Cumhuriyet Gazetesi davası: 73 barodan “İnfazı durdurun” çağrısı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumhuriyet Gazetesi davasında beş yılın altında hapis cezasına mahkûm edilen ve 104 gündür Kandıra Cezaevi’nde tutulan altı eski çalışanın infazının durdurulması için 73 baro başkanı Yargıtay’a çağrı yaptı. 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 16 Temmuz’da Cumhuriyet Gazetesi davasında verilen mahkûmiyet kararlarının bozulmasını istedi. Tebliğnamede, davanın temelini oluşturan “yayın politikası değişikliği ile örgüte yardım” suçlamasının olgusal olmadığı ifade edildi. Başsavcılık, bu görüşün 25 Nisan’dan bu yana cezaevinde bulunan eski çalışanların durumuna da etki etmesini istedi. Ancak, tebliğname değerlendirilmeden adli tatil başladı ve cezaların infazına devam edildi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırlanması beklenen yargı paketiyle infaz yasasında değişiklik yapılacağı öngörülüyordu. Bunun işareti Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’den gelmişti. Yargı paketinin yasalaşması durumunda ifade özgürlüğü davalarında beş yılın altından ceza alan kişilerin de Yargıtay nezdinde temyiz hakkı olacaktı. Ancak, yasa tasarısı görüşülmeden Meclis tatile girdi.

Dava aşamasında Musa Kart, Güray Öz, Hakan Kara, Mustafa Kemal Güngör, Önder Çelik ve Emre İper dokuz ay tutuklu kalmıştı.

İstanbul, Ankara ve İzmir baro başkanları ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun da imzasının bulunduğu açıklama şöyle:

Bilindiği üzere, üç meslektaşımızın da aralarında olduğu Cumhuriyet Gazetesi yöneticilerinin ve bazı yazarlarının yargılanarak mahkûm edildiği bir dava sözkonusudur. 

Ülkemizdeki ifade ve basın özgürlüğü bakımından simgesel bır nitelik taşıyan bu davanın, yalnızca yargılananları değil, ülkemizdeki bütün gazeteler ve gazetecileri ilgilendiren önemli sonuçlara gebe olduğu, kamuoyunda genel kabul görmektedir.

Bu davada, aynı eylem nedeniyle yargılanmakta olan gazete yöneticilerinden bir kısmı için beş yılı aşmayan cezalara hükmedilmiş ve kanun temyiz yolunu kapalı tuttuğundan, bu kişiler yönünden verilen cezalar istinaf aşamasında kesinleşmişti. 

Böylece, gazete yöneticilerinden altısı soruşturma aşamasında tutuklu kaldıkları dokuz aydan artan cezalarının infazı için 25 Nisan 2019’da, yeniden Kocaeli F Tipi Kapalı Cezaevine konulmuştu.

Geçtiğimiz günlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, beş yıldan fazla ceza aldığı için verilen hükmü temyiz ede(bile)n gazete yöneticilerinin başvurusu hakkındaki görüşünü hazırlayarak, ilgili ceza dairesine bildirdi.

Başsavcılık tebliğnamede, gazetenin yöneticileri hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulması ve beraat kararı verilmesi gerektiğini, bu bozmadan ‘Sirayet etkisi’ nedeniyle halen Kocaeli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde cezaları infaz edilmekte olan gazete yöneticilerinin de yararlanması gerekeceğini belirtmiştir.

Davayla ilgili yeni ve önemli bu gelişme, aynı dosyada, aynı suçtan yargılananlar arasında temyiz hakkı bakımından farklı uygulama yapılması nedeniyle, temyiz hakkı olanların cezaevine girip girmeyeceği Yargıtay’ın kararına göre belli olacakken, aynı konumdaki bazılarının -üstelik daha az ceza almalarına karşın- cezalarının infazına devam edilmesi, kamu vicdanında rahatsızlık yaratmaktadır.

Nitekim, yaklaşık iki ay önce Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde de, Adalet Bakanınca kamuoyuna yapılan açıklamada da, bu adaletsiz duruma değinilmiş, sorunun ilk yargı paketinde yer alacak bir yasal düzenlemeyle çözüleceği, bunun da TBMM tatile girmeden gerçekleştirileceği duyurulmuştu. 

Ancak, bu yönde herhangi somut bir adım atılmadan, insanlarda yaratılan beklenti ve umut dikkate alınmaksızın, Meclis tatile girdi.

Yargıtay ilgili ceza dairesinin tebliğnamedeki görüş doğrultusunda bir bozma kararı vermesi halinde, cezası infaz edilmekte olan gazete yöneticilerinin uğramış olduğu ağır haksızlık ve mağduriyetin telafisi ne yazık ki mümkün olamayacaktır. Onlar, haksız yere yattıklarıyla kalacaktır. Bu nedenle, hiç olmazsa bugünden sonra, bir gün dahi gecikmeye fırsat verilmeden, bu kişiler hakkındaki cezanın infazının durdurulması, hukukun ve adaletin gereği, kamu vicdanının acil ve haklı beklentisidir.

Dava avukatlarının infazın durdurulmasına dair taleplerinin, -adli tatilin bitmesi beklenmeksizin- Yargıtay nöbetçi ceza dairesince bir an önce karara bağlanması, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevi bulunan baroların da beklentisidir.

Yargıtay’ı, kamuoyu vicdanını derinden yaralayan bu ağır haksızlık ve adaletsizliğe derhal müdahale etmeye davet ediyoruz.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus