Bir göç hikayesi: Franco’dan Venezüela’ya, Maduro’dan İspanya’ya kaçmak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Washington Post gazetesinde, vaktiyle aileleriyle diktatör Francisco Franco İspanya’sından Venezüela’ya göç eden, şimdi de şiddetlenen siyasi ve ekonomik krizden ötürü doğdukları yere, İspanya’ya yeniden göçen insanların hikayesine dair yayınlanan yazıyı, önemli bulduğumuz noktalarıyla Türkçe aktarıyoruz.

Caracas Havaalanı’nda eşyalarını koyduğu valizlerin yanında beklerken, Mercedes Vasquez ağlamıyordu.

Olan biteni sindirmeye çalışırken yere bakıyordu: Ne zaman geri döneceğini bilmeden, 60 yıldan fazla süredir memleketi olan Venezüela’dan ayrılıyordu. 1949’da doğduğu ve diktatör Francisco Franco zamanında terk ettiği ülkeye, İspanya’ya vardığında ne yapacağına dair bir fikri yoktu.

Gitmek istemedi. Fakat 70 yaşındaki, kalp rahatsızlığıyla boğuşan Vasquez’in, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tetiklediği siyasi ve insani krizin ortasında başka bir seçeneği yoktu.

“Pirinçsiz, unsuz yaşarım” diyor Vasquez, “Fakat ülkemin günbegün darmadağın olduğunu, insanların çöplerdeki tenekelerden yemek yediğini, ilaç bulmak için eczaneden eczaneye amaçsızca dolaştığını görmek beni öldürüyordu. Korkunçtu” diyor.

2018 sonbaharında, havaalanı güvenliklerinin kendisini keyfi bir sebeple durdurmasından korkuyordu: “Bana ‘Göz torbaların var, uyuşturucu kullanıyorsun. Seni hastaneye götürüyoruz’ gibi şeyler söyleyebilirlerdi.”

Fakat gitmesine izin verdiler. Dokuz saatlik yolculuktan sonra Vasquez Madrid’e, gençliğinden beri görmediği bu şehre indi.

Mercedes Vasquez her ne kadar artık doğduğu şehir Madrid’de yaşıyor olsa da, “bir Venezuelalı olarak öleceğini” söylüyor.

Venezüelalı mülteciler ve sürgünler komşu ülkelere doluşmaya başlayınca, zamanında aileleri Franco’dan kaçmış olanlar da dahil olmak üzere pek çok Venezüelalı, rotasını İspanya’ya çevirdi.

İspanya Ulusal İstatistik Enstitüsü’ne göre son beş yılda, İspanya’da yaşayan Venezüelalıların sayısı ikiye katlandı. Yeni gelenlerin çoğu soy kütükleri üzerinden İspanyol vatandaşlığına başvurabiliyor. Diğerleri ise 560 bin dolarlık gayrimenkul satın almaları karşılığında verilen “altın vize”, bütçesi daha kısıtlı olanlar ise sığınma başvurusunda bulundu. Venezüela, 19 binden fazla başvuruyla İspanya’ya sığınma başvurularında başı çeken ülke oldu.

İspanya’da kalabilenler için ortak dil ve kültürel benzerlikler, bu geçişi kolaylaştırıyor. Kimi Venezüelalılar da İspanya’daki akrabalarıyla birleşiyor. Örneğin Vasquez, yıllar önce ülkeye gelmiş ve çocuk sahibi olmuş kızıyla yeniden bir araya geldi.

Fakat hâlâ, epeydir mazide kalmış bir hatıra olmaktan öteye geçmemiş bir ülkeye yeniden bağlanmak, zor olabiliyor. Madrid’de bir cafe’de otururken Vasquez şunları söylüyor: “İspanya hakkında belli düşüncelerim var -sosyal hizmetler, yaşam kalitesi… Fakat futbolu sevmiyorum, boğaları da. Barda ayakta durup yemek yemekten hoşlanmıyorum. Bir Venezüelalı olarak öleceğim.”

“İnsanlık projesine karşı bir şey”

Vasquez gibi Sebastian de la Nuez de İspanya’da doğmuş. 1953’te, Franco yıllarında, ailesiyle Venezüela’ya göçmüşler.

De la Nuez 2016’da dönmüş. Venezüela’dan gitmeden kısa süre önce penceresinden, hemen apartmanının dışında polisle göstericiler arasında bir çatışmaya şahit olmuş. “Öğrencilere ateş ettiler” diyor.

Sebastian de la Nuez

Maduro’nun Venezüela’sında geçirdiği yıllardan sonra, zulmün her türlü diktatörlüğe içkin bir şey olduğuna dair hiçbir şüphe kalmamış içinde. “İnsanlık projesine karşı bir şey.”

Ancak babası kısa bir süre Franco’ya hizmet etmişti ve de la Nuez, geçtiğimiz günlerde Franco’nun doğduğu ve sık sık saldırıya uğrayan çocukluğunun geçtiği evin bulunduğu Galiçya’daki Ferrol kasabasına gitti. Tam olarak ne arıyordu, söyleyemedi.

“İspanya’ya geri gelmek içimde bir şeyler uyandırdı” diyor, “Babam asla bu konuda konuşmak istemezdi.”

Mercedes Vasquez, babası ile İkinci İspanya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Manuel Azaña’nın aynı karede bulunduğu fotoğrafı elinde tutarken.

Muhalefetin diplomatik temsilcileri de Venezuela’daki göçmen topluluğu arasında. Aralarında İspanya’nın bulunduğu Batı ülkeleri tarafından Venezüela Devlet Başkanı olarak tanınan Juan Guaido’nun imajını parlatmakla meşguller. Guaido’nun temsilcileri start-up firmalar gibi çalışıyorlar. Madrid’de ekonomi profesörü olarak çalışan, Guaido’nun Avusturya temsilcisi William Davila, “Benim ofisim şahane Viyana kafeleri, şoförlerim Uber şoförleri” diyor.

Guaido’nun İspanya temsilcisi Antonio Ecarri Bolivar da, “İspanya’da her aile, Venezüela’ya gidip zengin olmuş birini tanır. Venezüela her zaman göçmenlere kucak açmış bir ülke olmuştur. Venezuela tarihinde ilk defa böyle toplu bir göç yaşanıyor. 40 yıllık demokrasi tarihinde, kapılar her zaman göçmenlere açık oldu ve Venezüela zengin olduğu için bu insanlar da zengin oldu” diye konuşuyor.

Fakat şimdilik, memleketin hatırası ve onun bir gün yeniden memleket olacağının umudu var. De la Nuez, “Bu bir his, geçen gün sokakta yürüyordum ve çok ilginç, Caracas’taki bir sokağın tıpkısıydı. Hep Caracas’ın hayalini kuruyorum” diyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus