İki Satır (5): “Muhafazakâr camiadaki uçurum, sokağa kibir eleştirisi ve adalet arayışı olarak yansıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bahadır Özgür ve Hakkı Özdal 23 Haziran İstanbul seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloyu yorumladı.

Seçimden çıkan sonuç, çok daha temel dinamiklerdeki değişimin bir ürünü olarak da okunabilir. Özellikle AKP’nin geleneksel tabanını oluşturduğu düşünülen ilçelerdeki oy kayması ile sosyoekonomik değişim arasında bir paralellik bulunuyor. Peyami Safa’nın muhafazakâr kültürel iklimi okumada sık kullanılan Fatih-Harbiye çatışmasına atıfla belki de bugün bir Fatih-Başakşehir çatışmasından bahsetmek mümkün. Muhafazakâr olarak etiketlenen kesimlerin içinde AKP’nin ekonomi politikasının yarattığı sınıfsal bir ayrışma yaşanıyor. Kaynaklara sınırsız erişime sahip muhafazakârlarla ücretle geçinmeye çalışan ve kendini muhafazakâr olarak siyaseten konumlandıranlar arasındaki uçurum, sokağın diline de kibir eleştirisi ve adalet arayışı olarak yansıyor. 23 Haziran sonrası yeni siyasi mimariyi de bu keskin kırılmanın belirleyebileceğini söylemek mümkün. Dolayısıyla Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu merkezli AKP içindeki yeni siyasi arayışlar belki Meclis aritmetiğinde bir anlam ifade edebilir, orada bir bölünme yaratabilir; lakin seçmende, AKP tabanında bölünme yaratması pek mümkün görünmüyor. Çünkü o taban artık aynı taban değil.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus