Kuzey Afrika’da siyahlara yönelik ırkçılık yayılıyor: Tunus’ta Fildişili bir göçmenin öldürülmesi gerilimi arttırdı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Tunus’un başkenti Tunus’ta, 23 Aralık Pazar gecesi işlenen bir cinayet ülkedeki gerilimi artırdı. Tunus’taki Fildişililer Derneği’nin 33 yaşındaki başkanı Falikou Coulibaly’nin hayatını kaybettiği olay, İçişleri Bakanı’nın açıklamasına göre başkentin kuzeyindeki bir banliyöde cep telefonu gaspı sırasında gerçekleşti. Ülkedeki ırkçı saldırılardan yıldıklarını ifade eden Kara Afrika’dan gelen göçmenler bu son olayın ardından sokağa döküldü. Siyahlara yönelik ırkçılık, Libya’dan Fas’a kadar bütün Mağrip ülkelerinde yükselen bir sorun olarak yerini koruyor. 

Coulibaly’nin ölümünün ardından 20 yaşında bir kişi tutuklandı. Yine de yüzlerce Fildişili, Tunus’taki Fildişi Sahili Büyükelçiliği önünde toplandı. Gösteride “Özgürlük, özgürlük”, “Irkçı Tunuslular”, “Artık yeter” şeklinde sloganları atıldı. Salı günü düzenlenen bir başka gösteride ise yüzlerce Fildişili yetkililere “Tunus’ta ölmek istemiyorum!” diye seslendi.

Bu göçmenlerin çoğu Fildişi Sahili’ndeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından 2010-2011’de yaşanan çatışmalar sonrasında ülkeyi terk etmişti. Le Monde’dan Mohamed Haddad’a konuşan göstericilerden biri “Bugün Tunus’tayız, burası bizim için sığınma toprağıydı. Fakat eğer idareciler güvenliğimizi sağlayamayacaklarsa, cezalarımızı iptal etsinler ki evimize dönebilelim” diyor. Bu “cezalar”dan kasıt, aralarında vize serbestisi bulunan Tunus ve Fildişi Sahilleri’nin topraklarında 90 günden fazla kalındığında alınan ayda 25 euroluk para cezası. Bu da 2011’den beri Tunus’ta bulunan bir göçmenin ülkeyi terk edebilmek için 2100 euro ödemesi gerektiği anlamına geliyor. Aynı göçmen, “Tunus bizim için bir cezaevi. Eğer cezalar kaldırılırsa burayı ilk ben terk edeceğim” diyor.

Falikou Coulibaly cinayeti, ülkedeki Kara Afrikalılar ve yerliler arasındaki gerilimi iyice arttırdı. Gelgelelim bu yaşanan ilk siyah cinayeti değil. 2016 sonlarında üç Kongolu, Tunus şehrindeki bıçaklı bir saldırıda hayatlarını kaybetmişlerdi. O dönem hükümetin başındaki Youssef Chahed, parlamentoya ırk ayrımcılığının önüne geçecek bir yasa tasarısı sunmuştu. Bu duruma, Arap dünyasında ilk kez rastlanıyordu.

Siyah Tunusluların, eldeki veri eksikliklerine rağmen, nüfusun yüzde 10 ila 15’ini oluşturduğu düşünülüyor. Ülkenin daha çok güney bölgelerinde yaşayan siyahlar, “kehluş” (zenci) ve “muz” gibi hakaretlere maruz kalıyor.

Siyahlara yönelik ırkçılık tüm Mağrip’te yaygın

Geçen yıl CNN’in ortaya çıkardığı, Libya’daki siyah kölelerin içler acısı durumuna ilişkin videolar, uluslararası camiayı şaşkınlığa uğratmıştı. Ne var ki Tunus ya da Libya’daki bu korkunç olaylar, sadece bu ülkelere özgü değil. Siyah düşmanlığı, tarihsel ve toplumsal olarak Mağrip ülkelerine yayılmış durumda ve bu ayrımcılık gitgide artmakta. 

Cezayir‘de Kara Afrika ülkelerinden gelen 100 bine yakın mültecinin bulunduğuna inanılıyor. Yasal statüden uzak bu siyah göçmenler, şehirlerin dışında, “hayalet” gibi yaşıyor ve çoğunlukla vahşi sömürüye açık oldukları inşaat sektöründe çalışıyor.

2015 Ekim’inde Oran kentinde 30’lu yaşlardaki Kamerunlu göçmen Marie-Simone’un toplu tecavüze uğraması geniş yankı bulmuştu. Mart 2016’da Ouargla kentinde bir Cezayirlinin, Nijerli bir göçmen tarafından bıçaklanması ise öfkeli Cezayirliler tarafından göçmen avı başlatılmasına sebep olmuştu.

Fas’ta ise daha sessizce yaşanan bir ırkçılık dalgası söz konusu. 2014’te Tanca yakınlarında üç göçmen öldürülmüş; Le Monde muhabiri Charlotte Bozonnet’ye konuşan bir Kamerunlu “Bize ‘ebola’ diye sesleniyorlar” diye yakınmıştı.

Fas toprakları, Kara Afrikalı göçmenlerin Avrupa’ya geçiş noktasını oluşturuyor. Fas sınırlarında bulunan İspanyol toprakları Ceuta ve Melilla göçmenlerin ilk güzergâhı oluyor. Yakalanan göçmenler, güvenlik güçlerince dövüldükten sonra tekrar Fas’ın güney topraklarına sürülüyor.

Moritanya’da ırkçılık göçmenleri değil, halkın bir kısmını hedef alıyor: Ten rengi daha açık olan beyaz Morolar, siyah Afrikalıları “köle soylu oldukları” gerekçesiyle ayrımcılığa maruz bırakıyor. Moritanya’da kölelik 1981’de yasaklanmıştı.

Le Monde’a konuşan Faslı sosyolog Mehdi Aliou, “Bugün siyah karşıtı ırkçılık Mağrip’te hâlâ mevcut. Ten rengi daima daha alçak statüyle ilişkilendirilmiştir. Mağrip’te pek çok kabile köleliği uygulamıştı ve bu uygulamalar kolektif hafızada yer alıyor. Kölelik ve bedenin metalaştırılması ise ırkçılığın en aşırı hâlidir” diyor. 

24 Kasım’da Kazablanka’da Kara Afrikalı göçmenlerle Faslı gençler arasında olaylar yaşanmıştı.

Yerel yetkililerin göçmenlere bakışı

Gerginliğin nedenlerinden biri de idarecilerin tutumu. 15 Ağustos’ta Cezayir Başbakanı olan Ahmed Ouyahia, bir konuşmasında göçmenlerin “suç, uyuşturucu ve diğer musibetlerin sebebi” olduğunu söylemişti.

Fas’a gelince; ülkenin göçmen politikası Kral VI. Muhammed’in yönlendirmesiyle 2013’ten beri değişmiş vaziyette. Krallık, göçmenlere yönelik sert tutumu yüzünden eleştirilmekteyken iki önemli düzenlemeye imza atıldı: İlk olarak, 2014’te 25 bin belgesiz göçmeni gerekli yasal düzenlemelere tabî kıldı ve ikinci olarak da 26 bin kadar göçmenin bu konudaki talepleri yerine getirildi.

Moritanya’da ise köleliğe ve ayrımcılığa karşı mücadele çoktan siyasetin en önemli meselelerinden biri hâline geldi. Bu hareketin savunucuları düzenli gözaltı ve cezai yaptırımlara maruz kalsalar da 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, mevcut Cumhurbaşkanı Mohamed Ould Abdel Aziz’e karşı Biram Ould Dah Ould Abeid gibi bir eşitlik yanlısı adayı çıkarabildiler.

Devrim sonrası Tunus’taysa, bu mesele ciddiyetini hâlâ koruyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus