AİHM’nin hakkında en fazla hak ihlali kararı verdiği ülke Türkiye: Demirtaş, Kavala ve Vikipedi davaları ilişkileri zorlamaya devam ediyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Haber: Merve Özçelik-Caner Polat / Kurgu: Caner Polat-Hazar Dost

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) hakkında en çok karar verilen ülke konumunda. Türkiye hakkında 1987’den bu yana 3 bin 386 karar alındı. Bunların 2 bin 988’inde, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) en az bir maddesini ihlal ettiğine hükmedildi. İhlal hükmü verilmeyen karar sayısı ise sadece 77. Bir kararda birden fazla maddenin ihlal edildiğine hükmedilebildiğinden dolayı, Türkiye’nin AİHM’ye göre toplam ihlal sayısı 4 bin 640.

Son iki yıl içerisinde AİHM’ye Türkiye’den çok önemli dosyalarla başvurular yapıldı. Bunlardan en dikkat çekeni eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın başvurusu. AİHM, Demirtaş ile ilgili kararını 20 Kasım 2018’de açıklamış, Demirtaş’ın tutukluluğunun sonlandırılmasına dair tüm önlemlerin alınmasına hükmetmişti. Ancak Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi AİHM’nin kararını tanımadı ve Demirtaş’ı tahliye etmedi. Bunun üzerine Demirtaş’ın avukatları AİHM Büyük Daire’ye başvurdu.

Osman Kavala ve Vikipedi dosyaları da AİHM’nin gündeminde.

Peki Türkiye, AİHM kararlarına uymazsa, sonuçları ne olur? AİHM’nin tahliye kararlarına uyulmaması, Türkiye’nin Avrupa Konseyi’nden men edilmesine yol açabilir mi? Yargı reformu, AİHM önündeki Türkiye ile ilgili başvuruların sayısını düşürebilecek mi?

Medyascope’tan Merve Özçelik ve Caner Polat’a konuşan Basın Konseyi İkinci Başkanı Dr. Muray Önok, Türkiye’nin Avrupa için çok önemli bir ülke olduğunu, bu sebeple verilen tahliye kararlarına uyulmamasının Avrupa Konseyi’nden men edilme noktasına varmayacağını söyledi. Ancak tahliye kararlarına uyulmamasının Türkiye demokrasisi için “çok kötü” bir durum olduğunu vurguladı.

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yaman Akdeniz ise AİHM’nin Türkiye’ye ilişkin kararlarında “tedbirli” davrandığını, bunun sebebinin ise ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın defalarca dile getirdiği Suriyeli sığınmacıların Avrupa’ya doğru “göç yollarının açılması tehdidi” olduğunu belirtti.

Eski AİHM Raportörü Tuğçe Duygu Köksal da, ”ifade ve düşünce özgürlüğü” konusunda Türkiye mahkemelerinin iyi bir sınav vermediğini, bu durumun düzeltilmesi için “yargı bağımsızlığının” teminat altına alınması gerektiğini söyledi. Halihazırda taslak halinde bulunan yargı reformu paketine ilişkin açıklamalarda bulunan Köksal, “Mesele kanun maddelerinin değiştirilmesi değil, mesele uygulayıcıların keyfiliğine son verilmesidir” dedi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus