İranlılar anlatıyor: “Yaptırımlar belimizi büktü”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD, İran’a yaptırım üzerine yaptırım uygularken ekonomik darboğaz en çok sıradan insanları vuruyor.

Associated Press, son haftalarda askeri olaylarla gündeme gelen iki ülke arasında tırmanan gerilimin İranlılar’ın günlük hayatına etkisini araştırdı.

Habere göre 80 milyonluk ülkenin içinde olduğu ekonomik krizin etkileri, bir metro müzisyeninin içi boş, yıpranmış şapkasından yakında evlenecek bir genç kızın boş çeyiz sandığına kadar her yerde göze çarpıyor.

Pek çok kişi, 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadan ülkesini çekip yaptırımları hayata sokan ABD Başkanı Donald Trump’ı ve onun İran’a yönelik saldırgan politikasını suçluyor.

Tahran Kapalıçarşı’da bir halı satıcısı, müşterilerin artık uğramadığı, boş dükkanında yalnız başına oturuyor.

Son haftalarda İran, Avrupa ülkeleri Trump’ın “ekonomik savaşının” hafifletilmesi için araya girmezse anlaşmadan çekilme tehdidinde bulundu. İran ayrıca geçen hafta ABD’ye ait İnsansız Hava Aracını (İHA) düşürerek bölgede artan ABD askeri varlığına karşı durmaya hazır olduğunu gösterdi.

ABD ise daha da fazla yaptırım tehdidiyle karşılık verdi.

Fakat pek çok İranlı da, olan bitenlerden, 40 yıl önceki İslam Devrimi’nden beri bir krizden ötekine atlayan kendi devletlerini sorumlu tutuyor.

Yakında evlenecek olan 22 yaşındaki muhasebeci Şiva Keşavarz, “Ekonomik savaş bir gerçeklik ve insanlar olağanüstü baskı altında” diye konuşuyor: “Devlet bize güçlü olmamız ve baskıya dayanmamız gerektiğini söylüyor, ama artık çoktan kırılan kemiklerimizin sesini duyuyoruz.”

Motosiklet taksi sürücüleri başkent Tahran’da mal taşıyor.

Bir döviz bürosuna uğramak, çoğu kişinin yaşadığı ekonomik zorlukları dramatik bir şekilde anlatıyor. Nükleer anlaşma imzalandığı zaman 1 dolar 32 bin riyaldi. Şimdi döviz bürolarının önündeki rakamlar fırlamış durumda: 1 dolar artık 130 bin riyal.

Resmi istatistiklere göre enflasyon yüzde 37. Üç milyondan fazla kişi, diğer bir deyişle çalışma yaşındakilerin yüzde 12’si işsiz. Eğitimli gençlerde bu oran iki katına çıkıyor.

Riyalin değerini kaybetmesi ve enflasyon, meyve-sebzeden otomobil tekerleğine, yağdan cep telefonları gibi daha pahalı ürünlere kadar her şeyi daha pahalı hale getirdi. İki ortalama memur maaşı ile basit bir cep telefonu alınabilirken bir iPhone ise 10 maaş değerinde.

Krizin etkilerinin en fazla gözlemlenebildiği yerlerden biri Tarihi Tahran Kapalıçarşısı.

33 yaşındaki motosiklet taksicisi ve kurye Hüseyin Rüstemi, sırf fren balatası fiyatlarının beşe katlandığını anlatıyor.

Associated Press muhabirlerine konuşan Rüstemi, suçu ülkenin yöneticilerine atıyor: “Sorunlarımızın nedeni yetkililerin beceriksizliği. Ülkemiz servet ve zenginliklerle dolu.”

Zenginlikler kısmı doğru: İran doğalgaz rezervleri bakımından dünyada ikinci, petrol rezervleri bakımından ise dördüncü sırada.

Fakat maksimum baskı politikasıyla Trump, hem İran’ın ham petrol ihraç etmesini imkansız kıldı, hem de İran’dan petrol alan ülkelere yaptırım tehdidinde bulundu. İran’ın yıllık 80 milyar dolar tutarındaki kamu harcamalarının üçte biri petrol gelirleriyle yapılıyor. Bu da petrol gelirlerindeki bir düşüşün sosyal yardım planlarını ve askeri harcamalarını olumsuz etkileyeceği anlamına geliyor.

Ülke bütçesinin geri kalanı vergiler ve petrol-dışı ihracattan geliyor. Petrol-dışı ihracat ürünlerinin yüzde 50’si, petrokimya endüstrisinden geliyor.

Tahran Kapalıçarşısı’nda bir çocuk sürdüğü el arabasına dayanarak dinleniyor.

“Hükümet her sorunu ABD yaptırımlarına bağlıyor”

Tahran’daki Lale Parkı’nda emekli öğretmen Zahra Gasımi hükümeti “her sorunu” ABD yaptırımlarına bağlamakla suçluyor.

Temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktan şikayet ediyor Gasımi. Sebze-meyve fiyatlarının yanı sıra bir şişe sütün fiyatı ikiye katlandı.

Gasımi, “Bu baskılar ve yöneticilerin bir çözüm bulamaması yüzünden ölüyoruz” diyor.

Başarısız ekonomi politikaları nedeniyle insanlarda yıllarca süren rahatsızlık, 2017 sonlarında protestoları tetikledi. Protestolar 2018 başında büyüyerek onlarca şehir ve kasabaya taştı.

İran’ın bugünkü sorunlarının kaynağında, 1 milyon insanın hayatına mal olan ve 1988’de sona eren İran-Irak Savaşı’nın ardından özelleştirme planlarının başarısız olması bulunuyor.

Fakat Petrol Bakanı Bican Zanganeh bu ayın başında, şu anki durumun Saddam Hüseyin’in İran’ın petrol ticaretini hedef aldığı savaş sırasındakinden daha kötü olduğunu savundu: “Saddam bizim sanayi tesislerimizi hedef alırken böyle bir ihracat sorunumuz yoktu. Şimdi İran etiketli petrolü satamıyoruz.”

Genç bir işçi el arabası üzerinde soluklanıyor.

Zimmetçiler ve hırsızlar”

Kimi İranlılar ise yolsuzluktan şikayetçi.

“Bizim sorunumuz zimmetçiler ve hırsızlar” diyor, devrim öncesinden beri Kapalıçarşı’da elbise satan Nasrullah Pazuki: “İktidara gelen insanların dürüstçe ve ciddi bir biçimde halk için çalışmak yerine, birkaç ay sonra onların milyarlarca para çalıp kaçtıklarını ya okuyoruz, ya da duyuyoruz.”

Manifaturacı Cafer Musavi, yaptırımların bazı sorunlar yarattığını ancak sıkıntıların çoğunun aşırı boyutlara varmış rüşvetten kaynaklandığını düşünüyor.

“Ekonomik savaş sınırlarımızın dışından değil, içinden geliyor. Devlet içinde, üreticiler içinde, halk içinde bütünlük olsa biz bu sorunların üstesinden gelebilirdik.”

İnsanlar her gün kalabalık Tahran metrosuyla işlerine gidip geliyorlar ve görünüşe göre her gün daha da az kazanıyorlar.

Bir metro vagonunda Abbas Feayuci ve oğlu Rahmet, hüzünlü İran türküleri söylüyor.

“İnsanlar eskisinden daha az para veriyor” diyor üç çocuklu, 47 yaşındaki Feayuci, “Neden bilmiyorum, ama insanların eskisine göre daha az parası var.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus