Suudi Arabistan’ın tesislerine yönelik saldırının ardından petrol piyasasını neler bekliyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Suudi Arabistan devlet petrol şirketi Aramco’nun Kureyş (Khurais) ve Bukayk (Abqaiq) ham petrol tesislerine 14 Eylül’de gerçekleştirilen saldırı, tarihte küresel petrol arzının tek seferde aldığı en büyük darbe oldu.

Bukayk’ta saldırıya uğrayan ham petrol işleme tesisinde, saldırıdan önceki gün 4,5 milyon varilin işlendiği kaynaklar da yer alıyordu. Tesiste sülfürden ve istenmeyen hidrokarbonlardan arındırılan ham petrol, yüksek kalite son mamulleri üreten rafinerilere ve ihracat limanlarına pompalanıyordu.

Saldırıya uğrayan ikinci nokta olan Kureyş ise Suudi Arabistan’ in ikinci en büyük petrol sahası olma özelliğini taşıyor. Kureyş sahasının saldırının bir gün öncesinde 1,2 milyon varil düzeyinde üretim yaptığı basında yer aldı.

Saldırının zarar verdiği tesislerin toplamda 5,7 milyon varil, günlük üretimi 9,8 milyon varil düzeyinde olan Suudi Arabistan’ın toplam kapasitesinin yarısından fazlası, günlük küresel petrol tüketiminin de yüzde 5’i düzeyinde. Toplam kapasite ve zarar gören son mamullerin kalitesi, saldırının hedef aldığı altyapının stratejik önemi ve saldırganların Suudi petrol altyapısına hakimiyetlerini görmek açısından dikkat çekici olarak değerlendirilebilir.

Fiyatlarda önce hızlı artış, sonra düşme

Kureyş ve Bukayk tesislerine gerçekleştirilen saldırı, kapasite olarak tarihteki en büyük arz sıkıntısını yaratmasına karşın, piyasalara etkisi sınırlı olarak gerçekleşti. Küresel piyasalar, bölgedeki gerilimin farkında olmakla birlikte, bu büyüklükte bir saldırıya hazırlıksız yakalandı. Ham petrolün İngiltere ve Kıta Avrupası’nda kullanılan fiyatı “Brent”, saldırı sonrasındaki haftanın açılışında yüzde 20 artarak Birinci Körfez Savaşı’ndan bu yana en yüksek günlük artışını gerçekleştirerek, 71 doların üstüne çıktı. Suudi yetkililerin hafta başında, tesislerin ayni hafta içinde üretime geçeceğine dair piyasayı rahatlatan açıklamaları, Brent ham petrol fiyatının yüzde 9 seviyesinde düşerek, 65 dolar üstünden işlem görmesini sağladı.

Dünya tarihinde görülmüş en büyük ani arz kesintisi olan saldırının etkisinin petrol fiyatlarına etkisinin bu kadar az olması, birkaç faktöre bağlanabilir.

Petrol piyasasının aldığı ders

Bunlardan birincisi ve belki de en önemlisi, petrol piyasasının tarihten ders çıkarmış olması. 1978 İran Devrimi sonrası, dünyanın en önemli rafinelerinden olan Abadan rafinerisinin devre dışı kalması, Iran-Irak Savaşı ve Irak’ın Kuveyt’i işgali gibi Ortadoğu kaynaklı krizler, küresel piyasanın bu bölgedeki ani arz kesintilerine görece daha hazırlıklı olmasını sağladı. Petrol şirketleri, verilen örneklerde yaşanan sıkıntıları aşmak için yüksek miktarda stok tutma ve değerli ürün üreten rafinerilerin sadece petrolün çıkarıldığı ülkelerde değil, tüketildiği ülkelerde de bulunması gibi önlemlere başvurmuştu.

Suudi Arabistan’ın dünya petrol piyasası açısından önemi, ürettiği ve küresel piyasaya ihraç ettiği ham petrol miktarı kadar, yedek stok olarak tuttuğu ham petrol. Suudi Arabistan, herhangi bir küresel arz krizi durumunda, yedek kapasitesiyle piyasadaki ürün miktarına müdahale edip, petrol fiyatını istenen seviyede tutma kapasitesine sahip olma özelliği taşıyor. Saldırı sonrasında küresel arzda meydana gelen azalma 5,7 milyon varil ham petrol civarında gerçekleşmişti. Buna karşılık Suudi Arabistan’in stoklarında her an piyasaya sokabileceği, 188 milyon ham petrol ve 100 milyon varile yakın son mamul bulunuyor. Suudi Arabistan bu stokları görece daha güvenli olan yeraltında, açık denizdeki tankerlerde ve önemli ihraç piyasalarında tutuyor.

Suudi Arabistan’ın yedek petrol stokları

Suudi Arabistan’in tuttuğu yedek stoklar, dünyanın en önemli ham petrol ihracatçılarından olan ülkenin arzını, 14 Eylül’deki saldırının etkilerinden (en fazla) 35 gün kadar koruyacak kapasiteye sahip.

Hafta ortasında Suudi yönetimi tarafından açıklanan yedek kapasite miktarı piyasalardaki paniği önemli oranda durdurdu, fiyat düşüşünü devam ettirdi. ABD’nin de kriz zamanları için tuttuğu stratejik rezervlerini gerekli olduğu takdirde piyasanın istikrarı için kullanacağını açıklaması da piyasaları hafta sonunda rahatlattı.

Bu noktada piyasanın asıl endişesi, Suudi Arabistan’ın saldırıya uğrayan tesisleri belirtilen süre içinde faaliyete geçirememesi veya ülkenin petrol altyapısına benzer büyüklükte ikinci bir saldırının gerçekleşmesi. Mevcut yedek kapasite küresel arzı bu saldırıdan korudu ancak aynı büyüklükte bir saldırıdan koruyacak kapasitede değil.

Saldırının piyasaya asıl etkisi önümüzdeki ay belli olacak

Saldırının küresel petrol arzında kesinti yaratıp yaratmadığı, yani saldırının piyasaya asıl etkisi, Suudi altyapısına bu saldırıları takip eden benzer büyüklükte bir saldırı olmaması halinde, önümüzdeki ay belli olacak. Bu noktada Wall Street Journal’da 21 Eylül’de çıkan haberi göz önünde bulundurmak önemli. Haberde Husi militanlarının bölgedeki diplomatları ikinci bir saldırı konusunda uyardıkları (tehdit ettikleri) belirtiliyor. Bu saldırının Suudi petrol altyapısına ilk saldırı olmadığı, geçen aylarda da benzer saldırıların gerçekleştirildiği, fakat Suudi hava savunmasının bu saldırılarda yeterli olduğunu belirtmek gerek. Bu açıdan bakıldığında takip edecek bir saldırı ihtimali hâlâ masada.

Sınırlı etkinin bir diğer nedeni ise, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının azalttığı küresel talebin, piyasada fazla petrol bulunmasına sebep olması. Yüksek talebin gerçekleştiği bir dönemde gerçekleşseydi saldırının etkisi daha hissedilir olacaktı.

Suudi yetkililerin stratejik tesislerdeki savunma sistemlerinin güçlendirildiğine, mevcut yedek kapasitenin yeterli olacağına ve saldırıya uğrayan tesislerin ay sonunda tam kapasite çalışmaya devam edeceğine dair açıklamalarına rağmen, Singapur, Londra ve Cenevre petrol piyasalarında özellikle Asya’ya gidecek son mamul yüklemelerinde gecikme yaşandığı yönünde bilgiler paylaşılıyor. Asya’daki gecikmeye ek olarak, piyasada Suudi Arabistan’ın Irak Devlet Petrol Şirketi’nden (SOMO) ekim ve kasım sevkıyatları için ham petrol talep ettiğine dair bilgiler, şimdilik Suudi yetkililerin reddettiği bir söylenti düzeyinde.

Piyasa sıkıntı yaşanmayacağına ikna oldu

Piyasa, saldırının ertesi haftasında önemli bir arz sıkıntısı yaşanmayacağına, ham petrol fiyatını risk seviyesine bağlı olarak artırarak da olsa, ikna olmuş gözüküyor. Kısa vadede, belirtilen sürede tesislerin faaliyete geçmesi ve yeni bir saldırı olmaması şeklindeki olumlu senaryonun gerçekleşmesi halinde bile, petrol fiyatlarının saldırı öncesinden yüksek seviyede seyretmesi bekleniyor. Bunun sebebi piyasanın Suudi Arabistan’ın altyapısının savunma zafiyetlerinin farkına varması ve saldırıların artan isabeti ve şiddeti.

Sonuç olarak, Suudi Arabistan petrol altyapısının stratejik öneme sahip ve yüksek değerli son mamuller için kullanılan kısmına yapılan saldırının piyasaya etkisi, ülkenin kullanıma soktuğu yedek stok ve halihazırda piyasadaki arz bolluğu sonucunda sınırlı oldu. Buna karşılık saldırı, pazarın en önemli tedarikçilerden olan Suudi Arabistan’ın stratejik altyapısının kırılganlığını da ortaya çıkardı. Kısa vadede petrol fiyatlarındaki artış trendini, Suudi Arabistan’ in saldırıya uğrayan tesisleri açıkladığı tarihte sisteme geri getirebilme kapasitesi ve takip eden bir saldırı olup olmayacağı belirleyecek.

Önde gelen petrol uzmanlarının söylediği gibi: “Bukayk sistemin kalbiydi, bu saldırı da ciddiyetini önümüzdeki ay göreceğimiz bir kalp krizi.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus