Gezi Davası’nda savunmasını yapan Yiğit Aksakoğlu: “Bu iddianame sivil toplumu kriminalize etme çabasıdır”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

16 sanığın yargılandığı Gezi Davası’nın ilk duruşması bugün görülüyor. Davanın tutuklu sanıklarından ve ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılanan sivil toplum uzmanı Yiğit Aksakoğlu bugünkü duruşmada savunmasını yaptı. İddianameyi eleştiren Aksakoğlu, “Bu iddianame sivil toplumu kriminalize etme çabasıdır” dedi.

Silivri’deki İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın ilk duruşmasında Osman Kavala’nın ardından savunmasını yapan Aksakoğlu iddianameyi eleştirdi. Geçmişte yaptığı sivil toplum çalışmalarını anlatan Aksakoğlu, çalışmaları boyunca milli eğitim müdürlükleri, AKP ve CHP’li belediyelerle ortak çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Kendisiyle ilgili yapılan dinlemelerin Gezi Parkı eylemleri sona erdikten, park boşaltıldıktan sonra yaptığını belirten Aksakoğlu, “Benim hakkımda dinleme kararı veren hâkimler ve savcıların bir kısmıyla aynı cezaevinde kalıyorum” dedi. 220 gündür tutuklu bulunan Aksakoğlu savunmasında şunları söyledi:

“Sivil toplum ve sosyal kalkınma alanında araştırma yapan ve yayınlar hazırlayan bir uzmanım. Hayatımın hiçbir döneminde demokrasiye karşı bir yönetimden taraf olmadım. İddianamedeki suçlamalar temelden yoksundur ve faaliyetlerime ters düşmektedir.

Benim Milli Eğitim Bakanlığı ile 2013’te yürüttüğüm bir proje iddianamede konu olmuş. Projelerimle ilgili konuşmalarım Gezi Olayları’yla ilgili gibi gösterilmiş ve 220 gündür tutukluyum. AKP’li belediyelere aktarılan paraların görülmemesi, gazeteciler tarafından ya kötü niyet ya ihmaldir. 7 aydır 10 metrekarelik hücrede tek başıma tutuluyorum.

2013 yılında çözüm sürecinde kurduğum Diyalog Grubu’nun ardından, şimdi benimle aynı cezaevinde olan savcılar ve polislerce dinlendim. 2013’te yapılan dinlemelerin kıymetlendirilerek 6 yıl sonra yeniden kullanılmasını anlayamıyorum.

Ben hiçbir zaman şiddetle değişimden yana olmadım, ama değişimden yana oldum. Sivil toplum, doğası gereği siyasidir ama talepleri noktasında siyasetten ayrılır. Sivil toplumun amacı hükümeti değil, kendisine olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktır.

Sivil toplum yöntem olarak şiddeti dışlar. Cebir ve şiddetle hükümeti yıkmak sivil toplumun alanı değildir. Bir sivil toplumcu ve uzman olarak şiddeti ve şiddetle değişmeyi savunmadım. Cebir ve şiddetten anlamam. Bu 657 sayfalık iddianamede suç yok, suçlu var; pervasız bir ağırlaştırılmış müebbet talebi var.

Hakkımda somut olarak sunulan tek delil, 2013 yılında yapılan telefon dinlemeleri. 26 Haziran 2013 ve Aralık 2013 arasında gerçekleşen dinlemelerden 31’i girmiş iddianameye. Şubat 2013’te yaptığım 43 görüşmenin içeriği yok, sayı olarak belirtilmiş.

İddianamede, şiddetsiz eylemlerde piyano çalınması ve ‘duran adam’ ile yeryüzü iftarlarına ilişkin bir ses kaydım var. O konuşma, bu eylemlerden bir ay sonra yapılmış. Ne durmak, ne piyano çalmak, ne de iftar yapmak suç. Tarihler belirtilmeden tapelerin iddianameye konulması suçlu gösterme çabası.

İddianamede Gezi Olayları öncesinde ya da sonrasında ismim geçmiyor. Taksim Dayanışması ile Anadolu Kültür ile Açık Toplum ile ilişkim yok. Olması suç değil, ama yok. Otpor-Canvas ile de yok. Bunları bırakın, Gezi’ye gittiğime dair bile bir delil yok.

Eğer tüm iddianameler böyleyse yazık bizim hukuk sistemimize, eğer bu iddianame böyleyse yazık bize.

Bu davada yargılananlarla bile ilişkisi olmayan Yiğit Aksakoğlu, Gezi eylemlerini yaygınlaştırmış ve derinleştirmiştir diyor bu iddianame. Ben neden bu iddianamede varım? Ne Gezi’den kalkışma, ne de bu davadan suç çıkar. FETÖ’cü savcı ve polislerin sözde delilleri kıymetlendirilerek hazırlanan bu iddianame hiçbir somut delile dayanmıyor.

Ben sadece yasal değil, meşru bir şekilde STK yönettim. Bu iddianame, Türkiye’de zaten can çekişmekte olan sivil toplumu kriminalize etme çalışmasıdır. Bu dava sadece benimle, Gezi ile değil, hukukla yurttaş arasında örülen duvarla ilgili. Vereceğiniz karar bu duvarı yıkmayacak; duvara bir taş daha ekleyecek ya da eksiltecek.

Eğer çağrılsaydım ifade verirdim, 220 gün hapiste olmasaydım da burada olurdum, 6 yıl sonra kıymetlendirilmiş delilleri karartmam mümkün değil. ‘Pişman mısınız?’ diye sormanızdan korkuyorum çünkü ne neden pişman olmam gerektiğini, ne de suçumun ne olduğunu bilmiyorum.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus