üreticilerinin 2016’dan itibaren çift başlı bir yapıda olduğu. Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC) ve liderliğini yapan Suudi Arabistan, 1970’lerde küresel petrol arzının yarısını temsil eden en güçlü oyuncu durumundayken günümüzde dünya arzının yüzde 30’undan biraz fazlasını temsil ediyor. Bu sebeple 2016’daki gibi, birliğin alacağı herhangi bir kararın küresel piyasalarda etkili olması için, başta Rusya olmak üzere diğer üreticilerin de ikna edilmesi gerekiyor.

OPEC 2016’daki benzer durumda, başını Rusya’nın çektiği, birlik üyesi olmayan ülkelerle arz kesintisi konusunda anlaşmış, oluşan yeni gruba “OPEC+” adı verilmişti. 2016’dan beri süren ortaklık, geçen hafta Rusya’nın Suudi Arabistan’ın küresel günlük tüketimin yüzde 4’üne karşılık gelen 3,6 milyon varil kesinti yapılması teklifine uymayacağını açıklamasından sonra bozuldu ve piyasalarda örneği görülmemiş bir belirsizlik yarattı. Bugünkü krizin 2016’dan farkı, arz fazlasına ek olarak küresel talebin de son donemin en düşük seviyelerinden birinde olması.

OPEC ’in 6 Mart’ta Viyana’da gerçekleştirilen toplantısında Rusya, Suudi Arabistan’ın üretim kesintisi teklifini reddedince, taraflar arasında anlaşmaya varılamadı. Toplantının sebebi olan düşük küresel talebe, tarafların anlaşamamaları ve iki grubun da birbirinden bağımsız şekilde üretimlerini artıracaklarını açıklamalarıyla, arz fazlası da eklenince, piyasanın tepkisi sert oldu. Brent ham petrolün fiyatı, 1991’de Birinci Körfez Savaşı’nın başladığı günden sonraki en sert düşüşünü (yüzde 25) gerçekleştirerek 31 dolar seviyelerine geriledi.

Suudi Arabistan Rusya’yı cezalandırmayı hedefliyor

Uzmanlar bu hamlesiyle, Suudi Arabistan’ın kendisiyle birlikte hareket etmeyi sürdürmeyen Rusya’yı cezalandırmayı ve OPEC’in gücünü göstermeyi amaçladığı konusunda hemfikir. Rusya’nın ve liderlik ettiği diğer OPEC dışı üretici ülkelerin 2016’dan itibaren uyum içinde çalıştığı OPEC’le neden anlaşamadığı sorusunun ilk akla gelen yanıtı, OPEC’e piyasaların tek hâkim gücü olmadığını göstermek ve ABD’nin artan pazar payı ve gelişen petrol sektörüne müdahale etmek olarak görülebilir. ABD kaya (shale) gazı ve petrolü sanayisi, geçen yıl günlük 13 milyon varile yaklaşan üretim seviyesiyle, ülkeyi dünyanın en büyük üreticisi konumuna getirmişti.

Böylece, iki grubun da üyesi olmamakla birlikte, fiyat savaşının en zarar verdiği üreticilerden biri ABD oldu. Petrol fiyatlarındaki sert düşüşün, üretim maliyeti yüksek olan ABD’deki kaya petrolü (shale oil) sanayisinin gücünü azalttığı ve başta Teksas ve Kuzey Dakota’daki küçük orta ölçekli üreticilerin faaliyetlerini fiyatların sene sonu seviyelerine gelene kadar durdurmaları bekleniyor.

Fiyatlardaki düşüş Trump’ı memnun edecek seviyenin de altında

Fiyatlardaki sert düşüş Kasım 2020’deki başkanlık seçimleri öncesinde, başkanlık donemi boyunca seçmenlerine ucuz petrol vaat eden Başkan Donald Trump’ı memnun edecek seviyenin de altında. Vaşington’un petrol sanayisine bağımlı bölgelerde oluşması beklenen istihdam sorunu ve ABD petrol ihracatının düşmesiyle birlikte hoşnutsuz olacak Amerikan petrol sanayisinin daha fazla zarar görmemesi için, önümüzdeki haftalarda Suudi Arabistan ve Rusya arasında arabuluculuk yapması bekleniyor.

Öte yandan mali bütçelerini tutturmak için gerekli petrol fiyatının, ekonomisi petrole bağımlı olan Suudi Arabistan için 80 doların üstü, daha çeşitli bir ekonomiye sahip Rusya için 40 dolar civarında olduğunu belirtmek, krizin yarattığı düşük fiyatlı pazarın, orta vadede iki tarafa da vereceği zararın boyutunu göstermek için yardımcı olacaktır.

Suudi Arabistan devlet petrol şirketi Aramco da geçe aralık ayında dünyanın en büyük “ilk halka arzını” (Initial Public Offering) gerçekleştirmiş, 2 trilyon dolar karşılığındaki hisselerini satmıştı. Krizin başlamasıyla Aramco hisseleri yüzde 9 oranında değer kaybederek şirketin değerini halka arz dönemindeki seviyesinin altına indirdi. Dünyanın en büyük petrol şirketinin hisselerinde yaşanmaya devam edecek değer kaybı, piyasalara ve Suudi ekonomisine yapısal zararlar verecektir.

Ekonomik görünümün yani sıra, Yemen’deki askeri varlığının maliyetinin artması ve geçen hafta veliaht prense darbe şüphesiyle önde gelen iki kraliyet ailesi mensubunun tutuklanması, krizin derinleşmesi halinde, Suudi Arabistan’ın, siyasal olarak da Rusya karsısında avantajlı bir durumda olmayacağı şeklinde yorumlanabilir.

Bu noktada Rus Merkez Bankası’nın varlık fonundaki 150 milyar doların ülkenin düşük fiyatlı petrol fiyatlarına 10 yıl dayanmasına yeterli olduğunu belirtmesi, Moskova yönetiminin bakış acisini görmek açısından önemli. Bununla birlikte, Rus yönetiminin OPEC’in önerdiği nisan kesintisine katılmayacağını belirtmesine rağmen, mayıs ve haziran için görüşmelerin süreceğini belirtmesi Moskova’nın, masaya oturmaya hazır olduğunun göstergesi olarak yorumlanabilir.

Petrol fiyatlarını koronavirüsün yayılımı etkileyecek

Petrol fiyatlarının önümüzdeki dönemdeki hareketini, talep tarafında, koronavirüsün daha tehlikeli bir küresel salgına dönüşüp dönüşmeyeceği, arz tarafında ise Suudi Arabistan ve Rusya’nın, ABD ve petrol gelirlerine hayati şekilde bağımlı olan diğer üye ülkelerin baskısıyla, önümüzdeki dönemde anlaşıp anlaşamayacakları belirleyecek.

Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta ise, her iki grubun içinde de halihazırda ekonomik krizde olan ve en önemli kamu gelir kaynakları petrol gelirleri olan başta Libya, Venezüela ve İran gibi ülkelerin bu seviyedeki fiyatlara ne kadar dayanabilecekleri. Ekonomik ve siyasal istikrarsızlığın yanı sıra, halihazırda uluslararası yaptırımlar sonucunda temel mali sorunlarla karşı karşıya olan bu ülkelerde, daha da azalacak petrol gelirlerinin hangi siyasi gelişmelere yol açabileceği de siyasal risk uzmanlarının yatırımcılar için farklı senaryolar geliştirdikleri bir diğer nokta.

Krizin geldiğimiz noktadaki tek kazananı olarak Hindistan, Japonya ve Çin gibi düşük fiyatlardan yararlanan tüketiciler görülebilir. Bu ülkeler, rafinerilerinin ihtiyacı olan ham petrolü son 20 yılın en düşük ücretinden aldılar ve stok alımlarını sürdürüyor. Piyasadaki düşük petrolün stoklandığı tankerlerin fiyatlarının artması da bu alıcıların düşük fiyatlardan uzun süreli ihtiyaçları için yararlanacaklarının kanıtı oldu.

Rusya ve Suudi Arabistan’ın zararsız çıkması zor

Ham petrol fiyatlarındaki sert düşüşün, piyasalara tam etkisinin anlaşılması, petrol piyasasının bundan sonraki yapısını, Rusya ve Suudi Arabistan’ın mayıs ve haziranda gerçekleştirilecek toplantıları belirleyecek. Mevcut kriz durumunu orta vadede devam ettirmek için hem Rusya’nın hem de Suudi Arabistan’ın mali gücü var. Bununla birlikte, bu güç yarışından iki ülkenin de kendilerine zarar vermeden çıkması zor görünüyor. Piyasalardaki hâkim görüş, mayıs ve hazirandaki toplantılardan çıkacak bir anlaşma.

Bulunduğumuz noktada, OPEC’in 50 yıla yakın suren küresel piyasaya hâkimiyetinin, Rusya’nın tehdidi karşısında önemli ölçüde azalacağı ve ABD’nin petrol üretimindeki liderliğinin de diğer büyük üreticiler tarafından tehdit altında olduğu söylenebilir.

Sonuç olarak, petrol piyasası son 30 yılın en önemli krizinde. Brent petrol fiyatının sınırlı şekilde artması olası olsa da yıl sonu seviyelerine gelmesi şimdilik beklenmiyor. New York merkezli, dünyanın önde gelen yatırım bankalarından biri olan Goldman Sachs, yaşanan gelişmelerin ardından 2020 ikinci ve üçüncü çeyrek için brent ham petrol varil fiyatı tahminini güncelleyerek, 30 dolar olarak belirledi.

Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üst yöneticisi Fatih Birol’un yaşananları “petrol piyasalarıyla oynanan bir Rus ruleti” olarak görmesiyse, tarafların mayıs ve/veya haziranda yapılacak görüşmelerinde bir anlaşma olmaması halinde yaşanacakları özetler nitelikte.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus